PDA

Tüm Versiyonu Göster : Rüya ile ilgili sual ve cevaplar


ALbaTRoS
24-03-2007, 02:07
Sual: Rüyada Peygamber efendimizi değişik şekillerde görmek neye alamettir?
CEVAP
Rüyada Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamı hakiki şekliyle gören, muhakkak Onu görmüş olur. Çünkü şeytan Onun şekline giremez. Fakat şeytan başka şekle girip görünebilir. Resulullahı tanımayan kimsenin, bunu ayırması kolay olmaz.

Bazı âlimler de, (Peygamber efendimizi değişik şekilde görmek, yine Onu görmek olur. Fakat bu, o kişinin dindeki noksanlığına alamettir. Peygamber efendimizi rüyada gerçek şekliyle gören ve mümin olarak ölen herkes Cennete gider) buyurmuşlardır.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür. Ben her surette görünürüm.) [Deylemi]
(Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür. Çünkü şeytan benim şeklime giremez.) [Hatib]

(Beni rüyada gören, uyanıkken görmüş gibidir.) [İbni Mace]
(Beni rüyada gören, Cehenneme girmez.) [İbni Asakir]

Rüyada Namaz Selamı görmek tabiri

bir kimse rüyada namazini tamam ederek selam verdigini görse, o kimse üzüntü ve kederlerden kurtulur ve onun hali sevgi ve muhabbete dönüsür. sag tarafina selam vermesi, bazi islerinin iyilesmesine ve sol tarafa selam verip sag tarafina selam vermemesi de, islerinin bir kisminin cikmaza girmesine ve kendisinin de sikintiya düsmesine isarettir. rüyada namazi bitirip selam vermek, peygamberin eser ve sünnetine tabi olmaya, isten aynimaya, birini yerine veli tayin etmeye, yolculuga ve rizka isarettir. sag taraftan evvel sol tarafina selam verdigini gören kimse, serre uyarak bid'at seylerin arkasina düsmesine isarettir. selam vermeksizin namazda kalmak, menfaat elde etmek icin dikkat ve ihtimam ve sermayeyi ihmal etmesine isarettir.



Rüya

Resûlullah (a.s) buyuruyor:
Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür, çünkü şeytan benim suretime giremez.
Benden sonra, peygamberlikten sâdece müjdeciler kalacaktır. Sâlih rüyadır.
En doğru rüya seher vakitlerinde görülen rüyadır.
Gündüz görülen rüyalar doğru çıkar.
Mü'minin rüyası, nübüvvetin kırk cüzünden bir cüzdür. Bu rüya, anlatılmadığı müddetçe bir kuşun ayağında durur. Anlatılacak olursa hemen düşer.
"Rüya Allah'tandır. Sıkıntılı rüya şeytandandır. Öyle ise, sizden biri, hoşuna gitmeyen kötü bir rüya görecek olursa sol tarafına tükürsün ve ondan Allaha sığınsın, kendisine asla zarar edemiyecektir.
Salih rüya rahmani, karışık rüya şeytanidir.
Sâlih rüyayı sâlih kişi görür.
Sözü doğru olanın, sadık kimselerin rüyası da doğru çıkar.
Zaman yaklaşınca, mü'minin rüyası, neredeyse yalan söylemeyecek. Esasen mü'minin rüyası, peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür." Peygamberlikten cüz olan şey yalan olamaz.
İslâm'da rüya hukukî bir kaynak ve delil değildir. Yalnız gören kişi ile alakalıdır. O kişi de bu rüyasını hayra yorar ve bu rüya yalnız kendisini bağlar. Allah (c.c), insanların Levh-i Mahfuzdaki durumlarından bigilendirilen olan bir grup meleği rüya işiyle görevli kılmıştır. Görevli melek Levh-i Mahfuz'dan aldığı durumları bir takım olaylar ve şekiller haline sokarak ilgili insanın rüyasında kalbine yerleştirir ki, o kimse için bir müjde veya uyarı ya da kınama değerinde olsun. Böylece hikmetli, yararlı veya sakındırıcı bir faaliyet gösterilmiş olur. İlgili melek bu gayret içinde iken şeytan da insana karşı duyduğu kin ve düşmanlıktan dolayı onu uyanık iken rahat bırakmak istemediği gibi, uyku aleminde de rahat bırakmak istemez. Ona bir takım hile ve tuzaklar kurmaktan geri durmaz. Şeytan insanın rüyasını bozmak üzere ya onu gördüğü rüya hususunda yanıltmak ister veya rüyasında gafil olmasını sağlamaya çalışır.

Rüyada görülen durum, bazan aynası olduğu işe aykırı olur. Uyanık kişinin kalbinde yaratılan itikad ve kanaat, bazı olayların aynası görünümünde olmasına rağmen bunun tersi çıkabilir. Meselâ bulut yağmurun belirtisidir. Allah (c.c) bulutu yağmurun alameti olarak yaratmıştır. Ama bazen bulut olmasına rağmen yağmur yağmayabilir. Aynı şekilde, uyku halindeki insanın kalbinde yarattığı itikadı ve inancı, bir hadisenin belirtisi olarak yaratmıştır. Fakat bazan yağmur yağmadığı gibi o olay da olmayabilir. Uyku halindeki insanın kalbinde söz konusu itikad bazen meleğin huzurunda oluşur. Bu takdirde sevindirici rüya görülür. Bazen de şeytanın hazır bulunduğu bir zamanda oluşur. Bu takdirde üzüntülü ve zararlı rüya görülür. Rüyanın mahiyeti hakkında en üstün bilgi Allah katındadır.



rüyada bildirilen beş sır

Önceki Peygamberlerden birisi, bir gün bir rüyâ görür. Rüyâsında kendisinden, sabahleyin kalkınca karşısına ilk çıkan şeyi yemesi, ikinci olarak karşılaştığı şeyi gizlemesi, üçüncü olarak karşılaştığı şeyi kabûl etmesi, dördüncü olarak, karşılaştığını yeise, ümitsizliğe düşürmemesi, beşinci olarak karşılaştığından da kaçması istenir.

Sabah olur. O peygamber aleyhisselâm kalkınca, karşısında gözüne ilk çarpan büyük ve kapkara bir dağ olur. Bu manzara karşısında duraklar, hayrete düşer ve kendi kendine, "Rabbim bana onu yememi emretti. Rabbim bana, gücümün yetmeyeceği şeyi emretmez" diye düşünür.

Onu yemeğe azmederek oraya doğru yürür. Fakat yanına yaklaşınca dağ birden küçülür, küçülür ve baldan daha tatlı bir lokma hâline gelir. Peygamber onu yiyerek yola koyulur.

Biraz gidince karşısına altın bir tas çıkar. Hemen bir çukur açarak onu toprağa gömer ve tekrar yola koyulur. Fakat biraz gittikten sonra dönüp arkasına baktığında altın tasın toprağın üstüne çıkmış olduğunu görür. Geri döner. Onu tekrar gömerek yine yoluna devam etmek üzere hareket eder. Fakat biraz gidince yine dönüp geriye baktığında, altın tasın yine dışarıda olduğunu hayretle müşâhede eder. Bu dönüp gömmeler birkaç defa tekrarlandığı hâlde altın tas yine üste çıkar. Nihâyet peygamber, "Ben, Rabbimin bana olan emrini yerine getirdim" diyerek onu gömmek için bir daha geri dönmez ve yoluna devam eder.

Biraz gidince, kendisine doğru gelen bir kuşla karşılaşır. Kuşun peşinde de bir şâhin var. Kuş, "Ey Allahın nebîsi, beni kurtar" diyerek Peygamberden yardım ister, Peygamber de onu himâyesine alarak, "Üçüncü olarak karşılaştığın şeyi kabûl et" emri gereğince onu yeninin içine saklar. Bu arada onu avlamak için peşinden gelmekte olan şâhin gelip, "Ey Allahın nebîsi, ben aç idim. Sabahtan beri onu avlayıp karnımı doyurmak için uğraşıyordum. Tam yakalayacağım sırada onu benden aldın. Rızkıma mâni olma!" der. Bu sırada Peygamber aleyhisselâm, "Benden, üçüncü olarak karşılaştığımı kabûl etmem, dördüncü olarak karşılaştığımı da yeise düşürmemem istenmişti. Üçüncü bu kuş. Onu kabûl edip kurtardım. Ya dördüncüyü ne yapayım? Onu ümitsizliğe düşürmemem lâzım" diye düşünür. Yanında bulunan etten biraz keserek beklemekte olan avcı kuşa atar. O da onu alıp gider. O uzaklaşınca saklamakta olduğu kuşu da salıvererek yoluna koyulur.

Yolda ilerlerken beşinci olarak pis kokulu bir cîfe, pislik ile karşılaşır. Geceki rüyâ gereğince ondan da süratle uzaklaşır. O gece rüyâsında kendisine gündüz olan hâdiselerdeki hikmet, sır şöyle izâh edilir:

-Birinci olarak, çok büyük ve kapkara bir dağ olarak gördüğün ve sonradan baldan daha tatlı bir lokma hâline gelen şey, öfke ve kızgınlıktır. Öfke, önce büyük bir dağ hâlindedir. Sabır edildiği ve yenildiği zaman baldan daha tatlı bir lokma olur.

-İkinci olarak karşılaştığın altın tas, güzel ve iyi amellerdir. İyi ve güzel ameller, hareketler, davranışlar ne kadar örtülürse örtülsün, yine de açığa çıkar ve kendilerini belli ederler.

-Üçüncü olarak, sakladığın kuş, sana sığınana ihânet etmemeni, himâyene almanı öğretmek istemektedir.

-Dördüncü hâdise, birisi senden bir şey istedi mi, kendi ihtiyâcın olsa bile onun hâcetini görmek gerektiğine işârettir.

-Beşinci olarak, karşılaştığın ve kendisinden kaçtığın pis kokulu cîfe gıybete işârettir. Gıybet eden, ötekini-berikini çekiştiren insanlardan, pis kokulu cîfeden kaçarcasına kaç!..


Rüyada Zumer suresı görmek


Bu süreyi rüyasinda okuyan veya okundugunu görüp dinleyen kimse, kitap meraklisi olur. Bir çok kitap toplar. Onlardaki ilmi ögrenerek halka faydali olur. Kiyamet gününde iman edenlerin en ön safinda bulunur. Rüyada Zümer Suresinl veya ondan bir parçayi okudugunu görmek; kiyamet günü mü minlerle ön safta bulunmaya, güzel akibete ve kitaplara isarettir.


Rüyada Gelen Uyarı


Rüya kimi zaman müjdedir müminlere, kimi zamansa uyarı… Allah’tan hayır dileyenlere, Rahman isminin tecellisi ile Allah; bir rüya ile bile uyanıklığı nasip eder. Uyarı ve ardından gelen yıllarca sürecek bir uyanıklık ve kurtuluş için sürekli tövbe ve bitmez bir gayret…

İşte yaşanmış olayda bu var… yapılanların hesabı soruluyor, bu rüyada sahibine…


Muğla'nın Milas ilçesinde yaşayan orta yaşlı bir adam, bir gece, hayatının akışını değiştiren dehşetli bir rüya görür.

Rüyasında adam kendi ölümünü görmüştür. Öldükten sonra, vücudu teneşirde yıkanmış, kefelenmiş ve mezara defnedilmiştir.

Rüya çok net ve berraktır. Adam mezara konulup yapılan dualar ve okunan Kur'an-ı Kerim ile birlikte üzeri topraklandıktan sonra, kapkaranlık bir yerde yapayalnız kalır. Bir müddet sonra bulunduğu kabrin sağ tarafından bir menfez açılır ve içeriye iki kişi girer. Bunlar kendilerinin kabirdeki sual melekleri olan "Münker ve Nekir" olduğunu söylerler.

Bu melekler, adamı alıp bulunduğu menfezden geçirerek başka bir yere götürürler. Götürdükleri yerde adamın önüne hemen bir terazi ve yanına da bir miktar üzüm koyarlar. O sırada karşıdan gelen bir adam belirir. Münker ve Nekir, Milaslı bu çiftçiden, karşısındaki adama üzüm satmasını söylerler.

"Ölçtüğünüz zaman dürüst olun, tam ölçün. Doğru terazi ile tartın. Bu hem ticaretiniz için daha hayırlı, hem de akibet yönünden de daha güzeldir." (Kur'an-ı Kerim, İsra; 35)

Münker ve Nekir melekleri adamın sağ ve solunda muhafız gibi durarak satışa nezaret ederler. Kendisinin alış-veriş sırasında tartıda çok az bir haksızlık yaptığını gören melekler, onu hemen tezgâhın başından aldıkları gibi çok büyük bir kapının yanına getirirler. Kapı, kale kapısı gibi çok büyüktür. Kapının yanına gelir gelmez kapı kendiliğinden açılır.

Rüya sahibinin o anda gördüğü manzara çok korkunçtur. Kapının öbür tarafında müthiş bir yangın ve alevlerin içerisinde cayır cayır yanan insanlar vardır. İnsanlar bir taraftan yanmakta, bir taraftan da vücutları tazelenmektedir. Yanan insanların çıkardıkları canhıraş feryatlar, yürek dayanacak gibi değildir.

Münker ve Nekir melekleri, adama bu dehşetli manzarayı gösterdikten sonra, tekrar bir meydanın ortasına getirirler. Kendisine, biraz önce alışveriş sırasında işlediği suçun cezasının demin gördüğü gibi yanarak mı, yoksa başka bir şekilde mi verilmesini istediğini sorarlar.

Adam, gördüğü o müthiş yangın manzarasındaki dehşetten ve bundan daha büyük bir ceza olamayacağı düşüncesiyle ateşe razı olmayıp bir başka cezaya razı olduğunu söylemesi üzerine, birden bire vücudunda yüzlerce derece bir hararetin baş gösterdiğini bütün dehşetiyle hisseder. Dayanılmaz bir ıstırap, çekilmesi mümkün olmayan acı ve azap başlamıştır. Adamcağız, çektiği acının tesiriyle avazı çıktığı kadar feryad ve figan etmektedir.

(Rüyadan gerçek hayata, yani rüyayı gören adamın evine döndüğümüzde, adam hakikaten de avazı çıktığı kadar bağırmakta, ortalığı ayağa kaldırmaktadır. Vakit gece yarısıdır. Adamın karısı ve bitişik odadaki iki yetişkin oğlu bu korkunç çığlıklara uyanırlar. Sesler mahalleyi de inlettiğinden konu-komşu pürtelaş adamın evinde toplaşırlar. Adam ise hâlâ çığlık çığlığa feryada devam etmektedir. Herkes uğraşmakta fakat adamcağız bir türlü uyandırılamamaktadır.)

Dönelim tekrar rüyaya... Adamın içine düşen yangından vücudu fokur fokur kaynamakta ve acı içinde kıvranmaktadır. Çektiği acı tahammül sınırının çok ötesindedir.

Bir müddet geçtikten sonra, Münker ve Nekir'in işaretiyle ceza sona erdirilir ve adam çağrılarak şöyle denilir.

"İşte gördün ve anladın ki, dünyada yapılan ufacık bir hatanın, adaletsizliğin ahiretteki cezası bu. Şimdi seni hayata, yaşadığın dünyaya iade ediyoruz. Bundan sonra hayatını bu gerçeğe göre tanzim et. Katiyyen en küçük dahi olsa bir haksızlık, adaletsizlik yapma!"

Bu müsaadeden sonra, adamcağız rüyasından gözleri yerinden fırlamış, beti benzi atmış, kan ter içinde uyanır. Ama bundan da önemlisi, adamın yüzünde, etrafını çevreleyen mahalle halkını hayret ve şaşkınlık içinde bırakan bir görüntü vardır. Siyah saçlı bu adamın bütün saçları, biraz önce rüyada gördüklerinin dehşetinden bir anda bembeyaz olmuştur. Evet bembeyaz!...

Milaslı bu adamı görüp hadiseyi nakledenlerin ifadesine göre, şimdi artık o, dehşetin aklaştırdığı saçlarıyla hayatını kılı kırk yaracasına hassas yaşamakta, bundan sonraki menzili olan kabir aleminde kendisine faydası olacak salih amellerin, güzel, hayırlı işlerin peşinden koşmaktadır...

Unutmayalım! insanın dünyada yaşadığı hayatın her anının hesabını vereceği o büyük gün mutlaka gelecektir. Kabir bizim için kıyamete kadar bekleyeceğimiz bir durak ve Münker Nekir meleklerinini sualleriyle ilk imtihanı vereceğimiz yerdir..



Rüya görmek neye alamettir?


Rüya görmek

Sual: Rüya görmek neye alamettir?
CEVAP
Rüyada çeşitli hikmetler vardır. Kimi için bir müjde, kimi için bir ikazdır. Kur'an-ı kerimde rüya ve tabiri ile ilgili bilgi vardır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Güzel rüya müjdedir.) [İbni Cerir]
(Salih rüya rahmani, karışık rüya şeytanidir.)

(En doğru rüya seher vakti görülendir.) [Beyheki]
(Kıyamet yaklaştığında, Müslümanın rüyası ekseriya yalan çıkmaz.) [Müslim]

(Sözü doğru olanın, sadık kimselerin rüyası da doğru çıkar.) [Buhari]
(Gündüz görülen rüyalar doğru çıkar.) [Hakim]

(Peygamberlik müjdelerinden salih [iyi] rüyadan başka kalmadı. Mümin rüyayı, ya kendi görür veya başkaları onun için görür.) [Müslim]

(Salih rüya, Peygamberliğin 46’da biridir.) [Beyheki]

(Rüyada kadın görmek hayra, deve korkuya, süt dine, yeşil Cennete, gemi kurtuluşa, hurma rızka delalet eder.) [Ebu Ya’la]

[B]Rüya tabiri, ilim işidir. Herkes tabir edemez. Hele günümüzde bu ilmi bilen yok gibidir. Rüyalarımızı, anlatacaksak, bilhassa güzel olanları salih kimselere anlatmalıdır. Çünkü salih kimse, rüya tabir ilmini bilmese de, hayra yorar, ondan zarar gelmez. Kötü, karışık rüyaları kimseye anlatmamalı! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kötü rüya gören kimseye söylemesin, şeytandan da Allahü teâlâya sığınsın.) [Müslim]
(Kötü rüya gören uyanınca sol tarafına üç defa tükürüp, şeytanın şerrinden Allahü teâlâya sığınsın. Bu takdirde rüya, ona zarar vermez.) [Müslim]

(Güzel rüya gören, hemen Allahü teâlâya hamd ve şükretsin! Kötü rüya gören, Allahü teâlâya sığınsın, rüyasını kimseye anlatmasın! O zaman rüyanın ona zararı olmaz.) [Dare Kutni]

(Rüyada başım kesildi, tabiri ne) diye sorana, Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Bu şeytanidir. Kötü rüyayı, anlatmayın! Şeytandan Allahü teâlâya sığının!) [Müslim]

(Rüyasında hoşa gidici güzel şeyler gören, görüşü isabetli salih birine anlatsın! O da hayra yorsun!) [Beyheki]

(Rüya, tabir ilmini bilen bir dosta veya akıllı bir zata anlatılmalıdır!) [İ.Ahmed]

(Rüya nasıl tabir edilirse, öyle çıkar. Bunun için rüyanızı nasih veya âlime anlatın!) [Hakim]
[Nasih, insanlara iyilik tavsiye eden, kötülükten sakındıran, nasihat eden kimsedir.]

Bir kadın, gördüğü rüyayı Peygamber efendimize anlatır. (Yanında olmayan birine [kocana] kavuşursun) buyurur. Kocasına kavuşur. Başka bir zaman aynı rüyayı görür. Başkalarına tabir ettirir. Onlar da, (kocan ölecek) derler. Dedikleri gibi olur.

Onun için rüyayı hayra yormalıdır! Rüya iyi ise, (hayırdır inşaallah) demeli, kötü ise, (Allahü teâlâ bu rüyanın şerrinden seni muhafaza etsin) demelidir! (Bostan)

Görmediği rüyayı gördüm demek çok kötüdür. Çünkü hadis-i şerifte, (En büyük yalan, görmediği halde, “rüyamda şöyle gördüm” demektir) buyuruldu. (Buhari)

Sual: Ölmüş kâfirler rüyada görülür mü?
CEVAP
Ölmüş kâfirlerin ruhları hapistir, rüyada görülmez. Rüyada görülmüşse o şeytandır. Bir kimse, (Ben Ebu Lehebi, Ebu Cehili rüyamda gördüm) dese, gördüğü şeytandır.

Sual: Namaz kılan tesettürlü bir bayanım. Babam da namaz kılan iyi bir insandı. Ailece iyi insanlarız. Babam yakında öldü. Babam ölmeden önce de, şimdi de rüyalarımda bazen babamla ilişkiye giriyorum. Bunun bir anlamı var mıdır? Bilmediğim bir günah mı işliyorum?
CEVAP
Rüyada annemle ilişkiye giriyorum diyen salih erkekler de çıkıyor. Bu bir günahtan dolayı değildir. Babanıza dua ediyor, hayır hasenatta bulunuyorsunuz. babanıza iyilik ettiğiniz anlaşılmaktadır. Annesiyle ilişkiye girenler de annesine iyilik ediyor demektir.

Padişahlardan birinin zengin hanımı, rüyada hacılarla ilişkiye girdiğini görüyor. Şeyhülislama rüyasının tabir etmesi için cariyesini gönderiyor. (Ben ilişkiye girdim de) diye tembihliyor. Şeyhülislam rüyayı dinleyince haydi git sen böyle rüya göremezsin diyor. Sultan hanım, tekrar cariyesini gönderiyor yemin ediyor böyle bir rüya görüldüğünü söyle diyor. Yine inanmazsa sultan hanım görmüş dersin diyor. Yine şeyhülislam kızım sen böyle rüya göremezsin diyor, cariye mecbur kalıp sultan hanım görmüş diyor. Şeyhülislam, bak şimdi oldu diyor, tabir ediyor: Sultan hanımın hacılara büyük hizmetleri dokunacak diyor. Gerçekten de sultan hanım, Türkiye’den Suudi Arabistan’a kadar hacılar için su kanalları, sarnıçlar ve çeşmeler yaptırıyor. Yol boyu hacılar susuz kalmıyor.
Demek ki siz de babanız için Kur'an okuyor dua vs. yapıyorsunuz.

Sual: Namaza başlatmak için, yalandan, şöyle rüya gördüm. (Namaz kılmayanı Cehenneme götürdüler) demem caiz mi?
CEVAP
Sadece burada caizdir.

Sual: Rüya dinde senet midir?
CEVAP
Hayır. Rüya senet değildir. Dinimizde senet olan dört delil vardır.

Sual: Ramazanda şeytani rüya görülür mü?
CEVAP
Görülmez. Nefsani rüya görülür.

Sual: Bazı kimseler, uykuda, rüyada, alemi misal ve hayalin suretlerini görerek, kendilerini büyük bir hükümdar veya yüksek mevki sahibi görür. Veyahut büyük din âlimi olmuş, herkes, ilim öğrenmek için, etrafına toplanmış görür. Halbuki, alemi şehadette, yani uyanık iken, bunların hiçbiri hasıl olmamaktadır. Böyle rüyalar doğru mudur, yoksa aslı, esası yok mudur?
CEVAP
İmam-ı Rabbani hazretleri Mektubatta buyuruyor ki:
(Böyle rüyalar boş ve esassız değildir. Bu rüyayı gören kimsede, mevki sahibi olmak, âlim olmak hâli ve kabiliyeti var demektir. Fakat, kuvveti az olup, âlem-i şehadette hasıl olacak kadar değildir. Eğer, bu hâl, zamanla kuvvetlenirse, Allahü teâlânın lütfu ile, âlem-i şehadette de hasıl olur. Eğer âlem-i şehadette hasıl olacak kadar kuvvetlenmezse âlem-i misalde görünmekle kalır. Kuvveti miktarınca, orada görünür. Tasavvuf yolunun saliklerinin rüyaları da böyledir. Kendilerini yüksek makamlarda, Velilerin mertebelerinde görürler. Bu hâl, âlem-i şehadette nasip olursa, pek büyük nimettir. Yok eğer, âlem-i misalde görünmekle kalırsa, hiç kıymeti yoktur. Çöpçüler, hamallar, rüyada, kendilerini hakim, paşa görür. Halbuki, uyanık iken, ellerine bir şey geçmez. Rüyaları üzülmekten, pişmanlıktan başka bir şeye yaramaz. O halde, rüyalara güvenmemeli, uyanık iken ele geçene sevinmelidir.

Bunun içindir ki, büyüklerimiz rüyalara ehemmiyet vermemiş, talebenin rüyasını tabir etmeye lüzum görmemişlerdir. Uyanık iken ele geçene kıymet vermişlerdi. Bundan dolayı, devamlı görünenlere ehemmiyet vermişler, hiç kaybolmayan huzuru, kazanç bilmişlerdi. Allahü teâlâdan başka her şeyi unutmak, hiçbir şeyi hatırlamamak, bunlar için daimi idi. Başlangıcında nihayette ele geçecekler derc edilmiş olanlara, bu kemaller zor ve uzak değildir.) (cild 2, m.58)

Sual: Rüya tabir kitapları ile insan rüyasını sağlıklı bir şekilde öğrenebilir mi?
CEVAPÖğrenemez. Rüya tabiri ile rüya anlaşılmaz. Rüya birçok hâle ve duruma göre değişir. Bazıları şöyledir:
1- Aynı rüya yorumlanışa göre değişir.
2- Yaşlı - genç olmaya göre değişir.
3- Zengin - fakir olmaya göre değişir.
4- Kadın - erkek olmaya göre değişir.
5- Salih - fasık ve bid'at ehli olmaya göre değişir.
6- Âlim - cahil olmaya göre değişir.
7- Gece, gündüz ve seher vakti görmeye göre değişir.
8- Abdestli abdestsiz, cünüp olmaya göre değişir.
9- Günlere, aylara, mevsimlere, göre değişir.
10- Aç - tok yatmaya göre değişir.
11- Hasta veya sağlam olmaya göre değişir.
12- Evli - bekâr olmaya göre değişir.
13- Âmir - memur olmaya göre değişir.
14- Misafir, yolcu, mukim olmaya göre değişir.
15- Mesleğine göre değişir.
Daha başka sebepler rüyaya tesir eder. Rüya tabir kitapları yanıltıcı olur.

Resulullahı rüyada görmek

Sual: Rüyada Peygamber efendimizi değişik şekillerde görmek neye alamettir?
CEVAP
Rüyada Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamı hakiki şekliyle gören, muhakkak Onu görmüş olur. Çünkü şeytan Onun şekline giremez. Fakat şeytan başka şekle girip görünebilir. Resulullahı tanımayan kimsenin, bunu ayırması kolay olmaz.

Bazı âlimler de, (Peygamber efendimizi değişik şekilde görmek, yine Onu görmek olur. Fakat bu, o kişinin dindeki noksanlığına alamettir. Peygamber efendimizi rüyada gerçek şekliyle gören ve mümin olarak ölen herkes Cennete gider) buyurmuşlardır.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür. Ben her surette görünürüm.) [Deylemi]
(Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür. Çünkü şeytan benim şeklime giremez.) [Hatib]

(Beni rüyada gören, uyanıkken görmüş gibidir.) [İbni Mace]
(Beni rüyada gören, Cehenneme girmez.) [İbni Asakir]

Not: Resulullah efendimizi rüyada görmek ile ilgili geniş bilgi, Peygamber Efendimiz maddesinde var.

ALbaTRoS
24-03-2007, 02:09
Rüya Ve Rüya Ile Ilgili Esaslar


RÜYA VE RÜYA İLE İLGİLİ ESASLAR
839. Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim, dedi:
- "Ümmete, nübüvvetten sonra sadece mübeşşirât kalmıştır". Ashâb:
- Mübeşşirât nedir? diye sorunca, Resûl-i Ekrem:
- " Sâlih rüyadır" buyurdu.
Buhârî, Ta'bîr 5. Ayrıca bk. Müslim, Salât 207-208; Ebû Dâvûd, Salât 143; Tirmizî, Rü'yâ 2; Nesâî, Tatbîk 9; İbni Mâce, Rü'yâ 1

840. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Zaman yaklaşınca mü'minin rüyası yalan çıkmaz. Mü'minin rüyası nübüvvetin kırk altı cüzünden biridir. "
Buhârî, Ta'bîr 26; Müslim, Rü'yâ 6. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 8; Tirmizî, Rü'yâ 1; İbni Mâce, Rü'yâ 9

Müslim'in bir rivayeti de şöyledir:
"Sizin en doğru rüya görenleriniz, en doğru söyleyenlerinizdir. "
Müslim, Rü'yâ 6

841. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Beni rüyada gören kimse, uyanıkken de öylece görecektir -veya sanki beni uyanıkken görmüş gibidir-. Çünkü şeytan bana benzeyen bir şekle giremez. "
Buhârî, İlm 38; Ta'bîr 10; Müslim, Rü'yâ 11. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 88; Tirmizî, Rü'yâ 4, 7; İbni Mâce, Rü'yâ 2

842. Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmiştir:
"Sizden biriniz hoşuna giden bir rüya görünce, o Allah Teâlâ'dandır. Bu sebeple Allah'a hamdetsin ve o rüyasını anlatsın. "
Başka bir rivayet şöyledir:
"O rüyayı sadece sevdiğine söylesin. Hoşlanmadığı bir rüya görürse o şeytandandır. Onun şerrinden Allah'a sığınsın ve onu hiç kimseye söylemesin. O zaman o rüya kendisine zarar vermez. "
Buhârî, Ta'bîr 3, 46; Müslim, Rü'yâ 3. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 52; İbni Mâce, Rü'yâ 3

843. Ebû Katâde radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Sâlih rüya -bir rivayete göre güzel rüya- Allah'tandır. Fena rüya da şeytandandır. Kim hoşuna gitmeyen bir rüya görürse, sol tarafına üç defa üflesin ve şeytandan Allah'a sığınsın. O takdirde o rüya kendisine zarar vermez. "
Buhârî, Ta'bîr 4; Müslim, Rü'yâ 1

844. Câbir radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Sizden biriniz hoşlanmadığı bir rüya görünce, sol tarafına üç defa tükürsün; şeytanın şerrinden de üç defa Allah'a sığınsın; yattığı tarafından da öbür yanına dönsün".
Müslim, Rü'yâ 5. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 88; İbni Mâce, Ta'bîr 4

845. Ebü'l-Eska' Vâsile İbnü'l-Eska' radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"En büyük iftiralar, bir kimsenin babasından başkasına neseb iddiasında bulunması, görmediği rüyayı gördüğünü iddia etmesi ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in söylemediği bir sözü ona nisbet etmesidir. "
Buhârî, Menâkıb 5. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II, 118


Abdest Almak

Genellikle ferahlamaya işaret eder. İleri gelen kimselerin yanında ihtiyaçların karşılanmasına yorulur. Temiz bir su ile abdest alınıyorsa amacına kavuşur. Eğer abdest tamamlamazsa amacına kavuşamaz. Soğuk bir mahzende abdest alan çalınan eşyasını bulur. Abdest alıp namaz kıldığını gören kişi üzüntü ve kederden kurtulur. Tüccar olan kimsenin rüyada abdestin namaz kıldığını görmesi, sermayesi olmadan mal kazanacağına işaret eder. Rüyada abdestin bozulması ise, bir dönem geçici sıkıntılar yaşayacağını belirtir.


Peygamber Efendimizden rüya hakkında nakledilenler

Enes İbn-i Mâlik radiya'llahu anh'den rivâyete göre, Resûlu'llah Salla'llahu aleyhi ve sellem: "Sâlih bir kişi (veyâ sâliha bir kadın) tarafından görülen güzel rü'yâ, nübüvvetin kırk altı cüz'ünden bir cüz'üdür" buyurmuştur.

Ebû Hüreyre radiya'llahu anh'den rivâyete göre, Resûlu'llah Salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Zaman yaklaşınca (ve kâinat son günlerini yaşamağa başlayınca) mü'minin rü'yâsı yalan çıkmaz; çünkü mü'minin rü'yâsı nübüvvetin kırk altı cüz'ünden bir cüz'üdür. Nübüvvetten cüz'ü olan şey ise yalan olamaz." buyurmuştur.

Ebû Sa'îd Hudrî radiya'llahu anh'den rivâyete göre, Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim, demiştir: "Sizden biriniz sevdiği bir rü'yâyı görürse bilsin ki, o, Allah tarafından (telkin) dir. Rü'yâ sâhibi bu rü'yâsı üzerine Allah'a hamdetsin ve başkasına da söylesin. Buna aykırı hoşlanmadığı bir rü'yâ gördüğünde de muhakkak ki, bu rü'yâ da Şeytandandır. Bu halde de rü'yâ sâhibi rü'yâsının şerrinden Allah'a sığınsın ve rü'yâsını kimseye söylemesin. Bu sûrette o rü'yâ sâhibine, zarar vermez." buyurmuştur.

Ebû Hüreyre radiya'llahu anh'den Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur:

- Mübeşşirâttan başka nübüvvetten (ilhâm alacak) bir şey kalmadı, buyurdu.Ashâb: - Mübeşşirât nedir? Diye sorduklarında Resûl-i Ekrem:
- Rü'yâ-yı sâlihadır, buyurdu.

Yine Ebû Hüreyre radiya'llahu anh'den Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem'in: "Her kim beni rü'yâsında görürse muhakkak o, uyanık bir halde de beni görecektir. Çünkü şeytan bana benzer bir sûrete giremez" buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur.

Ebû Sa'îd Hudrî radiya'llahu anh'den, Nebî Salla'llahu aleyhi ve sellem'in: "Her kim rü'yâsında beni görürse, muhakkak o, hak ve gerçek olarak beni görmüştür. Çünkü şeytan benim şekil ve hilkatime giremez" buyurduğu rivâyet olunmuştur.

"Şanıma yemin olsun Allah, hakikaten Resulüne o rüyayı hakkıyla sağdık gösterdi. ; Şanıma yemin olsun inşallah mescidi Harama güven içinde, başlarınızı kazıtarak, kırkarak korkunuz olmayarak kesinlikle gireceksiniz.Fakat sizin bilmediğiniz şeyleri bildi ve ondan önce yakın bir fetih yaptı." (Fetih Suresi-27)

HUDEYBİYE ANTLAŞMASI VE PEYGAMBER EFENDİMİZİN (S.A.V) RÜYASI
Peygamber Efendimiz (S.A.V) Hudeybiye seferine çıkışında şu rüyayı görmüşlerdir.Kendisi ve ashabı asla korkuları olmadan, emniyet içerisinde Mekke'ye giriyorlar.Kabe'yi tavaf ediyorlar.Kurbanlarını kesiyorlar ve bazısı saçlarını traş ettiriyorlar.

Peygamber Efendimiz (S.A.V), bu rüyada rüya meleğinin dahli ve tavasutu olmaksızın, bizzat Allah (c.c) tarafından müjdelendirilmiştir.

Peygamber Efendimizin (S.A.V) bu rüyası Hudeybiye seferine çıkıldığı o yıl, Mekke'ye giremeyip Medine'ye geri dönülünce münafıkların dedikodusuna sebep olmuştu.Allah (c.c) Peygamberinin rüyasını doğrulamış ve arkasındanda fethi müjdelemişti.

"Şanıma yemin olsun Allah, hakikaten Resulüne o rüyayı hakkıyla sağdık gösterdi. ; Şanıma yemin olsun inşallah mescidi Harama güven içinde, başlarınızı kazıtarak, kırkarak korkunuz olmayarak kesinlikle gireceksiniz.Fakat sizin bilmediğiniz şeyleri bildi ve ondan önce yakın bir fetih yaptı." (Fetih Suresi-27)


Not: BÜTÜN HEPSİ ALINTIDIR.

ZiYANKAR
25-03-2007, 14:15
Abi çok güzel paylaşım yapmışsın çok güzel bilgiler eline sağlık teşekkürler allah razı olsun

shareX
25-03-2007, 14:42
Sağol murat abi çok güzel bir paylaşım...

MeLoNie
25-03-2007, 16:42
bu yararli anlamli paylasimin icin cok saol gercekten severek okudum

ForumTURKA.Net