SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL


PDA

Tüm Versiyonu Göster : Muhyiddin-i Arabi


shareX
17-02-2007, 13:56
Sual: Vehhabiler, (Vahdet-i vücutçular, La mevcûde illallah yani Allah'tan başka varlık yoktur. Ne varsa Allah'tır, her şey Allah'ın bir parçasıdır diyorlar. İ. Arabi Füsûsul-Hikem’de bu küfür olan görüşü savunuyor) derken, bazıları da, (İbni Arabi, sonra o itikattan dönmüştür. Fütuhat-ı Mekkiyye’ kitabında bu itikadından döndüğünü açıkça ifade etmiştir. Ancak, vahdet-i vücud düşmanları bunu gizliyorlar) diyorlar. Vahdet-i vücut nedir? İbni Arabi, nasıl birisidir?
CEVAP
Ne varsa Allah’tır, Allah’ın parçasıdır demek yanlıştır. Ancak La mevcûde illallah = Allah’tan başka varlık yok demektir. Bu ifade Ehl-i sünnete aykırı değildir. İbni Arabi hazretlerini şiddetli şekilde tenkit eden İmam-ı Rabbani hazretleri de aynısını çeşitli mektuplarında uzun uzun bildiriyor. Yalnız Allah vardır, âlem hayal mertebesinde yaratılmıştır buyuruyor. Şu sual, âlimler tarafından İmam-ı Rabbani hazretlerine soruluyor:
Sual: Âlimler diyor ki, Allahü teâlâ, bu âlemin içinde ve dışında değildir. Âleme bitişik de değildir. Ayrı da değildir. Bunun açıklanması nasıl olur?

İmam-ı Rabbani hazretleri buna şöyle cevap veriyor:
İçinde, dışında olmak, bitişik ve ayrı olmak gibi şeyler, var olan iki şey arasında düşünülebilir. Halbuki sualde, iki şey mevcut değildir ki, bunlar düşünülebilsin. Çünkü, Allahü teâlâ vardır. Âlem, yani Ondan başka her şey vehim ve hayaldir. Âlemin var görünmesi, Allahü teâlânın kudreti ile devamlı olup, vehim ve hayalin kalkması ile yok olmuyor. Ahiretteki sonsuz nimetler ve azaplar bunlara oluyor. Fakat, âlemin varlığı vehim ve hayaldedir. [Yani dışarıda var olmayıp, vehme ve hayale var görünmektedir.] Vehim ve hayalin dışında bir varlık değildir. Allahü teâlânın kudreti, vehim olunan, hayal olan bu görünüşleri devam ettirmektedir. Var gibi göstermektedir.

Hayalde bulunan bir şey, dışarıda var olan bir şeyle bitişiktir, onun içindedir denemez. Fakat, var olan, mevcud olan bir şey, hayalde olan şeyin içinde de, dışında da ve ayrı da değildir, bitişik de değildir. [B](C.2, m. 98)

Önce Muhyiddin-i Arabi hazretlerini tanıyalım, sonra vahdeti vücud görüşünü reddetmese de, yine evliya arasında olduğunu vesikalarla bildirelim:

Şeyhi ekber İbni Arabi hazretleri, Endülüs’te doğdu, 1240 yılında 78 yaşında Şam’da vefat etti. Zahir ve batın ilimlerinde kâmil idi. Fıkıh ve kelam ilimlerinde müctehid idi. Zekası pek çok, hafızası harikulade idi. Sultanlardan, valilerden, beylerden çok saygı görür, pek çok hediye gelirdi. Hepsini muhtaçlara dağıtırdı. Beş yüze yakın kitap yazmıştır. Yazılarını anlayabilmek için, âlim olmak lazımdır. Yirmi cilt olan Fütuhat-ı mekkiyye kitabı, dört büyük cilt halinde 1973’de Beyrut’ta basılmıştır. Cahiller, buna zındık dedi. İbni Teymiye gibiler kâfir dedi. Âlimler, Arifler ise, veliy-yi kâmil olduğunu anladı.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Büyüklerimizin beğendiği, büyük bildiği Muhyiddin-i Arabinin, birçok sözlerinin ehl-i sünnete uymaması, şaşılacak şeydir. Hataları keşfinde, kalbde doğan bilgilerde olduğu için, ictihaddaki hatalar gibi bir şey söylenemez. Onu büyük bilir ve severim. Ehl-i sünnete uymayan yazılarını yanlış ve zararlı bilirim.



Onun hakkında konuşanlardan bir kısmı haddi aşıyor, bir kısmı büsbütün mahrum kalıyor. Evliyanın büyüklerinden olan Muhyiddin-i Arabi hazretleri, keşiflerindeki hatalardan dolayı büsbütün reddedilemez. Onun vahdet-i vücud bilgisi, görünüşte, ehl-i sünnet itikadına uymuyor ise de, uydurulması kolaydır. Aradaki farkın, yalnız sözde ve kelimelerde olduğunu gösterdim.) [B][m.266]

(Kıyas ve ictihad, dinin 4 temelinden birisidir. Evliyanın ilhamları böyle değildir. Bunlara uymaya emrolunmadık. İlham, yalnız sahibi için delildir, başkaları için senet değildir. Tasavvufçuların, ehl-i sünnete uygun olmayan sözlerine uyulmaz. Fakat, onlara iyi gözle bakarak dil uzatmamalı, şuursuz sözlerinden saymalıdır!) [m.272]

(Şeyh-i ekberi [yani İbni Arabiyi] caiz olmayan bazı bilgileri ile, yine makbuller arasında görüyorum. Evliya arasında bulunuyor. Onu reddeden, beğenmeyen tehlikededir.) [c.3, m.77]

İmam-ı Süyuti hazretleri Tenbih-ul-gabi kitabında İbni Arabi hazretlerinin büyüklüğünü vesikalarla ispat etmektedir.

Ebüssüud efendi hazretleri de ona dil uzatılamayacağına dair fetva vermiştir.

Abdülgani Nablüsi hazretleri, İbni Arabi gibi büyük bir evliyaya dil uzatanın cahil ve gafil olduğunu, bunların başında İbni Teymiye’nin geldiğini bildirmektedir. (Hadika)

Ehl-i sünnet âlimleri, vehhabilerin ortaya çıkacaklarını, keramet olarak bilmişler, bunlara, yıllarca önce cevaplar yazmışlardır. Bu âlimlerin başında, Muhyiddin-i Arabi ve Sadreddin-i Konevi ve Celaleddin-i Rumi ve Seyyid Ahmed Bedevi ve imam-ı Rabbani hazretleri gibi Veliler bulunmaktadır.

Vehhabiler, işte bunun için, bu evliya zatlara dil uzatıyorlar. İmam-ı Rabbani hazretleri, Hz. Mehdi gelince Medine’deki [vehhabi] âlimi öldüreceğini bildiriyor. Vehhabiler İmam-ı Rabbaniyi bu yüzden tenkit ederler.

İbni Arabi hazretleri, Vehhabilerin Arabistan’da türeyeceğini ve bozuk yolda olacaklarını haber verdiği için, Vehhabiler onu asla sevmez, şeyhi ekber değil, şeyhi ekfer [en büyük kâfir] diye hakaret ederler. Ehl-i sünnet gençler, bu vehhabilerin oyunlarına, tuzaklarına düşmemelidir.

Menkıbeleri çoktur. İkisi şöyledir:

Sin, Şın’a gelince
Şeyhi ekber hazretleri, Şam'da, kalbi para sevgisiyle dolu bir grup kimseye; "Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır" dedi. Orada bulunanlar bu sözü anlayamadılar. Rabbimize hâşâ hakaret etti sandılar. Epey kimse aleyhinde konuşmaya başladı.

Vefat ettiğinde de Şam halkı, kabrinin üzerine çöp döktüler. Ancak vefatından sonra onun ne mübarek bir zat olduğu meydana çıktı. İbni Arabi hazretleri "Sin, Şın'a gelince, Muhyiddin'in kabri meydana çıkar ve muradı anlaşılır" buyurmuştu. Osmanlı Sultanı Yavuz Selim Han Şam'a geldiğinde; "Sin, Şın'a gelince, Muhyiddin'in kabri meydana çıkar" sözünün ne demek olduğunu firasetiyle anladı. [Sin'den murad Selim, Şın'dan murad Şam'dır.] Kabrini araştırıp buldurdu. Çöpleri temizleterek, kabrin üzerine güzel bir türbe, yanına bir cami ve imaret yaptırdı.

Ayrıca Muhyiddin-i Arabi'nin vefatından önce ayağını yere vurarak, "Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır" buyurduğu yeri tespit ettirip, orayı kazdırdı. Orada küp içinde altın çıktı. Bundan, "Siz, Allahü teâlâya değil de, paraya tapıyorsunuz" demek istediği anlaşıldı.

Ateşin yakıp yakmaması
Bir gün sohbetine ateist bir felsefeci gelmişti. Peygamberlerin mûcizelerini inkâr ediyor, her şeyi felsefe ile çözmeye kalkışıyordu. Soğuk bir kış günüydü. Ortada, içinde ateş bulunan büyük bir mangal vardı.

Filozof dedi ki: “Cahiller, İbrahim peygamberin ateşe atıldığını ve yanmadığını zannederler. Bu mümkün mü? Zira ateş yakar kavurur. Çünkü yakma özelliği vardır” deyip bir takım sözler söyleyince Muhyiddin-i Arabi hazretleri; “Allahü teâlâ, Enbiya suresinin 69. âyet-i kerimesinde mealen; “Biz de: Ey ateş İbrahim’e karşı serin ve selamet ol! dedik” buyurmaktadır” dedi.

Ortada bulunan mangalı alıp, içindeki ateşi filozofun eteğine döktü ve eliyle ateşi iyice karıştırdı. Bu hâli gören filozof donup kaldı. Ateşin, elbisesini ve Muhyiddin-i Arabi hazretlerinin elini yakmadığını görünce iyice şaşırdı. Muhyiddin-i Arabi hazretleri ateşi tekrar mangala doldurup, filozofa; “Yaklaş ve ellerini ateşe sok” deyince, filozof ellerini uzatır uzatmaz, ateşin tesirinden hemen geri çekti. Bunun üzerine ateist felsefeciye; “Ateşin yakıp yakmaması Allahü teâlânın dilemesiyledir” buyurdu. Filozof bu olay karşısında Kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.

ertugrulnuroglu
27-04-2007, 22:45
stephen hawkins insanlığın en büyük başarısı tanrının ne düşündüğünü bilmektir diyor...buna katılıyorum... sizce ne(yüce rabbimiz) düşünüyor?..ona ulaşmanın yolu nedir...bunu başaran var mı ...bizi anahtarcıya yada kapıya götürecek olan biri var mı yada yolunu bilen...bu konuda düşüncelerinizi bekliyorum...

kayahan1133
28-04-2007, 18:01
stephen hawkins insanlığın en büyük başarısı tanrının ne düşündüğünü bilmektir diyor...buna katılıyorum... sizce ne(yüce rabbimiz) düşünüyor?..ona ulaşmanın yolu nedir...bunu başaran var mı ...bizi anahtarcıya yada kapıya götürecek olan biri var mı yada yolunu bilen...bu konuda düşüncelerinizi bekliyorum...

Sevgili Kardeşim,Öğrenmek kastı ile soruyorsan.bir iki şey söyliyeyim. Bizim Hayat Bulmamızdaki Asıl Gaye."Biz İnsanları ve Cinleri Ancak İbadet Etsinler Diye Yarattık."Ayettir. İbadet Deyince Yalnızca Namaz Oruç.vs.Anlaşılmasın.Bir Tebessümün Bile sadaka Niteliği taşıdığını düşünürsek.Allahın Belirttiği Kurallar Dahilinde bir hayat Biçimi İbadet Hükmündedir. Şimdi Asıl Gaye Bu olduğuna göre.Bizim Allahın düşüncesini araştırmak gibi bir yükümlülüğümüzün olmadığını söyliye biliriz.Böyle Bir Düşüncede Bizi Asıl Gayemizden Uzaklaştırp.Şeytanın Tuzaklarına İtecektir. çünki maksat dışıdır.(Kuranın Mealini Okuyun)yanlış anlaşılmasın.Ne Düşündüğünü Diyoruz .Ne Demek İstemiştiri araştırmakta yada bu manada araştırma yapmış alimlerin.(orn.Kuran Tefsiri)Eserlerini okuyup aydınlamaya çalışmakta bir beis yoktur.Kaldıki Kuranın ilk emri "İKRA"(Oku) dur.Birde bazı Araştırmalar Vardırki Allah Bunu Sevmiyor.Müddesir suresi 1 den 20. ayetlere kar okuyun..
Gelelim,, Giden varmı.. Varmı?..VAR..Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam.. Kendisi Gitmiştir. Tarif etmiştir.Bu konuda İkazları vardır. Hutbeleri Vardır.
Ondan Sonrası Nedir.."Alimler Benim Varislerimdir".Hadis,,Kısaca Şunu Söyliyeyim.Samimi Bir Kulunu Allah(cc) Yolda bırakmaz. Mahcup etmez.mağduretmez.Vesselam...

ertugrulnuroglu
30-04-2007, 00:07
cevabınız için çok teşekkürler...
SABIRLA OKURSANIZ SEVİNİRİM ....
yüce rabbimiz sınırsız bir güce sahip...sıfatlarında var bu...zaman ,mekan gibi kavramlarda tanımlanamaz...bizim yaratılış amacımız ona ibadetmek kulluk etmek diye kuran ayet mevcut...fakat ben bu dünyadaki hayatı tamamlamadan ona ulaşmanın yolunu arıyorum..
şöyle bir örnek veriyim: odamızdaki lamba saniyede belki 70 kez yada fazla yanıp sönüyor..belirli bir frekansı var ona göre... biz o frekansı yakalayabilirsek onun yanıp söndüğünü görebiliriz..insan gözü onu algılayacak frekansda tasarlanmamış..mesela webcam i pc nin monitörüne çevirdiğinizde önünden geçen yenileme siyah çizgiyi gösteriyor(crt monitörlerde..) vs. bu örnekleri çoğaltabiliriz...bizimde bu frekansı yakalamak için gerekli ibadetlerimizi yapıp temizlenip, bedeni ve ruhi anlamda zikirle o frekansı yakalaya biliriz..yakalayanlar ona ulaşanar yada ulaştıklarını söyleyen kullar var..
yeni başladığım araştırmalarımda şunu gözlemledim:
mesala rabbimiz hz musa ile konuştu ve ona o anki aradığı ateş gibi göründü..ona denizi ikiye bölerken asasını yere vurmasını istedi..musa dan istedi (kulundan temas müdehale istiyor..tabiki rabbimiz buna gücü var fakat başlangıç için bir dokunuş istiyor..hz meryem in hurma ağacına dokunması ve zemzem suyunun çıkışında peygamberin ayağını yere vuruşu ve benzeri örnekleri arttırabiliriz...yani yüce rabbimiz direk kendi dokunmuyor bi temas istiyor...
ben rabbimizi bi kalıba felan sokmak tanımlamak istemiyorum.. araştırmalarımdan ona ulaşmak istiyorum .. hz musa denizi geçtikten sonra tur dağına çıktığında(10 emri almak için) samiri cebraili farkediyor ve atının nalının altındaki kumu erittiği altınların içine atıyor ve buzağı heykeli ne hayat veriyor heykel böğürüyor...??? denizin ikiye yarıldığını gören bi insan yoksa tekrar basit bi heykele taparmı???
hz isa ,diğer peygamberlerden farklı olarak hastaları iyileştirebiliyordu..dokunduğu herşeyey hayat verdi..çünkü cebrail (a.s.) hz meryem e üflemişti ve ondan geçen yaşam buharı hz isanın bu mucizelerine vekil oldu (tabiki tanrının kontrolünde)
[tekrar söylüyorum tanrıyı bir maddeye yada kalıba sokmak şekillendirmek istemiyorum]..
bir insan sürekli iyi şeyler yapan birisi olabilir...hiç günahı olmayabilir..böyle bir hayat sürdürebilir. fakat kendisi dünya işlerinin içinde koşturursa(yarın işe gitmek için erken yatmak,erken kalkmak,,mecburi pazar alışverişleri vs.....) bunun ne anlamı kalır..
rabbimiz bizi yarattı ve çektiği filmi mi izliyor..
yüce rabbimiz bize ruhundan üflemiştir..biz çok değerli bi varlığız. .düşündükçe bunu anlıyorum ve düşünmek..tanrıyı düşünmek onu var eder..
DAHA SONRA KONUYU TOPARLAYACAĞIM .. BU GÜNLÜK BU KADAR, SOHBETİMİZ YARIM KALMASIN...TŞKler..
ertugrulnuroglu.............

ßLacK_Wh!T€
02-05-2007, 21:32
Allah Razı Olsun Paylaşımların Devamı Dileğiyle..

SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL

ForumTURKA.Net