SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL


PDA

Tüm Versiyonu Göster : Hurafe...


Kanuni45
02-02-2007, 11:53
Hurafe Sözlerden Seçmeler


Ayak ayak üstüne atılarak yemek yenmez, sofraya saygısızlıktır denir ve kıtlığa işaret sayılır.

Ayna kırılması uğursuzluktur; aynanın kırıldığı ev yedi sene iflâh olmaz denir.

Aayin onüçü uğursuz sayılır, o gün hiçbir şey yapılmaz.

Arabanın önünden geçilmez.

Arabanın önünden tavsan geçmesi uğursuzluk sayılır.

Ayakta pantolon giymek yoksulluğa işaret sayılır.

Aksam karanlığında kimseye süt verilmez, verilirse hayvan sütten kesilir denir.

Ayva çok olan yerin kişi azgın olur denir.

Ateşle oynayan çocuk altını ıslatır.

Baykuşun saçakta ötmesi ölüme işaret sayılır.

Bir şeyi kırk kere söylersen olur denir.

Bir insanin başka bir insana domuz demesi uygun bulunmaz; diyenin iştahını kırk gün kesileceğine inanılır.

Bir kimseye süt verilirken içine küçük bir kömür parçası ya da bir yeşil yaprak atılır, atılmazsa hayvanin sütünün kesileceğine inanılır.

Bir evin çevresinde kargaların gezinip uçması iyi sayılmaz.

Cuma saati yola çıkılmaz.

Cuma günü salâ ezan arasında is yapılmaz.

Cumartesi ve Sali günleri çamaşır yıkanmaz.

Çocuk yalnız bırakılmaz, bırakmak gerekirse yanına bir süpürge konur.

Çamaşır kazanı uzun süre ateşte bırakılmaz, bırakılırsa o evden cenaze çıkar denir.

Çocuklara nazar değmemesi için nazar boncuğu takılır.

Çam ağacının kozalağının çok olması o yıl kışın şiddetli olacağına işaret sayılır.

Çarşamba günü yorgan kaplayan hastalanır.
Çocuğun üstünden atlanmaz, atlanırsa boyu kısa kalır denir.

Çocuk çamaşırlarının gün batımına kadar dışarıda askıda kalması çocuğun büyülenmesine neden olur, diye düşünülür.

Dince kutsal sayılan gecelerde süpürge isi yapılmaz.

Doğum yapmış bir kadının gece gezmesi iyi sayılmaz.

Dört yapraklı yoncayı bulanın talihinin açılacağına inanılır.

Ezan sırasında duyulan köpek uluması ölüm haberi sayılır.

Evde bebek emeklerse misafir gelir, denir.

Eller birbirine bağlanmaz, bağlanırsa kısmetin kesilir denir.

El ve ayak tırnakları birden kesilmez, kesenin bir üzüntü bir sevinçle karsılaşacağına inanılır.

Esnerken ağız kapanır, kapamayan şeytana ezan okumuş sayılır.

Elden ele makas alınmaz, makas düşman sayılır.

Ezandan sonra komşuya ekmek mayası verilmez.

Erkek çocuğun kesilen ilk saçı atılmaz, babasının cebine bereketi artar inancı içinde konur.

Ekmek kırıkları atılmaz, toplanıp yenirse evin bereketi çok olur denir.

Eellerini kavuşturanın kısmeti kapanır, anası ölür denir.

Geceleri tırnak kesilmez geceleri aynaya bakılmaz.

Gelinin anne evine dönmesi için gelin arabasının ardından su dökülür, su tası ters çevrilip üstüne oturulur.

Gece sakız çiğnenmez, çiğneyenler için ölü eti yiyor denir.

Gece ayağı ile oynayanın anne ya da babasının öleceğine inanılır.

Gece islik çalınmaz, çalan için şeytanı çağırıyor denir.

Gece örümcek almak günah sayılır.

Gece yıldızları saymak iyi değildir denir.

Gece dışarıya kül atılmaz, suya kızgın kül dökülmez; yapanların uğrayacağına, yani cin çarpmasına tutulacağına inanılır.

Gece yorgan kaplanmaz.

Gece çamaşır yıkanan yerden geçilmez, çamaşır sularının üzerine basılmaz.

Gece kapı arkasında oturulmaz, oturanın iftiraya uğrayacağı düşünülür.

Gelin ayakkabısının altına mahalledeki kızların isimleri yazılır, düğün sonunda kimin ismi silinmediyse önce onun evleneceğine inanılır.

Gelin arabasının önünden geçilmez.

Gece vaktinden önce horoz ötmesi uğursuzluk sayılır.

Gökkuşağının altından geçen insanin cinsiyet değiştireceğine inanılır.

Hıçkırık tutunca; bir kimse andı denir ve dostsa ansın, düşmansa çatlasın diye söylenir.

Hapse giren, ölen birinin yüzüğünü takarsa çabuk çıkar denir.

Hastalar kursun dökülür.

İki bayram arası düğün yapılmaz.

ikindiden sonra el isi yapılmaz.

ikindiden sonra bebek çamaşırı güneşe asılmaz.

insan üzerinde giysi söküğü dikilmez.

ikindiden sonra hiçbir yere kül atılmaz.

insanin önünden kara kedi geçmesi uğursuzluk sayılır.

ikindiden sonra örümcek alınmaz.

işi yarıda bırakanın ölümü zor olur denir.

iki bebek kırkı çıkmadan ayni odada bulundurulmaz. bulundurulursa birinin büyüyeceğine diğerinin kısa boylu kalacağına inanılır, buna kırk basar denir.

iki bayram arası nikâh kıyılmaz.

iğde dalı, leylek boku ve mavi boncuk bir araya bağlanır, koltuk altına konursa nazar değmez denir.

iki gelin ayni eve alınmaz.

ise giden erkeğin önünden geçilmez.

iki kadının arasından geçen erkek karısına söz geçiremez.
Mesleğinde yükselmesi için kiremitliğe atmak gerekirmiş.

Yolculuğa çıkan kişinin önüne ilk çıkan kişi uğurlu ya da uğursuzluk getirirmiş.

Yeni gelinin kucağına erkek bebek verilir.

Yeni doğan bebeğin eline iyi huylu olsun ve iyi okusun diye kalem tutturulur.

Yüzüğün sol ele takılması iyi sayılmaz.

Yeni evlenen erkeğin düğününden sonra eve ilk girişinde bardak kırması uğurlu sayılır.

Yeni doğan bebek cuma günü yıkanmaz.

Yeni doğan bebeğin ağzına üflenirse o bebeğin cana yakın olacağına inanılır.

Yemekte bardaktan su dökülürse eve misafir gelir.

Yalan yere yemin edenin başında yemin tutmasın diye ekmek çevrilip köpeğe atılır.

Yemin eden kişi, yemin ederken sağ ayağını kaldırırsa yemini kabul olmaz.

Yaranın üzerinde ekmek çevrilir, sabah ezanından önce mezarlığa gidip atılır, arkasına bakmadan eve dönülürse yara geçermiş.

Yatakta yayılıp yatanın rızkı bol, büzülüp yatanın az olurmuş.

Yaranın üzerinde ekmek ya da seker çevrilir, sabah ezanından önce bir köpeğe atılırsa yara geçer.

Kanuni45
02-02-2007, 11:56
Diyanet 1380 hurafe tespit etti!

Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye’de hemen her şehirde yaygın olarak bilinen 1380 hurafe ve 19 fal türü belirledi.
Diyanet işleri Başkanlığı’nın yayın organı "Diyanet" değisinde "21’inci Yüzyıl Türkiyesi’nde Hurafeler" konusu ele alındı.
İl müftülüklerinden Diyanet’e gelen bilgilere göre, Türkiye’de yaygın olarak bilinen 1380 hurafe bulunuyor.
Hurafelerin bazıları şöyle:
"-Çocuğu olmayanlara deve dili yedirmek,
-Konuşamayan çocukların konuşabilmesi için cuma namazından sonra müezzin tarafından cami anahtarını çocuğun ağzına sokup çıkarmak,
-Çocuğun dindar olması için göbek bağını cami avlusuna bırakmak,
-Açık seccade üzerinde şeytanın namaz kılacağını düşünmek,
-Kırkı çıkmamış çocuğun tırnakları kesilirse çocuğun hırsız olacağına inanmak,
-Nazar boncuğunun nazardan koruyacağını düşünmek
Baykuş ötüşünün uğursuzluk getirmesi,
-İki bayram arasında nikah ve düğün yapmamak,
-Ezan okunurken köpeklerin ulumasını kötüye yormak,
-Merdiven altından geçmeyi uğursuzluk saymak,
-Cenazelerde mutlaka sala vermek,
-Mezara çelenk koymak,
-Yola çıkanın arkasından su dökmek,
-Türbe etrafında bulunan mermerlere madeni para yapıştırmaya çalışmak,
-Türbe ziyaretlerinden şifa beklemek,
-Türbelerde, kurban ya da horoz kesmek,
-Başı ağrıyan kişinin evden getirdiği süpürge ile cami süpürmesi,
-Gökten yıldız kaydığında birinin öleceğine inanılması."

"BİLİMİN BÜTÜN DERTLERE DEVA OLACAĞINI SANMAK HURAFEDİR"

Diyanet, modernlik tarafından beslenen hurafelerden birisinin de bilime olan sonsuz inanç ve güven olduğunu belirtirken, bilimin bütün dertlere şifa olacağı inancının hurafe olduğunu ifade etti.
Başkanlık, türbe ziyaretlerinde de hurafelere yönelindiğine işaret ederek, türbelere çaput ve bez bağlamanın, eğilerek ya da emekleyerek girmenin, adak adamanın, türbe etrafında eğlence düzenlemenin, türbelerden şifa beklemenin yanlış olduğuna değindi.

DİYANET’TEN FAL KAFE ELEŞTİRİSİ

Türkiye’de 18 de fal türü tespit eden Diyanet, bunları kahve, iskambil, zar, çiçek, bakla, çay, domino, renk, kum, el, numeroloji, tarot, su, ayna, kurşun, köz, tütsü, kürek kemiği falları olduğunu bildirdi. Fal kafeleri de eleştiren Başkanlık, fal kafelerin giderek arttığına, buralara manevi boşluk içerisinde olan gençlerin gittiğine dikkat çekti.
Başkanlık, fal baktırmanın büyük günah olduğunu ifade etti.
Başkanlık ayrıca, astrolojinin bilimselliğinin bulunmadığını kaydederken, bu tarz inanışların İslam inancıyla bağdaşmadığını belirtti.

Kanuni45
09-02-2007, 10:20
Hurafe sözlük anlamı itibarıyla saçma ve uydurma anlamlarına gelir. Dini açıdan yapılan istilahi tarifte ise, İslam'dan önceki dinler veya inançlardan kalan asılsız, batıl inançlar ve bunlara bağlı olarak yapılan davranışlara denir hurafe. Bu anlamda hurafelerin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir.
Ama günümüzde bazı insanların hurafe dendiği zaman akıllarına İslam'ın gelmesi ve onların da bunu fırsat bilerek İslam ve Müslümanlara saldırmaları, ne ilmi ne de tarihi gerçeklerle bağdaşmaktadır. Bu onların bildik ve artık prim yapmayan bayatlamış önyargılarının bir göstergesidir.

Hurafelere karşı tavır almak dini bir vecibedir ve inanan her insanın üzerinde düşen önemli bir sorumluluktur. Kur'an, birçok ayetinde, hem de 'esatir' yani hurafe, masal kelimesini kullanarak bu hususa bizim dikkatlerimizi çekmiştir. Kur'an ve mesajlarını, öldükten sonra dirilmeyi, peygamberlerin gösterdikleri mucizeleri hep hurafe olarak nitelendirmişlerdir iman cephesinin karşısında yer alan insanlar. "Ölüp toprak ve kemik haline geldikten sonra biz dirilecekmişiz ha! Bize de, daha önce babalarımıza da bu vaat edilip durdu. Doğrusu bu dirilme işi, öncekilerin masallarından başka bir şey değil!" dediler." (23/82), "Onun söyledikleri, kendisi için yazdırtmış olduğu ve sabah akşam kendisine dikte ettirilen önceki nesillerin efsanelerinden başka bir şey değildir." dediler." (25/5) ayetleri belirttiğimiz bu hususa sadece iki örnekten ibarettir.

Yalnız günümüzde hurafe dediğimiz şey bunlardan biraz daha farklıdır. Türbe ziyaretlerinde mum yakma, çaput bağlama, türbelere, havuzlara para atıp dilek tutma, cuma ve arife günleri dikiş dikmeme, gece ev süpürmeme, tırnak kesmeme, iki bayram arası evlenmemeye, bazı günleri uğursuz saymadan, sokak kapılarının üzerine at nalı asma, nazar boncuğu takma, kurşun dökmeye kadar birçok, dinde yeri olmayan ama din ve inanç adına yapılan şeylerdir hurafe. Bu anlamda hurafe bid'atten alabildiğine farklı bir yerde durmaktadır. Bid'at, belki de çokları itibarıyla uygulanageldiği form açısından olmasa da, dayandığı temeller açısından dinde kaynağı gösterilebilecek ameller cümlesindendir ama hurafe öyle değildir.

Burada cevabı aranılacak soru şudur: Neden insanlar bu türlü şeylere başvurur? Cevabı açık ve net bu sorunun; insan ve inanç. Yani Rab'le, kutsal olanla münasebet kurmak için. Belki de asli değerler kendine anlatılmadığı ya da onları tatbik etmek nefsine zor geldiği için kestirmeden bu türlü ucuz ve kolay şeyleri tercih ediyor hurafelere prim verenler. Bunun için yukarıda saydıklarıma ilaveten isimlerini zikretmeye gerek duymadığım üfürükçüler, muskacılar, cinciler, falcılar vasıtasıyla hayata geçirilen hurafeler de devreye giriyor. İşte tam bu aşamada karşımıza başka bir kavram çıkıyor; istismar ve menfaat.

Çokları itibarıyla bu tiplerin şahsi hayatlarında din ve imanla uzaktan yakından alakası yok. Fakat bu yok olan bu önemli özelliğe rağmen halkın teveccühüne mazhar olabiliyorlar. Bu çerçevede ben, halkın inisiyatif alması gerektiğine inananlardanım. Bu işin yapılabildiği ölçüde kökünün kazınmasında, şuurlu ve basiretli Müslümanların oynayacağı rol çok önemlidir. Her şeyden önce madem kutsal ve aşkın olanla münasebete geçilmek isteniyor, bunun yolu Kur'an ve sünnette açıkça belirlenmiştir. Başka yol aramaya hacet yok.

Ve yine madem maddi ve manevi tatmin aracı olarak birileri bunları istismar ediyor, bu istismara zemin hazırlamak yerine, onları kendi başlarına bırakabiliriz diye düşünüyorum. Böylece müşterisiz mağazanın kapanması misali, bu din istismarcıları da dükkanlarını kapatmak zorunda kalabilirler.

Mümkün mü böyle bir şey? Cevabım, niçin olmasındır? Hz. Peygamber (sas) başta, hemen hemen bütün peygamberlerin hayatları bu ve benzeri hurafe ve onların temsilcileriyle yaptıkları mücadelelerle geçmiş ve neticede hak ve hakikat galip gelmiştir. Bugün hurafelere hayatımızda yer vermemiz eskiye yani cahiliye dönemlerine dönmemiz demektir ki bunun manası açıktır: Biz bize devredilen mirası koruyamamışızdır. İsterseniz hadiseye bir de bu gözle bakın. Ne güzel der milli şairimiz Akif: "Çalış dedikçe şeriat çalışmadın durdun/Onun hesabına birçok hurafe uydurdun"

SultanMesut
10-02-2007, 03:20
Allah Razı Olsun bilgilendirdiğin için:)

the_killer
11-02-2007, 10:53
çk tşkkrlr bunların hepsi cahillikten :mecry: :(

yuce_zeus
11-02-2007, 20:54
Ruhban sınıfı olmayan dinimizin, anayasal ilkeleri arasında Laiklik olan Türkiye’mizdeki kurumu olan Diyanet, bakınız nasıl bir fetva buyurmuşlar;

"BİLİMİN BÜTÜN DERTLERE DEVA OLACAĞINI SANMAK HURAFEDİR"


Açıklaması da şu;

“Diyanet, modernlik tarafından beslenen hurafelerden birisinin de bilime olan sonsuz inanç ve güven olduğunu belirtirken, bilimin bütün dertlere şifa olacağı inancının hurafe olduğunu ifade etti.”



Bilim, en kısa tanımıyla “gerçeği bulma ve açıklama arayışıdır”. Bilimsel veriler, önermeler,teoriler ve de kanunlar bütün herkesin sorgulamasına açıktır. Çünkü bilim dogmatik değildir, olamaz. Çünkü bilimin temeli “kuşkudur”. Zaten Diyanetin belirttiği gibi herhangi biri bilimsel bir bilgiyi doğrudan kabul ediyor ve benimsiyorsa, bu durum bilim mantığı içerisinde “bilim dışılıktır”. İnsanın Bilim’e olan güveni yüzyıllardır insan medeniyetine olan katkılarından kaynaklanmaktadır.

Ama bu fetvanın altında başka bir söylem yatıyor: Bilim bütün dertlere deva değildir. Böyle bir fetva verebildiğine göre Diyanet şunu açıklamalıdır.
Bilim hangi dertlere deva olabilir? Hangisine olamaz?
Bilim hangi gerçeklere ulaşamaz?
Bilimin sınırları nelerdir?
Bilimsel bir çalışmanın konusu neler olamaz?
Bir bilim insanı bir konuda çalışmaya başladığı zaman ona hop diyeceğimiz konular nelerdir? Açıklamalarına bu soruların cevaplarını da eklerlerse çok daha açıklayıcı olacaktır.

Bugün nüfusumuzun altıda biri büyüklüğündeki İsrail’de ülkemizdekinde iki kat daha fazla bilimsel yayın ve makale yayınlanmaktadır. Türkiye’nin eksiği bilime haddinden fazla değer verilmesi değil, aksine yeterli önemin verilmemesinden kaynaklanmaktadır. Üniversitelerimizin çoğu yüksek lise durumundadır. Sadece müfredat okutulmakta, yeni bilimsel çalışmalar son derece sınırlı kalmaktadır. Asıl vurgulanması gereken ülkemizde bilime çok az değer verildiği gerçeğidir.


Ayrıca bu paylaşımından ötürü rascal_turk ([Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.])’e teşekkür ederim.

MuTiNouS
12-02-2007, 03:41
Allah razı olsun süleyman abi emeğine yureğine sağlık paylaşımların devamı dileğiyle..Saygılar..

SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL

ForumTURKA.Net