SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL


PDA

Tüm Versiyonu Göster : HollandacA


ALbaTRoS
29-01-2007, 21:04
sesli ve sessiz harfler
Aşağidaki örneklerde sesli harfler uzatılarak okunuyor.

• straat
• baard
• droom straten
baarden
dromen

Burada sesli harfler kısa okunuyor.

• helft
• nat
• rond helften
natte
ronde

Burada bir sesli harf kayboluyor, ama okurken yine uzatılarak okunuyor.

• maan
• droog
manen
droge

Burada sessiz harf çift oluyor ama okurken kısa okunuyor.

• man
• vis
mannen
vissen

Kelimenin sonundaki v harfini yazmıyorsun onu f şeklinde kullanıyorsun.

• geven geef

Kelimenin sonundaki z harfini yazmıyorsun onu s şeklinde kullanıyorsun.

• bazen baas




Tanımlık
Üç tane tanımlık vardır: de, het, een


Tanımlıkları isim kelimeleriyle birlikte kullanıyorsun.

• De straat waar ik woon is erg druk.
• Een straat moet 's nachts goed verlicht zijn.
• Het huis naast ons wordt geschilderd.
• Een huis huis in de stad is erg duur.



tanımlık, de ya da het?
çoğul isim kelimelerinden önce her zaman de

• de appels, de jassen

meslek kelimelerinden önce her zaman de

• de bakker, de schilder

sebzeler, meyveler, ağaçlar ve çiçek isimlerinden önce her zaman de

• de bloemkool, de citroen, de eik

dağ ve nehir isimlerinden önce de

• de Etna, de Maas

kadınsı kelimeler -ing, -ie,- ij, -heid, -teit,-a, -nis, -st, -schap, -de, -te ile bitiyorsa her zaman de

• de samenleving, de spatie, de vrijheid, de kwaliteit, de agenda, de kennis, de winst, de blijdschap, de liefde

küçültme kelimelerinden önce her zaman het

• het kindje

iki heceli kelime tiplerinde, bunlar; be-,ge-, ver, ont-, ile başlıyorsa, her zaman het

• het begrip, het gedrag, het verlies, het ontzag

dil isimlerinde her zaman het

• het Russisch

metallerin isimlerinden önce her zaman het

• het ijzer, het koper

sözcükler -isme, -ment ile sonlanıyorsa her zaman het

• het Boedhisme, het moment

isim olarak kullanilan eylemler için sürekli het

• het slapen




isimler
Tek başına kullanılan isimler bir şeyin ismidir, kişinin, bir duygunun, bir anlayışın vb. Genellikle isimlerin önlerinde tanımlık bulunur, ve bunu isimlerin önlerinde düşünebilirsin.

• De straat waar ik woon is erg druk.
• Een straat moet 's nachts goed verlicht zijn.
• Het huis naast ons wordt geschilderd.
• Een huis huis in de stad is erg duur.


çoğul kelimeler
Bir kelimeyi çoğul yaparken bu çıkış kelimelerini kullanırsın -en, -s veya -'s

• de hand de handen


Bir isim kelimesi birden fazla heceden oluşuyorsa ve -e, -el, -en, -er, -em bunlarla bitiyorsa, çoğullaştırırken -s harfini kullanıyorsun.

• het katje de katjes
• de egel de egels


Bir isim kelimesi eğer bunlarla sonlanıyorsa -i, -a, -o, -u, -y çoğullastırırken 's harfini kullanıyorsun.

• de taxi de taxi's
• de baby de baby's




sıfatlar
Sıfatlar isimlerle ilgili bilgi verir onların nasıl olduğunu söyler.


• het dure horloge de lange straat


Burada birden fazla sıfatı arka arkaya kullanabilirsin.


• de lange, lege straat


Sıfatlar genellikle isimlerden önce kullanılır, fakat ismin arkasında da bulunabilir.


• De straat is lang.


İsimden önce kullanılan sıfat kelimelerinin sonuna -e harfini ekliyorsun.


• het zwarte paard


Fakat bu isim het tanımlığı olan bir isim ise o zaman -e harfini sıfatın sonunda kullanmıyorsun.


• een zwart paard (het paard)


Eğer sıfat olan kelime isimden sonra kullanılmışsa o zaman -e harfini kullanmıyorsun.


• De man is rijk.

ALbaTRoS
29-01-2007, 21:04
kisi (şahıs) zamirleri
Kişi zamirleri bir kişiyi belirtir.

• ik loop jij ziet mij, me
• jij, je loopt ik zie jou, je
• hij loopt ik zie hem
• zij, ze loopt ik zie haar
• het loopt ik zie het
• wij, we lopen ik zie ons
• jullie lopen ik zie jullie
• zij, ze lopen ik zie ze

Dikkat et! Ben onu onlara (iyelik zamiri) veriyorum.
Ben onu onlara ( kişi zamiri) veriyorum.




iyelik zamiri
İyelik zamiri sahiplik anlamı katar. Bunu isimlerle beraber kullanıyorsun.


• Ik zoek mijn jas.
• Jij zoekt jouw (je) jas.
• Hij zoekt zijn jas.
• Zij zoekt haar jas.
• U zoekt uw jas.
• Wij zoeken onze jassen.
• Jullie zoeken jullie jassen.
• Zij zoeken hun jassen.



soru zamirleri
Soru zamirleriyle soru yaparsın. Onlar hoe hariç w harfi ile başlar.


Kişiyi soruyorsun.

• Wie is die man?

Bir şeyi soruyorsun.

• Wat wil je in je koffie?

Bir yeri soruyorsun.

• Waar gaan we naar toe?

Bir sebep soruyorsun.

• Waarom ga je weg?

Bir yol (bir araç) soruyorsun.

• Hoe kom ik bij het station?

Welk soru ekini bir isimde kullanıyorsun: bunu da de-tanımlığıyla beraber kullanılan isim kelimelerinde welke, het-tanımlığında kullanılan isim kelimelerinde welk olarak kullanıyorsun.

• Welke trein moet ik nemen?
• Welk boek is van jou?




isaret zamirleri
het tanımlıklı kelimede, o yakını işaret ediyorsa dit.


• Dit kind woont hier in de straat.

het tanımlıklı kelimede, o uzakta olanı işaret ediyorsa dat.

• Dat kind woont in Amsterdam.

de-tanımlıklı kelimede, o yakında olanı işaret ediyorsa deze.

• Deze man woont hier in de straat.

de-tanımlıklı kelimede, o uzakta olanı işaret ediyorsa die.

• Die man woont in Amsterdam.

Deze ve die kelimeleri sadece isimlerde kullanılır. Dit ve dat kelimelerini tek başina da kullanabilirsin. Bu kelimelerle tekil ya da çoğul olanı ifade etmiş olmanın bir farkı yoktur.


Yakında ve tekilse

• Dit is mijn vriendin.

Uzakta ve tekilse

• Dat is mijn nieuwe buurman.

Yakında ve çoğulsa

• Dit zijn mijn kinderen.

Uzakta ve çoğulsa

• Dat zijn mijn nieuwe buren.



kelime sıralaması 1
Cümlenin normal sıralamasında: özne + çekimli eylem veya yüklem + diğerleri.


• Hij woont in Amsterdam.

Her zaman özne ile başlamana gerek yok . Bazen çekimli eylem veya yüklemle ya da bazen cümlenin diğer ögeleriyle başlayabilirsin. Bu senin cümlede vurgulamak istediğin bölüme göre değişir. Özne ile çekimli eylem veya yüklem arasına diğer ögeleri getiremezsin. Bu bir imla kuralıdır.


Çoğu durumda ilk çekimli eylem arkasından özne (konu) gelir.(yer değiştirme).

Soru cümlesinde

• Woont hij in Amsterdam?

Eğer cümle soru ekleriyle başlıyorsa (wie, wat, waarom, wanneer).

• Wanneer komt hij naar Amsterdam?

Eğer cümle zaman belirleyici kelime ile başlıyorsa.

• Vanavond komt hij naar Amsterdam.

Eğer cümle mekanı belirleyici kelime ile başlıyorsa.

• In Amsterdam kent hij vele mooie plekjes.

Eğer cümlede yardımcı fiil ve geçmiş zaman kipi varsa, geçmiş zaman kipi cümlenin sonunda kullanılır.

• Hij heeft drie jaar in Amsterdam gewoond.

Eğer cümlede zamanı ve mekanı belirleyen kelimeler kullanacaksan: o zaman ilk zamanı sonra yeri belirleyen kelimeleri kullanırsın.

• Hij woont al drie jaar in Amsterdam.

ALbaTRoS
29-01-2007, 21:04
şimdiki zaman ve belirli gemiş zaman
Çekimli fiil şimdiki zamanda ya da geçmiş zamanda bulunuyor.

şimdiki zaman

• Jan gaat vandaag naar Parijs.
• Ik werk op vrijdag altijd tot 13.00 uur.

belirli geçmiş zaman

• Jan ging vandaag naar Parijs.
• Ik werkte op vrijdag altijd tot 13.00 uur.




Çekimli eylem
Cümledeki çekimli eylemi üç şekilde bulabilirsin.

1. Eğer cümleyi soru şeklinde kullanırsan, çekimli eylem cümlenin başinda kullanılır.

• Piet eet een appel.
• Eet Piet een appel?

2. Eğer cümleyi bir başka zamanda yaparsan, çekimli eylemin kipi değisir.

• Piet eet een appel.
• Piet at een appel.

3. Eğer konu (özne) çoğul durumda ise, çekimli eylem de çoğul şeklindedir.

• Piet eet een appel.
• Jan en Piet eten een appel.



belirsiz geçmiş zaman
Belirsiz geçmiş zamanı dili geçmiş zaman kipi ve yardımcı fiil ile yapıyorsun hebben, zijn, ya da worden. Yardımcı fiil bir çekimli eylemdir.

• Hij heeft de lege flessen ingeleverd.
• De wedstrijd is afgelast.
• Ik heb hem net opgebeld.
• Mijn buurman wordt nooit ergens voor gevraagd.
• Mijn fiets is gelukkig weer gevonden.
• Op zijn zestigste wordt hij gepensioneerd.



deyim (tabir)
Tabirler cümledeki bütün fiillerdir. Bazen bu sadece çekimli fiildir.


• Piet eet een appel.


Bazen bu çekimli fiil başka bir fiille beraberdir.

• Piet heeft een appel gegeten.




Özne (konu)
Burada iki yolla özneyi bulabilirsin.

Eğer wie ya da wat soru eklerini çekimli eyleme sorarsan, sorunun cevabını özne verir.

• Piet eet een appel. Wie eet een appel? - > Piet
• De auto rijdt te snel. Wat rijdt te snel? - > de auto

Eğer çekimli eylem tekilden çoğula çevrilirse, öznenin yapısı da değişir.

• Piet eet een appel.
• Jan en Piet eten een appel.

ALbaTRoS
29-01-2007, 21:04
şimdiki zaman
lopen vinden
ik loop ik vind
jij loopt jij vindt
hij,zij loopt hij,zij vindt
het loopt het vindt
wij lopen wij vinden
jullie lopen jullie vinden
zij lopen zij vinden




geçmiş zaman
werken wachten wandelen landen
ik werkte ik wachtte ik wandelde ik landde
jij werkte jij wachtte jij wandelde jij landde
hij,zij werkte hij,zij wachtte hij,zij wandelde hij,zij landde
het werkte het wachtte het wandelde het landde
wij werkten wij wachtten wij wandelden wij landden
jullie werkten jullie wachtten jullie wandelden jullie landden
zij werkten zij wachtten zij wandelden zij landden



't kofschip
kelime kökünün sonuna te(n) ya da de(n) uygulayabilmek için 't kofschip kuralını kullan. Kelime kökünün son harfi 't kofschip kuralının içinde mi? ( o ve i harflerinde bu kural uygulanmıyor). Evet ? O zaman burada kökün arkasından te(n) geliyor. Hayır ise ? O zaman burada kökün arkasından de(n) gelir.

Ya da belirsiz geçmiş zamanın son harfini 't kofschip kuralını uygulayarak belirle . Kökün son harfi 't kofschip 'in içinde mi? Evet? Belirsiz geçmiş zaman kelimesi t harfi ile yazılır. Hayır ? Belirsiz geçmiş zaman d harfi ile biter.






f/v ve s/z
Hiç bir kelime kökü v ya da z harfleri ile sonlanmaz (telaffuz ederken). v harfi f ile z harfi s ile yer değiştirir. Bir fiilin kökü f(v) ya da s(z) ile bitiyorsa; geçmiş zamanda kullanılan kelime te(n) ile değil de(n) ile biter.

• leven ik leef ik leefde
• verwaarlozen ik verwaarloos ik verwaarloosde

Bir geçmis zaman kökü f(v) ya da s(z) ile bitiyorsa, t harfi ile değil d harfi ile biter.

• leven ik leef ik heb geleefd
• verwaarlozen ik verwaarloos ik heb verwaarloosd




Belirsiz geçmiş zaman
Belirsiz geçmiş zamanı, geçmiş zaman kipi ve yardımcı fiiller hebben, zijn ya da worden ile yaparsın. Yardımcı fiil bir çekimli filldir.

Belirsiz geçmiş zamanın son harfini belirlemek için 't kofschip kuralını uygulamak gerekir.

Belirsiz geçmiş zamandaki son harfi belirlemede bir başka yol ise aynı fiille belirsiz geçmiş zaman yapmaktır.

• ik heb gewerkt werkte
• ik heb gelegd legde
• ik heb gewacht wachtte
• hij heeft gerepareerd repareerde




iyelik sıfatları
İyelik sıfatları başka bir ismin temel özelliklerini ve niteliklerini verir.

• De hoge toren is een vertrouwd baken.
• Het verbrande huis bood een trieste aanblik.

İyelik sıfatları belirsiz geçmiş zaman kiplerinden türemiş olabilir, o zaman belirsiz geçmiş zaman kipinde kullanılan kelimenin arkasına e gelir.

• Het huis is afgebrand. het afgebrande huis
• Het boek is besteld. het bestelde boek
• De koper is opgelicht. de opgelichte koper
• Het gras is gemaaid. het gemaaide gras
• De schade is vergoed de vergoede schade
• De tuin is besproeid. de besproeide tuin




Emir kipi
Emir kipi emir ve istek anlamlarını verir. Emir kipi fiilin kökü gibi aynı şekilde kullanılır.

• Ga onmiddellijk naar huis!
• Was je handen!



Mastar fiil
Mastar (tam olarak kullanılan fiil) bir fiildir, aynı sözlükte bulduğun fiiller gibi; bununla henüz hiçbir şey yapılmamıştır.

• Hij wil morgen al gaan.
• Hij kan goed voetballen.
• Mijn broer moet morgen optreden.

Bir mastar fiilini isim şeklinde de kullanabilirsin. Burada het tanımlığı fiilden önce gelir ya da bunu fiilin önünde duruyormuş gibi düşünebilirsin.

• Het huilen stond hem nader dan het lachen.
• Vissen is zijn lust en zijn leven.
• Het verbranden van afval is hier niet toegestaan.




Şimdiki zaman ortacı
Şimdiki zaman ortacını d ya da de harflerini fiilin arkasına getirerek yaparsın.

• Aarzelend pakte ze het pakje op.
• IJs en weder dienende, ben ik er morgen.



Adım planı
Genellikle fiili hecelerken aşağıdaki planı uyguluyabilirsin:

1. Cümle kaç cümleden oluşuyor?
2. Doldurma kelimeleri hangi zamanda bulunuyor?
3. Doldurma kelimesinde ki tüm eylem nedir?
4. Doldurma kelimesinde ki kök nedir?
5. Doldurma kelimesinde ki çikış nedir?

ALbaTRoS
29-01-2007, 21:05
kelime sıralaması 2
Cümlelerin sıralaması bağlantı kelimesine bağlıdır. Bazen cümlelerin sıralamasını değiştirebilirsin.

• Hij leest een boek en zijn broer kijkt televisie.
• Zijn broer kijkt televisie en hij leest een boek.

Bazen cümlelerin sıralamasını değiştirebilirsin, fakat özne ve yüklemin yeri değişir, temel cümle ikinci cümle olarak kullanılırsa.

• Ze gaat naar het feest hoewel ze niet uitgenodigd is.
• Hoewel ze niet uitgenodigd is, gaat ze naar het feest.

Bazen cümle sıralamasını değiştiremezsin.

• Hij werkt in de tuin, want het is lente.

Yan cümlede fiil cümlenin sonuna gelir. Şayet bir yardımcı fiil cümlede var ise, bunu belirsiz geçmis zaman ya da mastarın önüne koyarsın.

• Hij zegt dat hij zijn buurman goed kent.
• Hij zegt dat hij zijn buurman goed heeft gekend.
• Hij zegt dat hij goed kan voetballen.


Yardımcı fiiller hebben, zijn ve worden bunları belirsiz geçmiş zaman yaparken cümlenin sonunda da kullanabilirsin.

• Hij zegt dat hij zijn buurman goed gekend heeft.





bağlaç
Bağlaçlar cümleleri birbirine bağlar.

• dus Het is droog dus we kunnen gaan. sonuç
• en Hij leest een boek en zijn broer kijkt televisie. nötral
• maar Logeren vind ik leuk maar niet bij mijn tante. zıtlık
• of Wil je koffie of thee? tercih (seçim)
• want Ik drink koffie want dat lust ik graag. sebep
• als Je mag naar huis als je klaar bent. şart
• dat Hij zegt dat ze naar Canada gaan. nötral
• doordat Ik kwam te laat doordat de brug open stond. sebep
• hoewel Ze gaat naar het feest hoewel ze niet uitgenodigd is. zıtlık
• mits We gaan naar het strand mits het niet regent. şart
• nadat Ik doe het licht uit nadat ik de deur op slot heb gedaan. ondan sonra
• ofschoon Hij treedt op ofschoon hij geen talent heeft. zıtlık
• omdat Ik ga naar de film omdat ik daar zin in heb. sebep
• ondanks Ondanks haar slechte resultaten, blijft ze optimistisch. zıtlık
• opdat Kom op tijd opdat we vroeg kunnen vertrekken. amaç
• sinds Sinds haar huwelijk voelt ze zich gelukkig. şimdiden itibaren
• tenzij We gaan naar het bos tenzij het regent. şayet, dıkça / dikçe
• terwijl Ik schil de aardappels terwijl zij de groente schoonmaakt. aynı zamanda
• toen Hij stond achter het doel toen het doelpunt gemaakt werd. o anda
• voordat Voordat ik naar bed ga, poets ik mijn tanden. bunun için, bundan önce
• wanneer Ik bepaal zelf wel wanneer ik naar bed ga. o zaman
• zodat Het heeft hard geregend zodat er overal plassen liggen. takiben
• zodra Hij komt zodra hij klaar is. aynı anda




ilgi zamiri
İlgi zamirleri iki cümleyi birleştirir ve önceki adlandırılmış kelimeyi işaret eder.

Die de tanımlığıyla başlayan isme işaret ediyor.

• De trein die net vertrokken is, gaat naar Amsterdam.

Dat het tanımlığıyla başlayan isme işaret ediyor.

• Het boek dat daar ligt, heb ik uitgelezen.

Wat kelimesini aşağıdaki kelimelerden sonra kullanıyorsun.

• alles wat, iets wat, weinig wat, niets wat, veel wat

Wat kelimesiyle tüm cümleyi kasdedebilirsin.

• Hij heeft mij niet gebeld, wat ik helemaal niet leuk vind.

Ve wat kelimesiyle diğerlerine üstün gelen anlamında kullanabilirsin.

• Dit is het leukste wat ik gezien heb.

Waar kelimesiyle bir şeye işaret eder, bunu bağlaçla birlikte kullanırsın.

• De kast waar ik mijn boek in leg is bijna vol.

Wie bir kişiye hitap ediyor, bunu bağlaçla birlikte kullanırsın.

• De man met wie ik praat is mijn buurman.



Edatlar
aan, achter, af, behalve, beneden, bij, binnen, boven, buiten, door, in, langs, met, na, naar, naast, om, onder, op, over, per, sinds, te, tegen, tot, tussen, uit, van, via, volgens, voor, zonder

Edatla bir yeri (mekanı) gösterebilir, anlatabilirsin.

• Hij staat voor het huis.
• Hij is in het huis.
• HIj zit achter het huis.


Edatla bir zamanı anlatabilirsin.

• Ik ben hier sinds vorige week.
• Ik blijf hier tot morgen.
• Ik begin per vandaag.


Edatla bir ilişkiyi (bağlantıyı) anlatabilirsin.

• Ik ga met mijn buurvrouw naar de markt.
• Deze auto is van mij.
• Ik ga liever zonder haar.

ALbaTRoS
29-01-2007, 21:05
aan: [pr] -de, kenarında.
aandacht: [de] ilgi, dikkat.
aankomen: [v] ulaşmak, varmak.
aanmaning: [de] uyarı.
aansluiten: [v] bağlamak.
aantal: [het] adet, sayı.
aantrekken: [v] çekmek.
aantrekkelijk: [adj] çekici.
aanvankelijk: [bw] başlangıçta.
aanwezig: [adj] var olan.
aanzienlijk: [adj] önemli.
aarde: [de] dünya, yeryüzü.
achter: [pr] arkasında.
adellijk: [adj] soylu.
advies: [het] öneri, tavsiye, öğüt.
adviseren: [v] önermek, tavsiye etmek.
af en toe: [bw] bazen.
afgelopen: [v] bitmek.
afhankelijk: [adj] bağlı [ÖRNEK-0005].
afkoelen: [v] soğumak.
afkorting: [de] kısaltma.
afloop: [de] son.
afscheid: [het] veda.
afstand: [de] uzaklık.
afstuderen: [v] mezun olmak.
al: [adj] tüm, hepsi; [bw] zaten, şimdiden.
algemeen: [adj] genel (in het algemeen: genellikle; çoğunlukla).
alleen: [adj] yalnız; [bw] yalnızca.
allerlei: [adj] türlü, çeşitli.
als: [co] eğer; [pr] olarak.
altijd: [bw] her zaman.
ander: [adj] başka.
anders: [bw] başka biçimde.
antwoord: [het] yanıt, cevap.
atmosfeer: [de] atmosfer.
auto: [de] araba, otomobil (pl. auto's).
avond: [de] akşam.
band: [de] (otomobil, bisiklet vs için) lastik.
bang: [adj] korkmuş (ik ben bang = korkarım).
bank: [de] kanepe.
bedienen: [v] çalıştırmak, işletmek (bedienen het fototoestel).
bedrijf: [het] şirket, işyeri.
beetje: [adj] biraz.
begrijpen: [v] anlamak.
beginnen: [v] başlamak.
behalve: [co] -den başka.
behulp: [het] yardım [ÖRNEK-0003].
belangrijk: [adj] önemli.
belangstelling: [de] ilgi.
bepalen: [v] belirlemek [ÖRNEK-0003].
berg: [de] dağ.
beschrijven: [v] tanımlamak.
beschouwen: [v] bakmak, seyretmek.
bestaan: [v] var olmak (bestaan uit: oluşmak [ÖRNEK-0007]).
bestellen: [v] ısmarlamak, sipariş etmek.
bestuderen: [v] incelemek [ÖRNEK-0001].
betekenen: [v] anl..... gelmek.
betekenis: [de] anlam, mana.
beurt: [de] sıra ("sıra bende" tümcesindeki gibi).
bevroren: [adj] donmuş.
bewaren: [v] saklamak.
bewegen: [v] hareket ettirmek.
beweging: [de] hareket [ÖRNEK-0002].
bewijs: [het] kanıt, delil.
bewonderen: [v] hayran olmak.
bezig: [adj] yoğun, meşgul.
bezitten: [v] sahip olmak.
bijna: [bw] hemen hemen, yaklaşık.
bijnaam: [de] takma ad.
bijvoorbeld: [bw] örneğin.
bijwoord: [het/dilbilgisi] belirteç, zarf.
bijzonder: [adj] özel; kendine özgü.
biljet: [het] bilet.
binden: [v] bağlamak.
bladzijde: [de] sayfa.
blank: [adj] beyaz.
blijken: [v] görünmek.
blijven: [v] kalmak.
boek: [het] kitap.
boekenkast: [de] kitaplık.
boer: [de] köylü, çiftçi [ÖRNEK-0002].
bol: [de] top, yuvarlak, küre.
boog: [de] yay.
botsing: [de] çarpışma.
bout: [de] cıvata.
boven: [bw] yukarıya, yukarıda, üstte.
bovendien: [bw] ayrıca.
brandstof: [de] yakıt.
breed: [adj] geniş.
breken: [v] kırmak.
bril: [de] gözlük.
Britse Gemenebest: [het] İngiliz Milletler Topluluğu.
broer: [de] erkek kardeş.
bron: [de] kaynak.
bui: [de] sağanak.
buitenlander: [adj] yabancı.
cassette: [de] kaset.
collega: [de] iş arkadaşı.
conjunctief: [de/dilbilgisi] bağlaç.
continent: [het] kıta, anakara.
cursist: [de] öğrenci.
daar: [bw] orada.
daarna: [bw] sonra.
daarom: [bw] bu yüzden.
dag: [tw] merhaba; [tw] hoşçakal; [de] gün.
dampkring: [de] atmosfer.
datum: [de] tarih; [het] veri.
deelgenoot: [de] sırdaş, dost.
Deens: [het] Danca, Danimarkaca.
deken: [de] örtü.
demokratie: [de] demokrasi.
Denemarken: [het] Danimarka.
depot: [het] depo.
deskundig: [adj] uzman.
deze: [vn] bu.
dichtbij: [adj] yakın.
dik: [adj] kalın.
dikwijls: [bw] çoğunlukla.
dit: [vn] bu.
docent: [de] öğretmen.
docente: [de] bayan öğretmen.
doen: [v] yapmak.
donker: [adj] karanlık.
doof: [adj] sağır.
door: [co] dolayısıyla.
dorp: [het] köy.
draaien: [v] dönmek.
drie: [adj] üç.
dromen: [v] rüya görmek, düş görmek.
droom: [de] düş, rüya.
druk: [adj] meşgul.
drukken: [v] basmak.
duidelijk: [adj] açık, belli, bariz.
dun: [adj] ince.
durven: [v] cesaret etmek.
dus: [co] yani.
duur: [adj] pahalı.
een: [adj] bir.
eenvoudig: [adj] kolay.
eiland: [het] ada.
eindigen: [v] bitmek.
elk: [vn] her.
elkaar: [vn] birbiri.
en: [co] ve.
Engeland: İngiltere.
enkelvoud: [adj] tekil.
enz: [afkorting] bkz. enzovoort.
enzovoort: vesaire.
enig: [adj] birkaç.
er: [bw] orada.
erfelijk: [adj] kalıtsal; babadan oğula geçen.
erg: [bw] çok.
ergen: bkz. ergens.
ergens: [bw] bir yerde.
eten: [v] yemek.
evenals: [bw] gibi, aynı biçimde [ÖRNEK-0008].
excursie: [de] gezi, gezinti, tur.
fiets: [de] bisiklet.
fijn: [adj] iyi.
fonkelen: [v] parlamak [ÖRNEK-0001].
foto: [de] fotoğraf.
fototoestel: [het] fotoğraf makinesi.
fout: [de] yanlış, hata; [adj] yanlış.
gaan: [v] gitmek.
gaar: [adj] pişmiş.
gade: [de] eş, karı ya da koca.
gang: [de] koridor, sofa, hol.
gat: [het] delik.
gauw: [bw] çabuk.
gebeurtenis: [de] olay [ÖRNEK-0005].
gebied: [het] alan, yer.
gebruiken: [v] kullanmak.
gedragen: [v] davranmak.
geen: [vn] değil.
geldig: [adj] geçerli.
gelegenheid: [de] fırsat.
gelijktijdig: [bw] aynı zamanda.
gemakkelijk: [adj] kolay.
gesloten: [adj] kapalı.
geschiedenis: [de] tarih.
gevaar: [de] tehlike.
geval: [het] durum, hal.
geven: [v] vermek.
gevoel: [het] duygu.
gezellig: [adj] hoş.
gezicht: [het] yüz, surat.
gierig: [adj] cimri.
gids: [de] kılavuz, rehber (telefoongids: telefon rehberi).
goed: [adj] iyi.
goedkoop: [adj] ucuz.
gordijn: [het] perde.
graf: [het] mezar.
grammatica: [de] dilbilgisi.
grap: [de] şaka.
groen: [adj] yeşil.
Groenland: [het] Grönland.
groente: [de] sebze.
groeien: [v] büyümek, gelişmek.
groot: [adj] büyük.
Groot-Brittannië: Büyük Britanya.
grotendeels: [bw] büyük çoğunlukla.
gum: [de] silgi.
hand: [de] el.
handtekening: [de] imza.
hebben: [v] -i olmak, sahip olmak.
heel: [adj] bütün.
heelal: [het] evren.
heen: [pr] doğru.
heet: [adj] sıcak.
-heid: -lik (noodzakelijkheid = zorunluluk).
hemel: [de] gök, gökyüzü.
her en der: [bw] şurada burada.
herfst: [de] sonbahar, güz.
herhalen: [v] yinelemek, tekrar etmek.
herkennen: [v] tanımak.
heten: [v] adı ... olmak, adlandırılmak.
hij: [vn] o.
hoe: [bw] nasıl.
hoeveel: [adj] kaç tane.
hoeveelheid: [de] miktar.
honderd: [adj] yüz.
honger: [de] açlık.
hoofd: [het] baş, kafa.
hoogstends: [bw] en çok.
horen: [v] duymak.
houden: [v] tutmak.
huis: [het] ev.
hun: [adj] onların.
huren: [v] kiralamak.
ieder: [vn] her.
iedereen: [vn] herkes.
iemand: [vn] birisi.
Ierland: İrlanda.
ijzer: [het] demir.
ik: [vn] ben.
immers: [co] zira.
in: [pr] -de, içinde.
inbreken: [v] zorla girmek.
inrichting: [de] yerleşim, düzen.
integendeel: [co] aksine, tersine.
inzet: [de] çaba.
Iran: [het] İran.
jaar: [het] yıl.
je: [adj] senin.
jij: [pn] siz.
jongen: [de] oğlan.
jouw: [adj] senin.
jullie: [pn] siz.
juist: [adj] doğru.
kabinet: [het] hükümet, kabine.
kalf: [het] dana.
kamer: [de] oda.
kant: [de] yan, taraf.
kantoor: [het] ofis, büro.
kat: [de] kedi.
keer: [de] kez.
kegel: [de] koni.
kennen: [v] bilmek.
kennis: [de] tanıdık, dost.
kenteken: [het] plaka.
kern: [de] çekirdek.
keuken: [de] mukfak.
keuze: [de] seçenek.
kijken: [v] bakmak; seyretmek, izlemek.
kind: [het] çocuk (pl. kinderen).
klaren: [v] bitmek.
klas: [de] sınıf.
kleed: [het] halı; [het] örtü.
kleur: [de] renk.
klein: [adj] küçük.
klont: [de] topak.
kloppen: [adj] kapıyı çalmak.
knap: [adj] zeki.
knikker: [de] bilye.
koepel: [de] kubbe.
koken: [v] pişirmek.
kolom: [de] sütun.
komen: [v] gelmek.
koninkrijk: [het] krallık.
kookpan: [de] tencere.
kool: [de] kömür.
kooldioxyde: [de] karbondioksit.
koolstof: [de] karbon.
korst: [de] kabuk.
kort: [adj] kısa.
korting: [de] indirim.
kou: [de] soğukluk.
koud: [adj] soğuk.
kraan: [de] vinç.
krant: [de] gazete.
krijgen: [v] almak.
kunnen: [v] -bilmek.
kussen: [het] yastık.
kust: [de] kıyı, sahil.
laag: [de] katman, tabaka.
laag: [adj] alçak.
laboratorium: [het] laboratuvar.
lade: [de] çekmece.
land: [het] ülke.
lang: [adj] uzun.
langs: [bw] boyunca.
langzaam: [adj] yavaş.
lawaaierig: [adj] gürültülü.
leeftijd: [de] yaş.
leeg: [adj] boş.
leerling: [de] öğrenci.
lelijk: [adj] çirkin.
lente: [de] ilkbahar, bahar, ilkyaz.
leraar: [de] (erkek) öğretmen.
lerares: [de] (bayan) öğretmen.
leren: [v] öğrenmek.
les: [de] ders.
leven: [het] yaşam, hayat.
lezen: [v] okumak.
lichaam: [het] vücut, beden; kütle.
licht: [adj] aydınlık.
lijst: [de] liste.
lidmaatschap: [het] üyelik [ÖRNEK-0007].
lidwoord: [het] tanımlık, artikel.
logeren: [v] (birinde, otelde vb) yatılı kalmak, konaklamak.
lopen: [v] yürümek.
lopend: [adj] yürüyen; [adj] geçerli.
lossen: [v] boşaltmak.
luisteren: [v] dinlemek.
lusten: [v] hoşlanmak, istemek.
maal: [de] kez.
maan: [de] ay (dünyanın uydusu).
maand: [de] ay.
maandag: [de] pazartesi.
maar: [co] fakat.
maken: [v] yapmak.
man: [de] adam.
mand: [de] sepet.
markt: [de] pazar, market.
Marokko: [het] Fas.
mee: [bw] bile.
meegaan: [v] eşlik etmek.
meer: [de] göl.
meervoud: [adj/dilbilgisi] çoğul.
meestal: [bw] çoğu zaman.
meneer: [de] bay.
mengsel: [het] karışım.
merkwaardig: [adj] dikkat çekici.
met: [pr] ile.
mevrouw: [de] bayan.
meisje: [het] kız.
mijn: [adj] benim.
miljard: [het] milyar.
misschien: [bw] belki.
moeilijk: [adj] zor.
moeder: [de] anne.
moeten: [v] -meli.
mogelijk: [adj] olası, mümkün.
mogelijkheid: [de] olasılık, ihtimal.
mogen: [v] -ebilmek.
mooi: [adj] güzel.
moment: [het] an.
monarch: [de] monark, kral.
monarchie: monarşi, krallık.
mond: [de] ağız.
monteur: [de] tamirci.
morgen: [bw] yarın.
na: [pr] sonra.
naam: [de] ad.
nacht: [de] gece.
nachtmerrie: [de] kabus, karabasan.
nadruk: [de/dilbilgisi] vurgu.
naar: [pr] -e.
naast: [pr] yanında.
natuurlijk: [bw] doğal olarak.
Nederland: [het] Hollanda.
Nederlands: [het] Hollandaca.
nee: [tw] hayır.
negen: [adj] dokuz.
netwerk: [het] ağ, şebeke.
neus: [de] burun.
niemand: [pn] hiçkimse.
niet: [bw] değil.
nieuw: [adj] yeni.
nikkel: [de] (chem.) nikel.
nodig: [adj] lazım, gerekli.
noemen: [v] adlandırmak.
nog: [bw] daha.
nogal: [bw] oldukça.
nogmaals: [bw] yeniden, tekrar.
nood: [de] gereksinim.
noodzakelijk: [adj] zorunlu, kaçınılmaz, gerekli.
nooit: [bw] asla.
Noordzee: Kuzey Denizi.
normaal: [adj] normal, olağan.
nota: [de] fatura.
nu: [bw] şimdi.
nummer: [het] sayı, numara.
ochtend: [de] sabah.
oefening: [de] alıştırma.
of: [co] ya da, veya.
ogenblik: [het] saniye.
om: [pr] hakkında.
oma: [de] büyükanne.
omdat: [co] çünkü.
omgeving: [de] çevre (in de omgeving van de zon: güneşin çevresinde).
omkeren: [v] döndürmek.
onbemand: [adj] insansız (onbemande ruimtevaartuigen: insansız uzay araçları).
ondanks: [pr] karşın, rağmen.
onderhalf: [adj] bir buçuk.
onderlopen: [v] su basmak, suyla dolmak.
ondertussen: [bw] bu arada.
onderwerp: [het/dilbilgisi] özne.
onderzoek: [het] araştırma.
ondraaglijk: [adj] dayanılmaz.
ongeveer: [bw] yaklaşık.
ongezellig: [adj] nahoş, sevimsiz.
onrecht: [adj] haksız.
ontdekken: [v] keşfetmek, bulmak.
ontdekking: [de] keşif.
onthouden: [v] hatırlamak.
ontkenning: [de] red.
ontstaan: [het] oluşum, oluşma, meydana geliş; [v] var olmak; oluşmak.
ontvangen: [v] almak, teslim almak.
onweer: [het] şimşekli ve yıldırımlı fırtına.
ook: [bw] de, bile.
oorzaak: [de] neden, sebep.
Oostzee: [de] Baltık Denizi.
op: [pr] -de, üzerinde.
open: [adj] açık.
oplossing: [de] çözüm.
opnieuw: [bw] yeniden.
oud: [adj] eski; [adj] yaşlı.
ouderdom: [de] yaşlılık.
over: [pr] üstünde.
overblijven: [v] artmak, kalmak.
overmorgen: [bw] öbür gün.
overvaller: [de] saldırgan.
overzicht: [het] genel bakış, genel görünüm.
paar: [het] çift.
pakken: [v] yakalamak, tutmak.
pan: [de] tava.
papier: [het] kağıt.
parlement: [het] parlamento, meclis.
pen: [de] kalem.
persen: [v] bastırmak, sıkıştırmak.
plakken: [v] yapışmak.
planeet: [de] gezegen.
plant: [het] bitki.
praten: [v] konuşmak.
precies: [adj] tam.
prettig: [adj] iyi.
prins: [de] prens.
prinses: [de] prenses.
proberen: [v] denemek.
prooi: [de] av.
raam: [het] pencere.
raden: [v] tahmin etmek.
reactie: [de] yanıt; tepki.
reductie: [de] indirim.
regel: [de] satır; [de] kural.
regelmatig: [bw] düzenli olarak.
regen: [de] yağmur.
reis: [de] yolculuk, seyahat.
reiziger: [de] yolcu.
rekenen: [v] hesaplamak.
restaurant: [het] restoran, lokanta.
richting: [de] yön.
roeren: [v] karıştırmak [ÖRNEK-0006].
rond: [adj] yuvarlak.
rots: [de] kaya.
ruim: [adj] geniş; [adj] -den çok (ruim vierduizend jaar: dört bin yıldan çok).
ruimte: [de] uzay [ÖRNEK-0005].
rustig: [adj] rahat. sakin.
ruw: [adj] işlenmemiş, çiğ; pürüzlü.
ruzie: [de] kavga.
samenstelling: [de] komposizyon.
Scandinavisch: [adj] İskandinav.
schadelijk: [adj] zararlı.
scheiden: [v/pp. met hebben] ayırmak; [v/pp. met zijn] boşanmak.
scheren: [v] traş etmek; zich ~: traş olmak.
schijn: [de] görünüş.
schijf: [de] disk.
school: [de] okul.
schoon: [adj] temiz.
schrijven: [v] yazmak.
Schotland: İskoçya.
seizoen. [het] mevsim.
situatie: [de] durum.
slaaf: [de] köle.
slaan: [v] dövmek; vurmak.
slagen: [v] başarılı olmak, başarmak.
slank: [adj] şişman olmayan, zayıf.
slapen: [v] uyumak.
snel: [adj] hızlı.
snelkookpan: [de] düdüklü tencere.
soep: [de] çorba.
soms: [bw] bazen.
spelen: [v] oynamak.
spiegel: [de] ayna.
spreken: [v] konuşmak.
stad: [de] şehir.
stam: [de/dilbilgisi] kök.
straling: [de] ışıma, radyasyon.
station: [het] istasyon, gar.
steeds: [bw] sürekli, her zaman.
stelsel: [het] düzen, sistem.
ster: [de] yıldız.
sterrenkunde: [de] gökbilim, astronomi.
stikstof: [de] azot.
stoel: [de] sandalye, iskemle.
stollen: [v] katılaşmak.
stolp: [de] fanus.
storen: [v] rahatsız etmek.
straat: [de] cadde, sokak.
streek: [de] bölge.
stroming: [de] akıntı.
student: [de] öğrenci.
sturen: [de] göndermek (email sturen).
suiker: [de] şeker.
taal: [de] dil.
tafel: [de] masa.
tamelijk: [bw] oldukça.
te: [bw] fazla, çok.
tegenkomen: [v] karşılaşmak, rastlaşmak.
tegenwoordig: [bw] bugün, günümüzde.
tekst: [de] metin.
telefoon: [de] telefon.
telescoop: [de] teleskop.
televisie: [de] televizyon (alıcısı).
tellen: [v] saymak.
tevens: [bw] de, da, dahi.
tien: [adj] on.
tijd: [de] zaman.
tijdschrift: [het] dergi, mecmua.
toer: [de] tur, dönme, dönüş.
toestemming: [de] onay.
toneel: [het] sahne.
trein: [de] tren.
troon: [de] taht.
troonopvolger: [de] taht varisi.
trouwen: [v/pp. met zijn] evlenmek.
trouwens: [bw] zaten.
tunnel: [de] tünel.
Turkije: [het] Türkiye.
tussenwerpsel: [het/dilbilgisi] ünlem.
twee: [adj] iki.
twintig: [adj] yirmi.
uur: [het] saat.
uw: [bw] sizin.
uit: [pr] -den.
uitgestrekt: [adj] geniş, engin [ÖRNEK-0004].
uitnodigen: [v] davet etmek.
uitspreken: [v] telaffuz etmek.
uitstoten: [v/düzensiz] dışarı atmak, çıkarmak.
universiteit: [de] üniversite.
vaak: [bw] sık sık.
vaardigheid: [de] beceri, yetenek.
vader: [de] baba.
vakantie: [de] tatil, izin.
van: [pr] -in.
vast: [adj] sabit; katı (ant. vloeibaar).
veel: [bw] çok.
ver: [adj] uzak.
verbum: [het/dilbilgisi;pl. verba] eylem, fiil.
verdwijnen: [v] yok olmak.
Verenigd Koninkrijk: [het] Birleşik Krallık.
vergeten: [v] unutmak.
vergeven: [v] bağışlamak.
verkiezing: [de] seçim.
verleden: [het] geçmiş.
verloop: [het] geçiş (verloop van tijd: zamanın geçişi).
verloren: [v] yitirmek, kaybetmek.
verontschuldigingen: [v] özür dilemek.
veroorzaken: [v] neden olmak.
verrekijker: [de] dürbün.
verschijnen: [v] ortaya çıkmak.
verschil: [het] fark.
verschillend: [adj] farklı.
verstaan: [v] anlamak.
verstanbaar: [adj] anlaşılır.
vertaling: [de] çeviri.
vertellen: [v] anlatmak.
vervelen: [v] can sıkmak, rahatsız etmek; zich ~ canı sıkılmak.
vervelend: [adj] sıkıcı.
verwerven: [v] kazanmak.
vervijderen: [v] uzaklaştırmak.
vier: [adj] dört.
vies: [adj] kirli.
vijf: [adj] beş.
vijftien: [adj] on beş.
vinden: [v] bulmak.
vlakbij: [adj] yakın.
vlam: [de] alev.
vliegtuig: [het] uçak.
vliegveld: [het] havaalanı.
vloeibaar: [adj] sıvı, akışkan.
vloot: [de] filo.
vlug: [adj] hızlı.
voelen: [v] hissetmek.
voeren: [v] yapmak.
vol: [adj] dolu.
volgen: [v] izlemek, takip etmek.
volgende: [adj] gelecek, sonraki.
volgorde: [de] dizim, sıra.
voor: [pr] için.
voorkomen: [v] engellemek, önüne geçmek.
voornaamwoord: [het] zamir, adıl.
vooroordeel: [het] önyargı.
voorstellen: [v] tanıştırmak; canlandırmak, sahnelemek, sahneye koymak.
voortdurend: [bw] sürekli, hep.
vorm: [de] biçim.
vorst: [de] kral, monark (vorstin: kraliçe).
vraag: [de] soru.
vragen: [v] sormak; istemek.
vroelen: [v] hissetmek.
vroeg: [adj] erken.
vrolijk: [adj] neşeli, şen.
vrouw: [de] bayan, kadın.
vrij: [adj] serbest; [bw] oldukça.
vrijdag: [de] cuma.
vullen: [v] doldurmak.
vurig: [adj] kızgın, ateşli.
vuur: [het] ateş.
waar: [bw] nerede; [adj] gerçek, doğru.
waarom: [bw] neden, niçin.
waarschijnlijk: [bw] olasılıkla, muhtemelen.
wachten: [v] beklemek.
Wales: Galler.
wandelen: [v] gezmek.
wanneer: [bw] ne zaman.
want: [co] çünkü.
warm: [adj] sıcak.
warmte: [de] sıcaklık.
wat: [pn] ne.
we: [pn] biz.
week: [de] hafta.
weekend: [het] haftasonu.
weerstaan: [v] karşı koyamak
weg: [de] yol.
weggooien: [v] atmak.
wel: [bw] iyi.
welk: [adj] hangi.
werken: [v] çalışmak.
werkwoord: [het] bkz. verbum.
weten: [v] bilmek.
wie: [pn] kim.
wij: [pn] biz.
wijzen: [v] işaret etmek (wijzen naar).
willen: [v] istemek.
winter: [de] kış.
wolk: [de] bulut.
wonen: [v] oturmak, ikamet etmek.
woord: [het] sözcük.
woordenboek: [het] sözlük.
wrijving: [de] sürtünme.
zaaien: [v] (tohum) ekmek [ÖRNEK-0002].
zaterdag: [de] cumartesi.
ze: [pn] onlar.
zee: [de] deniz.
zeelieden: [de] denizciler, gemiciler [ÖRNEK-0003].
zeer: [bw] çok.
zeggen: [v] söylemek.
zichtbaar: [adj] görünür.
ziek: [adj] hasta.
ziekenhuis: [het] hastane.
zien: [v] görmek.
zij: [pn] o; [pn] onlar.
zijn: [adj] onun.
zin: [de] anlam; tümce.
zitten: [v] oturmak.
zo: [bw] böylece.
zomer: [de] yaz.
zon: [de] güneş.
zondag: [de] pazar.
zuid: [het] güney.
zulk: [adj] böyle.
zuur: [adj] ekşi.
zuurstof: [de] oksijen.
zwaar: [adj] ağır.
zwaarte: [de] ağırlık.
zwaartekracht: [de] yerçekimi.
zwanger: [adj] hamile.
Zweden: [het] İsveç.
zweven: [v] süzülmek, gezinmek.
zwerver: [de] gezgin.
%ÖRNEK-0001: De toenmalige bewoners van Egypte, Babylonië en China waren de eersten
% die de duizende fonkelende sterren bestudeerden.
%ÖRNEK-0002: Met de jaarlijkse beweging van de sterrenbeelden konden boeren
% bepalen wanneer ze moesten zaaien.
%ÖRNEK-0003: Zeelieden konden met behulp van de sterren hun vaarrichting en de
% tijd bepalen.
%ÖRNEK-0004: De ruimte is zo uitgestrekt, dat we er nog geen grote reis in hebben
% kunnen maken.
%ÖRNEK-0005: Het ontstaan van de aarde was afhankelijk van gebeurtenissen ver
% in het heelal.
%ÖRNEK-0006: Je roert de soep toch nog wel?
%ÖRNEK-0007: Het parlement, één van de oudste ter wereld, bestaat uit twee kamers
% (Houses of Parliament): het Britse Lagerhuis (House of Commons), waarvan
% de leden (Members of Parliament) telkens voor (maximaal) vijf jaar
% gekozen worden, en het Britse Hogerhuis (House of Lords), dat tot voor
% kort grotendeels bestond uit adellijke personen, op wie het lidmaatschap
% erfelijk was overgegaan.
%ÖRNEK-0008: Groenland behoort bij het Deense koninkrijk, evenals de Faeröer-eilanden.

SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL

ForumTURKA.Net