ALbaTRoS
29-01-2007, 20:47
Sanat sorgulamak, duyguları yansıtabilmek, aktarabilmek, topluma yayabilmek ve paylaşabimektir. Soyut olanın somuta en güzel şekilde yansıtılmasıdır. Kimi zaman duyguların açığa çıkması, kimi zaman bir maddeyi ya da varlığı yıllar sonrasına taşıyabilmektir. Sanatçı tüm bunları yansıtan kişidir.
Sanatçı; ' güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren kimse, sanat adamı, sanat eri, sanatkâr. ' olarak tanımlanan kimsedir
Sanat hayatın içinden alınmış bir kesittir. Ressamlar resimlerini doğadan, heykeltraşlar tüm canlı ve cansız objelerden; müzisyenler Doğa'nın kalbinden alır. Bir müzisyen coşkulu, hüzünlü huzur verici duyguları kulaktan kalbe, bir heykeltraş; bir ressam gözden yüreğe,bir yazar tüm duyguları, hayatın sesliliğini ya da sessizliğini yansıtır.
Sanat evrensel bir değerdir; sanatçı tüm bu değerleri yansıtan yaşamı özümseyerek duygusal, mantıksal, soyut ve somut, tekil ve çoğul özü ve görünüşü arasındaki bağlantıyı dile getiren yaratan, yöneten ve aktaran insandır.
Sanat bir güçtür; insanları etkileme yeteneğidir. Herkeste bulunan ama ortaya çıkmak için herkesi seçmeyen; yetenek isteyen bir tınıdır sanatçılık....
Sanatçı, karşılık beklemeden, sürekli kendisinden verendir. Yüzyıllar öncesinden yüzyıllar sonrasına seslenebilendir. Çağcıldır her yönüyle... Yaşadığı dönem güç anlaşılır, anlaşılamayabilir de... Toplumun üstündedir. Yarınlara seslenir.
Sanatçı, herkesin duyduğunu, herkesin gördüğünü, herkesin hissettiğini, herkesin düşündüğünü; farklı şekilde duyan, farklı şekilde gören, farklı şekilde hisseden, farklı şekilde düşünen, farklı şekilde yorumlayan, farklı şekilde yansıtandır; duyulmayanı duyan, görülmeyeni gören, olmayanı bulandır. Taklit edeni değil de yorum katanı, değiştireni, yönlendireni ve geliştireni makbul olan, yaratma dürtüsü ile hareket eden kişidir.maddeyi kullanarak, hayal gücüyle ve yetenekleriyle değiştirerek sunan, anlamlandıran yaratandır sanatçılık....
Her süreçte öğrendiğinin ve öğretinin hayat boyu devamlılığının bilincinde olan kişidir.
Yapıtlarıyla iz bırakan, onlarla özdeşleştirilen sanatçıların yaşam öykülerine göz attığımızda dehalarının büyüklüğünü, olağanüstülüğünü ve çarpıcılığını çok sonraları; ölümlerinden bile çok sonraları anlaşılmış olduğunu görüyoruz. nice yazar, ressam, müzisyen, heykeltıraş yapıtlarını bastırabilmek için yayınevi; resimlerini, heykellerini sergileyebilmek için galeri; bestelerini seslendirecek orkestraları umutsuz çırpınışlar içinde arayıp durmuşlar ve zaman zaman reddedilmişler. işte sanatın zorluğu ve sanatçının dramı burada başlıyor. gerçek sanatçılar, yani bir anlamda sanatıyla mezara kadar gitmeyi göze alan ustalar hiçbir zaman yılmadan, geri adım atmadan üretmişler, üretmişler ve hep önde gitmişler.
Sanatçılar yaşadıkları toplum içinde tanınmaları, değer görmeleri, yarattığı eserlerle topluma mal olmuş insanlardır. Eserleri çok beğenildiği gibi; zaman zaman toplumun olumsuz eleştirilerine uğramak da sanatçının yaşadığı olgulardır....
Sanatçı topluma örnek olan, yol gösteren kişidir. Bu nedenle en iyiyi en güzeli sunabilmek için çalışmalı kendini geliştirmeli ve sürekli yenilemelidir.
alıntıdır...
Sanatçı; ' güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren kimse, sanat adamı, sanat eri, sanatkâr. ' olarak tanımlanan kimsedir
Sanat hayatın içinden alınmış bir kesittir. Ressamlar resimlerini doğadan, heykeltraşlar tüm canlı ve cansız objelerden; müzisyenler Doğa'nın kalbinden alır. Bir müzisyen coşkulu, hüzünlü huzur verici duyguları kulaktan kalbe, bir heykeltraş; bir ressam gözden yüreğe,bir yazar tüm duyguları, hayatın sesliliğini ya da sessizliğini yansıtır.
Sanat evrensel bir değerdir; sanatçı tüm bu değerleri yansıtan yaşamı özümseyerek duygusal, mantıksal, soyut ve somut, tekil ve çoğul özü ve görünüşü arasındaki bağlantıyı dile getiren yaratan, yöneten ve aktaran insandır.
Sanat bir güçtür; insanları etkileme yeteneğidir. Herkeste bulunan ama ortaya çıkmak için herkesi seçmeyen; yetenek isteyen bir tınıdır sanatçılık....
Sanatçı, karşılık beklemeden, sürekli kendisinden verendir. Yüzyıllar öncesinden yüzyıllar sonrasına seslenebilendir. Çağcıldır her yönüyle... Yaşadığı dönem güç anlaşılır, anlaşılamayabilir de... Toplumun üstündedir. Yarınlara seslenir.
Sanatçı, herkesin duyduğunu, herkesin gördüğünü, herkesin hissettiğini, herkesin düşündüğünü; farklı şekilde duyan, farklı şekilde gören, farklı şekilde hisseden, farklı şekilde düşünen, farklı şekilde yorumlayan, farklı şekilde yansıtandır; duyulmayanı duyan, görülmeyeni gören, olmayanı bulandır. Taklit edeni değil de yorum katanı, değiştireni, yönlendireni ve geliştireni makbul olan, yaratma dürtüsü ile hareket eden kişidir.maddeyi kullanarak, hayal gücüyle ve yetenekleriyle değiştirerek sunan, anlamlandıran yaratandır sanatçılık....
Her süreçte öğrendiğinin ve öğretinin hayat boyu devamlılığının bilincinde olan kişidir.
Yapıtlarıyla iz bırakan, onlarla özdeşleştirilen sanatçıların yaşam öykülerine göz attığımızda dehalarının büyüklüğünü, olağanüstülüğünü ve çarpıcılığını çok sonraları; ölümlerinden bile çok sonraları anlaşılmış olduğunu görüyoruz. nice yazar, ressam, müzisyen, heykeltıraş yapıtlarını bastırabilmek için yayınevi; resimlerini, heykellerini sergileyebilmek için galeri; bestelerini seslendirecek orkestraları umutsuz çırpınışlar içinde arayıp durmuşlar ve zaman zaman reddedilmişler. işte sanatın zorluğu ve sanatçının dramı burada başlıyor. gerçek sanatçılar, yani bir anlamda sanatıyla mezara kadar gitmeyi göze alan ustalar hiçbir zaman yılmadan, geri adım atmadan üretmişler, üretmişler ve hep önde gitmişler.
Sanatçılar yaşadıkları toplum içinde tanınmaları, değer görmeleri, yarattığı eserlerle topluma mal olmuş insanlardır. Eserleri çok beğenildiği gibi; zaman zaman toplumun olumsuz eleştirilerine uğramak da sanatçının yaşadığı olgulardır....
Sanatçı topluma örnek olan, yol gösteren kişidir. Bu nedenle en iyiyi en güzeli sunabilmek için çalışmalı kendini geliştirmeli ve sürekli yenilemelidir.
alıntıdır...