SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL


PDA

Tüm Versiyonu Göster : Bilgi, Bilgi teknolojileri, Bilgi yönetim Sistemleri


ALbaTRoS
25-01-2007, 21:20
İÇİNDEKİLER

sayfa
ÖZET v
ABSTRACT vi
TEZ HAKKINDA vii


BİRİNCİ BÖLÜM
BİLGİ KAVRAMI


1.BİLGİNİN TARİHİ SÜRECİ 3
1.1.BİLGİ NEDİR? 4
1.2.KALİTELİ BİLGİ 6
1.3.BİLGİNİN ÖMRÜ 9
1.4.BİLGİNİN KAYNAKLARI 11
1.5.EPİSTEMOLOJİ 13
1.5.1. Deneycilik (Emprisizm) 14
1.5.2. Akılcılık (Rasyonalizm) 15


İKİNCİ BÖLÜM
BİLGİ TEKNOLOJİLERİ

2. BİLGİ TEKNOLOJİSİ 18
2.1. BİLGİ TEKNOLOJİSİNİN TANIMI VE ÖNEMİ 18
2.1.1 Bilgi Teknolojileri 21
2.1.1.1 Bilgisayarlar 21
2.1.1.2 İnternet Teknolojisi 24
2.1.1.3 Mikro Elektronik 25
2.1.1.4 Robotlar 26
2.1.1.5 Biyoteknoloji 27
2.1.1.6. İletişim Teknolojisi 29
2.1.1.7. Yeni Malzemeler 30


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
BİLGİ SİSTEMLERİ VE YÖNETİMİ

3.BİLGİ SİSTEMLERİ 32
3.1 BİLGİ VE SİSTEM KAVRAMLARI 32
3.2 BİLGİ SİSTEMLERİNİN ÖZELLİKLERİ 32
3.3 BİLGİ SİSTEMİNİN ORGANİZASYON (ÖRGÜT) YAPISI 34
3.4. BİLİŞİM SİSTEMİNİN FİZİKSEL YAPISI VE ÇEŞİTLİ SİSTEMLERİ 36
3.4.1 Teknik Bilişim Sistemleri 38
3.4.2 Stratejik Bilişim Sistemleri 39
3.4.3. Bilgi Sistemlerinin Kavramlarının Değişimi 39
3.5 BİLGİ SİSTEMLİ STRATEJİLERİN PLANLAMASI VE UYGULANMASI 40
3.6 BİLGİ SİSTEMİNİN DENETİMİ 42


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
BİLGİ YÖNETİMİ

4.BİLGİ YÖNETİMİ VE YÖNETİCİLERİ 44
4.1. BİLGİ YÖNETİMİ NEDİR ? 44
4.2. BİLGİ YÖNETİMİNİN TEKNİKLERİ 46
4.3. BİLGİ YÖNETİCİLERİNİN ÖZELLİKLERİ 54
4.4. BİREYİN FONKSİYONU VE BİLGİ TOPLUMUNA UYUMU 63
4.5 YÖNETİMDE GÖREV ALAN BİREYLERİN ÖZELLİKLERİ 66

SONUÇ 68
KAYNAKÇA 69



-----------------------------------


1. Araştırmanın Problemi
İşletmelerde, gelişmekte olan bilişim teknolojilerinin kullanılarak yararlı bilgi yönetiminin sağlanarak öğrenen organizasyonlar oluşturulabilmenin önemi nedir ?
2. Araştırmanın Amacı
Hızlı bir şekilde gelişme kaydeden iletişim teknolojilerinin ortadan kaldırmış olduğu yer ve zaman kavramlarının kürselleşme sürecindeki dünyada işletmeler lehine ne tür faydalar sağlayacağı ve bu yararların ne gibi modeller oluşturularak elde edilebileceği önemi üzerinde durulmuştur. Ayrıca Türkiye’ de iletişim teknolojilerinin bir yüksek öğretim kurumunda uygulanabilirliği sunulmaya çalışılmıştır.
3. Araştırmanın Önemi
İnsanoğlunun tarih boyunca elde etmiş olduğu bilgi ve tecrübelerin somu materyallerden kurtarılarak, günümüz teknolojisinin imkanları ile küreselleşen dünya kapsamında tüm insanların hizmetine sunumunda zamandan tasarruf edilerek faydalanılmasının sağlanması gerekliliğidir.
4. Araştırmanın Hipotezi
Eğitim teknolojilerinde uzaktan eğitim prototipinin uygulanması, işletmelerde ve eğitim kurumlarında yer ve zaman kısıtlayıcılarının ortadan kalkmasına ve eğitimin yaygınlaştırılmasına olanak sağlayacaktır.
Kullanıcılar yönünden özellikle Türkiye’ de iletişim sektörü açısından teknik bilgi ve bunların kullanımına dair sorunlar hemen hemen ortadan kalkmıştır. Mevcut teknolojiler insanlar için ekonomik açıdan olduğu gibi zaman kavramından tasarruf edebilmek için eğitim ve öğretimlerini klasik eğitim yerine internet üzerinden yapılan uzaktan eğitim biçimi tercih edilmektedir.
5. Araştırmanın Varsayımları
Bilgiye ulaşmada teknolojinin yeterliliği ve insanların iletişim sistemlerini iyi bilmeleri sonucunda kaynak aktarımı yer ve zaman gözetilmeksizin hızlı bir şekilde yapılabilir.
Günümüzde dünyada mevcut olan tüm ülkeler gelişmeleri doğrultusunda teknolojik ilerlemelere kayıtsız kalmamaktadırlar. Bu nedenle küreselleşme sürecinde iletişim teknolojisi sınır ve gelişmişlik düzeyi tanımaksızın tüm ülkelere yayılabilmektedir.
6. Araştırmanın Sınırlılıkları
Araştırmada işletmelerde ele alınan yararlı bilgi yönetiminin insanlar arasındaki alış verişi teknolojinin sunmuş olduğu iletişim sistemi doğrultusunda internetle sınırlandırılmıştır. Yani, yapılmakta olan bilgi alış verişinde televizyon, posta gibi teknolojik ürünler yerine sanal ortamı ifade eden internet kullanılmıştır.
Çalışmanın son bölümünü oluşturan uygulama kısmında ise bir yüksek öğretim kurumu ele alınarak bu açıdan sonuca varılmaya çalışılmıştır.
7. Araştırmanın Yöntemi
Çalışmanın temelini oluşturan bilgi yönetimi için öncelikle teorik alt yapı oluşturulmuştur. Bu alt yapıya uygun olarak bilginin kullanımı, teknolojik imkanlar (internet) çerçevesinde iletişimle bütünleştirilmeye çalışılarak bir prototip sunulmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise bu prototipe örnek olacak şekilde bir yüksek öğretim kurumu ele alınarak uygulaması yapılmıştır.


---------------------------------------




KAYNAKÇA
Active Study, Dictionary of English, 1991, Glasgow, Longman Group UK Limited
Ana Britanica, İstanbul, 1992, Ana yayıncılık,1
AYDIN Emin D; Değişen Bilgi Toplumu, 1996, Beta Yayınları, İSTANBUL
ARSLAN, Ahmet; Felsefeye Giriş, Vadi Y., 1996.
ARSLAN, Hüsamettin; Epistemik Cemaat, Paradigma yayınları, İstanbul, 1992.
AVCI Nabi ve Cemal Taşcı, “Enformasyon Toplumu ve Eğitimi, Türkiye Günlüğü Dergisi, Kış, 1990. .
AVCI Nabi, Cemalettin N. Taşcı vd.;, “Enformasyon Toplumu ve Eğitim Etkileri”, MEB
AVCI, Nabi; Enformatik Cehalet, 1990, Ankara, Rehber Yayınları
ALVER, Füsun; “Medya Bilginin Değiştirilmesi”, Yeni Türkiye, C.20, 1998, s.1537-1543
AĞAOĞULLARI,Mehmet Ali; Kent Devletinden İmparatorluğa, Ankara, İmge yay.,1994
Bilim ve Teknoloji, DPT yayını, Ankara, 1994
CANGIZBAY Kadir, “Bilgi Toplumu”na Bilgiden Reddiye, Yeni Türkiye Dergisi, C.20, 1606-1612
CORNFORTH, Maurice; Bilgi Teorisi, İstanbul, 1997, Yorum Yayınları
ÇINAR, Mehmet; Kalite Yönetimi, Kayseri, 1993, E.Ü., İİBF Yay.
CEVİZCİ, Mehmet; Felsefe Sözlüğü, Ankara, Ekin Yay. 1996
ÇOBAN Hasan; Bilgi Toplumuna Planlı Geçiş, 1997, İnkılap yayınevi, İSTANBUL
DEMİR Ömer; Bilim Felsefesi, Ağaç Y., 1992.
DEMİR Ömer; Bilim Felsefesi, Alternatif Üniversite Yayınları, İstanbul, 1992
DEMİR, Ömer- Mustafa ACAR; Sosyal Bilimler Sözlüğü, Vadi Y., 1997
DALGIÇ , Tevfik; Bilişim ve Teknoloji, ,Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Yayınları, ANKARA,1982
DRUCKER Peter; Gelecek İçin Yönetim:1990’lar Ve Sonrası (Çeviren: Fikret Üçkan), Türkiye İş Bankası Yayınları, Ankara, 1994
DRUCKER Peter; Kapitalist Ötesi Toplum, (Çeviren: Belkıs Çorakçı), İnkılap Kitapevi, İstanbul, 1993
ERKAN Hüsnü; Bilgi Toplumu Ve Ekonomik Gelişme, Türkiye İş Bankası Yayınları, İstanbul, 1998
GERAY,Haluk; “Enformasyon Toplumu ve Türkiye; Erişim Açısından Bir Değerlendirme”, Yeni Türkiye, C.20, s.1415-1428
GÖKER, Lütfi; Bilim ve Teknolojinin Gelişimi ile Türk İslam BilginlerininYeri,MEB, 1996.
İNAM, Ahmet; “Bilgi Sağlığı”, Yeni Türkiye, C.20, s.1665-1669
İslam Ansiklopedisi, C. 6
KARAHOCA Adem, Dilek KARAHOCA; Yönetim Bilişim Sistemleri ve Uygulamaları 1998, Beta Yayınları, İSTANBUL
KARAHOCA Dilek; Yönetim Bilişim Sistemleri, Beta Yayınları, Yayın No:829, İstanbul, 1997.
KASABA, Reşat; Osmanlı İmparatorluğu ve Dünya Ekonomisi, 19.yüzyıl, İstanbul,1993
KILIÇBAY, Mehmet Ali “En Son Demokratikleşecek Şey Bilgi Olacak”, Yeni Türkiye, c.20, s.1670-1673
Meydan Lorousse, İstanbul, 1980, Meydan Yayıncılık
ÖZTEMEL,Ercan , “Bilgi Toplumunda Yönetim Bilişim Sistemlerinin Gelişimi”Yeni Türkiye Dergisi, Cilt II, Sayı 20, 1998 ,ANKARA
REİCHENBACH, Hans; Bilimsel Felsefenin Doğuşu, Çev. Cemal Yıldırım, İstanbul,Remzi Kitabevi, 1993
RİGEL, Nurdoğan; “Parmak ucu Toplumu”, Yeni Türkiye, 1998, c:20, 1396-1400
SEZAL, İhsan; “İkinci Bin Yıl ve İkinci Toplumdan Üçüncü Bin Yıl ve Üçüncü Topluma”, Bilgi ve Toplum Dergisi, Nisan1598, sayı 1
ŞAHİN Haluk; “Türkiye ve bilgi Toplumu Kesinleşmiş Randevu mu Yoksa Hüsnü Kuruntu mu?”, Türkiye Günlüğü Dergisi, s.54, 1993.
TEKELİ, Hasan; Bilgi Çağı, Simavi Yayınları, İstanbul, 1994
TOFFLER Alvin; Dünyayı nasıl bir gelecek bekliyor,1990,İz Yayıncılık, İSTANBUL
TOFFLER, Alvin; Yeni GüçlerYeni Şoklar, (Çev.) B. Çoraklı, Altın yayınevi, İstanbul, 1993
TUGAY,Yener , “Değişim Yönetiminde Yeni Arayışlar” Yeni Türkiye Dergisi, Cilt II, Sayı 20,1998,ANKARA
ÜNALDI, Atıf; “Bilgi Toplumu Türkiyesi’nde İnternet Yapılanması”, Yeni Türkiye, C.20, s.1465-1467

ALbaTRoS
25-01-2007, 21:22
GİRİŞ
İkinci dünya savaşını izleyen yıllarda toplumlar oldukça hızlı bir gelişme sürecine girmişlerdir. Tıpta meydana gelen gelişmeler, nükleer enerji çalışmaları, yaygın iletişim ağları insanoğlunun uzaya ilk adım atması bu dönemden sonra görülmüştür. Tüm bu gelişmeler sonucunda özellikle son yirmi yılda tüm dünyada büyük bir teknolojik değişim meydana gelmiştir.
1980’ li yıllardan itibaren insanoğlu bu gelişmeleri sanayileşme sürecinde kullanmış ve bu süre sonucunda bilgi toplumu kavramı meydana gelmiştir. Sonuçta bilgisayar ve iletişim teknolojileri olarak nitelendirebileceğimiz alanlar ortaya çıkmıştır. Bu duruma bağlı olarak ortaya çıkan bilgi akımı, önceleri radyo ile oluşmakta iken; teknolojik gelişmeler sonucunda görüntülü sisteme yani televizyondan sağlanmaya başlanmıştır. Ancak; globalleşen dünyada son on yılda meydana gelen hızlı teknolojik ilerlemeler internet denen kavramın meydana gelmesine neden olmuş ve bilgi alış verişleri bu sanal ortamdan yapılmaya başlanmıştır.
Araştırmamızda öncelikle bilgi kavramının ne anlama geldiği incelenerek işletmeler açısından nasıl bir fayda sağlayabileceği sunulmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte yararlı bilgi yönetiminde kullanılan teknolojiler ele alınarak bir bütün içerisinde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Gün geçtikçe önem kazanan bilgi, sermaye ve emekle birlikte bir üretim aracı ve ekonomik girdi olarak önem taşımaya başlamıştır. Bu durum karşısında bilginin işlenmesi ve iletilmesinde günümüzün teknolojilerinin kullanılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu amaçla ekonomide bir girdi olarak sayılacak bilginin oluşturulacak olan organizasyonlar tarafından ne şekilde faydalı kullanılabileceği incelenmiştir.
1.BİLGİNİN TARİHİ SÜRECİ
Bilgi, yalnız günümüzde fark edilmiş bir olgu değildir. Tarih boyunca da bilgi hem amaç hem de araç olarak incelenmiş ve felsefî anlamda bir ilginin odağı olmayı sürdürmüştür. Varlığın nedenini ve niçinini sorgulayan felsefe, bilgiyi de bundan azade tutmamış onu da zihinsel bir sorgulamaya tâbi tutmuştur. Bilgi nedir? Nasıl elde edilir? Doğru bilgi nedir, yanlış bilgi nedir? Algılarımız bilginin kaynağı olabilir mi?...vs. gibi sorular yüzyıllarca meraklı zihinlerde cevabı bulunmaya çalışılan sorular olmuştur.
20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yeni bir çağa girdiğimiz söyleniyor: Bilgi çağı. Bu tarihi 1980’li yıllardan itibaren başlatanlar da var. Başlangıç tarihi ne olursa olsun bu yeni çağın büyülü atmosferini solumaya başlayıverdik birden. Bu atmosferin büyüsü, bu çağı layıkıyla anlamamıza ve kavramamıza frenleyici bir etki yaptı. Oysa bu çağı anlamak, kavramak ve sorgulamakla bu çağa “hükmetmek” mümkün olabilirdi.
Bir önceki büyük dönüşüm noktasını da bu şekilde karşılayarak Sanayi Toplumu olma büyüsüne kapılıp onu, nihai hedef olarak belirlemiş bir tarihsel alt yapıya sahip olan bizler, bu çağın farklı niteliklerini kavramak konusunda bir sorumluluğa sahibiz.
Bilgi felsefesi “gerçek” bilginin peşinde koşar hep. (Epistemoloji bilgi felsefesi demektir ve episteme gerçek, sahte olmayan, yanıltmayan bilgi demektir.) Bu çağın bilgisi ne kadar gerçek? Gerçekse gücü ve etkisi nedir? Bilginin değişen fonksiyonları hatta misyonları nelerdir?.. vs. Cevap bekleyen sorulardır.Sorulmayan sorulara cevap verilemez. Bilgi felsefesi de sormakla başlar her şeye. Bilgiyle ilgili sorular sorar. Sorgulamaz ama onu. Biz de, mahiyetini yeterince kavramadan kendimizi içinde bulduğumuz bilgi çağıyla ilgili sorular sorup cevaplarını bulabiliriz.
1.1.BİLGİ NEDİR?
Bilgi ile ilgili çeşitli tanımlamalar yapılmıştır. TDK sözlüğünde insan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad, malumat ya da öğrenme, araştırma veya gözlem yoluyla elde edilen gerçek, malumat, insan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat” olarak tanımlanmakta, (TDK, 186) başka bir tanımda ise bilgi; “ doğruluğu, verili nesnel ve öznel koşularda gerekli ve yeterli sayılan kanıtlarla temellendirilmiş önermeler biçiminde dile getirilebilen, bilinç içeriği” olarak belirtilmiştir. “Doğruluğu gerekli ve yeterli delillerle temellendirilmiş şuur muhtevaları”. Daha basit tanımıyla bilgi “ bir iş veya konu hakkında bilinen şey; malumat” tanımlanmaktadır.
Bireysel ya da zihinsel bir çaba sonucu bir şeyin farkına ya da bilincine varma diyebileceğimiz bilgi ile ilgili bilimsel açıdan da tanımlar yapılmıştır. Buna göre bilgi nesnel gerçekliğin doğru yansımaları olarak meydana getirilmiş, denenmiş, kavramlarımızın, görüşlerimizin ve önermelerimizin bir toplamıdır. Nesneler hakkında doğru fikirler elde ederken onlar hakkında bilgi elde eder ve geliştiririz. Eğer fikirlerimiz gerçeğe uymazsa kuşkusuz bilgiye sahip değiliz demektir. Bilgi kazanmak, cehaletin ya da doğru olmayan fikirlerin yerine doğru fikirleri koymaktır. Fakat bilgiyi doğruyla özdeşleştirmek mümkün değildir. Bilgi doğrulanabilir de doğrulanmayabilir de. Ancak zihnimizde nesneler ya da şeyler hakkındaki görüşlerimizin toplamıdır.
Bilgiyle ilgili bu tanımların her biri farklı noktalara parmak basmakla beraber hepsinin buluştuğu ortak nokta bilginin öznel bir çabayla elde edilebileceğidir.
Bilgi hasbi bir tecessüsün sonucu elde edilir. Bireysel düzeyde zihinsel merakı giderme amacı ya da zihinsel bir çaba olmadan “bilgi” elde edilemez, ya da elde edilen şey bilgi olamaz. Buna bağlı olarak da “bilgilenmek” demek, bir bağlama oturtup yorumlamak, şerh etmek, ilişkilendirmek ve kavramlaştırmak demektir. Bilgi aktif olmayı, özne olmayı ve bilinçli bir emek sarf etmeyi gerektirir. Karl R. Popper’ın anlattığı hadise bilinçli emek bakımından öğreticidir. Popper sınıfa girer öğrencilere seslenir: “ Gözlemleyin ve yazın!” öğrenciler bir süre sonra şunu sorarlar: “Neyi gözlemleyelim?! Evet, sonsuzluk âleminde sınırlı bir varlık olduğunu bilen insanın yapacağı ilk şey, her şeyi değil, o sınırlılığı içinde, yapacağı her neyse onu yapmak bilinciyle emeğini alana hasretmesidir. Eğer emek ve çaba bu bilinç ve niyetle ortaya konmazsa bilgi ortaya çıkmaz. Bilgi, bir niyet bir çaba, kısacası zihni anlamda bir hazırlık gerektirir.
Bilgi kavramı üç bölüme ayrılabilir. 1) Veri: İstatistiksel bilgiler ve araştırma bulguları 2) Malumat: bilginin bu günkü kullanım durumu ve bunun çeşitli araçlarla (bilgisayar...vs.) işlenip iletişim ile aktarılmış biçimi 3) Bilgi: tüm bunların özellikle geleceğe yönelik çözüm üretmesi.
Bilgi toplumu bağlamında bilgiyi açıklarken bir yanılsamaya düşmemek gerekir. Bilgi toplumu gerçekte bir enformasyon toplumudur ve bilgi enformasyona eşit değildir, ondan çok farklı bir kavramdır. Bilgi (knowledge) ile enformasyon (information) arasındaki fark, bilgi toplumu kavramını da anlamamıza yardımcı olacaktır.
Bilgi toplumu gerçekte bir enformasyon toplumudur. Enformasyon (information) ise haberdar olma, bilgilenme, haber almak gibi anlamlara gelir. Yani bilgilendirmekten çok haberdar olmayı anlatır enformasyon. Öyleyse bilgi ile haber arasındaki farkı görmemiz gerekir.
Enformasyon (information) ile bilgi (knowledge) arasında bariz bir fark vardır. Dağınık “data parçaları kendiliğinden enformasyona dönüşmeyeceği gibi, her enformasyon bilginin yerini tutamaz.
Bilgi kavramı klasik sosyologlar ve diğer düşünürlere çok geniş bir alanı içerecek şekilde kullanılmıştır. Bilgi kavramıyla dile getirilmek istenen şey, bütün bir kültürel ürünler serisidir. Düşünceler, ideolojiler, hukuk, etik inançlar, felsefe, bilim, teknoloji...vs. Buna göre bilgi kavramı, folklordan modern bilimlerin bilgisine kadar her şeyi kapsamaktadır. Epistemik varsayımlar, tahminler, olgulara dayalı hükümler, politik inançlar, düşünce kategorileri, ahlak normları, ontolojik varsayımlar, ampirik olgular ve gözlemler. Bilgi enformasyon değildir. Enformasyon, bilginin elde edilmesi için önceden varolması gereken bir şeydir; Fakat hiçbir şekilde bilginin yeterli şartı değildir. Bilgi, enformasyondan kat kat daha fazla miktarda insani emeğe ihtiyaç duyar. Bilgi enformasyondan daha açık, daha sistemli ve tutarlıdır; kristalize olmuş bir şeydir ve daha kalıcıdır. Bilgi kollektif bir şeydir, bireyin ürünü değil, toplum ve kültürün ürünüdür. Bilgi bir anlam zemini içinde yaşanır. Bu zemin bilgilerimize bir "çerçeve" kazandırır. Bu zemin, yaşadığımız toplumun kültürüyle, kültür ürünleriyle, eğitimiyle ve kendi kişisel çabalarımızla oluşur.
Daniel Bell’e göre de, enformasyon demek, haber demek, istatistikler, raporlar, vergi cetvelleri, mahkeme kararları demek... Ama bunlarla ilgili işlemlerin illa bilgi olması gerekmez. Bell’e göre bilgilenmek, bir bağlama (context) oturtup yorumlamak, şerh etmek ilişkilendirmek ve kavramlaştırmak demektir.
Bütün bu açıklamalardan çıkarabileceğimiz sonuç, bilginin bireysel düzeyde bir çabayı, zihinsel bir eforu içermesi gerektiğidir. Bilgiyi ancak aktif bir özne elde edebilir. Oysa kendisiyle sık sık karıştırılan enformasyon ya da haber için böyle bir şart yoktur.
Yaygın bir kullanıma sahip olan “bilgi toplumu” aslında enformasyon toplumudur. (“İnformation society”nin Türkçe’ye çevrilmiş biçimi). Enformasyon da bilgiden farklı bir içeriğe sahip olduğuna göre enformasyon toplumu yerine bilgi toplumu kavramını kullanmak yanlış ya da yanıltıcı olabilir.
1.2.KALİTELİ BİLGİ
Günümüzde sanayileşmiş toplum modelinden bilgi ve enformasyon toplum modeline geçildiği ifade edilmektedir. Artık günlük yaşantımızda yoğun bilgi birikimi ve iletişimiyle birlikteyiz. Kitaplar, makaleler, araştırmalar, bilgisayar "chip"leri ve internet gibi imkanlar bilgi miktarını ve dolaşımını önemli miktarda artırmaktadır. Yeni enformasyon teknolojileri ile artan bilginin ortaya çıkardığı yoğun iletişim ağı ilişki kurduğumuz insanların dışındaki insanlardan daha çok haberdar olmamızı sağlamakla birlikte aşırı bir haberdar olma ve bilgi yığılması da söz konusudur. İletişim araçları ile yüz yüze gelişimiz ise, gerçekte kişiler ile değil, onların görüntüleriyle olmaktadır.
İletişim teknolojisinin gelişmesi bilginin akışını hızlandırdığı gibi niteliğini de değiştirmiştir. Bilginin niceliğinde bir artış olduğu gibi niteliğinde de bir değişim söz konusudur artık. Elektronik ve bilgisayar alanındaki baş döndürücü gelişmeler, bilginin herkesin ulaşabileceği kadar bol ve ucuz olacağı umudunu meydana getirmiştir. Ancak, herkese kolayca ulaşan bu bilgi işlenmiş bir bilgidir. Ve işleyişinin irade, amaç ve çıkarlarına göre manipülasyon da içerebilmektedir.
Elektronik ve teknolojik gelişim, iletişim ve iletim imkanlarını artırmıştır. İletişim teknolojisindeki gelişmelerle ortaya çıkan araçlar ikiye ayrılabilir:
1) İki kişi arasındaki “karşılıklı” iletişimi kolaylaştıran araçlar. Örneğin mektup, telefon, telgraf vb.
2) Bir iletiyi üreten kişinin bunu birden çok kişiye giderek yığınlara aktarmasını sağlayan araçlar. Örneğin; basın yayın araçları, sinema, radyo ve televizyon. Bu araçları birinci gruptaki iletişim araçlarından ayıran iki temel özellik, büyük sayıda kitlelere iletiyi ulaştırma olanağı ve bu sürecin tek yönlü iletime dönüşmesidir. Bu nedenle bu araçlara “kitle iletim araçları” denilebilir.
Bilgi toplumu gerçekte enformasyon toplumu anlamında olduğuna göre ve enformasyon da haberdar etmek ve bilgilendirmek anl..... geldiğine göre bilginin iletişimi kadar iletiminden de bahsetmek gerekir. Bu açıdan bilgiyi iletenin nitelikleri ve istekleri iletiye de yansıyacak ve bu nitelik, her zaman istenen seviyede olmayabilecektir. Enformasyonun bizatihi kendisi, her zaman bilgi düzeyinde olmayabileceği gibi, yanlış bir içeriğe de sahip olabilir.
Bilgisayar ve internetin yaygınlaşması, özellikle internette yoğun bir site oluşumu bilginin ve enformasyonun dolaşımını kolaylaştırmıştır. Böylece internet dünyanın en büyük bilgi kaynaklarından biri haline gelmiştir. Bilgi sadece interneti genişletmekle kalmamış aynı zamanda karıştırmıştır da. Her gün eklenen binlerce yeni site, interneti gün geçtikçe bir bilgi çöplüğü haline de getirmiştir. Bilgiye sahip olmak bu ortamda güçleşmekte ve organize bilgiye sahip olmak güç hale gelmektedir.
Bilginin niceliğindeki bir artış, bilginin ya da enformasyonunun niteliğini de incelememizi gerektirmiştir ; yani bilginin kalitesi.
Kalite sözcüğü Latince’de QUALİS sözcüğünden kaynaklanmakta ve “gerçekte öyle olmak” anl..... gelmektedir. Kalite; vaad edilen olmayıp, yerine getirilen, gerçekleştirilebilendir. O halde kalite, belirli ölçüler yardımıyla belirlenilebilen ve kullanım amacına göre ölçütleri değişebilen bir olgudur. Başka bir deyişle kalite, bir malın kullanım amacı ya da tüketici zevkini karşılama düzeyini belirleyen niteliklerin toplamıdır. Bu yönüyle incelenirse bilginin niceliğinin artması kalitesinin de artmasının doğal bir sonucu değildir, bilakis kalitede düşmeye de neden olabilmektedir.
Bilgiyi de kalite açısından incelemek gerekir. Kalite tüketici zevkini karşılama düzeyi ya da bir malın kullanım amacı olarak tanımlandığına göre enformasyon toplumu bireye hangi kalitede “bilgi” sunmaktadır. Ya da sunulan bilgiler ne kadar “bilgi” dir.
Enformasyon araçlarının bireyi ne kadar bilgilendirdiği tartışılmaktadır. Özellikle kitle iletim araçlarının ilettiği bilgi, bireyin “hiçbir zaman ve hiçbir yerde” işine yaramayacak bilgi olabilmektedir. Ancak iletişim kanallarının çok olması bireyin istediği bilgiye bilinçli çabasıyla ulaşabilme imkanlarının artmasını da sağlamıştır. Bu durumda bireyin “kaliteli bilgi”yi elde etmesi ancak o bilgiyi analiz edebilecek öz niteliklere sahip olması durumunda söz konusu olacaktır.
Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre her sekiz yılda dünyada enformasyon yükü iki kat artmakta ve dört kez daha hızlı bir şekilde enformasyon tüketilmektedir. Bazı düşünürler bu durumun bireyleri enformasyon oburu durumuna getirildiğini insanların bireysel olarak bu enformasyon sağanağıyla nasıl baş edeceklerini bilemediklerini söylemekteler.
Bunun doğal sonucu olarak şunu söyleyebiliriz: İnsanlar en kısa zamanda enformasyonun rasyonel olarak yönetmeyi öğrenemezse enformasyon insanı yönetmeyi sürdürecek. İnsanlık, nasıl ilk çağlarda ve daha sonra orta çağda gıda yetersizliğinden kaynaklanan pek çok hastalıklara yakalanmış ve kitlesel patolojik vakalar, ölümler söz konusu olmuş, daha sonraki modern toplumlarda da fazla ve düzensiz gıdanın zararlarıyla karşılaşmışsa; benzer durum bilgi içinde geçerli olabilecektir. Enformasyonun oburluğundan kurtuluş, “bilinçli bir tüketim” ile mümkün olabilecektir..
Bilginin kalitesi ile ilgili bir nokta da “dezenformasyon” kavramdır. Dezenformasyon, yanlış enformasyon demek değildir. Dezenformasyon, yanıltıcı, yersiz, ilgisiz,parçalı ya da yüzeysel enformasyon, yani insanda bir şey hakkında bilgi sahibi olma illüzyonu yaratan, oysa insanı bilgilenmekten uzaklaştıran enformasyon demektir. Yani birey bilgilendiğini sanarken “bilgisizleşmektedir. (Filolojik açıdan incelemek gerekirse, İngilizce’de dis- öneki bir fiilin hem zıddının yapılmasını, hem de yapılmış bir eylemin etkilerinin ortadan kaldırılmasını anlatır. Örneğin; infect fiili mikrop kapmak, hastalığı bulaştırmak anl..... gelirken dis-infect mikrop kapmamak anl..... değil, mikroptan temizlenmek anl..... gelir. Buradan yola çıkarak dezenformasyon da bilgisiz bırakmak anl..... gelmez, var olan bilgiyi de ortadan kaldırmak anl..... gelir. Yani doğru ve gerçek olmayan enformasyon, bireyin daha önce edindiği sağlıklı ve gerçek bilgiyi de ortadan kaldırır. Bu durumda birey, bir malın kullanım amacını belirleyen niteliklerin toplamı anl..... gelen kalite açısından “sıfır kalite”den de öte belki deyim yerindeyse “eksi kalite” ile karşıyadır.)
1.3.BİLGİNİN ÖMRÜ
BİLGİ, Alvin Toffler’in deyimiyle üçüncü dalga toplumun temel ögesidir. Birinci dalga toplumunda güç topraktı, ikinci dalga toplumunda üretim araçları oldu, içinde yaşadığımız üçüncü dalga toplumunda ise güç bilgi kavramıyla ifade edilmektedir. Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişi ifade eden ikinci toplumun karakteristiği teknolojinin yaygınlaşması ve kitlesel hale gelmesiydi. Teknolojik gelişmenin daha önce görülmedik bir biçimde gelişmesi toplumsal alanda da büyük bir dönüşümü getirmişti. Bu teknolojik gelişim iletişim araçlarını içeriyordu. Gerçekte iletişim devrimi diyebileceğimiz devrim de 19. yüzyılda gerçekleşmişti. Çünkü üretim artışı bunun pazarlanmasını gerektirecek bir yol ağını gerektiriyordu. Nitekim 1850-1870 yılları arasında 100.000 milin üzerinde yeni demiryolu inşa edildi. Buna bağlı olarak gelişen telgrafın 19. yüzyılın ikinci yarısında kullanılmaya başlanması önemli bir devrimdi. Demiryolları ile birlikte telgraf, savaş biçiminin değişmesine varıncaya kadar, ülke içi ve dışında etkin bir kullanım alanı bulmuştu. İletişim teknolojisinde daha sonraki baş döndürücü gelişmeler, toplum yapısını da değiştirecek ve günümüzdeki tanımlamayla enformasyon ya da bilgi toplumunu getirecekti.
Sanayi toplumunda sistematik bilimsel bilgi ve bunun üretim sürecine katılması söz konusudur. Oysa bilgi toplumunda bilginin birikime dayalı yenilik süreci önem kazanırken yenilikler sürekli üretilmektedir.
Sistematik bilimsel bilginin yerini sürekli yenilenen bilgi ve enformasyon almaktadır artık. Enformasyon teknolojisi bilginin hem niceliğini hem de çeşitliliğini artırmıştır. Bunun sonucunda da çok sayıda kanaldan özellikle de kitle iletişim araçlarından bilginin dağıtılmasıyla karşılaşmaktayız.
Bu enformasyon kanallarından gelen bilgi iki nedenden dolayı kısa ömürlü bir bilgi olma durumundadır. Birincisi, bu kanallardan gelen bilgi (ya da enformasyon) gündelik tüketime sunulan, bilgi ya da deyim yerindeyse “harc-ı alem” bir bilgidir. Yani kısa ömürlü olduğunun, ileten de iletilen de farkındadır. Televizyon, gazete... vs. gibi kitle iletişim araçlarının ilettiği enformasyon bu türden bir bilgidir. (Gazete kelimesi de İtalyanca kökenlidir ve “günlük” anl..... gelmektedir.)
İkinci neden ise bilgi toplumunda araştırma ve geliştirmeye yönelik çalışmaların artması nedeniyle, yeni bulguların eski bilgi ve bulguları devre dışı bırakmasıdır. Bilgi toplumunda araştırma ve geliştirmenin ön plana çıktığı akademik kuruluşlar, üniversiteler, araştırma merkezleri bu tür bilgilerin sürekli yenilendiği merkezlerdir. ABD’de 1990 yıolında 40.000 ayrı akademik dergide 1 milyondan fazla bilimsel makale yayınlanmıştır ki, bunun anlamı dakikada iki yeni makele demektir.
Bilginin elde edilmesi kadar “güncellenmesi” (update ya da upgrade) bilgi toplumunun ortaya çıkardığı yeni durumu ifade etmektedir. Güncellenmeyen ve yenilenmeyen bilginin bilgi toplumunda kullanım değeri sıfıra yakın bir konuma gelmektedir.
Bütün bunlardan yola çıkarak, bilgi toplumunda sıradan ve gündelik bilginin ömrünün kısa olmasının doğal olduğunu ifade edebiliriz. Ancak yeni araştırma ve gelişmelere dayalı bilgininse ancak “dinamik” bir süreç içinde elde edilebileceği su götürmez bir gerçektir. Bu dinamik süreci de dinamik bireyler ve kurumlar yerine getirebilir ancak.
1.4.BİLGİNİN KAYNAKLARI
Bilginin kaynağı ile ilgili tartışmalar çok eskiden beri sürüp gitmektedir. Bilgi felsefesinin ilk başladığı Eski Yunan’dan beri bu tartışma vardır. Bilginin kaynağı ilge ilgili tartışmalar iki açıdan incelenebilir. Birincisi epistemolojik açıdan (Bilgi Felsefesi) diğeri de enformatik açıdan.
Epistomtemolojik olarak bilginin kaynağı ile ilgili iki temel görüş ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan görüşler vardır: Deneycilik ve Akılcılık. Deneycilik, bilginin kaynağının gözlem olduğunu söylerken Akılcılık, bilginin kaynağının akıl ve zihin olduğunu söylemektedir. Bu iki görüşü birleştirerek bir orta yol bulan akımlarda vardır. Bunlar da hem aklı hem de gözlemi bilginin temeli olarak ele alır ve bunların uyumlu bir birlikteliğinden söz eder. İmmanuel Kant örneklerinden biridir.
Bilginin enformatik açıdan kaynakları ise bilgi toplumu ile ortaya çıkmış tartışmaları içerir. Bilgi toplumu, bilginin yeni bir mahiyet kazandığı, hem hammadde hem de nihai bir ürün konumuna geldiği, bunun yanında iletişimin artmasıyla üretim ve dağıtımın inanılmaz derecede kolaylaştığı toplumdur. Bu açıdan bilgi toplumunda iletişimin artmasıyla bir enformasyon artışından söz edebiliriz.
İletişim teknolojisinin gelişmesi bilginin ve enformasyonun iletilmesini kolaylaştırmıştır. Kitle iletişim araçları ya da diğer bir adıyla medya, enformasyonun en önemli kaynağı durumundadır. Kitle iletişim araçları nispeten ucuz bir fiyata hemen her türlü “enformasyonu” bireylere ulaştırmaktadır. Ancak enformasyon kaynakları da sanıldığı kadar çok değildir. Çünkü enformasyon haber demektir öncelikle ve haber kanalları da çeşitli ağlardan geçerek ulaşmaktadır bireylere. Dünyada her gün 100 milyon kelimelik haber, 5 temel haber kanalından geçerek dünyaya ulaşmaktadır. Bu da bilgi ve enformasyonun tekelleşmesi sorununu gündeme getirmektedir.
Bilgi toplumunda bilgi, her açıdan bir güç haline gelecektir. Bilgi yoluyla iktidar üretimi ve iktidar yoluyla bilgi üretimi arasında doğrudan bir ilişki (korelasyon) bulunmaktadır. Bilgi toplumunda, bilgiye sahip olmak başlı başına bir iktidardır.
Bilgiyi stratejik bir kaynak olarak değerlendiren Daniel Bell, bilginin kim tarafından kontrol edileceği, kimlere ve ne miktarda tahsis edileceğine kimlerin karar vereceği sorununu baz alarak, içinde yaşadığımız bilgi çağında toplumların ilerlemesinin, bilgiyi kimlerin elinde tuttuğuna bağlı olacağını söylemektedir.
Uluslararası enformasyon endüstrisi batılı özellikle de Amerikalı şirketler tarafından kontrol edilmektedir. Bu nedenle gelişmemiş ülkelerdeki medya sistemlerinin yapıları, kullanımları ve sunulan mesajların içerikleri, gücü elinde bulunduranlar tarafından belirlenmektedir. Gelişmiş ülkeler sadece haber sunmanın ötesine geçmekte ve haberin üretim ve sunum aşamaları, propaganda ve reklam aracı haline gelmektedir. Haber, alınan merkezin veya sunanın yorumu ile birlikte aktarılmaktadır.
1.5.EPİSTEMOLOJİ
Bilgi felsefesi anl..... gelen epistemoloji, felsefenin ilk ortaya çıktığı zamandan beri tartışılan konulardan biri olmuştur. Epistemoloji, bilginin doğasını,ı sınırlarını doğruluğunu, güvenilirliğini ve elde edilme aktarımlarını ve sorgulanmayı inceleyen bilim dalıdır. Yani epistomoloji, felsefenin bilişsel süreçlerinden daha çok, “bilgiyi” genel olarak ele alır, bilgiyle ilgili problemleri araştırır, bilginin kaynağını, doğasını, doğruluğunu, sınırlarını inceler. Kısaca epistemoloji, bilginin bilimini yapar. Bilginin bizatihi kendisiyle ilgilenir.
Bilginin kaynağının incelenmesiyle ilgili süreç oldukça eskiye dayanır. Felsefi tartışmaların çok yoğun yaşandığı özellikle eski Yunan medeniyetinden günümüze dek bu konuda pek çok tartışma yapıla gelmiştir.
Epistemoloji kelimesinin etimolojik kökenini oluşturan “episteme” kelimesi dahi bu süreç hakkında ipuçları vermektedir. Epistemolojinin ilgilendiği dört temel sorun vardır. 1) Bilginin imkânı sorunu 2) Bilginin doğruluğu sorunu 3) Bilginin kaynağı sorunu 4) Bilginin sınırları sorunu. Bu sorunlar içinde de özellikle ağırlık kazanan sorun bilginin kaynağı sorunudur.
Eski Yunan’da bilginin kaynağı ile ilgili tartışmalarda yer alan önemli iki kavramdan biri “episteme” diğeri ise “doksa”dır. “Episteme”; gerçek bilginin, “doksa” ise evrensel gerçeklerin bilgisidir. Episteme, değişmeyen, kalıcı, durağan evrensel gerçeklerin bilgisidir. Doksa ise yalnız duyularla elde edilen, geçici ve gerçek olmayan bilgidir. Episteme, özellikle Platon’un teorisindeki idealar evrenine ait olan bilgidir ve idealar evrenindeki her şey gibi doğru, gerçek ve değişmez bir özelliğe sahiptir. Doksa ise nesneler evrenine ait bilgidir ve nesneler evrenindeki her şey gibi bozulma, çürüme ve değişme özelliklerine sahiptir ve yanıltıcıdır. Kısaca episteme, gerçek bilginin, doksa ise yanlış ve yanıltıcı bilginin adıdır.
“Gerçek” bilgiye ulaşma eskiden beri filozofların temel amacı olmuştur. Duyuların sınırlılığı ve yanıltıcılığı, akıl ve zihnin tek başına bilgi üretmeye yetmemesi vs. gibi nedenlerle bilginin elde edilmesi ve sorgulanması ile ilgili çeşitli akımlar ortaya çıkmıştır. Bunlardan en temel iki tanesi bilginin elde edilmesinde gözlem ve deneye önem veren Deneycilik (Emprisizm) ile akıl ve zihine önem veren akılcılık (Rasyonalizm)dir.
1.5.1. DENEYCİLİK (EMPRİSİZM)
Deneycilik, özellikle bilginin kaynağı probleminde bilginin olanaklı tek kaynağının deney olduğunu, deneyden bağımsız bir bilginin söz konusu alamayacağını savunan akımdır. Buna göre insan zihninin doğuşta üzerine kendi işaretlerini yazdığı boş bir levha olduğunu, zihin üzerine yapılan işaretlerin başlangıçta birer izlenimden başka hiçbir şey olmadığını, bu izlenimlerden daha sonra bellekte bir takım tasırımların türetildiğini ve türetilen bu tasarımların çeşitli şekillerde birleştirilmeleri ve işlenmelerinin kompleks düşüncelere götürdüğünü, kısacası zihinde daha önce duyularda bulunmamış olan hiçbir şey bulunmadığını savunan görüştür. Deneyciliğe göre bilginin iki tür kaynağı olabilir ve bu kaynaktan yola çıkarak da iki tür bilgiden söz edilebilir. A Priori bilgi; aposteriori bilgi. A priori bilgi, duyu deneyine hiç başvurulmadan, yalnızca aklıdan ve aklın etkinliğinden türetilen bilgiye, deneysel olmayan bilgiye verilen addır. Buna göre, bir şeyi a priori olarak bilmek, onu dış dünya da dünyada tecrübe etmeden bilmektir. A priori bilginin doğruluğu duyu deneyinden türetilmez, duyu deneyinden bağımsız olarak, yalnızca akıl yoluyla bilinir ve duyu deneyiyle çürütülemez. A priori bilgi, hiçbir şekilde geçersiz kılınmaz bilgi olduğundan o tüm koşullar altında, her yerde ve her zaman geçerli olan, yani olanaklı tüm dünyalarda doğru olan bir bilgidir.
A posteriori bilgi ise, duyu deneyinden türetilen, duyular aracılığıyla kazanılan bilgidir. A posteriori bilginin doğruluğuna ya da yanlışlığına duyu deneyi yoluyla karar verilebilir. Fakat duyu deneyi kişiden kişiye değiştiği yani göreli, tutarsız, değişken olduğu ve bundan dolayı da tümüyle güvenilir olmadığı için a posteriori bilgi zorunlu ya da kesin bir bilgi değildir.
Deneycilik açısından gerçek bilgi a posteriori bilgidir. Algıya bilginin kaynağı ve geçerliliğinin ölçütü sayar. İlk örneklerini Eski Yunan filozofu Democritos’ta gördüğümüz emprisizmin en önemli temsilcilerinden John Lock’a göre, zihin boş bir sayfadır (tabula rasa) üzerine yazı yazan deneyimlerdir. Akılcılığın tersine deneycilik aklı, algı ve izlenimlerle düşünceler arasında bir düzen kurma gibi ikincil (tâli) bir işlev düzeyine indirgemektir. Kurulan düzen ise bilgi dediğimiz şeyi oluşturur. Başka bir ifadeyle insan zihninde doğuştan gelen hiçbir bilgi mevcut değildir. (Arslan, 1996, 45)
Deneyciliğin çok eski tarihlerden beri savunucuları vardır. Eski Yunan’daki pek çok filozofun yanında Stoacılar ve Epikür deneyciliğin ilk görüşlerini ifade etmişlerdir. Daha sonraları ise bu görüşler, 16. yüzyıldan itibaren deneysel bilginin başarı kazanması, teknolojik pek çok ilerlemeye neden olması dolayısıyla özellikle F. Bacon, T. Hobbes, J. Locke, G. Berkeley ve D. Hume gibi İngiliz filozofları tarafından savunulmuştur.

1.5.2. AKILCILIK (RASYONALİZM)
Akılcılık, insan zihninin işleyişinin bağlı olduğu kurallarla nesnel dünyaya egemen olan kuralların aynı olduğunu bu nedenle ancak aklın prensiplerine uygun düşünce yoluyla, gerçek, sağlam ve güvenilir bilgilere ulaşılabileceğini ileri süren, bütün açıklamaların merkezine aklı veya aklî prensipleri yerleştiren yaklaşımdır. Kısaca aklı, fiziksel dünyaya ilişkin bilginin kaynağı sayan felsefi akıma akılcılık denir.
Akılcılığa göre, bilgi, zorunlu, kesin ve genelgeçer olmalıdır. Acaba bize böyle bir bilgiyi hangi yetimiz sağlayabilir. Duyularımız bize böyle bir bilgi sağlayabilir mi? Bu soruya akılcıların verdiği cevap “hayır”dır. Çünkü duyular, bize kesin olmayan, zorunlu olmayan bir bilgi sağlayabilir. Duyuların bilgisine güvenilemediğine göre gerçek ve zorunlu bilgiyi ancak akıl ve düşünce sağlayabilir. Bu nedenle akılcılığın bilgi modeli kabul ettiği bilim Matematik ve Mantık’tır. Deneyciliğin en önemli temsilcilerinden biri olan John Locke’un “insan zihni üzerine bir deneme” adlı eserine karşı, onunla aynı dönemde yaşamış olan Alman filozofu Leibniz, “İnsan Aklı Üzerine Bir Deneme” adlı eserinde Locke’a şu ünlü cümlesi ile karşı çıkar: “Gerçekten de zihinde deneyden gelmeyen hiçbir şey yoktur, yalnız zihnin kendisi müstesna...” Akılcılık duyu algısından önce ya da üstün ve bağımsız olan ilk ve temel bilgi kaynağı olarak aklı ön plana çıkarır. Akılcılık bilgi üretmede ise zihnin tümdengelim metodunu kullandığını da belirtir.
Eskiçağ’da Platon Yeniçağ’da da özellikle Descartes, Spinoza ve Hegel gibi düşünürler akılcılığı savunmuşlardır. Descartes’a göre her türlü doğru bilginin örneği Matematik’tir. Matematik’te bir ilk ilkeler, bir de bu ilkelerden hareketle yapılan çıkarsamalar vardır. Bu ilk ilkeleri de çıkarsamaları da kendi gücü ile keşfeden ise akıl veya zihindir. Bu açıdan akılcılar Matematiğe ayrı bir önem verirler.
Rasyonalizm, kendisine konu edindiği sahalara göre, zihnin her çeşit tecrübeden önce bir takım bilgilere, ilkelere, kalıplara sahip olduğunu söyelen Mutlak Rosyanalizm ya da A piriorizm, deneyin tek başına bilgiyi elde etmede yeterli olmadığını, bununla beraber aklın aracılık ettiği başka bilgilere kuvvet ve melekelere de ihtiyaç olduğunu belirten İzafi rasyonalizm olarak ikiye ayrılır. Mutlak rasyonalizm de akıl bilginin mutlak ve mutlak şartı iken, izafi rasyonalizmde akıl, bilginin elde edilmesinde tek başına yeterli değildir. Deney aracılığı ile elde edilen bazı verileri ve bilgileri düzene koyacak külli ve zaruri ilkelere sahip olmayan bir zihin için deney de mümkün değildir. Bilgi, duyuların nesnelerden elde ettiği algıların akıl tarafından oluşturulmasıdır. Akıl bilgiyi taşıyan değil bilgiyi yapandır. Bilgiyi yapmak için de malzemeyi dıştan alır.
Görüldüğü gibi deneycilik ve akılcılık bilginin elde edilmesiyle ilgili birbirine zıt iki temel akımdır. Ancak bu iki akımın her birisi de meydana getirdiği tartışmalarla bilgi felsefesinde gelişmeye yol açmış ve bilimin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Her iki akım da “doğru” bilgiyi elde etmek üzere teoriler ortaya atmış ve bu teoriler, “gerçek” bilgiye ulaşmada etkili bir rol oynamıştır. Sonuçta “fikirlerin çarpışmasından hakikat şimşeği doğar.” Gerçek bilgi de bu tartışmaların ışığında elde edilebilecektir.























2. BİLGİ TEKNOLOJİSİ
2.1. BİLGİ TEKNOLOJİSİNİN TANIMI VE ÖNEMİ
Bilgi gerçekliğin ifadesidir. Bilgi toplumu kavramı özellikle 1980’lerin başında yoğun bir şekilde dünya, ekonomi, endüstri ve siyaset çevrelerinde kullanılmaya başlamış olan bir kavramdır.
1970’lerden günümüze süregelen teknoloji patlaması toplumları ve ekonomileri beklenmedik bir şekilde etkilemiştir. Bilgi teknolojisindeki gelişmeler “bilgi devrimi” olarak adlandırılmış ve Avrupa, Amerika ve Uzakdoğu ülkelerindeki toplumlar bilgisayarlara bağımlı bir duruma gelmişlerdir.
Bilgi teknolojisindeki gelişmelerin “bir devrim” olarak ifade edilmesinin nedeni, bu teknolojilerin, başka teknolojilerde görülmeyecek şekilde bireyin yaşamını, dolayısıyla toplum yapısını bir devrin niteliğinde etkilemeye başlamasıdır. Bu nedenle de bilgi devriminden ve bilgi toplumundan söz edilir olmuştur.
Teknoloji bilim ve bilginin önemini artırdığı ve çok daha pratik alanlara yöneldiği için “bilgi devrimi” artık değişen toplumların ve ekonomilerinin gereksinimine yönelik bir olgu olmaya başlamıştır.
Bilim ve Teknoloji uluslararası bir nitelik taşır, nerede üretilirse üretilsin ulusal sınırları, bilgi: ürün, etki alarak aşmaktadır. Bilim ve teknoloji, salt bilgi ve ürün üretmekle kalmıyor, etki de üretiyor. Üretilen her yeni bilgi, üretilen her yeni ürün, günlük yaşam biçimlerini de değiştirmektedir.
Bilgi kavramı üç bölüme ayrılır:
1- Veri: İstatiksel bilgileri, araştırma bulgularını,
2- Malumat: Bilginin bu günkü kullanım durumunu ve bunun bilgisayar ile işleniş iletiş ile aktarılmasını,
3- Bilgi: Tüm bunların geleceğe yönelik çözüm üretmek için kullanılmasını ifade etmektedir.
Gelişmekte olan ülkeler, kendilerini yeni üretilen bilgi teknolojilerini soyutlayamazlar. Otomasyon, iyi eğitilmiş insan kaynaklarının ve yeni teknoloji desteğine sahip ülkelerin büyüme ve gelişmelerin temel itici gücü durumundadır. "“Büyüme, teknolojik gelişmeyi, gelişme de yeniden büyümeyi getirmektedir.”
Bilgi teknolojilerinin küreselleşmekte olan dünyada ne kadar önem arzettiğinin altını çizmeye gerek yoktur. 21. yüzyılın toplumu bilgi toplumudur. Bilgi toplumu olabilmenin gereği de Bilgi teknolojilerine sahip olmaktan, onları üretmekten geçer. Peki, nedir bilgi teknolojileri?
Bilgi Teknolojileri, 1980’li yıllarda mikro-elektronikte büyük bir teknolojik devrimle başladı. Optiğin de elektronikle iç içe kullanılabilmesi bu devrime daha da bir ivme kazandırdı. Analog sistemlerin yerlerini sayısal (dijital) teknolojiye dayalı sistemlere bırakması yazılım gibi önceleri bilgisayara özgü teknolojilerin, mikro-işlemciler kullanarak tüm alanlarda uygulanmasına yol açtı. Analog sistemlerin tasarımında kullandığımız matematiksel yöntemler, giderek yerlerini bilgisayarda kullanılan sayısal çözümleme yöntemlerine bırakıyordu. Sayısal işaret işleme kuramı da gelişme göstererek, pek çok sorunun çözümünde kullanılarak tek araç konumuna geldi. Sonuçta, değişik disiplinler olarak gelişen bilgisayar ve iletişim teknolojileri bilgi teknolojileri adı ile bir çatı altında toplanmaya başlanmıştır.
Bir bilginin toplanmasını, işlenmesini, saklanmasını gerektiğinde herhangi bir yere iletilmesini ya da her hangi bir yerden bir bilgiye erişilmesini bu gün için elektronik, optik vb. tekniklerle otomatik olarak sağlayan teknolojiler bütününü bilgi teknolojileri diye tanımlayabiliriz.
Bilgi sektörünün ürünü olan mallar arasında bilgisayar, iletişim ve elektronik araçları, büro ve işyeri araçlar, ölçü ve kontrol araçları, basın ve basılmış yayınlar ile hizmet cephesinde elektronik haberleşme, reklam, eğitim, iletişim, geliştirme araştırmaları ve hizmetleri, kütüphanecilik, kısmen finansman ve sigortacılık, danışmanlık ve araştırma-geliştirme firmaları yer alıyordu.
1967 yılında ABD milli gelirin yaklaşık yarısı bu belirtilen sektörlerden kaynaklanıyordu. Bu nedenle Fritz Maclup’un “Bilgi Ekonomisi”, Brzezinski’nin teknoelektronik çağ, Rolf bahrendorff’un, postkapitalizm, Amitai Etzioni’nin, postmodern, Daniel Bell’in, pos-indüstriyel ve Peter Drucker’in Post Business Society dediği bir toplum yapısı doğmaktaydı.
1990’lara gelindiğinde ise Naisbift ve Abandone, yaşanan çağı insanlık tarihinde akıllara durgunluk veren bir teknolojik yenilenme, benzeri görülmemiş ekonomik olanaklar ve şaşırtıcı siyasi gelişmeler ile kültürel doğuşlardan dolayı 2000’li yılları “büyük yönelimler (Megatrend) çağı” olarak ilan ediyordu. Bu yeni yönelimlerin temelinde bilgi işlem veya bilişim teknolojisi yatıyordu.
İşte, Bilgi Teknolojilerini araştırıp geliştiren, üreten ve kullanan toplumlara enformasyon toplumu yani bilgi toplumu demekteyiz.
Gelişmiş ülkeler 1980’li yıllardan itibaren artık bilgi toplumu özelliği göstermektedir. Bu ülkelerdeki üretilen mal ve hizmetler yoğun bilgi içerikli ürünlerdir. Bilgi bazlı ekonomide bilgi, hem girdi hem çıktı olarak kullanılır. OECD’nin yayınladığı son rapor da gösteriyor ki gelişmiş GSMH’nin yarısından fazlası, bilgi bazlı sektörler olan, iletişim, bilgisayar, yazılım, ilaç, eğitim ve televizyon gibi alanlardan elde edilmektedir. Her 10 yeni meslekten sekizi, bilgi işçilerine yöneliktir.



2.1.1 BİLGİ TEKNOLOJİLERİ
2.1.1.1 BİLGİSAYARLAR
Nasıl ki, sanayi toplumuna geçişin motoru olma işlevini buharlı makineler üstlenmiş ise; bilgi toplumuna geçişi de bilişim teknolojisinin temelinde bilgisayarlar gerçekleştirmiştir.
Bilgi toplumunda ekonomik ve sosyal aktivitelerin merkezini bilgisayar ve iletişim teknolojileri oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerde son yıllarda şirketler bazında bakıldığında en büyük harcama kalemini ya yeni bir bilgisayar ağ sistemi oluşturmasının ya da eskiyen sistemlerin yenilenmesinin oluşturduğu görülmektedir.
Bilgisayar teknolojisindeki hızlı gelişme, dev bilgisayarların küçülmesine ve ucuzlamasına yol açarken, sınırlı kullanılışından, yaygın kullanıma kadar uzanan imkanlar değişmiştir. Bilgisayar teknolojisindeki gelişmelere koşut olarak, yaşadığımız çağda maliyeti düşmekte olan tek üretimi girdisidir. Bilgi işleme maliyetinin son 30 yıl süresince, her yıl yüzde 30’luk bir düşüş göstermesi bilgi toplumunun maddi temelini oluşturur.
Bilgisayar teknolojisindeki gelişme çizgisini tanımlamak için Glaser’e göre üç sözcük kullanılabilir. Daha hızlılar, daha küçükler ve daha ucuzlar... Aynı güce sahip Bilgisayarların fiziki ebatları 1950’lerin başlarındaki Endüstriyel üretimlerinden beri yaklaşık 1000 kat küçülmüştür. Güvenirlikleri yaklaşık aynı kat sayı ölçüsünde artmıştır. Bu esnada, maliyetleri 100 kat azalmış ve sistemlerin potansiyel kapasitesi 1500 kat büyümüştür. Bilgisayar bellekleri daha büyük ve süratli hale gelmiştir. Çeşitli imalatlara, en iyi yaklaşık 300.000 ciltlik bir kütüphaneye eş değerde diye tanımlanabilecek bellekler sipariş etmek mümkündür. Bu bellek fiziki ebat olarak, yaklaşık altı-foot-küptür ve maliyeti de bir kütüphaneyi oluşturma maliyetinin 1/4 kadardır.
Bilgisayarların tarihçesine kısaca bir göz atarsak, modern anlamda bilgisayarların ortaya ilk çıkışı 1945 yılına kadar gitmektedir. ABD Pensilvanya üniversitelerinde, transistör, entegre vs. teknikler olmadığı için elektron tüpleri kullanarak ilk bilgisayarlar üretilmiştir. Bu tip bilgisayarların kullanılmaları Bilimsel Araştırmalarda kullanılan Bilgisayarlar ve iş dünyasında kullanılan bilgisayarlar olarak 1970’li yıllara kadar sürdü. İş dünyasında bilgisayarlar büyük firmaların bilançosunun hazırlanması ve zor bilgilerin tasnifi amacıyla kullanıldı ve ilk devre mikro işlemci gerçekleştirildi.
1983 yılında IBM ilk kişisel Bilgisayarı piyasaya sürdü. Kişisel bilgisayarlar yaygınlaşana kadar bilgisayarlar ancak dahiler tarafından anlaşılabilecek egzotik makinalar olarak görülüyordu. Günümüzde bilgisayarlar endüstriyel ve demografik alanlarda kullanılmakta, bilgi ağını düzenlemekte ve günlük yaşamın her alanında kullanım yeri bulmaktadır. 1980 yılında dünya üzerinde toplam bilgisayar sayısı 2 milyon civarındayken 1994 verilerine göre bu sayı 148 milyonu aşmıştır.
Günümüz bilgi toplumunda karmaşık ve yoğun veri yığınları ile çalışan bankalar ve şirketler, haberleşme, muhasebe, stok, kontrol, baskı işleri, üretim otomasyonu, büro-otomasyonu gibi alanlarda bilgisayardan yararlanmaktadırlar. Mühendislik hizmetleri ve dizaynları artık bilgisayarlarla gerçekleştirilmektedir.
1981’de kişisel bilgisayarlar PC devreye girmiştir. Bu gelişme düşünce dünyasında radikal bir dönüşümdür. Bilgisayar devrimini başlatacak olan değişimler; iki nedenden dolayı yakın geçmişte gerçekleşen tarımsal devrim veya teknolojik devrimlerden çok daha geniş, yaygın ve hızlı olacaktır. Bu nedenlerden ilki; sadece bir ya da sektör değil, ekonomideki tüm sektörlerin değişiminden etkilenecek olmasıdır. İkincisi; Bilgisayarlar daha iyi bilgisayarların geliştirilmesi için kullanılarak PC teknoloji kendi kendini besleyecektir.
Yazılım alanındaki gelişmeler bilgisayarları daha çok amaç için daha çok insan tarafından daha kolay kullanılır bir konuma getirmiştir. Veri tabanı yönetim sistemleri, çok hacimli, bir konuma getirmiştir. Veri tabanı yönetim sistemleri çok hacimli depolanması erişilmesi kullanılması işlemleri kolaylaştırırken HTML, WEB ve JAVA tabanlı uygulamalar ile her bilgisayar, kendini diğer bilgisayarla ve bilgisayar ağları aracılığı ile küresel ölçekte iletişime açabilmiştir.
21. yüzyılla birlikte bilgi çağına girerken bu çağa damgasını vuran bilgisayarlar, bilgisayar ağları ve buna ilişkin teknolojiler özellikle sosyal ve ticari hayatta, devletin işleyişinde, eğitim ve sağlık sektöründe önemli değişiklikler meydana getirecektir. Bilgi otoyoluna benzetilebilecek bir sistemle, her bir yerleşim noktasına, evlere fiber ya da başka teknolojilere dayalı yüksek teknolojilere dayalı yüksek kapasiteli bir iletişim hattı kurulacak, bu hattan her türlü ses, görüntü ve metinler iletilebilecek-, diğer bilgi kaynaklarına ulaşılabilecektir. Bu bağlamda telefon, fax ve televizyon tek bir cihaz üzerinde toplanacaktır. Basın ve yayın faaliyetlerinde temel değişiklikler olacaktır.
Günümüzde bilgisayar dünyasında bitmek tükenmek bilmeyen bilgisayar dünyasındaki biri de, genetik mühendisliğince tasarımlanacak bakterilere dayalı bilgisayarlar geliştirmektedir. Bu gün artık genetikçilerin, bilgisayar kullanımı için özel olarak tasarlanmış moleküler bileşikleri üretecek bakterileri, bir gün inşa edebileceklerine inanılıyor. 21. yüzyılda bilgisayar teknolojisi bir Amerikalı müellifin dediği gibi “nanoteknoloji alanına; yani moleküler büyüklüklerin geçerli olduğu bir dünyaya taşınacak”.
Mikro bilgisayarların gelişimi, ilkokullardan üniversiteye kadar her aşamadaki okullarda, hatta okul öncesi programlarda bilgisayar kullanımını yaygınlaştırmıştır. Bilgisayar destekli öğretimde bilgisayarlar ya öğrenciye veri sağlar; ya da öğrenmenin kavramasını sağlayan öğretmen rolünü üstlenmiş programlarla devreye girer. İnsan zekasını uyarın bilgisayarların, insanlığı düşünmeye yöneltici bir kaldıraç görevi olduğu kabullenmektedir. Hatta çağdaş bilgisayar bilimi, yapay zekaya sahip bilgisayar üretimine doğru yönelmektedir.
Bilgisayarlar artık yaşam biçimimizin de bir parçası haline geldi. Bilgisayarlar, bizi yeniden geleceğe bağlamakta etken olmaktadır. Beyin gücümüzün yeniden yapılanmasına neden olabilecek özgün bir bilgisayar kültürü doğdu. Bilgisayar yongasının (chip) gelişimi yüzyıllardan beri süregelen bir akımın yönünü değiştirecek, teknolojinin kişiselleşmesine yol açmıştır. Artık batı ülkelerinde çalışanların büyük bölümü bürosundaki kişisel bilgisayarı ile evdeki bilgisayarı arasında işlerini görmektedir.
2.1.1.2 İNTERNET TEKNOLOJİSİ
Bilgi toplumunun yeni bilgi deposu internette, hızla gelişen teknolojiye paralel olarak bir çok kitleye dünyanın her yerinden aynı anda ulaşabilmektedir. İnsanlar bilgisayar kullanarak (internet) birbiriyle karşılıklı iletişime girmektedirler. İnternet sayesinde insanlar istedikleri bilgilere kolayca ulaşabilmekteler. İnternet sayesinde dünya adeta küçük bir köyü andırmaktadır.
1975 yılında Amerikan Savunma Bakanlığının Arpanet projesi ile hayata geçirilen Bilgisayar ağ sistemi ile bugünkü internet ağının temeli atılmıştır. Bu ağ sistemi daha sonra uluslar arası bir niteliğe bürünmüştür.
Bugün en büyük bilgisayar ağ şebekesi olan internet 40 ülkede 20 milyon insana ulaşmaktadır. Her yıl ağ içine dahil olan kişi sayası ikiye katlanmaktadır. İnternet ağında geçen bilgilerin yarısını elektronik mektuplar oluşturmaktadır. Geriye kalan bilgi akışında, bilimsel dokümanlar, bibliyografyalar elektronik gazetelerin yer aldığı görülmektedir.
Avrupa’da 1992’de 200.000 Bilgisayar internete bağlıyken 1997 yılında bu rakam 3 milyona çıktı ve halen 27 milyon abone internetten faydalanmaktadır. 2000 yılında internet kullanıcı sayısının 1 milyona ulaşması bekleniyor. 2000 yılında dünya ticaretinin % 90’ının internet üzerinden yapılması beklenmektedir.
Türkiye’de de 2010 yılında 30 milyon internet abonesinin olması bekleniyor. Her abone için yaklaşık 4 bin dolar yatırım yapılarak 2010 yılına kadar 120 milyar dolar harcanması planlanmaktadır. İnternet vasıtasıyla işler daha etkin yapılabilmektedir. Firmalarda kısıtlama olmaksızın etkileşime girilebiliyor. Sanal ortam, kuruluşları katı hiyerarşiden kurtararak, uzmanlık ve kaynağa dayalı bir yapıya dönüştürür.

2.1.1.3 MİKRO ELEKTRONİK
Bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin kökeninde mikro elektronikteki gelişmeler yatmaktadır. 1945’te elektron tüpleriyle ve büyük güç kullanarak çalışabilen bilgisayardan masaüstü, dizüstü hatta cep bilgisayarlarına gelinebilmesi mikro elektronik teknolojisi sayesinde olmuştur.
Mikro elektroniğin başlangıç tarihi olarak 1947’de ilk transit ürünün bulunduğu tarih verilebilir.
Mikro elektronik teknolojisinden o tarihten günümüze bir çok gelişme kaydedilmiştir ve hayatımızın bir çok alanına girmiştir.
Mikro elektroniğin kullanıldığı alanlarda çok hızlı gelişmeler yaşanmaktadır. “Japonların NE-5x/x süper elektronik hesap makinesinin saniyede 20 milyondan fazla işlem hızında olmasının bilimsel çalışmalarındaki önemi açıktır. Daha birkaç yıl öncesine kadar kullanılan cihazlardaki kırıntı yongaya (Mikrochip) bir milyona yakın eleman yerleştirilebilmekteydi.
Mikro işlemciler akıllı terminalleri (bankomatlar) gibi gelişmesini mümkün kılmıştır. Genellikle “tek yongalı bilgisayar” olarak adlandırılan mikro işlemciler sanayi robotlarının ölçüm araçlarının ve bir çok hastane aygıtının otomatik denetimini yapabilmektedir.
Günümüzde artık süper iletkenlerin bir çığır açtığı görülmektedir. Süper iletkenler sayesinde gerçekleştirilen manyetik hava trenlerinin taşımacılıkta yeni boyutlar açması bekleniyor.
Bu bağlamda 21. yüzyılın “en çok petrol rezervi olan, en çok otomobili üreten altın fiyatlarına hükmeden, tahıl ambarı olmakla övünen değil, en hızlı ve en güçlü yongayı en ucuz fiyatla ülkelerin yüzyılı olacağını söyleyebiliriz.

2.1.1.4 ROBOTLAR
İngiliz Robot Birliği, robotu “görevlerin yerine getirilmesinde programlanmış hareketlerle, araçları ve parçaları hem imal etmek, hem de taşımak üzere tasarımlanmış yeniden programlanabilir aygıt” olarak tanımlamıştır.
21. yüzyılın fabrikasyon üretiminde robotlar çok büyük rol alacaklardır. Ayrıca robotlar riskli ve tehlikeli işler ile uzay çalışmalarında da önemli rol oynayacaklardır.
Bu yöndeki bir robotla 3 temel nitelik beklenmektedir:
-Aritmetik hesaplar yapabilen hafızaya sahip olma, öğrenme ayırt etme gücü, çıkarım yapma yeteneği şeklinde bir yapay zeka.
-Ağırlık, büyüklük, sıcaklık, ses, şekil, renk, tat. v.b. özellikleri algılayan bir algılama elemanı.
-El, parmak, kol, ayaklar ve benzeri etken bir mekanik elemanlardan oluşacaktır.
Günümüzde robotlar ancak otomobil, montaj sanayiinde kullanılmaktadır. Genellikle tek kollu olan bu robotlar insan ile ve kolunu taklit ederek, parça taşıma, kaynak yapma, lastik ve jant takma gibi işlemler yapabilmektedir. “Türkiye’de üretilen ilk sanayi robotu HSR-4 24 Ocak 1994 tarihinde hizmete girmiştir.”
Robotların üretilmesiyle kas gücüne olan gereksinmesi de yavaş yavaş ortadan kalkacaktır. Böylece, insanın üretim sürecindeki işlevlerinden bir kısmı değil, bütünü yani beyinsel işlevler de dahil robotlarla ikame edilecektir. Bu, insanın kendi eliyle yarattığı makineye bağlı olmaktan, makineyi kendisine bağlı kılma sürecine sıçrayışıdır.

2.1.1.5 BİYOTEKNOLOJİ
Biyoteknoloji, insanların yararlanabileceği ürün ve hizmetlerin mikroorganizmalar, mikrobial parçacıklar ve diğer biyolojik materyaller kullanarak endüstriyel işlem yolu ile sağlanmasıdır. Biyoteknoloji son yıllarda dünyadaki bilimsel araştırmaların gündeminde ilk sırada olma özelliğini korumaktadır. Ve uzun bir zaman dilimi içerisinde de bu yerini koruyacak gibi görünmektedir. Biyoteknoloji ürünlerinin yaşam içinde kullanılır duruma gelmesi, bu alanı araştırıcılar ve sanayiciler açısından son derece çekici yapmaktadır.
Biyoteknoloji aslında çok eskiden beri bilenen bir teknolojidir. Yoğurdun ve ekmeğin yapılması sırasında da biyoteknoloji kullanılmaktadır. Biyoteknoloji gerçek anlamda temellerini 18. yüzyılda almakla beraber 20. yüzyılın ikinci yarısında moleküler biyoloji ile beraber atılıma geçmiştir.
Genetik işleme tekniklerindeki ve uygulamadaki hızlı gelişme biyoteknoloji sanayisinin doğmasına yol açmıştır. Sınai amaçla insan hormonunun genetik yoldan üretilmesi insan insülinin ve enterferonun, bağışıklık maddesi interlekin-2 maddesinin ve dev farelerin genetik yoldan elde edilmesi, koyunlarda kolonlama ile ikiz doğurma gibi biyoteknolojide önemli adımlar atılmıştır. İnsan geninin domuzlara aktarılması yoluyla organ naklinin yeni bir aşamaya ulaşması, genetik müdahalelerle ineklerden anne sütü elde edilmesi, domatesin yapraklarının da kırmızı ve etli domatese dönüştürülmesi gen mühendisliğinin gerçekleştirdiği buluşlardır.
Gerçekten genetik mühendisliği 21. yüzyılın bilimi olma yolunda sürekli gelişmeler kaydetmektedir. 1982’de ABD’de Wesleyen Üniversitesi’nden öğretim üyesi Earl D. Hansan’ın söylediğine göre “.....artık insanlarca belirlenecek amaçlara uyacak yeni canlılar, mikroplar, bitkiler ve insanı da içeren kapsamıyla hayvanlar yaratabiliriz.” Bu sözler yeni bir çağın; kalıtım sürecine bilinçli olarak karışma çağının; insanın artık kendisini de daha gelişen bir düzeyde, bütünüyle yeniden üretme çağının başlamış olduğunu gösteriyor. Bu ifadelerin bazı çevrelerce ütopya olarak algılandığı görülmüştür. Oysa genetik mühendisliğinin kat ettiği yola baktığımızda bunun ütopya olmadığı görülebilir.
Genetik mühendisliğinde 21. yüzyılda ortaya çıkacak gelişmelerle insan ömrünün uzatılması ve sağlık sorunlarının daha kolay çözümü sağlanabilecektir. Genetik müdahalelerle bitki üretimi güneşsiz alanlarda fiber glass ile üretilen güneş ışınları sayesinde gerçekleştirilebilecektir. Şeker üretiminde kullanılan şeker kamışının artıklarından bir takım enzimlerin katalizörlüğünde elde edilen etil alkol, otomobil yakıtı olarak kullanılabilmektedir. Brezilya’da otomobillerin % 50’si bu yakıtla işlemekte ve üretilen arabaların % 40’ı buna göre tasarlanmaktadır.
21. yüzyılda uzay teknolojisinde de büyük atılımlara sahne olacağa benzemektedir. Gerçekten de, uzayda enerji üretecek sanayi ölçeğinde ki tesislerin tasarım ve kurulması 21. yüzyılın enerji bilimi ve teknolojisinin gündemindedir. Dev yansıtıcıların yer çevresinde yörüngeye yerleştirilmesini içeren projeler vardır. 1000 tan ağırlığı, 3-5 km2 alanı olan bu tür bir yansıtıcı yerin yüzeyinde 90 bin km2’lik bir alanı 100 dolunay şiddetinde aydınlatabilecektir. Ayrıca uzayda bulunan salgut 7 istasyonunda aşı üretimi denenmiş ve başarılmıştır ve cam üretimi de denenmektedir.
2.1.1.6. İLETİŞİM TEKNOLOJİSİ
İnsan toplumları, sosyal iletişimin karakterinde belli başlı 4 devrime tanık olmuşlardır: Konuşma, yazı, matbaa ve telekomünikasyon. Her devrim kendine özgü, teknoloji tabanlı, yaşam tarzını da beraberinde getirmiştir.
İletişim teknolojisinde devrim yapan gelişmeler yine mikro elektronikle bağlantılıdır. İletişim donanımındaki gelişmeler sanayi üretiminin altyapısın oluşturmakta ve ekonomide verimlilik artmaktadır. Bilgisayar ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişme üretim için her türlü bilgi akışını hızlandırıp kolaylaştırdığı gibi zaman ve mekan kullanımında sağladığı avantajlarla üretimde etkinlik ve verimliliği arttırmaktadır.
İletişim teknolojisi insanoğluna birçok yeni olanaklar sunmuştur. İletişimdeki dijital teknoloji fiber optik ve lazer teknolojileri sayesinde ortaya çıkan yeniliklerle: büro araçlarına yenilikler getiren akıllı terminal, telefon ve fax gibi haberleşme cihazlarındaki gelişmeler birlikte olmuştur. Bilgisayarların ve uydu sistemlerinin iletişim alanında kullanılması ile bilgi-iletişim çağı başlatılarak 1980-1990’larda bugünkü ilk dönem bilgi toplumunun temelleri atılmıştır.
Uydu teknolojilerinde gerçekleştirilen gelişmelere paralel olarak da kablolu TV ve telsiz iletişiminde de çok büyük atılımlar gerçekleştirilmiştir. Kablolu TV yapısının yüksek hızlarda veri iletişimini destekleyebilme özelliği ve telefon gibi yaygın olması var olan altyapının bilgisayar iletişimini de desteklemesini gündeme getirmiş bunun sonucunda telefon ve kablo TV şirketleri bilgisayar iletişimi trafiğini taşımakta birbirlerine rakip olmuşlardır.
İletişim teknolojisinin gelişimiyle birlikte kendini bu gelişmelere adapte eden bir diğer alan da basın ve haber ajanslarıdır. Basın iletişim teknolojilerinden yararlanarak köklü atılımlar geçirmiştir. Haber ajansları da kendilerini yeni koşullara uydurmaya çalışmışlardır. “Örneğin Körfez Savaşı’nda CNN’in bir haber ajansı olarak uydu teknolojisindeki son gelişmelerden yararlanması, diğer yayın organlarını devre dışı bırakmıştır.
Enformasyon toplumunda toplumu birbirine bağlayan merkezi altyapı telekomünikasyon olacaktır. Bu tür bir şebeke kişiler arası iletişimi arttıracak, uzak mesafelerin ortaya çıkardığı maliyetleri hissedilir derecede azaltacaktır. Bu da şehirlerin kurulduğu alanları etkileyecek şehirlere yakınlıkları sayesinde kazanç sağlayan reklamcılık, basın, bankalara verilen mülki danışmanlık hizmetleri gibi dışsal ekonominin iletişim araçları sayesinde konuşlandıkları noktalar farklılaşacaktır.
İletişim teknolojilerindeki olağanüstü gelişmeler bir de literatüre tele çalışma (teleworking) kavramının girmesine neden olmuştur. Tele çalışma; çalışanın işini işvereninden ve müşterisinden uzakta ifa ettiği ve yaptığı işi bilgi ve iletişim teknolojileri vasıtasıyla ulaştırdığı bir çalışma şeklidir. Başka bir tanıma göre ise : ”işçinin uzaklığının iletişim ve bilgi teknolojisiyle telafi edilmesidir”.
Öyle ki Japonların görüşüne göre, tele işçiliği oluşturmak için Tokyo kenti yöresine döşeyecekleri fiber-optik kablo yatırımı çalışmak için her gün bu kente gelip gidenlerin ulaşım sorununu çözmek için yapılacak metro yatırımının çok altında Japonlara göre birey evinde oturup çalışır ve kentin bunaltıcı trafiğine girmezse daha verimli olacaktır.
2.1.1.7. YENİ MALZEMELER
Yeni ve ileri nitelikte malzemelerin geliştirilmesi ileri teknoloji sayesinde olanaklıdır. Havacılık, otomobil,gemi yapımı ve diğer sanayilerin,hızla, ısıya ve çeşitli dış etkenlere dayanıklı olan malzemelere ihtiyaçları yeni maddelerin üretilmesini zorunlu kılmıştır. Bu maddelerin üretilmesinde fizik, matematik modeller, bilgisayar bilimleri ve kimya sanayindeki gelişmeler rol oynamıştır.
Özellikte mikro elektronikte , iletkenlik özellikleri üstün malzeme üretimi ile metalurjide hızlı gelişmeler beklenmektedir. Bunun için çeşitli alaşımların sağladığı; hafifliği, ateşe dayanıklılığı ve aşınmaya karşı direnci yüksek maddeler üretimi önem kazanmaktadır. Haberleşmeden enerjiye ve savunma sanayiinden tıbba kadar kullanım alanı ve silikondan yapılan gelişmiş yarı iletkenler bilişim teknolojisinde kuantum sıçraması yaratmıştır.
İletişim teknolojisinde de bir takım yeni gelişmeler sağlanmıştır. İletişim teknolojisinde bakır kablolardan vazgeçilmiş bunun yerine fiberoptik malzeme kullanılmaktadır. Günümüzde bir saç teli kalınlığındaki fiberoptik kabloya binlerce telefon konuşması sığmaktadır. Bu da gelecekte iletişim teknolojisinde büyük ucuzluğa yol açacaktır.
Bilgi toplumunun yeni malzemeleri doğadan elde edilen doğal maddeler değil labaratuarlarda üretilen yapay maddelerden oluşmaktadır. Sadece ileri teknoloji içeren seramik üretimi yapay malzeme devriminin önemli bir parçasıdır. Bu yeni seramik bir çok metalden daha sert daha dayanıklı ve daha hafiftir.
Bilgisayarlarda kullanılan yeni malzemeler transistör ve entegre devrelerle kırıntı yonga üretimi bilim adamlarının silikon üretimini öğrenmesinden sonra gerçekleşti.
İnsan yaşamının ve sağlığının korunmasında önemli katkılar sağlayan yeni maddi malzeme yanında “biomateryaller” üretimiyle yani bir devrim yaratılmaya yönelik girişimler sözkonusudur. Plastik, seramik, cam ve karışımlarından, yapay insan doku ve organları üretilmektedir. Yapay kalp, yapay kan ve damarlar bunlardan bazılarıdır. Ve yapay insan cildi(derisi) yapım girişimleri hızlanmıştır. Bilgisayar ve iletişim teknolojisinde ve mikroelektronikte çığır açan gelişmeler devam ettikçe yeni malzeme üretiminde gelişmeler de hiç durmadan devam edecektir.


3.BİLGİ SİSTEMLERİ
3.1 BİLGİ VE SİSTEM KAVRAMLARI
Bilgi; (İnformation) “Belli bir formda işlenmiş ve alan için anlamlı olan, hali hazırdaki ve gelecekteki kararlar için anlam ifade eden, algılanan veya gerçek değeri olan veri (Data) demektir. Veri, davranışları etkilediği zaman bilgi olmaktadır. “
Bilgi, prensip olarak, tükenmez niteliğe sahiptir; yani ana ikamedir. “Günümüzde bilgi ABD nüfusunun % 70’ine hizmet sağlayan bir ticari değer olarak görülmekte ve bir tür sermaye niteliği kazanarak, ekonomide parasal sermayeden daha kritik bir konuma gelmektedir.
Sistem ise, genel anlamda alt sistemlerden oluşan ve bu alt sistemlerin birbiriyle ilişkili olduğu bir bütündür. Sistem kelimesi “birbirine iyi bağlanmış parçaların bir uygunluk içinde çalışmasını ifade eder.” Sistem, nesneleri, fikirleri ya da amaçları işleyen çeşitli elemanların oluşturduğu bir mekanizmadır.”
Peter Drucker’e göre bilgi; bir şeyi ya da bir kimseyi değiştiren enformasyondur. Bunu ya eylem için bir neden oluşturarak yapar ya da bireyi veya kuruluşu farklı ve daha etkili eylem gerçekleştirebilecek duruma getirecek.
3.2 BİLGİ SİSTEMLERİNİN ÖZELLİKLERİ
Bilgi sistemi denildiği zaman, bilginin ve iletişimin yapısı ve özellikleri bilginin aktarılması, organize edilmesi, saklanması, tekrar elde edilmesi, değerlendirilmesi ve dağıtımı için gerekli kuram ve yöntemler, bilgiyi kaynağından alıp kullanıcıya aktaran ve genel sistem bilimi, sibernatik, otomasyon ile insanın çalışma çevrelerindeki yerinde ve zamanında kullanılan teknolojileri temel olarak alan sistemler şebekeler, işlevler, süreçler ve etkinliklerini anlıyoruz.
Bilgi sistemi açısından bilgilerin önemli olan bazı özellikleri mevcuttur. Kurulacak bilgi sisteminin değerlendirilmesinde bu özellikler göz önünde bulundurulmalıdır.
- Doğruluk veya yanlışlık: Bilgi gerçek olabilir ya da olmayabilir. Eğer yanlış olan bilgiyi alan kişi onun doğru olduğuna inanırsa, onun etkisi bilginin doğru olmasıyla aynıdır.
- Yenilik: Bilgi, alan için tamamen yeni ve önemli olabilir.
- Miktarının artması: Bilgi, mevcut olan bilgilere yenilerini ekler veya onları düzeltebilir.
- Düzeltici olması: Bilgi, eski veya yanlış bilgileri düzeltilebilir.
- Doğrulayıcılık; Yeni gelen bilgi var olan bilgiyi tasdik edebilir. Bu durum, bilgiyi alanın bilginin doğruluğu üzerinde güven duygusunu arttırması açısından önemlidir.
Toplumun bilgi sistemindeki bir çok değişiklikler, doğrudan doğruya iş dünyasında uygulanmaktadır. Bu bilgi sistemi, bankacılık sisteminden, siyasal sistemden ve enerji sisteminden çok daha fazla, o firmanın özel ortamının parçası sayılır.
Bilgi ve Bilişim sistemi bir çok alanda uygulanmakta, bilgi ve teknolojide yeni gelişmelere itici güç olmaktadır. Bilişim sistemi dediğimiz zaman da, organizasyonlardaki karar verme desteğine kadar bilgiyi düzenlemek, saklamak, işlemek, toplamak olan birbirleriyle ilgili parçaların kümesini anlıyoruz.
Bilişim sistemleri organizasyon içinde ve çevresinde önemli insanlar, yerler ve şeyler hakkında bilgi içerirler. Bilişim denince, insan için faydalı ve anlamlı biçime sokulmuş veri anlıyoruz. Veri, önce insanların anlayabileceği ve kullanabileceği biçimde hazırlanmış ve organize edilmiş sonra organizasyonlarda veya fiziksel çevrelerde görülen olayları tanımlayan ham gerçeklerin yoğunluğudur.
Bilgi sisteminde üç aktivite karar verme, işlemlerin kontrolü problemlerin çözümü ve yani ürünler veya hizmetler oluşturmada organizasyonların ihtiyacı olan bilgiyi üretmektir. Bu aktiviteler girdi (input) işlem (processing) ve çıktı (output) dır.
Girdi organizasyonunun içinden ve dış çevresinden hem bilgileri elde edip toplamaktır. İşlem bu ham veriyi daha anlamlı bir biçime çevirir. Çıktı işlenmiş bilgiyi insanlara veya kullanılacak olan aktivitelere aktarır.
3.3 BİLGİ SİSTEMİNİN ORGANİZASYON (ÖRGÜT) YAPISI
Bilgi işlem merkezlerinin organizasyonu değişik şekillerde olabilir. En yaygın olanları fonksiyonel organizasyon ve projeye yönelik organizasyon yapılarıdır.
Fonksiyonel organizasyonda, sistem analizi, programlama ve uygulamaların ayrı ayrı birimlerde yapılır. Bilgi sistem analisti tarafından tamamlanan işler için programlama grubuna gönderilir. Programlama grubunda geliştirilen programları uygulamaları grubunda işletilir. Ve gerekli raporlar alınır. Bu organizasyon şeklinin avantajları, görevlerde romanlaşma olması, denetleme ve eğitimle esnekliğin olmasıdır. Projeye yönelik organizasyonlarda, her projenin bir proje lideri vardır ve işler birlikte çalışan sistem analistler ve programcılar tarafından yürütülür. Bu tür organizasyonun avantajı sorumluluğun bir tek gruba verilmesi ve iletişim güçlüklerinin asgariye indirilmiş olmasıdır.
Günümüzde en başta gelen organizasyonlarla ilgili konu yatay bağlantı olarak adlandırılabilir. Sosyal bilimler artık birbirlerinden ayrı değillerdir, sakinlerinin serbestçe aştıkları ortak sınırları paylaşmaktalar. Her şeyin en iyi nasıl yapılacağı konusundaki düşüncelerimizde değişikliklerden dolayı mesleğe, iş koluna ya da beceriye göre ayrımlar kalkarak, örtüşme başlamıştır. Evreni karşılayışımızdaki değişikliklerden dolayı bilginin kendisi yeniden düzenlenmiştir. Hepsinin ötesinde iletişim, bilgi sayım, seyahat olanaklarındaki teknolojik değişikliklerle korumaya çalıştığımız sınırlar artık korunamaz. Artık işlerliği kalmamış bir organizasyon stereotipi içinde yaşamaya çalışıyoruz.
Bir organizasyonda uygulanan bilgi sistemini, bu organizasyonun içerisinde bulunan insanların da bilmeleri gerekmektedir. Çünkü organizasyonel bütünlüğü sağlamak ve bu bütünlüğe uyum sağlamak bu sistemdeki gelişmeleri takip etmekle mümkündür. Çünkü Teknolojiler giderek karmaşıklaşmakta, işçilerinde kendilerinden sonra yapılacak işleri bilmeleri gerekmektedir. General Motors’un bir reklamında şu sözler yer almaktadır.: “İşçiler fabrikalarındaki aydınlatmayı kendileri seçiyor, aletleri kendileri seçiyor, hatta fabrikanın nasıl çalıştığı, girdilerin maliyetini müşterilerin yapılan işe ne tepki gösterdiğini bile öğreniyor. Bilgisayar bağlantılı imalatta işçilerin yalnız belli makinelerin nasıl çalıştığını bilmesi yetmiyor. Aynı zamanda fabrikanın nasıl çalıştığını da bilmesi gerekiyor. Böylece bilgi yükü, karar yükü yeniden dağılma tabi tutuluyor. Sürekli bir öğrenme, öğrenileni silme ve yeniden ve yeniden öğrenme çemberi içinde, işçilerin yeni teknikleri edinmesi, yeni organizasyon biçimlerine uyum sağlanması yeni fikirler yaratması gerekli oluyor.
Bilişim sistemlerini etkili kullanmak, sistemleri şekillendiren organizasyon, yönetim ve bilişim teknolojileri anlamayı gerektirir.
Bilgi veya bilişim sistemleri organizasyonların bir parçasıdır. Gerçekten sigorta primleri, bilişim sistemi olmadan çalışamazlar. Bir organizasyonun anahtar elemanı insanlar, yapısı kuralları, politikası ve kültürüdür. Bir organizasyonun kültürünün parçaları onun bilişim sisteminde her zaman bulunur. Bilişim teknolojileri organizasyonun yeniden yönetimi ve yeniden tasarımında bir rol oynar.
Organizasyon sisteminde bilginin ihtiyaç duyulan yere akışını sağlayan, tek tip ve bütün yeni sistemleri koordine eden tek bir sistemin olması daha iyidir. Bir Sears’ın general Motors’un faaliyetleri o kadar geniştir ki değişik amaçlara hizmet eden değişik sistemleri kuracak pek çok farklı uzmana ihtiyaç vardır. Yine de sistemler bir diğeri ile bütünleşmelidir. Fakat entegrasyonun da maliyeti yüksektir.
3.4. BİLİŞİM SİSTEMİNİN FİZİKSEL YAPISI VE ÇEŞİTLİ SİSTEMLERİ
Herhangi bir kurumun bilgi sistemi görülmek istendiğinde genellikle sistemin fiziksel elemanlarına bakılır. Bu yüzden kapsamlı ve gelişmiş bir bilgi sistemi kurulmasından önce fiziksel elemanlarının incelenmesinde fayda vardır.
Burada ele alınacak olan yönetim bilgi sisteminin fiziksel yapısını bilgisayar sistemleri oluşturmaktadır.
Herhangi bir kurumda, gelişmiş ileri ve etkili bir yönetim bilgi sistemi kurulurken bilgisayarın donanım ve yazılım elemanları daha da karmaşık hale gelir. Artık günümüzde bilgisayar sistemi olmadan yönetim bilgi sistemi kurmak neredeyse imkansız hale gelmiştir. Bilgi işlem sistemindeki temel unsurlar şunlardır:
1) Donanımlar
2) Yazılımlar (Sistem Yazılımları, uygulama yazılımları)
3) Dosyalar (Veri tabanı)
4) İşlemler
5) Bilgi işlem personelidir.
1) Donanımlar: Bilgisayar sisteminin donanımları şu ünitelerden meydana gelir. Bunlar:
- Veri hazırlama
- Bilgisayar giriş üniteleri
- Hesaplama, kontrol ve ana bellek birimi
- Yan bellek üniteleri
- Bilgisayar çıkış üniteleri
Bilgi hazırlama ünitesi bilgi giriş terminallerini delikli kart okuyucularını, optik okuyucularını ve manyetik karakter tanıyıcılarını içerir. En yaygın çıkış donanımlarını yazıcı, terminal yazıcısı, plotter, mikrofilm çıkış ünitesi vb. ünitelerdir.
2) Yazılımlar. Yazılım olmadan bilgisayar, geliştirmiş teknolojik makine yığınından başka bir şey değildir. Bu makinalara bilgisayar olma özelliğini sağlayan, bilgisayarları işleten yönlendiren işlemlere ve uygulamalara programlarının tümüne yazılım denir.
Yazılımlar iki ana gruba ayrılır: Sistem yazılımları ve uygulama yazılımlardır. Her hangi bir kurumdaki yönetim bilgi sisteminin idareyi desteklemek için kapsamlı bir veri tabanı sisteminin yanında istatistik ve tahmin yapan yazılımlara, karar modellerine ve model hazırlayan yazılımlara sahip olması gereklidir.
c) Bilgi Dosyaları (Veri Tabanları):
Yönetim Bilgi sisteminden iyi yararlanabilmek için, işlenen bilgiler verimli ve etkili olacak şekilde düzenlenmelidir. Bilgi düzenlenmesini de dört ana grupta değerlendirilebiliriz. Bunlar, alt bilgi, kayıt, dosya ve veri tabanıdır. Alt bilgi bir bilgi grubunun temel yapısıdır. Bir kişiye ait tüm bilgilerin birleşmesinden oluşan bilgiye kayıt denilmektedir. Çok sayıda kayıt bilgisinin bir araya gelmesi ile bilgi dosyası oluşur. Değişik konulardaki bilgi dosyalarının birbiri ile ilişki kurularak bir araya getirilmesi ile veri tabanı sistemi oluşur.
d) İşlemler (Bilgi İşlem Fonksiyonları)
Sadece fiziksel elemanların gösterilmesi, bilgi sistemini tanımlamaya yetmez bunun için bilgisayar sistemlerin tanımlanması gerekir. Bilgisayar sistemindeki temel işlemler şunlardır:
- Faaliyet İşlemleri
- Bilgi dosyalarının bakımı
- Rapor üretilmesi
- Etkileşimli kullanım
Kullanıcı açısından duruma baktığımızda, bilgisayar, temelli bir bilgi sistemi, içinde neler olup bittiği anlaşılmayan bir kara kutudur. Kullanıcının bilgi girip, bilgi sistemini değerlendirmesi, alacağı raporlara bağlı olarak gelişir. Bu nedenle kullanıcının alacağı yanlış bir rapor onun sisteme olan güvenini azaltır.
e) Bilgi Sistemi İçin Kadroları
Bilgisayar temelli bilgi işlem merkezi için dört temel görev tanımlamak çok yaygındır. Bunlar, sistem analisti, programcı operatör ve veri giriş operatörü görevleridir. Sistem analist kullanıcı taleplerini inceler, işlemleri hazırlar, uygulama için gerekli olan analizleri yaparak ihtiyaçları karşılamak için sistem tasarımı yapar. Programcı, bilgisayar programlarını düzenler, kodlar, çalıştırır ve kontrol eder. Sistem operatörü, bilgisayar donanımlarının düzenli çalışmasını sağlar. Veri giriş operatörü, bilgisayara girilecek verileri hazırlar ve bunları sisteme girer.
3.4.1 TEKNİK BİLİŞİM SİSTEMLERİ
Bilimsel ve teknik araştırmadaki yeni gelişmeler, devletin de bu alanda harcamaya girmesiyle değişik bilim dallarında çok sayıda basılı yayın ortaya çıkmıştır. Böylece yeni bilgilere duyulan ihtiyaç üssel bir bağıntı ile artarken, bilişim araçlarında beliren bilimsel patlayış, bilimsel ve teknik devrimin belirleyici nitelikleri arasında sayılmaya başlanmıştır.
Teknik bilişim sistemlerinin özelliklerini şekillendiren nedenlerden biri, bu sistemin bulunduğu işletme, bölge sanayi ya da ülkede teknolojinin üretilmemiş olmasıdır. Teknoloji üretimi oldukça pahalı ve zor gelişen bir süreçtir bu da teknik bilişim sistemlerinin giderek daha uluslararası bir nitelik taşıdığını gösterir. Önceleri sadece üretime yönelik olan bilişim ihtiyacı zamanla örgütsel birtakım sorunların çözümü, pazarlama, proje yönetimi ya da değişik bilgiye gereksinmeler yaratmıştır. Bunun sonucu olarak da teknik bilişim sistemleri çok kapsamlı bir özellik taşımak zorunda kalmışlardır.
3.4.2 STRATEJİK BİLİŞİM SİSTEMLERİ
Son yıllarda organizasyonların bilgiye ve bilgi sistemleri olan tutumlarında bir devrim olmuştur. Bugün önde gelen firmalar, rekabetçi ortamda önde olmak için bilgiyi ve bilgi teknolojisini bir araç olarak kullanıyorlar. Organizasyonlar özel bilgi sistemleri geliştirdiler ve adına da stratejik bilgi sistemleri demişlerdir. Stratejik bilgi sistemleri amaçları, operasyonları, ürünleri, servisleri ya da organizasyonların çevresel bağlantılarını değiştirecek onlara diğer rekabetçilerin üzerinde bir yer kazanmalarına yardım eder. Bu tip etkileri olan sistemler organizasyonların iş tipini bile değiştirirler.
1980’lerin ortasında bilgi kavramında büyük değişiklikler olmuştur. Artık bilgi, stratejik kaynak, potansiyel rekabet avantaj kaynağı ya da yarışı kazandıracak bir silah sayılıyordu. Bilgi kavramını desteklemek için kurulan sistem tipine stratejik sistemler denildi. Ve bunların amacı organizasyonun yakın gelecekte idame etmesini garantilemektedir. Stratejik bilgi sistemleri uzun dönem karar alma problemlerine odaklanmış olan tepe yöneticileri için stratejik seviye sistemlerinden ayrılmalıdır.
3.4.3. BİLGİ SİSTEMLERİNİN KAVRAMLARININ DEĞİŞİMİ
Bilgi sistemleri, rakip güçlere karşı müşteri ve satıcıları kilitleyerek savunma yapılabilir. Stratejik bilgi sistemleri, müşterinin bir firmadan diğerine geçişinin maliyetinin çok fazla olmasına sebep olabilir.



Zaman Periyodu Bilginin Anlamı Bilgi Sistemleri Amaç
1950-60 Gerekli dört bürokratik gereksinim EMM Elektronik Muhasebe Makinaları Hızlı muhasebe ve kayıt işleme
1960-70 Genel Amaçlı Destek YBS Bilgi Fabrikası Genel Rapor İhtiyacını hızlandırma
1970-80 Ayarlanmış Yönetim Kontrolü KDS YDS Karar vermeyi geliştirme ve ayarlama
1985-2000 Stratejik kaynak rekabet avantajı Stratejik silah Stratejik sistemler Organizasyonun devamını sağlamak
3.5 BİLGİ SİSTEMLİ STRATEJİLERİN PLANLAMASI VE UYGULANMASI
Plan, bugünden gelecekte nereye ulaşılmak istendiğinin, nelerin gerçekleştirilmek istendiğinin kararlaştırılmasıdır. Başka bir deyişle planlama, nereye, ne zaman, nasıl, niçin, hangi araç ve yöntemle, nerede ve kimler aracılığıyla ulaşılacağının belirlenmesi işlemidir.
Son zamanlarda stratejik planlamaya olan ilgi giderek artmaktadır. Bunun sebebi kurum ve kuruluşlar üzerinde çevredeki değişimlerin etkili hale gelmesi ve dünyanın küreselleşmeye doğru yönelmesidir.
Stratejik planlama kavramı 1960’lı yıllarda gündeme gelmiştir. Bu dönemde kurum yöneticileri her alanda rekabetçi alan stratejileri kurmak ve yerleştirmek için en iyi yol alarak stratejik planlamayı benimsemişlerdir. Stratejik planlamanın şu gibi yararları vardır: “Değişen çevreye uyum sağlamak, bilimsel ve teknolojik gelişmeleri takip etmek, sistematik düşünmek yönetimde etkin olmak.“
Bilgi sistemli planlama süreci, içerik, girdi, süreç, çıktı, sonuç olarak ifade edilebilir. Bilgi sistemli stratejik planlama beş aşama içerisinde değerlendirilir. Stratejik olarak farkına varma, durum analizi, strateji kavramı, formülasyonu ve strateji uygulama planları. Bilgi sistemli stratejik planlama sürecinin örgütsel yapısı iki amaca dönüktür; Yönetime bağlılığı ifade etmek ve destekleyici takım çalışmalarını gerçekleştirmek.
Herhangi bir kurumda yönetim bilgi sisteminin kurulup geliştirilmesi görevi bilgi işlem personeline verilmektedir. Fakat bu personel hizmet ettikleri kuruluşların faaliyetleri hakkında tam bir bilgiye sahip değillerdir. Bu personelin, kurumun faaliyet alanına da az ilgi duyduğu görülür. Kurumun üst yönetimi, kurumun genel faaliyetleri ve hedefleri hakkında bilgi işlem personelinin bilgi sahibi olmaları konusunda fazla gayret göstermezler. Kurumun önceliklerine bağlı olan stratejiler üzerine kurulan yönetim bilgi sisteminin geliştirilirken kurum hakkında her türlü bilgiye sahip olmak gerekir. Eğer, yönetim bilgi sistemi kurumun temel amaç ve hedeflerini destekleyecekse kurumun bilgi ihtiyacını sağlamak için stratejik planlama yapmak hem gerekli, hem de faydalı olacaktır.
Yönetim bilgi sistemini planlarken bir takım yolların izlenmesi gerekir. Öncelikle durumun tesbit edilmesi gerekir. Bir kurum için yeni bir bilgi sistemi planlanacağı zaman, önce mevcut sistemin tanımlanması, eleştirilmesi, düzeltilip yenilenmesi ve yeniden tasarımlanması gibi işlemler yapılmalıdır. Daha sonra sistem planlanması yapılmalıdır. Bunun için sistem planlama hedefler her kurum için birtakım stratejik prensiplerden oluşmalıdır. Ve en son sistem tasarımı geliştirilmelidir. Yönetim bilgi sistemi tasarımdaki esas amaç, gerekli bilgiyi, erişmesi gereken yere zamanında ve en düşük maliyetle ulaştırmaktır. Bunun için öncelikle mevcut sistemin iyi tanımlanması gerekir. Bundan sonra kurumun bugünkü ve ileriye dönük hedeflerine uygun sistem ihtiyacını belirlemektir. Bu işlem ise, “Kurum Strateji Setinin”, “Yönetim Bilgi Sistemi Strateji Seti” haline getirilmesiyle yapılır.
Küreselleşmeyle birlikte bir çok kuruluş ve şirkette stratejik planlama reorganizasyonunda yayılma görülmektedir. Bir zamanlar çok merkezi biçimde, en üst düzey yönetime bağlı kurmay erkanı tarafından yapılan planlama, şimdi operasyon birimlerine kadar inmiş, orada rekabette yüz yüze gelen sıradan yöneticiler tarafından yapılmaya başlamıştır. Rakiplerin ne yaptığını bilmenin hem çabucak avantaj getireceği hem de büyük olasılıkla stratejik olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.
Bilgi sistemlerinin stratejik kullanımına bir örnek. Amerikan Gillette Firması verilebilir:
Bu firmanın amacı diğer firmalardan daha önde olabilmek için üretimde kullanılan aynı miktarda çeliği daha keskin, daha sağlam bir yapıda mümkün olduğunca ucuza sunmak ve pazardaki ilk ürün olmaktı. Bilgi sistemleri, Gillette'’e hem düşük maliyetli yüksek kaliteli ürünler için hem de piyasaya yani traş malzemeleri sunulmasında yardımcı olmuştur. Gillette, bilgi sistemlerini titiz kalite kontrol standardını oluşturabilmek için kullanmaktadır. Örneğin, bir mini bilgisayara bağlanmış yüksek çözünürlüklü bir mikroskobik kamera monte edilen bir Gillette Sensor ikiz bıçağını incelemektedir. Bilgisayar aldığı görüntüyü doğru olanla karşılaştırarak hatalıları geri çevirmektedir. Mikron düzeyinde hatalı olanlar bile geri çevrilmektedir.
On Gillette tasarımcı, ağ üzerinde çalışan üç boyutlu Bilgisayar destekli tasarım yazılımı kullanarak çift bıçaklı sensor marka traş bıçağının daha yakından kullanılmasını sağlamışlardır. Sensor bir anda tekrar kullanımlı pazarın % 43’üne sahip olarak 1 numara olmuştur. Ve bilgi sistemlerini kullanarak yeni gelişmelere uyum sağlayacağının da işaretlerini vermektedir.
3.6 BİLGİ SİSTEMİNİN DENETİMİ
Herhangi bir yönetimin, ister ülke yönetimi, ister bir şirketin yönetimi isterse bir kurumdaki alt seviyedeki bir yönetim olsun elde ettikleri sonuçlar açısından birilerine karşı açık seçik hesap vermek zorunda değilse performansı düşmekte kötüleşmektedir. Bu yüzden kurulu sistemin günün ihtiyaçlarına cevap verip vermediği ancak sistemin denetimiyle mümkün olabilir.
Yönetim bilgi sisteminin veya bilgi işlem merkezinin periyodik aralıklarla denetlenmesi gereklidir. Denetimde kişilerin ya da belli bir görevi üstlenen grubun faaliyetlerinin performansı değerlendirilmelidir.














4.BİLGİ YÖNETİMİ VE YÖNETİCİLERİ
4.1. BİLGİ YÖNETİMİ NEDİR ?
Bilginin,bilgiye dayalı teknolojinin gelişip önemli hale gelmesi; ekonomik sistemde, kuruluş yeri yapısında ve girişimci tipinde köklü değişimlere yol açarken, yönetim anlayışı ve işletme yapısının aynı kalması düşünülemezdi.
“Değişik araştırmacılarca ne isim verilirse verilsin, o da geleceğin giderek bilime dayalı oluşu gerçeğidir. Bilim ve ulaşılan bugünkü teknolojik düzey değişik hızlarla belirli bir değişim sürdürecektir. Robert N. Noyce Teknolojinin eleştirisi (Technology Review) adlı eserinde ,yeniliği güdüleyenin değişme gereksinimi olduğunu ileri sürmüştür. Bu görüşü benimseyenler ya da benimsemeyenler bulunabilir, fakat bu inanç farklılığı yer yüzündeki değişmeyi önleyemez.”
Gelişim ve değişim, yönetim anlayışı ve işletme yapısını temelinden değiştirdi; böylece geleneksel işletmenin iç yapısı ve dış çevre ilişkileri de yeni boyutlar kazanmış oldu. “Bilgi yönetiminin yeni tanımı, yönetimde bilginin ön plana çıkışını vurgulamakla kalmayıp, kaynaklarından birisi değil, “tek kaynak” haline gelmesini göstermektedir. Böylece bilginin uygulanma ve performansından sorumlu olan kuruluşların fonksiyonu, bilgiyi verimli kılmak noktasında düğümlenmektedir.”
Bilgi bazı kuruluşlar için “istikrarı koruyucu” değildir. Aksine görevleri bilgiyi işte kullanmak, yani üretim sürecinde, ürünlerde, aletlerde ve bilginin kendisinde kullanmak olduğu için sürekli değişime göre düzenlenirler,bu yüzden istikrarı bozucudur. Bilginin yapısında hızlı değişim vardır. Bugünün doğrusu yarın için saçma gelebilir. Bu yüzden bilgi bazlı yönetim,bir bakıma değişimin yönetimidir. Teknik ve sosyal alanda amaçlı ve bilinçli olarak sürekli bir yenilenme gerekir.
Bilgi toplumunun kuruluşları hızlı karar vermek durumundadır. Bu kuruluşların teknolojiyi en iyi şekilde kullanmalı, başarıya odaklanmalı,piyasaya yakın olmalı ve toplumsal değişimleri iyi takip edebilmelidir. Ayrıca çevreye yakın,demokrasiye yakın,bilgiye yakın olması,yenilik fırsatlarını yakalayabilmesi gerekir. Bütün bu özellikler kuruluşların özerk ve adem-i merkeziyetçi olmasını zorunlu kılmaktadır.
“Milton Friedman’ın işyerinin tek sorumluluğu ekonomik performansıdır, iddiasının bilgi toplumunda hiçbir yararı yoktur. Ekonomik performans temeldir; o olmadan işletme diğer sorumluluklarını da yerine getiremez, iyi bir işveren olamaz, iyi bir vatandaş ve de komşu olamaz. Ancak ekonomik performans işletmenin tek sorumluluğu değildir. Güç her zaman sorumlulukla dengeli olmalıdır, bunun tersi de despotluktur. Bilgi toplumunda gönüllü kuruluşlar şeklinde bir örgütlenme yaşanması, çoğulcu toplumda, rekabet içindeki güç merkezlerinden çok, rekabet içinde olmayan, hatta tamamlayıcılık ve dayanışma ilişkisi içindeki paralel kuruluşların birlikteliğine dayalı bir çoğulculuk yaratmıştır. Bilgi toplumu kuruluşları birbirleriyle savaşmak yerine lobicilik yapmaktadır. Bilgi toplumunda “başarı” ve “sosyal sorumluluk” temel değer ve motivasyonlar olarak gündeme gelmektedir. Sorumluluk içindeki birimleri bilgi ile donatmak yeterlidir. Bu nedenle sanayi toplumundan bilgi toplumuna dönüşümde, yönetimin odak noktası komutadan enformasyona kaymaktadır.”
Değişimi yaşayan ,yönetim yapısını yenileyen kuruluşlar, toplumda sürekli değişim yaratırken, adaptasyon sorunu ve gerilimlerin ortaya çıkması kaçınılmazdır. “Yenilikçi kuruluşun kültürü, toplumu aşmalı ve onun ilerisinde olmalıdır. Bilgi toplumunda kuruluşun kültürü toplumun kültürünü aşmaktadır. Bu sayede kuruluş, yenilikçi sosyal katkısını gerçekleştirebilmektedir. Değinilen özelliği ile bilinen kuruluş, toplum ve ulusdışı, fakat küresel bir özellik gösterir.”
Dünyayı nasıl bir gelecek bekliyor sorusuna cevap arayan Alvın Toffler Bilgi toplumunun esaslarını sıralamaktadır; Enformasyonun uydularla milli sınırların ötesine nakli, veri korumacılığı, yayın hakkı, bilgilenme hürriyeti.
Değişim, zamanda çeşitlilik olarak görülebilir. Bu sıklaştıkça, uyum gösterici kararları vaktinde alabilmek için daha fazla bilgiye ihtiyaç duyarız.
Toplumun karar yükünü, onun yapısı, karmaşıklığı, çeşitliliği ve değişim hızı belirler. Bu ise, kararları alarak eşyayı asıl yöneten elitlerin ve alt elitlerin yapısı üstünde güçlü etkiler gösterir. Enformasyon, iktidar ve siyasetle yakından ilişki içindedir.
Bilgi ve bilginin yönetilmesi kavramını tarihsel gelişimi içinde incelersek 1950’li yıllardan beri düşünüldüğünü rahatlıkla görürüz. Önceleri daha çok veri yönetimine, yani verinin işlenmesi, transferi, saklanması ve korunmasına yönelik sistemler geliştirilmiş, daha sonraları bilginin önemi ve üretilen mal ve hizmetlerdeki karmaşıklık arttıkça bilişim sistemlerinin yönü gerçek bilgi yönetimine doğru kaymıştır. Bugün artık veri yönetimi problem olmaktan çıkmış, bilginin yönetimi sorun olmaktadır.
4.2. BİLGİ YÖNETİMİNİN TEKNİKLERİ
İşletmenin değişen yeni bünyeye uyumu, yeni örgüt içi yönetim ve ilişkileri düzenlediği gibi, dış çevre ile ilişkilerin de yeniden yapılanmasına yol açmıştır. İşletmenin hızlı değişen yeniliklerle sürekli değişen çevresel değişkenlere uyumu, stratejik yönetimle günlük yönetimin birleştirilmesini zorunlu duruma getirmiştir. Üretim zinciri kavramı Bilişim devrimi ile önemini kaybetmiş; yerine iletişim ağlarıyla birbirine bağlı alt birimlere dayalı üretim şebekesinin benimsenmesine neden olmuştur. Bu durum endüstriyel dokuyu değiştirmiş, bağlı ve destek endüstriler arasında dayanışmayı ön plana çıkarmıştır.
Bilgi toplumunda değişim rüzgarının yönünü akılcı takip edebilmek için, oyunun kurallarının iyi bilinmesi ve faaliyetlerin ince hesaplarına dayatılmasını gerekli kılmaktadır .”Yeni işletme yönetiminde pazarlama uğraşı tek başına yeterli bir faaliyet olmaktan çıkmıştır. Teknik,ekonomik,politik ve sosyo-kültürel alanlardaki gelişmeleri yakından izleyerek,sürekli”bilgilenme” gereksinimi doğmuştur. Bu amaçla iç ve dış çevre ile iletişim ve haberleşme daha çok önem kazanmıştır. İçte işletme amacı;dışta ise işletme imajının yeterli tanıtımı daha da önemli olmuştur. İşletme içinde teknik kaynak yönetimi,yöntem geliştirme,öneri grupları oluşturma, “beyin fırtınası”toplantıları düzenlemek, toplam zamanın yönetimi gibi yeni yöntem ve uygulamalar önem kazanmıştır.”
Bilgi sistemleri olarak 1970’lerde ve 1980’lerin başında Karar Destek Sistemlerinin ve Yönetici Destek Sistemlerinin ortaya çıktığını görüyoruz. Bilgi ve bunu toplayan, depolayan ve işleyen sistemler organizasyon üzerinde iyi ayarlanmış, özel amaçlı,ayarlanabilir yönetim kontrolü sağlayan yapı olarak görülüyordu. Bunların amaçları belirli yönetici ve yetkililerin problemler dizisi üzerindeki karar sürecini hızlandırıp geliştirmekti.
Yönetim Bilişim Sistemleri bir mekanizmanın mevcut bilgilerini kullanarak onun geleceği ile ilgili karar almasına yardımcı olur. Yöneticiler için doğru bilgiye zamanında erişmek çok önemlidir. Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS) yöneticilerin daha etkin ve verimli karar vermelerine yardımcı olmak üzere geliştirilmiş sistemlerdir. Yönetici olan, karar vermek için bilginin gerekli olduğu her kurumda bu sistemleri ihtiyaç vardır. Adalet, maliye, nüfus, hükümet ve mahalli idareler, endüstriyel kurumlar, hastane vb. gibi birçok alanda etkin bir yönetim oluşturmak iyi tasarlanmış YBS ile etkin bir performansa ulaşılmaktadır. Bilişim sistemlerini sadece otomatik bilgi yönetimi olarak algılayanlar da vardır. Gerçekte bu bilişim sistemlerinin temelde doğuş nedeni olarak görülebilir. Bugün bu sistemler belge yönetiminden daha çok oldukça önemli yönetim fonksiyonlarının gerçekleştirilmesine katkıda bulunmaktadır.
“Bilişim sistemleri yönetim, enformasyon teknolojisi, organizasyon, müşteriler, rakipler, kanunlar, yönetmelik ve şirket mevzuatı gibi birçok konu ile oldukça yakından ilgilidir. Sisteme girdiler buralardan gelir ve sistem tarafından iş hayatına yönelik çözümler üretilir. Amaç servis kalitesini, kârlılığı, mal ve hizmet sayısını vs. arttırmak ve müşterilerin memnuniyetini kazanabilmektir. Bilişim sistemlerinin etkin olarak yönetimde kullanılması ve YBS’nin doğmasının sebebi de buna olan ihtiyaçtır. Bilişim sistemleri temel olarak bilginin yönlendirilmesi ve yönetilmesine yönelik olarak geliştirilmektedir.”
Yönetim Bilişim Sistemi (YBS-MIS Management Informatıon System) organizasyonun yönetim seviyesinde hizmet verir, yöneticilere rapor sunarak ve bazı durumlarda organizasyonun en son performansına ve tarihsel kayıtlarına on-line yetki verirler. Tipik olarak içten dışa doğru organize edilirler. YBS öncelikle planlama, kontrol ve karar alma hizmetlerini verir.
Kurumları bilgi toplumuna taşıyacak olan Yönetim Bilişim Sistemleri genellikle yöneticilere haftalık, aylık, yıllık sonuçlar sunar. Bunlar günlük aktiviteler değillerdir. YBS ileride oluşabilecek sorunları şimdiden yapısallaştırır. Bu sistemler genellikle çok esnek sistemler değillerdir ve az bir analitik kapasiteye sahiptir.
Kararı destekleyen herhangi bir sistem, Karar Destek Sistemleri (KDS-DSS-Decision Support Systems) olarak adlandırılır. YBS ve KDS organizasyonun yönetim kademesine destek verir. Bilgi sistemleri kararları çok değişik yollardan destekler. KDS kararları her biri kendine özgü bir yoldan destekleyen bir sınıf sistemidir.
Organizasyonlarının stratejik kademesine hizmet sağlayan Yönetici Destek Sistemleri (YDS-ESS-Executive Support Systems) organizasyonun stratejik kademesindeki yapılandırılmamış karar vermeyi gelişmiş grafikler ve iletişim sayesinde belirlemeyi amaçlayan bilgi sistemleridir. Üst düzey yöneticiler karar vermek için YDS’leri kullanır.
Her ne kadar sınırlı analitik yeteneklere sahip olsalar da YDS en gelişmiş grafik yazılımları kullanır ve grafikleri, verileri bir çok kaynaktan hızlı bir şekilde kıdemli yöneticilerin ofislerine ve yönetim odalarına dağıtabilir.
Yönetici Destek Sistemleri (YDS) diğer bilgi sistemlerinden farklı olarak belirli problemleri çözmeyi amaçlamaz, onun yerine geliştirilmiş hesaplama ve iletişim yeteneği sağlar.” Tepe yöneticiler kişisel tarzlarında farklılaşır ve hepsi radikal olarak değişen sorularla yüz yüze gelir. Sistem bu yeni şartlara adapte olabilecek şekilde kurulmalıdır. YDS’ler bu meydan okumaya bir cevaptır. Çünkü YDS’ler bilgisayar destekli bilgi sistemleri ile deneyimli veya direk iletişim içinde bulunan tepe yöneticiler tarafından kullanılmak üzere tasarlanmıştır.”
Genel olarak bakıldığında bilişim sistemlerinin gelişimi şu adımlarda olmuştur. Elektronik Veri Hareketi Sistemleri (EVHS), Ofis Otomasyon Sistemleri (OOS), Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS), Karar Destek sistemleri (KDS), Üst Düzey Yönetici Destek Sistemi, Yapay Zekaya Dayalı Bilişim Sistemleri.
“Bu sistemlerin hepsi bir kurumda değişik seviyelerde fonksiyonel olarak çalıştırılmakla birlikte sürekli birbirini beslemektedir.”
Elektronik Veri Hareketi Sistemleri, bir organizasyonda daha çok operasyonel düzeyde kullanılır. Yukarıdaki sistemlere veri desteği sağlarlar. Günlük rutin işlerin yapılabilmesi için veri hareketlerini sağlar, kayıt altında tutar ve kontrol edilmesine olanak verirler. Bu sistemler bir kurumda kuralları belli, yapısal olarak izlenebilir, tanımlanabilir, kabul görmüş, modellenebilir süreçlerin çalıştırılmasında ve bu tür problemlerin çözülmesinde kullanılırlar. Etkin bir bilişim sistemi oluşturmak için bu alt yapının mutlak olarak sağlıklı bir şekilde oluşturulması lazımdır. Çevreden gelen bilgiler sisteme alınır ve bu girdiler ilgili süreçler tarafından yorumlandıktan sonra çevreden gelen girdilere bir cevap oluşturulur. Yönetici, yerel ağlar ile kurum bünyesinde geniş alan ağları ile coğrafi olarak uzak mesafelerde veri hareketlerini izleyebilmektedir.
Gerçek bilgi toplumlarında kâğıt harekatı olmamakta, her işlem elektronik ortamda yapılmaktadır. İşyerlerinde izin istekleri elektronik ortamda yapılmakta ve yöneticiyi görmeden izin talebi iletilmekte ve cevabı yine elektronik ortamda değerlendirilip sonuçlandırılmaktadır. Bu yönüyle Ofis Otomasyon Sistemleri (OOS) Bilgi Toplumunda yöneticinin asli, birinci. derecede önemli işlerini aksatmamakta, kurum içi bürokratik engelleri kaldırmaktadır.
Ofis Otomasyon Sistemleri (OOS) zamanın optimum kullanılmasında, verim ve etkinliğin arttırılmasında da kullanılır.” Bilgi toplumunda bilgiyi hazırlayıp sunmak bilginin kendisi kadar değerlidir, önemlidir. Doğru bilgi, doğru yer ve zamanda sunulmaz ise bir anlamı olmaz. Ofis Otomasyon Sistemleri (OOS) bilgi toplumunda etkili bir yönetim için şarttır. Çünkü etkin yönetim, etkin üretimi, o da etkin ve kaliteli servisi ortaya çıkarmaktadır. Kurumun pazarda şansı sürekli artmaktadır. Gelecekte bilgi toplumunda bugünkü ofisler yerini sanal ofislere bırakacaktır.”
Yönetim Bilişim sistemleri kurum içinde daha çok yönetim seviyesinde kullanılır. “Olağan bilgiler ile doğadışı beklenmedik gelişmeler neticesinde oluşan bilgilerin yöneticilere rapor edilmesi amacı ile geliştirilmektedir. Bu sistemler tamamen dahili bilgiler ile kurum içinde ne olup bittiğini ortaya koymak üzere geliştirilmiş raporlama sistemleridir. Genel olarak çevrede olup bitenler bu sistemlerin konusu değildir. Geleceğe yönelik herhangi bir fikir beyan etmezler. Geçmiş ve mevcut bilgilerin raporlamasını yaparlar. Kuralları belirli, tanımlanmış ve yapısal problemlere çözüm üretmek esastır. Planlama, kontrol, karar verme gibi yönetim fonksiyonlarını yerine getirmek için YBS yöneticilere bilgi sağlar. O nedenle etkin bir YBS için etkin bir elektronik veri hareketi sistemi gerekmektedir. Bu sistemler ile yöneticilere haftalık, aylık raporlar hazırlanır. Daha çok orta ve üst düzey yöneticilerin kullandığı bu sistemler bilgi toplumunda kurumsal hayatın temel taşlarından birisidir.”
Çok uluslu, çok bölgeli, değişik alanlarda hizmet veren, çok sayıda işçi çalıştıran değişik birimlerden oluşmuş kurumların yöneticilerinin bu kurumlarda olup bitenleri belirleyebilmeleri, gidişatın seyrini takip edebilmeleri kolay değildir. Bilişim sistemlerinin yardımına ihtiyaçları vardır. Bilgi toplumunda bu imkanlardan yoksun kurum veya yönetici düşünülemez.
Yönetim bilişim sistemleri sayesinde yöneticinin kişisel yetenek ve becerileri, kurum üzerindeki kontrolü artmaktadır. Yönetici işlerini daha kısa zamanda bitirebilmekte ve firmanın geleceğini yönlendirmek için düşünme fırsatını yakalayabilmektedir. Bu sistemleri kullanmayan yöneticiler işlerin arasında boğulmakta, isteklere zamanında cevap verememektedir. Bu da hem yönetimde kalitenin azalmasına hem de kabiliyetli yöneticilerin o ortamlarda barınamamalarına neden olmaktadır. Aynı şekilde bu kurumların mal ve hizmet üretimine yansımaktadır. Bilgi toplumunda böyle yönetici ve kurumların yaşamaları oldukça zordur. Çünkü bilgi toplumunda rekabet de bilgi kadar önemli bir faktördür.
Karar Destek Sistemleri (KDS-DSS Decision Support Systems) hızla değişen belirsizliğin arttığı günümüz ortamlarında YBS’nin aksine analitik yöntemleri kullanarak sadece olanı rapor etmek yerine yöneticilere karar vermede yardımcı olacak alternatif sonuçları sağlayabilecek ve kesin kuralları olmayan, yani yapısı bilinmeyen (yapısal olmayan) veya kısmen belirli problemlere çözüm üretmek üzere geliştirilmiş sistemlerdir.
Yönetim seviyesinde hizmet için geliştirilirler. Eğer etkin bir Yönetim Bilişim sistemleri (YBS) kurulmamışsa, Karar Destek Sisteminin (KDS) başarılı olması da zayıflamaktadır. Bilgi toplumuna ulaşmış bir toplulukta yöneticiler analitik yöntemler kullanarak karar vermek durumunda kalabilirler.
Karar Destek Sistemleri (KDS) çeşitli analitik yöntemler ve sezgisel yaklaşımları kullanma yeteneğine sahip olduğu için problemin çözümünde çok kısa zamanda yöneticiye değişik alternatif çözümler önerebilir. Burada yöneticinin işi, doğru kararı verebilmek için mevcut alternatif çözümlerden en iyisini seçmektir.
Üst Düzey Yönetici Destek Sistemleri, Karar Destek Sistemlerine (KDS) benzer. Fakat daha çok yönetim kurulu üyeleri gibi çok üst düzey yöneticiler için geliştirilir. Bu sistemlerin analitik metotları kullanma özellikleri de yine Karar Destek Sistemleri (KDS) kadar çok değildir. Bu sistemlerin ana hedefi stratejik düzeyde karar destek sistemi olmalarıdır. Hem kurum içi hem de kurum dışı bilgileri işleyerek karar vermeye yardımcı olurlar.
“Yukarıda anlatılan bu sistemler dikkat edilirse öncekilerin üzerine bazı özelliklerin eklenmesi ile geliştirilmiştir. Hiçbirisinin karar verme yetenekleri yoktur. Yapay Zekaya Dayalı Bilişim Sistemleri değişik durumlar için kararlar verebilmekte ve yöneticiye alternatif çözümler sunmaktadır. Önerilen çözümleri uygulamak veya uygulamamak yine yöneticinin inisiyatifindedir. Bu sistemler sadece belirli bir uzmanlık alanı gerektiren olayların çözülmesinde veya karara bağlanmasında kullanılır. Bu uzman sistemleri en az bir uzmanın gözetiminde geliştirilmelidir. Hatta bazı durumlarda eğer uzman sistem, birden fazla uzman kullanılarak geliştirilmiş ise o sistem uzmanların her birisinden daha olumlu kararlar verebilmektedir. Çünkü karar verirken bütün uzmanların bilgilerinin sinerjisinden faydalanmaktadır.”
Yönetim Bilişim Sistemlerinin Özellikleri:
1- YBS işletme ve yönetme kademelerinde yapılandırılmış kararların desteklenmesini sağlar. Kıdemli yönetim personelinin amaçları planlamasında yararlıdır.
2- YBS kontrol ve raporlama merkezidir. YBS mevcut operasyonların raporlanmasını amaç edinir ve böyle operasyonların günlük kontrollerinin sağlanmasına yardım eder.
3- YBS mevcut ortak veri ve veri akışına güvenir.
4- YBS çok az analitik yeteneğe sahiptir.
5- YBS harici değil dahili yönlendirmedir.
6- Bilgi ihtiyaçları tanınmış ve kararlıdır.
7- YBS uzun analizler ve tasarım işlemleri gerektirir.
Karar Destekleme Sistemlerinin Özellikleri :
1- KDS kullanıcılara esneklik, uyumluluk ve hızlı cevaplar sunar.
2- KDS kullanıcılara girdi ve çıktıları basma ve kontrol izni verir.
3- KDS profesyonel programlardan çok az veya hiç yardım almadan çalışır.
4- KDS kararlar ve problemler için destek sağlar.
5- KDS karmaşık analiz ve modelleme araçları kullanır.
Kurumun organizasyon yapısının ve yönetim şeklinin hiyerarşik bir yapı içinde olması Yönetim Bilişim Sistemi (YBS) tasarımında çok önemlidir. Bilgisayar tabanlı YBS’nin kurulması kurumdaki motivasyonu, yönetim sistemini ve karar kılma sistemini etkileyecektir. Bu yüzden YBS tasarımcısının, kurumun yapısını ve yönetim sistemini iyi anlaması, kurulacak YBS’nin verimliliği açısından hayati bir önem taşımaktadır.
Karar vericiye yardım için YBS tarafından verinin bilgiye dönüştürülmesinde üç aşama vardır.
1- Ham verinin hazırlanması
2- Ön bilginin hazırlanması
3- İşlenmiş bilginin hazırlanması
Bilgiye ihtiyaç olan bir insanın ham veriye sahip olması yeterli değildir. Bilginin işlenmesi ve karara doğrudan etkili olacak şekle getirilmesi gerekir. Bunu yapmanın metodu karar modelleriyle bilginin işlenip değerlendirilmesidir. Meselâ, herhangi bir kurumun yeni harcama ödenekleri doğrultusunda yatırım yapıp yapamayacağı, büyüme ve risk oranına dayalı değerlendirme yapabilen bir “Yatırım Harcama Modeli” ile kolaylıkla belirlenebilir.
Yönetim bilişim sistemi (YBS) içinde karar verme işlemi ile ilgili Herbert A. Simon tarafından geliştirilen ve yaygın olarak kullanılan “Simon karar modeli” ‘nde karar verme işlemi üç aşamada tanımlanmaktadır.
I- Araştırma; hem daha önce hazırlanmış hem de günü birlik ortaya çıkan bilgiler araştırılır. YBS her iki tür bilgiyi de içinde bulundurmalıdır. Bunun için sistemin iletişim hatları sürekli açık tutulmalıdır.
II- İnceleme; problemleri analız ve uygun çözümler üretmektedir. YBS içindeki karar modelleri ile elde edilen bilgiler, işlenir, analiz edilir ve alternatif sonuçlar üretilir.
III- Seçme; Alternatifler arasından seçim yapıldıktan sonra YBS vasıtasıyla toplanan bilgiler değerlendirilir, değiştirilir, sonra kullanılmak üzere saklanır.
Bir Yönetim Bilişim Sistemi (YBS) çok değişik karar ve analiz modellerinin yanında, yöneticilerin bilgisayar sistemini etkileşimli kullanarak plan yapabileceği planlama model yazılımlarını da bulundurmak zorundadır. Kısaca YBS bir kuruluşun sadece faaliyet işlemlerini değil, aynı zamanda onun yönetim fonksiyonlarını da destekleyen bir bilgi sistemidir.
4.3. BİLGİ YÖNETİCİLERİNİN ÖZELLİKLERİ
Bilgiye dayalı kuruluşta, uzman elemanların kendi alanındaki bilgileri, kuruluş içindeki diğerlerinin hepsinden daha fazladır. Bilgi toplumunun kuruluşları; amaçlar, katkılar ve davranışlar konusunda herkesin ortak sorumluluk yüklenmesini gerektirmektedir. Üstlenilen sorumluluk nedeniyle herkes karar vermek durumunda olduğundan “ast”lar ortadan kalkmakta ve herkes “yönetici” olmaktadır. Yani kuruluşta örgütsel hiyerarşi ortadan kalkmaktadır. Sorumluluğa dayalı karar verme yetkisi katılım olgusunu gündeme getirmektedir. Böylece bilgi bazlı kuruluşta yönetim kuruluş üyelerine karar verme yetkisi vermekle onları patron yapmıyor, ancak herkesi “katılımcı” yapıyor. Sonuçta katılımcı ve ortak sorumluluğa dayalı bir örgütsel yapı oluşuyor.
Bilgiye dayalı kuruluşta üstler astların işlerini bilmiyor olabilir.. Örneğin orkestra şefi bir müzik aletinin nasıl çalındığını bilmiyor olabilir, ancak orkestraya ne katkı getirdiğini bilir.
İkinci Dünya Savaşı sonrasına kadar “yönetici”kavramından “astların işinden sorumlu olan kimse” yani “patron” anlaşılırdı. Yönetim ise, “bir mevki, bir güçtü”. 1950’lerden sonra bu tanım”yönetim, insanların performansından sorumludur” şekline dönüştü. Oysa Drucker’a göre bugün yönetici tanımı “bilginin uygulanmasından ve performansından sorumludur.“Uzmanlaşma ile bilginin etkinliği artmakta, uzman bilginin kullanıcısı olan kuruluşların ve yöneticilerin toplumdaki konumu güçlenmektedir.”
Çağdaş kuruluşlar bilgi uzmanlarının, yani eşit iş arkadaşlarının kuruluşudur. Hiçbir bilgi, diğer bilgiden daha yüksek düzeyde değildir. Her birinin yeri kendinden kaynaklanan üstünlük ya da düşüklüğe göre değil ortak amaca katkısına göre saptanır. Çağdaş kuruluş “patron”la “ast”ların kuruluşu değil, bir araya gelmiş uzmanlardan kurulu bir ekibin kuruluşudur. Yönetici konumundaki kimsede sadece uzmanlardan birisidir. Her kuruluş yönetilir ancak, bilgi kuruluşunda emir vermek değil, yönlendirmek esastır.
Sürekli yenilenmeler, yenilikçi bir sistemin, yani yenilikçi piyasa sisteminin temel unsuru olmaktadır. Böylesi bir sistemde yenilikler öğretilebilir ve öğrenilebilir. Bu yüzden yeniyi yaratma yeteneği kuruluşun dolayısıyla yöneticinin
1- Sürekli ve düzenli olarak iyileştirmeye ve değişime yönelmesi
2- Kendi başarısından yararlanması ve öğrenmesi
3- Düzenli ve sistematik bir süreç olan yenilik getirmeyi öğrenmesi gerekir. Aksi durumda süratle köhnemesi, başarısını kaybetmesi ve bilişimci uzmanları kendinde tutamama sonucuyla karşılaşması kaçınılmazdır.
Yeni yapılanma ve orkestra stili yönetim birçok yönetim kademesinin ortadan kalkmasına yol açmaktadır. Orkestra şefi ile diğer müzisyenler arasında ara kademelerin olmayışı gibi, bilgi ve uzmanlık bazlı yapıda ara kademeler ortadan kalkmaktadır. Yeni yapıda hiyerarşik yapının çözülmesi, komuta mevkinin ortadan kalkması ya da pek aza inmesi söz konusu olmaktadır. Kuruluş içindeki liderlik, rütbeden koparak, her defasında göreve bağlı olarak bir kişiden diğerine kayabilecektir. Bu yönetim anlayışını “esnek liderlik” veya “esnek yöneticilik” olarak adlandırmak da mümkündür.
Yöneticiler çevrenin oluşturduğu uğraştırıcı bazı tehlikeleri algılarlar, tepki için organizasyon stratejisini seçerler, bu stratejiyi başarıya ulaştırmak için de insan ve finans kaynaklarını tahsis ederler. Sorumluluk ve liderlikte tecrübe edinmelidirler.
Organizasyonun değişik seviyelerindeki yönetim rolleri ve kararları çeşitlilik gösterir. Tepe yöneticiler üretilecek ürün veya servisler hakkında uzun dönemi kapsayan, stratejik kararlar verirler. Orta kademe yöneticiler, tepe yöneticilerin program ve planlarını yerine getirirler. İşlemsel kademedeki yöneticiler ise firmanın günlük aktivitelerini gerçekleştirirler. Yönetimin tüm seviyelerinin yaratıcı olması beklenir, yani problemlere hızlı çözümler geliştirmesi istenir. Yönetimin her seviyesi değişik bilgilere ve bilişim sistemlerine ihtiyaç duyar.
“Henry Fayol ve diğer yazarlar başta yöneticiliğin 5 fonksiyonunu planlama, organizasyon, düzenleme, karar verme ve kontrol etme olarak tanımlamışlardır. Ama yöneticilerin yaptıkları konusunda bu beş terim yetersiz kalmaktadır. Söz konusu terimler yöneticilerin planlama yaparken nasıl davranacaklarını göstermemektedir. Nasıl karar verecekler? Diğerlerinin işlerini nasıl kontrol edecekler? Bir tanımlamada gerekli olan şey yöneticilerin nasıl davranmaları gerektiğinin anlatılmasıdır.
Gerçek yöneticilik davranışlarının nasıl olması gerektiğini anlatan geniş bir çalışma Mintzberg (1971) tarafından yapılmıştır ve gerçek yöneticilik davranışlarının çoğunlukla klasik tanımlama ile çeliştiğini göstermiştir.
Yönetimsel roller, yöneticilerin bir organizasyonda yapmaları gereken aktivitelerden beklenenlerdir. Mintzberg yönetim aktivitelerini üç kategoriye bölmüştür: Kişisellik, bilgi ve karar verme. Bilgi sistemleri eğer doğru olarak kurulurlarsa, bu çeşitli yönetim rollerini birçok yollardan destekleyebilirler.
Kişilerarası Roller: Yöneticiler şirketlerini dış dünyaya tanıtırken organizasyonun başındaymış gibi davranırlar ve çalışanlara ödüller vermek gibi sembolik işler yaparlar. Yöneticiler lider gibi davranır, önerilerde bulunup, motivasyon sağlayabilirler ve yardımcılarına destek olurlar. Son olarak yöneticiler organizasyonun çeşitli seviyeleri arasında bir köprü görevi görürler, bu seviyelerin her birinde de idarenin üyeleri arasında köprü görevindedirler. Yöneticiler zaman, bilgi ve yardım desteğinde bulunurlar.
Bilgi Rolleri: Yöneticiler organizasyonlarının ruhsal merkezleri olarak görev yaparlar. İhtiyacı olanlara günlük bilgileri vererek konsantrasyonu artırırlar. Yöneticiler bu sebeple organizasyonlarının sözcüleri ve bilgi dağıtıcılarıdır.
Kararlılık Rolleri: Yöneticiler kararları verir. Yeni aktiviteleri işler hale getirerek bir müteahhit gibi davranırlar. Organizasyondaki rahatsızlıkları ele alırlar; çalışanlara gerekli kaynakları sağlarlar; organizasyondaki gruplar arasındaki anlaşmazlıkları çözerler.
Karar veren kimse. problemleri algılamak, anlamak ve idrak etmek zorundadır. Problem anlaşılınca çözümler tasarlanınca her çözüm için bir seçenek grubu oluşturulmalıdır ve sonunda bir çözüm uygulanmalı ve yerine getirilmelidir. Simon (1960) karar vermede dört aşama tanımlar:
*İstihbarat *Tasarım *Seçenek *Uygulama
İstihbarat, organizasyon içinde oluşan problemlerin farkına varılması ve teşhis edilmesinden oluşur. İstihbarat; bir durumun neden, nerede ve hangi etkilerle oluştuğunu gösterir. Bu geniş bilgi toplayan aktiviteler, yöneticilere organizasyonun nasıl işlediğini ve problemin nerede olduğunu göstermesi açısından gereklidir. Tasarım esnasında problem çözümü için gereken olası çözümler tasarlanır. Bu aktivite, eğer belirgin bir çözüm uygunsa yöneticinin karar verebilmesi için daha fazla istihbarat gerektirebilir. Seçenek karar vermenin üçüncü aşamasıdır, alternatifler arasından bir seçime dayanır. Burada bir yönetici sonuçların yönünü ve neye mal olacağını, maliyetleri hesaplayacak bilgi olanaklarından faydalanır.
“Uygulama karar vermede son aşamadır. Burada yöneticiler spesifik çözümün ilerlemesi üzerine rapor hazırlayan bir “raporlama” sistemi kullanabilirler. Sistem ortaya çıkan zorlukları da rapor eder, kaynak sıkıntılarını gösterir ve olası iyileştirici önlemleri önerir.”
Örgütler ancak iyi bir yönetim ve iyi yöneticilerle amaçlarını gerçekleştirebilir. Bunun doğal sonucu olarak örgütlerde liderlik ve lider kavramları ön plana çıkmaya başlamıştır. Çıkar gruplarının bütünleştiği, çalışanların moralinin verimliliğe yansıdığı ve zenginleşen ekonominin bir çok meslek seçenekleri sağladığı demokratik bir toplumda, yöneticilerin yani liderlerinde rolü değişmekte, daha kompleks bir hal almaktadır. Bu nedenle bilgi çağına girilmekte olan günümüzde, liderliğin konumunun incelenmesi ve yeniden tanımlanması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
“Örgütlerin başarısında parasal ve fiziki imkanlar kadar önemli bir etmen de yöneticilerin sahip olduğu beceri ve yeteneklerdir. Çünkü personel ve fiziki kaynakları yönetenler, etkin bir biçimde kullanılmasını sağlayanlar o örgütün yöneticileridir. Buna bağlı olarak liderin beceri ve yetenekleri kendisinin ve örgütün başarılı olmasında çok önemli faktörlerdir.” Bilgi toplumunun lider yöneticisi; örgütsel yapıyı oluşturmada, stratejileri belirlemede, örgüt kültürünün oluşturulması ve izlenecek yolların belirlenmesinde anahtar rol oynamaktadır. Arzu edilen sonuçlara kısa zamanda ulaşabilmek için bu amaçların her birinin liderler tarafından mutlaka belirlenmesi gerekir. Çünkü örgütlerin kısa zamanda amaçlarını gerçekleştirmesi sistemin amaçlarının etkili bir şekilde kullanılmasıyla mümkündür. Bu da ancak liderlerce sağlanır.

BİLGİ ÇAĞINDA LİDER YÖNETİCİNİN GÖREVLERİ
1.Değişen iş dünyası ve gerektirdiklerini anlamak. Değişimi yönetmek.
2.Misyon, vizyon ve rekabetçi strateji oluşturmak.
3.Liderlik ve Yöneticilik becerilerinin etkinliğini arttırmak.
4.Kendi davranışlarını ve başkalarının davranışlarını anlamak (öz sorumluluk)
5.Uzun vadeli kârlılığı sağlamak. Kalıcı rekabetçi avantajlar geliştirmek.
6.İç-dış müşteriler ve tedarikçilerle daha iyi işbirliği yapmak.
7.Hedefleri çalışanların katkısı ile oluşturup yönetmek.
8.Etkili iletişim, geri bildirim sağlamak.
9.Katkıya bağlı ödüllendirme ile motivasyon ve sahiplenme duygusunu geliştirmek.
10.Kötü performans karşısında bunalmak yerine performansı arttırıcı becerileri
kazanmak.
Enformasyona dayalı kuruluşların yöneticileri toplum yapısındaki değişimi ve dönüşümü iyi analiz etmelidir. Bilginin kullanımı yeni bir yapılanmayı getirirken,geleneksel, hiyerarşik ve merkezi kurumlar yerini anti-hiyerarşik, merkez dışı, esnek kurum ve yöneticilere bırakacaktır.
Yöneticinin temel görevlerinden biride değişimi yönetebilmesidir. Değişimi yaşıyoruz ve kuruluşlar değişme çabası içindeler. Ancak değişik kuruluşlar değişime farklı şekilde yaklaşıyorlar. Bu farklılık kuruluşun kültürüne, yöneticinin tarzına, kuruluşun amaçlarına göre değişebilir. Bu yaklaşım tarzı, değişim için radikal denebilecek bir yaklaşımdır. Şirketlerin birleşmesi., kuruluş hisselerinin el değiştirmesi, yeni yöneticinin gelmesi ile ortaya çıkabilecek, tepeden inme bir değişim. Bu güne kadar yapılan uygulamalara bakıldığında tepeden inme devrimci değişimlerin, tüm organizasyon ve çalışanların katılım ve katkısına sağlamakta zorlanmasıyla, genellikle başarısızlıkla sonuçlandığı kalıcı olmadığı gözlenmektedir.
Farkı geliştirebilmekte yepyeni konular ön plana çıkıyor. Bunlardan biri yöneticilik. Yani yaptığımız işi iyi yapabilmek, iyi sonuçlar alabilmek, etkililiği, verimliliği elde edebilmek. Burada toplam kalite, toplam verimli takım (TPM) Kaızen süreç yönetimi – reengineering ve benzeri birçok teknik yöneticiye ve kuruluşa bu yönde yardımcı olacak araçlar ortaya çıkmaktadır. Ancak işi iyi yapmak yeterli değil. Mümkün olan doğru işi iyi yapmak.
Yöneticiliğin yanı sıra başka unsurlarında gereği ortaya çıkmaktadır. Bu da “liderlik” vizyonumuz belli mi? Doğru yönde mi gidiyoruz? Verimli çalışıyoruz ama doğru işi mi yapıyoruz? Çok iyi üretiyoruz ama ürettiklerimiz bu pazar için doğru ürünler mi? Müşterinin istedikleri bu mu?
“Sadece yöneticilik yetmiyor, liderlik de gerekli. Lider mi? Yönetici mi? Bu kavram asırlardır tartışılıyor, ama artık tüm gelişmeler ikisinin içice geçmesinin kaçınılmaz olduğunu, önümüzdeki yılların “Lider Yöneticilik” yılları olduğunu göstermektedir. Lider yönetici yarın için istikameti belirlesin, o noktaya ulaşma çabası içinde bu günün işlerinin etkili biçimde gerçekleştirilmesini sağlasın. Hem lider olup ileriyi görmek, hem de aynı zamanda yönetici olup bu günkü işleri doğru ve verimli yapmak bilgi toplumunda doğru yönetici kavramının içeriğini doldurmaktadır.”
Yönetimle ilgili faaliyetlerde, yöneticiler yönetim seviyesindeki yerlerine göre faaliyetlerin yürütülmesinden stratejik planlamaya kadar çeşitli fonksiyonları yerine getirirler. Alt seviyedeki bir yönetici zamanın çoğunu faaliyet planlamasına ve faaliyetlerin kontrolüne harcarken üst yönetici zamanının çoğunu stratejik planlamaya ayırır. Stratejik planlama faaliyetleri, eldeki kaynakların en iyi şekilde kullanılması ve hangi sahada faaliyet gösterirse göstersin kurumun yönetimiyle yakından ilgilidir. Üst yönetime stratejik planlama yapılırken çok geniş çaplı iç ve dış bilgiye ihtiyaç vardır. Bu bilgiler YBS tarafından Stratejik Planlamayı destekleyecek şekilde sağlanabilir.
Bilgi çağının yöneticisi, bilginin sürekli yenilendiği bu ortamı iyi anlamalıdır. “Değişimin hızlandığı bir dünyada gelecek yıl yarın gibi yakındır. Bu gerçek hükümetteki ve diğer idari merkezlerdeki karar verme sorumluluğunu yüklenmiş kişilerce dikkate alınmalıdır. Bu kişilerin zaman ufukları geniş olmalıdır. Daha uzak geleceğe ait planlamalar yapılması kişinin dogmatik, değişmez planlamaya bağlanması anl..... gelmez. Yönetimin ayrılmaz bir parçası olan planlama, esnek ve sürekli yenilenmeye açık olan bir stratejik planlama olmalıdır.”
Stratejik planlama devamlılık gösteren bir süreçtir. Stratejik planlama ile kurumun amacı belirlendikten sonra, izleyeceği politikalar ve strateji belirlenir. Bunun için detaylı planlar yapılır. Çevredeki değişikliklerin sürekli olması sebebiyle bu işlemler sürekli yapılır. Stratejik planlama bir davranış ve hayat şeklini ifade eden plan felsefesidir. İyi sonuç verebilmesi için , onun yönetimin bir parçası olduğuna, kurumdaki yönetici ve çalışanlarca inanılması gereklidir.
Sistematik bir stratejik planlama üç ana plan tipini birbirine bağlayan bir yapıdadır. Stratejik planlar, orta vadeli programlar ve kısa vadeli bütçe ve faaliyet planlarıdır. Bundan hareketle stratejik planın tanımı kurumun temel amaçlarına ulaşmak için strateji ve politikaları belirleyip bunları gerçekleştirmek için detaylı planlar hazırlayan sistemli çakışmaya stratejik planlama denir.
Stratejik Planlamanın Yararları:
- Çevrenin sürekli değişmesi, özellikle son yıllarda kolay ulaşılamayan bir hıza erişmesi, stratejik planlamayı benimsemek için yeterli bir nedendir. Çevredeki değişikliklere adapte olamayan kurumların önemini yitireceği, hatta misyonunun sona ereceği kaçınılmaz bir gerçektir.
- Bilimsel ve Teknolojik gelişmeleri takip etmek; Stratejik Planlama kurumunun geleceği konusundaki riskleri ve tehlikeleri ortadan kaldırabilecek ya da en aza indirebilecek bir dizi önlem alınmasını sağlamakta ve gelişmeye uyumu kolaylaştırmaktır.
- Sistematik düşünmek; politikasını günübirlik kararlara göre oluşturan yöneticiler kurumun amaç ve faaliyetlerini geliştirmek istedikleri zaman farkına varmadan kurumun çöküşünü hazırlayabilirler. Oysa stratejik planlama, sistemli düşünülmesinde ve karar alma sürecinde kurum yöneticilerine büyük ölçüde yarar sağlayacaktır. Çünkü Stratejik Planlama sistemli düşünmeyi gerektirir.
- Yönetimde etkin olmak; çevrenin teknolojik gelişmelerin, ana politikaların, amaçların ve hedeflerin incelenmesi ve bunlara ulaşabilmek için gerekli strateji tayini, üst yönetim için vazgeçilmemesi gereken yönetim faaliyetleridir. Daha fazla alternatif: keşfederek, daha iyi ve hızlı kararlar almak ve böylece etkin planlar yapmak stratejik planlama ile gerçekleşir ve kolaylaşır. Bu yolla zamanında bilgi sahibi olunacağı için gelecekte kurumun karşılaşacağı olumsuzluklar engellenebilir. Yöneticiler etkili ve başarılı bir çalışma temposu içerisinde yönetim faaliyetlerini sürdürebilmek için, sistemli düşünmek ve karar almak zorundadırlar. Bu sebeple, sistemli düşünmeyi gerektiren strateji ile planlama bir yönetim şekli olarak uygulanabilir.
Üst yönetime danışma hizmeti gören planlama birimi oldukça güçlü bir mevkiye sahip olmasına rağmen görev bir kişiye aitse, bazı sakıncaları da vardır. Bu birim öteki hizmet birimi üst kademe yöneticilerinin düşüncelerine başvurmaksızın bir takım stratejik karar ve planlar hazırlayabilir. Kurum plancısının bu üstünlük durumu öbür üst kademe yöneticileri arasında huzursuzluklara sebep olabilir. Stratejik planların yöneticilere benimsetilmesi için kurum bünyesinde planlama kurulu oluşturulmalıdır. Planlama kurulu ana hizmet birimi üst kademe yöneticilerinden meydana gelir. Üst kademe yöneticilerinin hepsinin bu kurula girmesi gerekmeyebilir. Kurulun başkanlığını üst yönetici yapmalıdır. Kurum plancısı planlama kurulu ile işbirliği içinde planlama faaliyetlerini yürütmelidir. Bunun için, kendine bağlı bir takım araştırıcılar ve danışmanlar kurulu kurulabilir.
Yöneticiler kurumdaki diğer insanların faaliyetlerini yönlendirmelerinin yanı sıra mevcut bilgilerin faaliyetlere uygulanmasından ve kurumun performansından sorumludurlar. Yöneticiler kurumdaki seviyeleri aldırmadan, planlama, organizasyon, yönlendirme, kontrol pozisyonlarını yerine getirmek zorundadır. Yöneticiler bu işleri yaparken analizlerde istatistiksel ve matematiksel maddeleri kullanırlar.
“Son zamanlarda en yaygın yönetim teorisinin “Sınırlı insan kaynağı ile belirlenen amaca ulaşmak” olduğu üzerinde uzlaşılmıştır. Yönetici yönetim fonksiyonlarını yönetirken her fonksiyonla ilgili teşkilatlanma faaliyeti, karar kılma ve beşeri ilişkilerin düzenlenmesi işlemleri ile ilgilenir.”
Enformasyon toplumuna geçişte, bütün bu bilişim sistemlerinin yoğun ve etkili kullanımı ile artık sanal ofisleri ve sanal yöneticileri yönetimde görmeye başlayacağız. “Günümüzde artık bir takım olayları takip etmesi için yöneticinin işe gitmesi ve masasına oturması gerekmektedir. Halbuki bilgi toplumunun getirdiği yönetim sistemlerinin sayesinde yönetici işlerini, evinden rahatlıkla yönlendirebilecek, bilgiye ulaşabilecek ve ilgili birimlere talimatlar gönderebilecektir. Bilgi toplumu oluşturmanın en önemli gereksinimi bilişim sistemlerinin bilinçli bir şekilde oluşturulması ve kullanılmasıdır.”
4.4. BİREYİN FONKSİYONU VE BİLGİ TOPLUMUNA UYUMU
Kendi bireyselliğinin farkına varıp, çevresini anlamlandırmaya ve tanımlamaya başlayan insan bilgi toplumunun ekseninde, bütünün bir parçası olarak önemli bir konuma gelmiştir. Aklın özgürleşmesi sonucu insan birey olarak kendini tanımlamıştır.
Bilgi toplumunda yetişkin olarak bireylerin çoğu, gerek mevcut eğitim sisteminden, gerekse parçası olduğu şu anki bilişim çevresinden yetişerek çıkacakları için, gelecek iki on yıla toplumun bugünkü durumu gözlüğünden bakarak bireysel ve sosyal gruplar üzerine kendi bakış açılarını düşürme riski olacaktır. Değerlerinde, hedeflerinde, yaşam tarzlarında, fırsatlarında ve bunlara ulaşma vasıtaları ile yüksek düzeyde bulanık, parçalanmış bir toplumsal ortamda yaşayacağız. Pek çok toplumsal ve doğal krizler ve felaketler yer alacak. Bunlar daha fazla kriz, tehdit ve belaya karşı ya da felaket gerçeğine tepkide deney ve yenilikçi değişiklik için harekete geçirici durumlar sunacaktır.
Böyle olacağı kabul edildikten sonra, toplumu dönüşüm döneminden daha sarsıntısız geçirmeye kılavuzluk edecek şekilde çeşitli becerilerde ve gerekli tavırlarda hazırlıklı birey sayısında yetersizlik olabileceği ihtimali vardır.
Birey ve toplumun değişimi kabul etmesinde eğitim önemli hale gelmiştir. Yetersiz eğitim ile gelecek yirmi yılın nüfusunu oluşturacak çoğu insana günümüzde verilen ve onları analitik, sentetik ve bilimsel becerilerde, kişilerarası ilişkilerde ve kendilerini anlamalarında yetersiz bırakacak eğitimi de kastedilmektedir. Bu yoksul azınlıklar için daha da kötü olacaktır ama burada yapılan ayrım açısından “yetersizlik” türden ziyade derecedir.
Birey açısından bilişim çevresinin olanaklarının birey açısından olumlu olduğu kadar olumsuz eğilimleri de olacaktır. Olumlu bakış açısıyla kişisel gelişme sağlanacak, hatta teşvik edilecek. Özgür bireylerin rollerini belirli şekillerde yerine getirmelerine neden olabilecek. Daha yüksek düzeylerde bilme, ihtimam gösterme ve öz kararlılığı gerçekleştirme de önemli rol oynayacak bilişim çevresi. Ayrıca daha uyanık ve bilinçli olmak, serbest ve iradi seçimler yapmak, toplumsal sürece daha fazla çeşitlilik katmak, simülasyonla gereksiz deneyim zorluğu ve maliyetinden sakınmak, yeni toplumsal denemeleri insan üzerinde denemeden yapmak gibi olumlu eğilimler içinde yer alır. Olumsuz yönüyle ise tavır ve motivasyonların daha fazla parçalanması ile toplumsal biraradalığın azalması, bilişim sürecinde zamanın çöküşü insanların uyum sağlayabilmesinde zorluk yaratabilmesi ve sorumluluğun insandan makineye aktarılması sayılabilir.
“Yeni teknolojiler sayesinde mevcut bireysel büyütme ve güçlendirmenin, her bireyin kişisel ve kurumsal çevresi üzerinde potansiyel olarak uygulayabileceği gücü önemli ölçüde geliştirebileceğini belirtebilir. Bu güçlendirmenin önemli bir kanıtı şimdiden iletişim teknolojisinin gizli unsurlarının bireyi algılama, depolama ve işlem alanının ne ölçüde genişlettiğinde görülmektedir.”
Gerek birey, gerekse