SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL


PDA

Tüm Versiyonu Göster : KOBİ ile ilgili dökümanlar..


ALbaTRoS
25-01-2007, 18:46
BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL OLARAK KOBİ KAVRAMI

1.1. İşletme Büyüklüğünün Belirlenmesinde Kullanılan Ölçütler

Dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiye’de fikir birliği sağlamış ve genelleştirilmiş bir KOBİ tanımı bulunmaktadır. Böyle bir ortak tanımlamayı zorlaştıran birçok neden belirtilmektedir. Bu nedenlerin başında ise ülkelerin kalkınma seviyesi ve sektörler arasındaki farklılıklar gelmektedir. KOBİ tanımları, sadece ülkeden ülkeye değil, sektörden sektöre hatta bölgeden bölgeye değişmektedir. Her ülke, kendi iktisadi şartlarını göz önüne alarak ihtiyaca cevap verecek tanımlar oluşturmaktadır. Sözgelimi, bir bakkal dükkanının herkes tarafından küçük kabul edilmesi ne kadar doğalsa, bir uçak fabrikası yada otomobil fabrikasının “büyük” işletme olarak kabul edilmesi o kadar doğaldır. Ancak, bu iki uç noktanın ayırıcı nitelik ve nicelik özelliklerini tamamını bünyesinde barındırmadığı açıkça görülmektedir.1 Bu ve
benzeri edenler, işletmeleri iriliklerine göre sınıflandırmada ayrıntıya inmeyi gerekmektedir.Kimi yazarlar, yalnızca “küçük işletmeler” ve “büyük işletme” ayrımını benimserken kimileri, bunların arasına bir “orta işletme” terimini katmakta; bazıları bununla da yetinmeyip söz konusu terimlerin uç noktalarını “cüce işletme” ve “dev işletme sınır terimleriyle açıklamaktadır.

Her ne kadar KOBİ’lerin tanımlanmasında, kullanılan kriterle çok farklı şekiller almakta ise de, bu kriterlerin birçoğunun tüm ülkelerde kullanıldığı görülmektedir. Bu kriterle nitel, nicel ve her iki ölçütün bir alındığı üçüncü bir yaklaşımdır. 2 Bu yaklaşımlara ilişkin önemli olabilecek birtakım gerçekler ileri sürülmektedir. Nicel yaklaşımın önemli gerekçesi ; KOBİ’lerin nite ölçütlere dayandırılması halinde açık, objektif ve belirgin bir sınıflandırmanın olamayacağı şeklindedir. Nitel ölçütte ise gerekçe olarak ülke şartları göz önünde bulundurulması ve girişimcilerin sahip oldukları özelliler vurgulanmaktadır. 3

Her iki ölçütün bir arada değerlendirildiği yaklaşımda ise, tanımlama yapılırken hangi nicel ve/veya nitel ölçütlerden oluşacağına dair bir durum söz konusudur. Uygulamada nicel ölçütlerin esas kabul edildiği tanımlamada, şayet bir belirsizlik yaşanıyorsa nicel ölçütlerden de yararlanılması konusuna gidilmektedir.Bu yaklaşımda nicel ve ölçütlere ilişkin esaslar aşağıdaki şekilde ele alınmıştır.

1.1.1 Nicel Ölçütler

İşletme büyüklülüğünün belirlenmesi amacıyla kullanılabilecek birçok nice ölçüt olmakla birlikte, işletme büyüklüğünün belirlenmesinde karşılaşılan sorunlar nedeni ile bu ölçütlere yenileri eklenmektedir. Bunun nedeni ise işletmenin, bir ölçüte göre küçük, bir diğer ölçüte göre ise orta ölçekli işletme sınıfına dahil edilmesidir.

İşletme büyüklüğünü belirlemede kullanılan nicel ölçütlerden en çok bilinen ve en yaygın olanları şu şekilde sıralanabilir; istihdam edilen işgücü sayısı, kapasite büyüklüğü, işletmedeki makine parkının değeri, sabit varlıklar toplamı, toplam sermaye,gayri safi gelir, enerji kullanımı,kullanılan hammadde miktarı, makinelerin iş zamanı fonu toplamı, ücretler ve aylıklar toplamı, işgücünün toplam iş zamanı fonu, belirli bir süredeki katma değer, aktif toplamı, yatırılan sermaye, kâr hacmi, ihracat/satış oranı,sektör içindeki payı.4

Yukarıdaki ölçütlere yenilerinin eklenip listenin uzatılması olanağı vardır. Ancak tek başına nicel ölçütlerin işletme büyüklüğünü belirlemesi oldukça güç olmaktadır. Diğer yandan hemen her ülkede, kendi gelişmişlik düzeyi, ile paralel olarak birbirinden farklı nicel ayırıcı ölçütler kullanmaktadır. Bazı ülkeler sanayii,hizmet tarım vb. temel sektörlerin yanında, kimi zaman alt sektörlerde de tarım ayrıntısına inmeyi gerekli görebilmektedir.Üstelik ölçütler, aynı ülkede, aynı anda, örgütsel yapılarca amaçlarına göre değişiklik gösterebilirken; zaman içinde de değişikliğe uğrayabilmektedir. Bu nedenle, nicel ölçütlere durağan bir küçük işletme tanımının yapılması olanaksız görülmektedir. 5 Bu güçlüğü yenmek amacıyla bu ölçütler yanında sayısal olarak ifade edilmeyen ve niteliği ön planda tutan ölçütlerde kullanılmaktadır.


1.1.2 Nicel Ölçütler

İşletmelerde niteliği esas alan ölçütlerin, bir kısmını işletme sahibine, bir kısmını da işletmenin kendisine ait özellikler olarak iki grupta toplamak, sınıflandırmanın anlaşılabilirliği yönünden yararlı olmaktadır. 6

İşletme sahibine ait nitel özellikler;
● Bağımsız yönetim, (Yönetici bağımsızdır. Yönetici aynı zamanda işletme sahibi olduğu için, dışarıdan denetlenmesi söz konusu değildir.)
● İşletme sahibinin belirli bir risk yüklenmesi,
● İşletme, maliyet ve yönetim öğelerinin bütünleşmesi,
● İşletme sahibi ile çalışan personel açısından yakın bir ilişkinin bulunması,
● Yönetimde uzlaşmanın az olması,

İşletmelerin kendisine ait nitel özellikleri
● Sermaye ve para piyasalarına katılamama,
● İşletme sermayesinin tamamen veya büyük bir bölümünün işletme sahibine ait olması,
● Pazar payının sınırlı olması ve pazarlarda daha az etkinlik,
● Hedef pazarın genellikle yöresel olması.

Nicel kriterlerde olduğu gibi işletme büyüklüğünü belirlenirken kullanılacak nitel özelliklerin sayısını arttırmak mümkündür. Ancak bu kriterlerin hatta bunlara eklenebilecek diğer bir kısım kriterlerin hiçbirisi, ortak bir tanımlamaya gidilmesinde tek başına anlamlı olmaktadır.

Kriterlerin sayısının geniş tutulması, tanımlara değişik bakış açıları getirmekte, ancak uygulamada birçok karışıklığa da enden olmaktadır. Bu nedenle de nicel kriter sayısını en az düzeyde tutmalı ve bunun yanı sıra bazı özellikleri taşımasına dikkat etmelidir. Sağlıklı ve uygulanabilir ölçütler şu özellikleri taşımalıdır.

● Ölçüye esas olacak bilgiye kolayca ulaşabilmeli,
● Ölçüt, işletmenin potansiyel üretkenlik gücünü temsil edebilmeli, parasal birimlerle ifade edilmemeli ve fiyat dalgalanmalarından etkilenmesi önlenmelidir. 7

Uygulamada genellikle nicel kriterler, pratik olmaları nedeni ile daha çok kullanılmaktadır. Özellikle çalışan sayısı en çok kullanılan kriter olmaktadır. Ancak bu kriterlerin yanı sıra makinelerin iş zamanı fonu toplamı ve işgücünün toplam iş zamanı fonu kriterleri de dikkate alınmalı, katma değer ve üretim derinliği (sanayii işletmelerinde üretim sürecindeki aşamaların sayısı) kriterleri destekleyici bir unsur olarak değerlendirilmelidir. 8 Sözgelimi Japonya’da yılda 5 milyon ton çelik üreten bir işletme, kapasitesi 1.1 milyon ton olan fakat, bunun üçte biri kadar üretim yapan İSDEMİR’den (İskenderun Demir Çelik İşletmesi) daha az işçi çalıştırmaktadır. Bu durumda çalıştırılan işçi sayısı dikkate alınarak yapılan değerlendirmede İSDEMİR’in daha büyük olduğu sonucuna varılacaktır. 9

1.2 Dünyada ve Türkiye’de Küçük ve Orta Ölçekli İşletme tanımları

Dünya ve Türkiye’de KOBİ tanımlamalarında farklılıklar vardır.Daha öncede bahsedildiği gibi ülkelerin gelişmişlik düzeyleri, KOBİ tanımlamalarını farklılaştırmaktadır. Bu kısımda Dünyanın çeşitli ülkelerinde ve Türkiye’de KOBİ tanımlarını inceleyeceğiz.

1.2.1 Çeşitli Ülkelerde KOBİ Tanımları

İşletme büyüklüğünü etkileyen faktörlerin çokluğu nedeniyle görüş birliği sağlanmış bir KOBİ tanımı yapmak kolay değildir. Kullanılan kriterler açısından çeşitli ülkelerin durumları aşağıda verilmektedir. Burada unutulmaması gereken ülkeler arasında standart bir tanımın bulunmamasıdır.
ABD’de KOBİ’ler için bir resmi tanımlama yoktur. Ancak Amerikan Kongresinin 1953 tarihli Küçük İşletme Kanunu; küçük işletme sahipliği ve yönetimi bağımsız, faaliyet gösterdiği alanda hakim gücü bulunmayan işletme olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım aşağıdaki dört unsuru içermektedir.

● İşletmenin sahibi aynı zamanda işletmenin yöneticisi olmakta ve yönetim bağımsız bir yapı
sergilemektedir,
● Sermaye sahibi bir yada birkaç kişi ile sınırlı kalmaktadır,
● İşletmenin faaliyet alanı yöresel olmaktadır,
● İşletme bulunduğu sektördeki büyük rakipleri ile karşılaştırıldığında küçük olduğu gözlenmemektedir.

Ayrıca, ABD’de 1920’li yıllardan beri faaliyette bulunan Küçük İşletmeler Teşkilatı’nın (, Small Buiseness Administration) tanımlarında genellikle istihdam edilen işçi sayısı yanında, işletmenin satış tutarı da nicel kriter olarak kabul edilmektedir. Sözgelimi, SBA imalat sektöründe faaliyet alanına göre 500 veya 1000 işçiden az, toptan ticarette en fazla 100 işçi çalıştıran,perakende ticarette ise yıllık satış tutarı en az 3.5 en fazla 13.5 milyon doları geçmeyen, diğer hizmet işletmelerinde ise yıllık satışları faaliyette bulundukları alana göre, en az 3.5 en fazla 14.5 milyon doları geçmeyen işletmeler küçük işletme olarak tanımlanmaktadır.

Almanya’da diğer ülkelerde olduğu gibi KOBİ’lere ilişkin kesin bir tanım olmamakla birlikte Küçük ve Orta Ölçekli Sanayii İşletmeleri Araştırma Enstitüsü (Research İnstitide for small and Medium-Sized Enterprises), sanayi dalında en fazla 50 kişi çalıştıran ve cirosu 2 milyon DEM’i geçmeyen işletmeler küçük, 50-499 kişi çalıştıran ve iş hacminde 2-25 milyon DEM olarak kullanılan işletmeler orta ölçekli işletme kaps..... alınmaktadır.

Ulaştırma, haberleşme ve diğer hizmet sektöründe ise, işçi sayısı 1-2 yıllık satış tutarı 100.000 DEM olan işletmeler küçük olarak kabul edilir. Orta ölçekli işletmeler için ise 3-49 personel ve 1.000.000 DEM’lik yıllık satış tutarı belirleyici olarak kabul edilmektedir. 10

Ayrıca Almanya’da küçük işletmelerin nitel kriterleri de şu şekilde sıralanmaktadır:
● Yönetim ve karar vermede bağımsız davranış,
● İşletme sahibinin bütün sorumluluğu üstlenmesi,
● İşletme ile sahibinin bütünleşmiş bir görünüm sergilemesi,
● Sermaye piyasasından fon temin edememesidir,

Fransa’da yasal bir KOBİ tanımı mevcut değildir. Ancak Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Federasyonu (General Confedaration for Small and Medium Sized Enterprises) sanayi işletmeleri için işçi sayısı nicel kriterini kullanırken, Fransa Ekonomi ve Sosyal Komitesi ( French Economic and Social Comittee ) yukarıda belirtilen ayrıma ilave olarak satış tutarı sınırını da eklemektedir. Fransa’da 50’den az işçi çalıştıran işletmeler küçük, 51-500 işçi çalıştıran işletmeler ise orta ölçekli işletme olarak kabul edilmektedir. 11

Fransa’da genel bir kabulle yıllık cirosu 200 milyon Frangı geçmeyen ve çalıştırdığı çalışan sayısı 500’ü aşmayan işletmeler küçük ve orta ölçekli işletmeler olarak tanımlamaktadır.

Fransa sanayisinde en büyük gurubu orta ölçekli işletmeler oluşturmaktadır. Fransız ekonomisinde de gerek üretim gerekse işçi çalıştırma konusunda önemli yeri olan KOBİ’ler çoğunlukla aile şirketi olup işletme sahipleri yönetici konumundadırlar. KOBİ’lerin en büyük özelliği ise, büyük çoğunluğunun ihracat yapmamasıdır.

İngiltere’de de resmi bir KOBİ tanımlaması mevcut değildir. Sadece Küçük Sanayi İşletmeleri Araştırma Komitesi ( Committee of Inquıry On Small Firms) tarafından toplam ticaret,imalat sanayii, inşaat, madencilik, perakende ticaret, ve motorlu araç ticareti için çeşitli kıstaslarla sınıflandırma yapılmaktadır. Nicel ölçüt sınıflandırmasında sanayi sektöründe işçi sayısı ile, ticaret sektöründe ise yıllık satış tutarı ile değerlendirme yoluna gidilmektedir,
Sektör Tanım
İmalat Sanayi 200 işçiden az
İnşaat sektörü 25 işçiden az
Madencilik sektörü 25 işçiden az
Toptan ticaret Yıllık cirosu 200.000 sterlin






Tablo 1.1: İngiltere’de Faaliyet Alanlarına Göre İşletme Büyüklükleri (MÜFTÜOĞLU,1997:110)

İtalya’da genel geçerliliğe sahip resmi bir KOBİ tanımı bulunmaktadır. Ancak devletin finansman uygulamalarında küçük ve orta ölçekli işletmelerin belirlenmesine ilişkin kriterler belirlenmiştir. Bu kriterler arasında en çok kullanılanı nicel kriterlerden; işçi sayısı ve sabit yatırım sermayesi olmaktadır. Bu kritere göre en çok 500 işçi çalıştıran ve sabit sermaye yatırım tutarı 3 milyar İtalyan Lireti’ni geçmeyen işletmeler küçük ve orta büyüklükteki işletme kaps..... alınmaktadır.12

Japonya’da ise KOBİ tanımı işçi sayısına ve yatırılan sermayeye tutarına göre yapılmaktadır. Bu ülkede de işletmelerin büyüklüklerine göre sınıflandırılmasında bir sektör ayrımı yapılmaktadır. İmalat sanayiinde 300’den az işçi sayısı ve sermaye tutarı 100 milyon Yen’den az; toptan ticarette; 100’den az işçi ve sermaye tutarı 30 milyon Yen’den az; perakende ticaret ve hizmet işletmelerinde işçi sayısı 50’den az ve sermaye tutarı 30 milyon Yen’den az olan işletmeleri KOBİ olarak tanımlanmaktadır. 13
Sektör Yatırılan Sermaye İşçi sayısı
Sanayi 100 milyonun altında ve/veya 300 işçinin altında
Ticaret 30 milyonun altında ve/veya 100 işçinin altında
Hizmet 10 milyonun altında ve/veya 50 işçinin altında
Tablo 1.2: Japonya’da Faaliyet Alanlarına Göre İşletme Büyüklükleri (ÜRER,1987:13)

1.2.2 Bazı Uluslararası Örgütlerde KOBİ Tanımları

KOBİ’leri tanımlama çabaları yalnız ülkelere özgü değildir. Bazı uluslar arası örgütler de KOBİ tanımlamaları yapılmıştır. Yapılan tanımlamalarda kullanılan nitel ve ölçütlerin amaca ve kullanıma uygun olarak değişebildiği görülmektedir.

Birleşmiş milletlerin 1958 yılında Mısır, İsrail ve Türkiye’yi kapsayan bir raporunda, KOBİ tanımında işçi sayısı ve enerji sarfiyatı esas alınmıştır. 14Bu tanımda;
● 10 kişiden az işçi çalıştıran,
● Enerji kullanan ve 20 den az işçi çalıştıran
● Enerji gücü kullanmayan ve 50’den az işçi çalıştıran işletmeler, küçük ölçekli işletmeler olarak kabul edilmiştir.

İşletme büyüklüğü İşletmede çalışan insan sayısı
-Küçük ölçekli işletme 1-50
-Orta ölçekli işletme 51-200
-Büyük işletme 200’den çok
Dünya bankası tarafından 1980 yılında Türkiye için hazırlanmış olan “ Küçük ve Orta Ölçekli Sanayiinin Gelişimi ile İstihdam yaratma eğilimi ve Unsurları “ konulu raporda, Türkiye’deki küçük ve orta ölçekli sanayiinin tanımı yapılmıştır. Bankası bu raporunda nicel ölçüt olarak sayısını benimsemekte olup, Türkiye şartları çerçevesinde aşağıdaki sınıflandırmayı getirmektedir.15





Tablo 1.3: Dünya Bankası KOBİ Sınıflanması (MÜFTÜOĞLU, 1997:140)

Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) KOBİ tanımına göre ise nicel kriterlerden sadece işçi sayısı esas alınmaktadır. <diğer kriterler tanımlamada göz ardı edilmektedir.16

OECD tanımına göre 20’den daha az işçi çalıştıran işletmeler çok küçük, 20-99 işçi çalıştıran işletmeler küçük, 100-99 işçi çalıştıran işletmeler orta ölçekli ve 500’den çok işçi çalıştıran iş yerleri büyük işletme olarak tanımlanmaktadır.
İşletme Büyüklüğü İşçi Sayısı
Çok küçük işletme 20’den daha az işçi
Küçük işletme 20-99 işçi
Orta ölçekli işletme 100-199 işçi
Büyük işletme 500’din çok







Tablo1.4: OECD’de İşletme Büyüklükleri (MÜFTÜOĞLU, 1989:139)

Avrupa Birliği’nde ise esnaf, sanatkâr ve KOBİ’lerin çerçevesi çok geniş tutulmuştur. Esnaf, sanatkâr ve KOBİ’lerin tek bir tanımı yapılmamıştır. Bunun sebebi tanımlama sonucu ortaya çıkabilecek ölçeğin ülke büyüklüğüne, ülkenin ekonomik gücüne, sektörün önemine, yapılan işin özelliğine göre bazen gerçek dışı sonuçlara yol açabilmesi ihtimalidir. Avrupa Birliği’nde bunu önlemek için tek bir tanım yerine, her ülkenin ve iş dalının özel yapısına uygun tanımlar kullanılması yoluna gidilmektedir. Avrupa ülkeleri ayrı ayrı ele alındığı zaman işçi sayısının, büyüklüğün belirlenmesinde kullanılan en fazla kullanılan kriter olduğu görülmektedir.

AB’de küçük ve orta ölçekli işletmeler komisyonu tarafından kabul edilerek yayınlanan tavsiye niteliğindeki tebliğde; büyüklüğün belirlenmesinde kriter olarak işçi sayısı bağımlılık, ciro ve bilanço tutarı esas alınmıştır. 30 Ocak 1996 tarihli bu tanıma gire “En fazla 250 çalışanı olan, yıllık cirosu 20 milyon ECU’yu ya da yıllık bilanço toplamı 10 milyon ECU’yu geçmeyen ve bağımsız olma şartı gereği sermayesinin % 25’inden fazlası büyük bir işletmenin elinde bulunmayan işletmeler KOBİ olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsam çerçevesinde en fazla 50 çalışanı olan ve yıllık cirosu 5 milyon ECU’yu ya da yıllık bilanço toplamı 2 milyon ECU’yu aşmayan işletmeler ise “küçük” işletme olarak tanımlanmaktadır.

AB’nin, üye ülkeler için geçerli kabul edilen bir sınıflandırma şekli de mevcuttur. Bu sınıflandırmaya göre 1-9 işçi çalıştıranlar mikro işletme, 10-99 işçi çalıştıranlar küçük işletme, 100-199 işçi çalıştıran işletmeler de küçük ve orta ölçekli işletmeler olarak değerlendirilmektedir.17

1.2.3 Türkiye’de Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Tanımı

Türkiye’de KOBİ’leri bir standart sağlanamamakla birlikte çeşitli kuruluşlar tarafından yapılan tanımlar da genellikle çalışan sayısından hareket edilmektedir.

Ancak, tek bir nicel kriterin tek başına işletme büyüklüğünün belirlenmesi için yeterli olmayacağı konusunda genel bir kabul vardır. Buna rağmen işçi sayısı küçük ve orta ölçekli işletmelerin önde gelen ayırt edici özelliği olarak kabul edilmektedir. İşçi sayısı başta olmak üzere diğer nicel ölçütlerin işletme büyüklüklerinin belirlenmesinde kullanılması, kolay ölçülebilmeleri ve bu konuda istatistiksi bilgilerin daha kolay elde edilmelerine bağlanabilir.

Türkiye’de tarihsel gelişimi, küçük işletmeler olarak kabul edilen esnaf ve sanatkârların durumu incelendiğinde, 13. yüzyılda Şeyh Mahmut Nasrettin Ahi Evran tarafından kurulanı “Ahilik Sistemi “ bugün için küçük işletmeler olarak adlandırılan esnaf ve sanatkârlara mesleki eğitim,sosyal güvenlik ve diğer konularda çok önemli katkılar sağlamış ve onları toplumun vazgeçilmez bir parçası haline getirmiştir. Öte yandan, daha sonra Ahilik sistemi, Osmanlı İmparatorluğu zamanında yerini “ Loncalık Sistemine” bırakmıştır. Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü ile birlikte 1913 yılında loncalar kapatılmış ev ülkemizde ilk KOBİ tanımlamasının, 1923 İzmir İktisat Kongresi’nde özel sektörü desteklemek amacıyla çıkarılan ve 1942’ye kadar yürürlükte kalan Teşviki Sanayi Kanunu’nda yapıldığı görülmektedir. Söz konusu kanuna 5 işçiden az ve en çok 9 beygirlik muharrik güç çalıştıran işyerleri “küçük” bunun üstündeki işyerleri ise “büyük” işletme olarak kabul edilmiştir. 18

Ülkemizde küçük ve orta ölçekli işletmelerin ekonomik sistem içersindeki öneminin hissedilmeye ve söz konusu işletmelerle ilgili çeşitli stratejiler belirlenerek bunların kalkınma plan ve programında yer almaya başlamasıyla bu işletmeler için çeşitli düzenlemeler yapılması gereği ortaya çıkmıştır.

Günümüzde KOBİ kaps..... giren işletmelerin tamamını yapan yasa ve kuruluşların başlıcaları şunlardır;

Türk Ticaret Kanunu: 1956 yılında 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kabul edilmesiyle TTK Madde 17’ye göre “ister gezici olsun, ister bir dükkan veya sokağın belli bir yerinde sabit bulunsunlar, iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” Bu tanımlama birlikte nitel bir yaklaşımla tacir sayılabilmenin asgari koşulları ortaya konmuş bulunmaktadır.

Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu: 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu’nun2.maddesinde yapılan tanıma göre “Makine,cihaz,tezgah,alet ve diğer vasıtalar yardımıyla ham,yarı mamul tüm mamul herhangi bir maddenin veya enerjinin vasıf, terkip veya şeklini fiziki veya kimyevi surette az veya çok değiştirecek, veya bu kanundaki maddeleri kıymetlendirmek suretiyle imal ve istihsal yapmak ve yılın fiili çalışma günleri ortalamasına göre muharrik kuvvet kullananlarda 10 ve 5, kullanmayanlarda 10 kişi çalıştıran işletmeler “büyük sanayi işletmesi” olarak kabul edilmektedir.Bu tanıma göre muharrik kuvvet kullanarak 5 işçiden, kullanmadan 10 kişiden az işçi çalıştıran sanayi işletmeleri küçük sanayi işletmeleri olarak kabul edilmektedir.

Esnaf ve Küçük Sanatkâr Kanunu: 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanunu’nun 2.maddesinde esnaf ve küçük sanatkârlar “ister gezici olsun,ister bir dükkan veya sokağın belli bir yerinde sabit bulunsun ticari sermaye ile birlikte vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yerin gelenek ve teamüllerine nazaran tacir niteliğine kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan ve bu bakımdan ticaret ve sanayi odası kayıtları gerekmeyen, yani aynı niteliğe sahi olmakla beraber, ayrıca çalıştığı sanat, meslek hizmet ve bilgi kolunda bilgi, görgü ihtisasını değerlendiren hizmet, meslek ve küçük sanat sahipleri ile bunların yanlarında çalışanlar ve geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükte temin eden kimseler küçük esnaf olarak tanımlanmıştır. 1986 yapılan bir düzenleme ile de yukarıdaki tanıma da ek olarak “gelir vergisinde muaf olanlar ile götürü usulde vergilendirilenler ve daha çok bedeni çalışma yapanlar ve yıllık satış tutarı 60.000.000 TL’yi geçmeyenler”, tanımlaması getirilmiştir.

Ticaret ve Sanayi Odaları: Ülkemizin, çeşitli yörelerindeki ticaret ve sanayi odaların tanımlamalarına bakıldığında aynı nice kriterlerin kullanılmasına karşılık, farklı sınıflandırmaların yapıldığı görülmektedir. Bunun nedeni ise illerdeki sosyal ve kültürel farklılıklardır. Tablo 1.5’de bazı illerde ticaret ve sanayi odalarının KOBİ tanımlamalarına yer verilmiştir.

İstanbul Ticaret Odası, tanımı da nitel ölçütlerin önemini bilhassa vurgulamaktadır. Üzerinde durulan başlıca nitel ölçütler, bağımsız mülkiyet, bağımsız yönetim ve Pazar payının küçüklüğüdür. Bu nitel ölçütlerden Türkiye’de geçerli olanın da bağımsız mülkiyet olduğuna bilhassa işaret edilmektedir. Sonuçta küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerinin tanımı, bir nicel ölçüt işçi sayısı ve bir nitel ölçütten (mülkiyetin bağımsız olması) oluşan bileşime dayandırılmaktadır. Burada ,büyük işletme (25’de çok işçi istihdam eden kuruluşlar) ve küçük işletme (25’den daha az işçi istihdam eden kuruluşlar) şeklinde ikili bir sınıflandırılmaya gidilmektedir.

Ege Bölgesi Sanayi Odası, sadece işletmede çalıştırılan çalışan sayısına dayandırılan tanımda sanayi işletmeleri üçlü bir tanıma tabi tutulmaktadır. Küçük ölçekli işletme (5-49 çalışan), orta ölçekli işletme ( 50-199 arası çalışan ) ve büyük işletme ( 200’den çok çalışan ). Enflasyonun yüksek düzeylerde seyretmesi nedeniyle sermaye tutarı gibi parasal ölçütlerden kaçınıldığı açıkça ifade edilmiştir.

Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), işetmelerin büyüklüklerini belirlerken nicel kriterlerden yararlanmaktadır. DİE, cumhuriyet döneminin ilk sayımını 1927’de yapmıştır. Bu sayımda dört ve üstü işçi çalıştıran işletmeler büyük işletme, dördün altında işçi çalıştıran işletmelerde küçük işletme olarak tanımlanmıştır.DİE’nin 1950’de uyguladığı sanayi sayımında ise sınıflandırmada sadece işletmenin motor gücü esas alınmıştır. 1963 yılında yapılan sanayi sayımında tekrar işletmedeki işçi sayısına dönülmüş fakat sınıflandırmaya esas alınan nicel ölçütte değişikliğe gidilerek on kişinin altında personel çalıştıran işletmeler küçük, onun üzerinde personel çalıştıranlar ise büyük işletme olarak tanımlanmıştır.

1970 yılında ise ilk kez iki nicel ölçüt işçi sayısı ve motor gücü esas alınmış ve 19’dan daha az işçi çalıştıran ve motor gücü 50 Beygir Gücü’nün altında kalan üretim birimleri küçük, bu sınırın üzerinde işçi çalıştıran ve motor gücü kullana işletmeler ise büyük işletme olarak kabul edilmiştir. DİE, 1980 sayımında ise tekrar eski ölçüte dönerek 10’un altında işçi çalıştıran işletmeler küçük, 10 veya daha çok işçi çalıştıran işletmeler ise büyük işletme olarak sınıflandırmıştır.

DİE, 1985 yılında ise 25’den az işçi çalıştıran işletmeleri küçük ve orta ölçekli işletme olarak benimsemiştir. DİE’nin tanımlamasında; 1-9 kişi çalıştıran işletmeler küçük, 10-24 kişi çalıştıran işletmeler orta, 25 ve daha fazla işçi çalıştıran işletmeler ise büyük olarak kabul edilmektedir.19

DİE’nin 1992 KOBİ tanımlamasında ise, dörtlü bir sınıflandırmaya gidilmiş, 1-9 personel çalıştıran işletmeler çok küçük işletme, 10-49 personel çalıştıranlar küçük işletme, 50-99 personel çalıştıran işletmeler orta ölçekli işletme ve 100’den fazla personel çalıştıran işletmelerde büyük işletme olarak tanımlanmıştır.

Türkiye Halk Bankası: Halk Bankası, ana statüsünün amaç ve faaliyet konuları başlıklı 3. maddesinde “küçük ve orta ölçekli sanayi sektörünün kalkınma banaksı görevini yürütmek üzere orta ve uzun vadeli proje kredileri vermek, küçük ve orta ölçekli sanayi kuruluşlarının geliştirilmesini ve büyük sanayie geçişini teminen danışmanlık hizmeti yapmak, proje ve teknik bilgi akışı ile desteklemeye görevlendirilen” banka olarak tanımlanmıştır.

Türkiye Halk Bankasının 1980 yılına kadar küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik faaliyetlerinde “küçük sanayi işletmeleri, kendi el emeği ve gücünü ortaya koyarak tezgahı başında bilfiil çalışan, beraberinde çırak ve kalfa bulunan, işçi sayısı tezgahsız atölyelerde 10 kişiyi bulabilen, tezgahlı atölyelerde ise 5 kişi civarında olan, imalattan ziyade tamir ve onarım işleri yapan, tezgah gücü sınırlı olup, verimli bir imalata henüz geçmemiş işletmelerdir. Bu tanım 1982’de kredi verebilecek işletmelerin sayısını arttırabilmek için değişikliğe uğramış, en çok 20 kişi ve ve makine parkı değeri 20 milyon TL’den az olan işletmeler küçük işletmeler olarak sayılmıştır. Bankaca 1980’de kabul edilen tanıma göre ise “işyerinde en fazla 50 işçi çalıştıran ve yatırım tutarı en fazla 250.000.000 TL olan işletmeler küçük; işyerinde en fazla 100 işçi çalıştıran ve toplam yatırım tutarı 2.5 milyar TL olan işletmeler orta ölçekli işletme olarak benimsenmiştir.20 1990 yılında getirilen yeni düzenlemeyle işçi sayısı 100’den az veya yatırım tutarı 600 milyon TL’den az olan işletmeler küçük işletme olarak kabul edilmiştir.

Halkbank’ın 1996 yılı için geçerli küçük ve orta ölçekli işletme tanımı ise şöyledir. 1 ile 100 arasında çalışan sayısı ve arsa ile bina dışındaki yatırım tutarı 15 milyar TL’yi aşmayan işletmeler küçük işletme; 100-250 çalışan ve arsa ile bina dışındaki yatırım tutarı 15-30 milyar TL arasında kalan işletmeler orta ölçekli işletme olarak tanımlanmaktadır. 250’den çok çalışanı olan ve bina ve arazi dışında kalan yatırım tutarı 30 milyar TL’yi aşan işletmeler ise büyük ölçekli işletme olarak kabul edilmektedir.

Halk Bankasının tanımlamaları, hükümet politikalarına göre değişmekte, ayrıca enflasyon oranının yüksek olduğu ülkemizde yatırım tutarları kısa zamanda geçerliliğini kaybetmekte bu nedenle tanımlar yeniden ele alınıp rakamlar büyütülmektedir.

Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB): 20 Nisan 1990’da yürürlüğe giren 3624 sayılı kanunla Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı kurulmuştur. 3624 sayılı kanunun 2. maddesine göre; 1-50 işçi çalıştıran işyerleri küçük sanayi işletmeleri, 51-140 işçi çalıştıran işyeri orta ölçekli sanayi işletmeleri olarak kabul edilmiştir. Kanunda bu tanımın gerek görülmesi halinde Bakanlar Kurulu tarafından değiştirilebileceği açıkça ifade edilmiştir.

Türkiye’de başlıca tanımları yukarıdaki kriterlerle belirlenen KOBİ’lerin işletme büyüklüğünün tespitinde etkili olabilen yasa ve kuruluşlar şöyle sıralanabilir; Gelir Vergisi Kanunu, Sanayi Sicili Kanunu, Belediyeler Kanunu, Sınai Yatırım ve Kredi Bankası, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Ota Ölçekli İşletmeler Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı.

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Türkiye’de KOBİ tanımlamalarında işçi sayısı ve makine parkı gibi nicel kriterlerin benimsendiği görülmektedir. Burada dikkate edilecek diğer bir nokta ise ekonomik gelişmelere ve amaçlara göre çalışan sayısının sürekli artmasıdır. KOBİ kavramı statik bir kavram olmadığından zaman içerisinde ekonomik gelişmelere ve amaçlara göre değişebilmektedir. Bu nedenle her zaman veya uzun zaman için bütün amaçları karşılayacak bir tanım yapılması zorlaşmaktadır.

Sonuç olarak yukarıda verilen açıklamalardan anlaşılacağı gibi, ülkeler arasında hatta aynı ülkedeki kurumlar arsında KOBİ tanımı konusunda bir fikir birliği yoktur. Ayrıca bu fikir birliğini sağlamakta mümkün değildir. Çünkü küçük ve orta ölçekli işletme kavramlarını belirleyen özelikler işletmenin bulunduğu yere, zamana ve ortama göre değişmektedir.

1.3. Küçük İşletmelerde Yönetim Biçimleri

Gerek gelişmiş ve gerekse gelişmekte olan ülkelerde küçük işletmelerin ekonomik yapı içersindeki yeri oldukça önemlidir.

Yönetim insan ve diğer kaynaklar vasıtasıyla amaçların başarılması olarak tanımlanabilir. Diğer bir deyişle yönetim, insanların işbirliğini sağlam, onları bir amacı doğru yöneltme onları bir amaca doğru yöneltme, yürütme faaliyet ve çabalarının toplamıdır.

Buradan yönetici kavramının tanımlanmasına geçilebilir. Diğer bir deyişle yönetici örgüt amaçları doğrultusunda ve başkaları aracılığı ile sonuç elde eden kişidir.
Özellikle işletme sahibinin aynı zamanda yönetici pozisyonunda bulunduğu örgüt geleceğinin önemli ölçüde bu kişiye bağlı olduğu küçük işletmelerde yöneticilerin yönetim biçimleri R:Likert’in Sistem IV Kuramı ile belirlenebilir.

Sistem 4 (Katılmalı Gurup): Yönetimin astlara güveni tamdır. Karar verme dengeli ve koordineli bir biçimde bütün örgüte geniş ölçüde dağıtılmıştır. İletişim hem dikey hem de yatay olarak işlemektedir. Astlara ekonomik ödülleri arttırma amaçları saptama yöntemleri geliştirme ve faaliyetleri değerlendirme olanakları verilmiştir ve eksiksiz bir güdüleme olanağı sağlanmıştır. Acil durumlar dışında amaç ve hedefler grup katılımı ile saptanmaktadır.
Küçük işletmelerde bu Katılmalı Grubun yanı sıra İstismarcı-Otoriter yönetim biçimlerine de rastlandığı görülmektedir. Astlara ender olarak karar verme ve katılma olanağı verilir.Amaçlar üst düzeyde saptanır ve alınan kararlar kumanda zinciri aracılığı ile alt düzeylere iletilir Bu yönetim biçimi ilk ele aldığımız Katılmalı Gruba nazaran Küçük ve Orta Ölçekli işletmelerde görülen bir yaklaşımdır. 

























İKİNCİ BÖLÜM
KOBİ’LERİN EKONOMİDEKİ YERİ

KOBİ’ler sosyal ve ekonomik işlevleri nedeniyle bütün ekonomiler için son derece önemli vazgeçilmez kuruluşlardır. KOBİ’ler bir ülkenin sosyo-ekonomik yapısı çerçevesinde sanayileşmenin, sağlıklı kentleşmenin en başta gelen sürükleyici faktörü olma özelliği taşımaktadır. Özelikle son yıllarda ekonomi ve işletme literatürünün de ilgi odağını KOBİ’ler oluşturmaktadır.

2.1 Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Ekonomik ve Toplumsal Kalkınmada Önemi

Küçük ve orta ölçekli işletmeler gerek sayıları, gerek sanayi üretimindeki payları ve gerekse milli gelire olan katkıları bakımından ülke ekonomilerinde önemli bir yer tutmaktadır. Avrupa Topluluğu’nun KOBİ’lere ilişkin bir raporunda; KOBİ’lerin ekonomik sisteme katkıları, “sayıları ve değişik alanlarda çalışmaları, sanayi ticaret ve hizmet sektöründeki tüm iş kollarında var olan etkileri, istihdama ve belli yörelerin refah düzeyine olan katkıları nedeniyle KOBİ’ler ticaret ve endüstriyel yaşatışın gerekli bir parçalarıdırlar ve onlar ekonominin dinamizmi ve canlılığın kaynağıdırlar” dile getirilmiştir.

Az sermaye ile çok emek kullanarak faaliyetlerini sürdüren küçük ve orta ölçekli işletmeler, büyük istihdam imkanları sağlaması, kırsal alanlardan büyük kentlere nüfus göçünü durdurması ve toplumda geniş bir tabanı temsil etmesi yönüyle ülke ekonomilerinin vazgeçilmez bir unsurudur.21 Özellikle, dünya ekonomisinde, ölçek ekonomisinin etkinliğini kaybetmesi, ileri teknoloji kullanımı ve üretkenlikte düşüş eğiliminin başlaması, hızlı değişimin bir sonucu olarak esnekliğin ortaya çıkması, sosyo-ekonomik yapılanmanın değişmesi KOBİ’lerin önemini hızlandıran gelişmeler olarak karşımıza çıkmaktadır.22

Son yıllarda işletme ve ekonomi literatürünün ilgi odağını oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmeler konusunda yapılan çalışmalar, bu işlemelerin ekonomik ve toplumsal kalınmada çok önemli roller oynadığını ortaya koymaktadır. Bunlar aşağıdaki gibi açıklanabilir.

2.1.1 Ekonomiye Dinamizm Kazandırması

Daha öncede açıklandığı gibi, bağımsız olarak ayakta kalmak ve başarmak güdüsü ile yönlendirilen ve yönetilen küçük ve orta ölçekli işletmeler, bir ekonominin canlılığının barometresidirler ve o ekonomiyi kemikleştiren ve çökmekten korurlar. Bir ekonominin sağlıklılığı çok sayıda yeni işletmelerin doğuşunu ve bazılarının mevcut endüstri liderlerine meydan okuyarak yerini alabilecek büyüyerek bir rekabet ortamının oluşturulmasını gerektirmektedir.

Yeni olmayan bu düşünce biçimi çok daha sistematik bir biçimde Schumpeter tarafından da dile getirilmiştir. Schumpeter’e göre kapitalist ekonomiler ancak yaratıcı bir tahrip süreci aracılığı ile daha yüksek refah düzeyine ulaşarak gelişirler. Bu, işletmenin yaşamını devam ettirmesi için sağlıklı bir ekonomi, sürekli bir değişim ve daha yüksek bir düzeye yönelten bir yeniden canlanma gerektirir. Böyle bir yapısal değişim olmadan ekonomi durağanlaşacak ve sonunda çökecektir.

Bu noktada tekrar belirtelim ki, AB ülkelerinin son yıllarda izlediği politikalar bu yöndedir. AB ülkelerinin küçük ve orta ölçekli işletme politikalarını değerlendiren bir AB komisyonu raporunda aynen şöyle denilmektedir: İrlanda, Danimarka, ve Belçika gibi işsizlik oranları yüksek ülkelerde bile, on yıl önce olan tek başına işgücü yaratma amaçları artık fazla önemli olmaktadır. Küçük ve orta ölçekli işletme politikalarında, dikkatler şimdi, daha başlangıç yada işletme kurma aşamasında başlayarak girişimlerin canlılığını arttırma yönünde yoğunlaşmaktadır. Tekrarlamaya gerek yoktur ki Ab ülkelerinin politikası da başlangıçtan bu yana bu yöndedir.

AB ülkelerinde 1970’li yıllara kadar genellikle istihdamı koruma ve iş olanağı yaratma amacı ile izlenen küçük ve orta ölçekli işletmeleri destekleme ve geliştirme politikaları günümüzde artık terk edilmiştir. Bu politikaların yerine, ekonomiye dinamizm ve rekabetçi bir özellik kazandıracak canlı,yaşama ve büyüme potansiyeli yüksek olan yeni küçük işletmelerin kuruluşunu ve gelişimini sağlayıcı politikalar izlenmektedir. 23

2.1.2 İstihdam Sağlama ve Yeni İş imkanı Yaratma

Gerek ekonomideki ağırlıkları, gerek emek-yoğun nitelikte üretim yapılması ve ülke çapında sanatkar niteliğindeki kişilerin işlerini geliştirerek küçük ve orta ölçekli sanayici durumuna dönüşmesiyle yaratılan istihdam, küçük ve orta ölçekli işletmelerin ekonomik ve sosyal açıdan önem taşımasının bir diğer nedenini oluşturmaktadır. KOBİ’lerde çalışan işçi sayısı yanında, bu işletmelerin genellikle sahibi ve yöneticisi durumundaki girişimciler ve aileleri dikkate alındığında, geçimini bu işletmelerde sağlayan nüfusun yoğunluğu ortaya çıkmaktadır. Bu haliyle KOBİ’ler gelir dağılımında denge unsuruna ve kuvvetli bir orta sınıfın oluşturulmasına katkıda bulunurlar.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin istihdam için büyük bir kaynak olduğunun anlaşılması sonucu, bu işletmelerde var olanlarını korumak ve yenilerinin kuruluşunu desteklemek için özellikle gelişmiş ülkelerde çeşitli destek politikaları uygulanmaya konmuştur. Çünkü küçük ve orta ölçekli işletmelerin işgücü sağlama ve yeni iş yaratma fonksiyonunun önemini ve büyüklüğünü çeşitli ülkelerdeki istatistiksel araştırmalar da açıklıkla ortaya koymuştur.

Sözgelimi ABD’ de küçük ve orta ölçekli işletmelerin toplamı işgücü içindeki payı %58’dir. (Tablo 1.6) Yine SBA’nın (Small Business Administration) yaptığı bir araştırmaya göre ABD’de 1978-1988 yılları arasındaki dönemde yaratılan toplam yeni iş imkanlarının %60’ından fazlasını küçük ve orta ölçekli işletmeler sağlamıştır. Öte yandan aynı dönemde büyük işletmelerin durumunu görmek için Fortunde dergisinin 500 büyük firma üzerinde yaptığı araştırma 1980-1989 arası dönemde bu büyük işletmelerin 3.5 milyon işçi çıkardığını ortaya koyarken bu dönemde, ekonomide toplam olarak net 17.5 milyon kişilik yeni iş olanağı yaratıldığını ve bunu yaklaşık 2/3’nün yalnızca küçük işletme tarafından sağlandığını göstermiştir. 24 Bu noktada hemen belirtilmelidir ki, ABD’deki araştırmaların ortaya koyduğu gibi, küçük ve orta ölçekli işletmelerin istihdam yaratma gücü ekonomik dönemlerin dalgalanmasına göre değişmektedir. Ekonominin daralmaya girdiği veya genişlemeye başladığı dönemlerde bu söz konusu bu KOBİ’lerin iş yaratma gücü yüksek iken, büyük işletmeler ekonominin genişleme devresine girdiği dönemlerde daha etkindirler ve daha çok iş yaratırlar. Bu nedenle, Amerikan ekonomisinde işletmeler 1978-1980 arası yıllarda yeni işlerin %89’unu sağlamışken, 1980-1982 yılları arası dönemde yeni işlerin ancak %38’ini yaratmışlardır. İlk dönem genişlemeye başlama dönemi iken, ikici dönem genişlemenin yaşandığı dönem olarak kabul edilmektedir.

2.1.3. Esneklik ve Yenilikleri Teşvik Etme

KOBİ’lerin hem girişimcilik potansiyeli hem de çalışanların kişisel becerilerini öne çıkarması sonucu, yeni fikirlerin ortaya çıkarılmasında ve ekonomik ürünlere dönüştürülmesinde önemli avantajlara sahiptir
KOBİ’ler büyük yatırımlar ve teknoloji gerektirmeden, yeni yatırımlar yapabilmektedir. Bu durum, KOBİ’lerin yeni yatırımlarda düşüncelerini, uygulama şansı vermektedir. Çünkü KOBİ’lerin sahip oldukları üretim araçlarını çok yönlü kullanılabilmesi ve uyum kolaylığı önemli bir avantajdır. KOBİ’ler yeni fikirlerin oluşmasını sağlayan ideal ortamlardır ve değişik şekillerde oluşan krizler ise yeni düşünceleri deneme riskini göze almayı gerektirir.

Küçük ya da orta ölçekli bir işletme büyüklerle rekabetinde başarıyı faaliyetlerini, yeni ürünler ve hizmetler geliştirme ve pazarlama üzerinde yoğunlaştırmak suretiyle elde etmektedir. Yani, büyük işletmelerin ürettikleri ürünlerin aynısını üreterek değil, esneklik üstünlüklerini iyi kullanarak büyüklerin giremediği Pazar alanlarına girmek, talep değişimlerine uymak, hatta gerektiğinde üretim alanlarını değiştirmek biçiminde stratejiler izleme imkanına sahiptirler. Böylece, bu işletmeler yeniliklere giderek kendilerine daha geniş bir hareket alanı geliştirmiş olmaktadırlar. Yeniliğe ilişkin bu strateji eğilimi, günümüzde özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde giderek gelişmeye başlayan bilgisayar alanında belirgin bir biçimde görülmektedir. Bu noktada hemen eklenmelidir ki, yenilikler en köklü yenilikler olabileceği gibi, çok küçük ve kimi zaman yapay yenilikler de olabilir. Önemli olan,yeniliğin teknik niteliğinden çok piyasa değeridir. Çünkü bir işletme açısından yeniliğin değeri piyasa değeri ile ölçülür. Bu ise ulaşılan müşteri sayısı olacaktır. Bu açıdan konuya bakılınca, küçük ve orta ölçekli işletmelerin genelde pazarın ve talebin, özelde ise üretim ve yönetimin değişen koşullarına uyum bakımından daha yenilikçi olduğu kolaylıkla ifade edilebilmektedir.

Diğer yandan KOBİ’ler, yeni yönetim ve örgüt yapılarına, yeni üretim yöntemlerine, yeni ölçüm tekniklerine ve yeni pazarlama stratejilerine kendilerini kolaylıkla uyarlayabilmektedir.

2.1.4. Bölgesel Kalkınmayı Hızlandırma

Büyük sanayiler,genelde belli bölgelerde yoğunlaşmakta çok önemli teşviklere rağmen, az gelişmiş bölgelere yeterince ilgi göstermemektedirler. KOBİ’ler ise bu durumun aksine tüm coğrafik yerleşim alanlarına yayılmış durumdadırlar. Böylece KOBİ’ler, çok az sermaye ile kurulabilen, atıl kalan ve marjinal özellikte olan işgücü, hammadde ve finansman kaynaklarını küçük yatırımlarla değerlendirerek bölgeler arasında dengeli dağılımı sağlarken, aynı zamanda bölgesel istihdam sağlayarak, göçleri engellemektedir.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin bölgesel düzeyde işgücü yaratma ve dolayısıyla gelir sağlama etkisi, bölgenin kalkınmışlık düzeyine göre farklılık göstermektedir. İşletme ölçeği ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiyi inceleyen Parker ve Anderson’a göre , dört aşamalı bir kalkınma sürecinde, aşağıdaki şekilde gösterildiği gibi ekonomik kalkınmanın ilk evrelerinde küçük ve orta ölçekli işletmelerin işgücü ve gelir yaratma katkısı daha fazla olmaktadır. Ekonomik kalkınma sürecinin en son aşamasında ise büyük işletmelerin etkisi daha fazla belirginleşmektedir.

Aşağıdaki şekilde de görüldüğü gibi özellikle kalkınmakta olan ülkelerde (1,2,3) küçük ve orta ölçekli işletmelerin ekonomik kalkınmaya çok büyük bir katkısı olmaktadır. Bu düşüncelerde hareketle, bölgeler arasında kalkınma dengesizlikleri bulunan ekonomilerde bu dengesizlikleri gidermek için, küçük ve orta ölçekli işletmelerin en önemeli araç olacağı kolaylıkla söylenebilir
Bölgesel düzeyde ekonomik faaliyetlerin dağılımını sağlayan küçük ve orta ölçekli işletmelerin istihdam ve gelir sağlamak suretiyle büyük şehir merkezine göçü engelleme fonksiyonu, zamana bağlı gelişme süreci içersinde bölgenin olanakları ve uygulanan ekonomik politikalara bağlı olarak bölgede canlı, yaşama ve büyüme potansiyeli büyük yeni işletmelerin doğuşuna ortam hazırlayacaktır. Böylece, bölgesel düzeyde ekonomik kalkınma için bir tür İnkübasyon-incubation ortamı yaratma fonksiyonunu da üstlenmiş olan küçük ve orta ölçekli işletmeler bölgesel kalkınmayı hızlandırmış olacaktır. 25






120

100

80

60

40

20

0
I II III IV
Şekil 2.1. İşletme Ölçeği Ekonomik Kalkınma Aşamaları ve İstihdam İlişkisi (SARIASLAN,1994:51)


2.2 Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Ekonomideki Yeri

Ekonomilerin canlılığının barometresi elan KOBİ’lerin ekonomiye dolayısıyla ülke kalkınmasına önemli katkıları bulunmaktadır. KOBİ’ler büyük işletmelerin ürettiği mal ve hizmetleri üretip, onları rekabetçi bir ortama çekerek ekonomiye canlılık kazandırmaları yanında; büyük işletmelerin kullandıkları mamul veya yarı mamul girdileri üreterek onların gelişimine de tamamlamaktadırlar. Böylece ekonomide bir yan sanayi oluşturarak büyük işletmelerde ortak faaliyet gösteririler. 26

Bazı ülkelerde KOBİ’lerin ekonomideki yerini gösteren istatistiki veriler Tablo 1.6’da verilmiştir. Tabloda görüldüğü gibi tüm ülkelerde küçük ve orta ölçekli işletmelerin toplam işletmeler içindeki oranı % 96’dan fazladır. Almanya, Fransa ve Japonya’da bu oran % 99’dur. Türkiye’de benzer biçimde küçük ve orta ölçekli işletmeler tüm işletmelerin % 99.2’sini oluşturmaktadır. Öte yandan, ayrıca açıklanacağı gibi, tüm ülkelerde küçük ve ölçekli işletmeler istihdam içinde önemli bir yer oluşturmaktadır. Japonya ve İtalya’da istihdamın %80’den fazlası bu işletmeler sağlamaktadır. Ayrıca, bu işletmelerin toplam yatırım, yaratılan katma değer ve gerçekleştirilen ihracat içinde de önemleri oldukça büyüktür. Ancak, ülkemizdeki küçük ve orta ölçekli işletmelerin ihracat içindeki payı ile toplam kredi hacminden aldıkları pay, diğer ülkelerle karşılaştırılmayacak kadar düşüktür.
Ülkeler Tüm
İşletmeler
İçindeki
Yeri(%) İstihdam
İçindeki
Payı(%) Yatırım
İçindeki
Payı(%) Katma
Değer
İçindeki
Payı(%) İhracat
İçindeki
Payı(%) Kredilerden
Aldığı Pay
(%)
ABD 97.2 58 38 43 32 42.7
Almanya 99 64 44 49 31 Bil. Yok
Japonya 99.4 81.4 40 52 38 50
İngiltere 96 36 29.5 25 22 27
Fransa 99 67 45 54 26 29
İtalya 98 83 52 47 Bil. Yok Bil. Yok
Hindistan 98.6 63 27.8 50 40 15.3
G.Kore 98.8 59 35 35 20 47
Tayland 98 64 Bil. Yok 47 50 Bil. Yok
Singapur 97 44 27 43 10 27
Türkiye 92 53 26.5 38 8 4
















Tablo 2.1.: KOBİ’lerin Ülke Ekonomilerindeki Yeri ([Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.];1 ([Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]))

Türkiye’de ekonomik sürelerin hangi döneminde olursa olsun, küçük ve orta ölçekli sanayi işletmeler ekonomik, politik ve sosyal önemlerini her zaman korumuş,genel politika ve stratejilerin belirlenmesinde dikkate değer bir kesimi teşkil etmiştir.

DİE’nin 1992 yılı rakamları ile toplam imalat sanayi işletmelerinin %98.7’sini oluşturan küçük sanayi işletmeleri incelendiğinde; bugün bunların büyük bir bölümünün 1-9 kişinin istihdam edildiği çok küçük işyerlerinden teşekkül ettiği görülmektedir(Şekil 1.2).

Ülkemizin imalat sanayi perspektifine bakıldığında faaliyette bulunan toplam işletme sayısının 196.662 olduğu (Tablo 1.7) ve bu işletmelerin yaklaşık olarak 1.527.987 personel çalıştırdığı görülmektedir (Tablo 1.8)

İşyeri sayısı

Şekil 2. 2. İşçi Sayısına Göre İşyeri Büyüklüğü (DİE 1992)

Yıllar İşyeri
Sayısı
(1-9
işçili)


% İşyeri
Sayısı
(10-49
İşçili)


% İşyeri
Sayısı
(50-99
işçili)


% İşyeri
Sayısı
(100+
İşçili)


%

Toplam
Sayısı
1970 170479 97.3 3391 1.9 604 0.3 825 0.5 175299
1980 177159 95.3 6573 3.5 927 0.5 1194 0.6 185853
1985 183106 94.5 8033 4.1 1128 0.6 1483 0.8 193750
1992 185458 94.3 7973 4.0 1406 0.7 1825 1.0 196662
Tablo 2.2.: Yıllara ve Büyüklüklerine Göre İmalat Sanayi İşletmeleri Dağılımı ( DİE, 1970, 1980, 1985, 1992)

Ölçek İşletme sayısı % Çalışan sayısı %
1-9 185 458 94.3 542 434 35.5
10-99 9 379 4.7 273 508 17.9
100+ 1 825 1.0 71 240 46.6
Genel Toplam 196 662 100 1 527 982 100
Tablo 2.3.: İmalat Sanayiinde İşletme Büyüklüklerine Göre İşletme ve İşçi Sayısı (DİE, 1992)

KOBİ’lerin tüm ülkelerde özellikle belirtilen boyutunun istihdam yaratma özelliği, olduğundan söz edilmişti. Ancak, genel toplam ülkemiz açısından diğer ülkelere nazaran Türkiye’de KOBİ’lerin istihdam içindeki payının düşük olduğu görülmektedir.

Büyüklük
Grubu
(Çalışanlar)
1985
(000 000 TL)

%
1992
(000 000 TL)

%
1-9 807 786 12.5 - -
10-49 471 735 7.3 17 316 955 7.0
50-99 315 858 4.9 14 564 432 5.8
100-99 452 520 7.0 21 2639 52 8.5
200+ 4 416 366 68.3 196 210 693 78.7
Toplam 6 466 265 100 241 651 380 100
Tablo 2.4.: İmalat İşletme Büyüklüklerine Göre Yaratılan Katma Değer (DİE, 1992)

Gelişmiş ülkelerde bu katma değer, %25’lerin üzerindedir. Bu bakışta ilk bakışta sanayi sektöründeki küçük ve orta boy işletmelerin verimli çalışmadıklarının bir göstergesi niteliğindedir. Ancak yeni teknolojiler kullanan ve büyüklüğünün sağladığı avantajlarla daha düşük maliyette üretimde bulunan büyük işletmelerin yarattığı katma değerin yüksek olması doğaldır. Bu nedenle KOBİ’lerin yarattıkları katma değerin düşük olması, verimsiz olduklarının bir göstergesi olarak kabul edilmemelidir.

KOBİ’lerin ihracata olan katkılarını 4 grupta toplayabiliriz. Bunlar;
i. Büyük işletmelerin ihraç mallarının çeşitli parçalar ve bileşimlerini sağlamak suretiyle ikinci derecede müteahhitlik hizmetleri sunmak,
ii. Dış ticaret şirketleri dolaylı ihracat yapmak,
iii. Uluslar arası alanda yan sanayi olarak hizmet vermek,
iv. Nihai ürün ve ara malların direkt ihracatını yapmak, şeklinde özetlenebilir.

1996 yılı itibariyle ülkemizde 8000’in üzerinde firma ihracat faaliyeti, yapmakta, bunlardan 30 milyon dolardan fazla ihracat yapan firmalar büyük, 1-30 milyon dolar arası ihracat yapan firmalar ise küçük firmalar olarak kabul edilmektedir.

KOBİ’lerin yukarıda söz edilen katkılarına rağmen, gelişmekte olan ülkelerde yaygın görüş; KOBİ’lerin dış pazarlarda şansının çok düşük düzeylerde olmasıdır. Ancak ABD ve Kore’de yapılan araştırmalar ise, KOBİ’lerin ülke ihracatının artmasında önemli katkılarının olduğunu ortaya koymuştur.

Sonuç olarak, tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de istihdam sağlama ve yaratmada küçük ve orta ölçekli işletmeler büyük bir öneme sahiptir. Bu önem, ülkemiz gibi işsizlik sorununun yüksek olduğu ekonomilerde daha da artacaktır. Ancak, KOBİ’lerin bu önemine karşılık, gerek kendi yapılarında gerekse ekonomik ortamdan kaynaklanan bazı sıkıntıları ve olumsuz yönleri de bulunmaktadır. Bu olumsuzlukluları ortadan kaldırabilmek için devlet, toplumun önemli bir kesimini teşkil eden küçük sanayi mensuplarının, sanayie kaynak yaratan, üretime ve istihdama çözüm ulan bir yapı ve işleyiş içinde olması için gerekli mali ve teknik yardımı sağlamalıdır. Bu tür desteklerin amacı, geleneksel zanaatkâra modern işletmecilik tekniklerini öğreterek tam anlamıyla bir”girişimci”haline getirmektir. 27 Gerekli mali ve teknik destekler sağlandığı taktirde, küçük ve orta ölçekli sanayiinin gelişmekte olan ekonomi içindeki yeri ve önemi daha da artacak ve küreselleşme çabalarının yoğunluk kazanacağı günümüzde bu işletmelerin rekabet etme güçleri artacaktır.

2.3. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Mevcut Sorunları

Ekonomide önemli yeri olan ve sanayileşme çabalarında çok önemli katkıları olan KOBİ’lerin, çözümlenmesi gereken birçok sorunları bulunmaktadır. Bu sorunlar incelendiğinde, bu kesimin öncelikle sosyal, siyasal ve yasal koşullar ile rekabet, teknolojik gelişim, bölgesel farklılıklar gibi faktörlere bağlı olarak kendi kontrolleri dışında oluşan şartlardan fazlasıyla etkilendiklerini görmek mümükündür.28 Sorunların bir kısmı ise, işletmelerin kendi özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Özellikle bu işletmelerde, geleneksel kuralların ve babadan oğla geçen yönetim anlayışının hakim olduğu gözlenmekte olup örgütlenmede başarısızdırlar. Sermaye yapılarının yetersiz olması, üretim için uygun bir yerleşim alanına sahip olmamaları, finansman sağlanmasında, üretim ve pazarlama faaliyetlerinde etkili olmamaları da, gelişmelerini etkileyen diğer faktörler olarak sayılabilir.29

Genelde küçük ve orta ölçekli işletmeler, finansmandan pazarlamaya kadar bütün üretim safhalarında çeşitli sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır.bu sorunlara şu şekilde değinmek mümkünüdür.

2.3.1. Yönetim Sorunları

Küçük ve orta ölçekli işletmelerde, işletme yönetiminin bilgi, tecrübe ve eğitim yetersizlikleri bulunmakta ve bütün işletme fonksiyonları bir veya birkaç kişi tarafından yerine getirilmektedir. Bu durum, işletmenin yönetim fonksiyonunun yerine getirilmesinde sakıncalar ortaya çıkarmaktadır. Özellikle işletmedeki bütün fonksiyonların tek kişi tarafından yerine getirilmeye çalışılması, bu işletmelerin değişen Pazar ve ekonomik şartlarda işletme yöneticisinin işini zorlaştırmaktadır. Bu şekilde yönetimde uzmanlaşmanın göz ardı edilmesi, modern işletmecilik ilkelerine uyumu zorlaştırmaktadır.30

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin başarılı olmalarını engelleyen diğer bir sorun ise,işletme sahiplerinin teknik ve üretim süreci konusunda yeterli tecrübeye sahip olmalarına rağmen, diğer işletme işlevleri konusunda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmamaları ve bu konudaki eksikliklere yönelik bir çaba sarf edilmemesidir. 31Öte yandan, birinci yönetici durumundaki küçük ve orta boy işletme sahiplerinin çoğu kez ikinci yöneticiye sahip olmaması ve çalışanlara gerekli yetkiyi devretmemesi, işletmelerin esneklik ve canlılığının yitirilmesine neden olmaktadır.

Genellikle mahalli gelişmeleri ve küçük fırsatları izleyebilen ve mikro sorunların üstesinden gelebilen bu işletmeler, makro ekonomik gelişmeleri izleyememekte; dolayısıyla önlemlerin alınmasında geç kalınmaktadır. Yeterli bilgi, eğitim ve tecrübe eksikliği, bunda önemli ölçüde etkili olmaktadır. İşletmeyle ilgili tüm kararları alan, yönetim ve uygulamaya yönelik görev ve sorumlulukları üstlenen sahip ve yöneticiler, işletme ihtiyaçlarını doğru belirlemeli; gerekli kaynakları zamanında sağlamalı ve etkin kararlar verebilmelidir.32


2.3.2. Üretim ve Hammadde Sorunları

Küçük ve orta işletmelerin önemli sorunlarından birisi de üretim ile ilgilidir. Her şeyden önce küçük ve orta ölçekli işletmelerin hammadde bulma konusunda ciddi sorunları vardır. Özellikle bu işletmelerdeki finans zorluğu, ucuz ve kaliteli hammadde teminini kısıtlamakta ve bu durum sonucu bu işletmelerde üretim düşük olmakta ve ürünlerin kalitesi etkilenmektedir. Bu etkilenme sonucu ürettiği ürünü pazarlayamayan kâr sağlayamayan küçük ve orta ölçekli işletmeler hammadde piyasasına giremeyecek veya hammadde alamayacak ve böylece üretim tekrar düşecektir.33

Hammadde ile ilgili diğer bir sorun ise, küçük ve orta ölçekli işletmelerin küçük miktarlardaki hammadde ve malzeme siparişlerinin üretici firmalarca unutulmaları ya da satış politikaları gereği önemsenmemeleridir. Ayrıca,kullandıkları hammadde, malzeme ve yarı mamullerin kontrollerinin yapılması ve analiz edilmesi için gerekli teknik imkanlara sahip olmamaları, yeterli miktarda ve girdi temin edilmemesi üretimin aksaması ve dolayısıyla ihracat imkanlarının zamanında ve gerektiği gibi değerlendirilmemesi de önemli sorunlar arasında sayılabilir.33

Bunları dışında, yetmiş eleman eksikliği, yetersiz veya hiç kurumsallaşmamış alt yapı, yetersiz sermaye birikimi, yönetsel ve modern işletme tekniklerinden haberdar olmayan küçük ve orta ölçekli işletme yöneticileri, kalite ve standart eksikliği ile diğer küçük sanayi sorunları üretim verim ve etkinliğini azaltmaktadır. Özellikle dış pazarlar açısından gerekli olan “ISO Standartları”nın karşılanmaması ve aranan kalite ve standart ölçülerine sahip olmayan ürünün bozulmadan ve yeniden pazarlanacak şekilde stok edilmesi küçük ve orta ölçekli işletmelerin maddi güçlerini zorlayan önemli bir sorundur.34

Ayrıca küçük ve orta ölçekli işletmelerin, ölçek konusunda sınırlamalara tabi olması nedeniyle bu işletmeler sermaye yoğun üretim teknolojileri yerine emek yoğun üretim teknolojileri seçmek zorunda kalmaktadırlar. Bu nedenle ekonomik büyüme ile birlikte enflasyon ve yükselen ücretler gibi olumsuz şartlar karşısında emek yoğun üretim büyük zararlar alabilmektedir. Bunun yanı sıra teknolojik yenilikleri izleme açısından belirlenen bir diğer sorun da AR-GE çalışmalarının yetersizliği ve AR-GE birimlerinin eksikliğidir. KOBİ’ler genellikle dağınık bir yapı ve özellikle büyüklük açısından yetersiz işyerlerinde faaliyet göstermektedirler. Çoğu kiralık işyerlerinde yeterli altyapı hizmetlerinden yosun oldukları gibi, aralarında bir dayanışma da göstermemekte ve etkin olarak çalışmamaktadırlar. Bunların yanı sıra yeterli ön araştırma yapılmadan yer seçiminin yapılması, tam kapasitede çalışmama sorunlarını da beraberinde getirmektedir.

2.3.3 Personel ve Eğitim Sorunları

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin önemli sorunlarından birisi de nitelikli eleman bulamama ve eğitim sorunudur. Nitelikli eleman bulmadaki sıkıntılar, bu işletmelerin planlama, standart, üretim, kalite kontrolü gibi evrelerde, yeterli etkiyi göstermemelerine ve istenilen rekabet gücüne ulaşamamalarına neden olmaktadır.
Personel ve eğitim sorunu küçük ve orta ölçekli işletmeler için ayrı bir önem taşımaktadır. Bu işletmelerin çoğu kez aynı işi yapmamaları istihdam edilecek personelin çok yönlü olmasını zorunlu kılmaktadır.35 Sözgelimi; değişik imalat yapan bir endüstri kolunda çalışanların bir gün montajda, bir gün torna-tesviyede, bir gün kaynak işlerinde çalışabilecek niteliklere sahip olmaları gerekmektedir. Bu işletmelerin genellikle emek yoğun işletme olması nitelikli eleman ihtiyacını arttırmaktadır.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin nitelikli eleman bulmalarını engelleyen en önemli faktör düzensiz ücret politikaları ve yeterli sosyal güvenceyi çalışanlarına verememesidir. Bunun sonucunda ise, yetişmiş elemanlar büyük ölçekli işletmelere geçmektedirler.

Nitelikli eleman sorunu; küçük ve orta ölçekli işletmelerde hizmet içi veya is başında da eğitimin ne kadar gerekli olduğunu da göstermektedir. TOBB’un 1996 yılında yapmış olduğu bir ankete göre; işletmelerin %66’sı son üç yıl içinde personelinin herhangi bir eğitim almadığı ortaya çıkmıştır. Eğitim sorunu, iş yaşamı ile eğitim arasında sürekli bir bağın kurulmasını zorunlu kılmaktadır.




2.3.4 Teknoloji Sorunları

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin sorunlarından bir diğeri ise teknoloji sorunlarıdır. KOBİ’ler içinde bulundukları finansman yetersizlikleri nedeniyle teknolojiyi takip etmekte zorluk çekmektedirler. Teknolojik düzeylerinin geri olması nedeniyle uluslar arası pazarlar da sipariş alamamaktadırlar. Bu nedenle fason imalat türünde imalat türünde imalat gerçekleştirmektedirler. 36

Teknoloji sorunları, Türkiye açısından değerlendirildiğinde küçük ve orta ölçekli işletmelerin teknolojik yenilikleri takip etmedikleri görülmektedir. Bu nedenle bu işletmelerin teknolojiyi yakalamaları olanaklı değildir. Sanayi sektöründe faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelerin makine parkları oldukça eski, teknolojileri de geridir. Ancak TOBB’un yaptığı anket değerlendirmesinde; teknolojik durumlarının sanıldığının aksine fazla eski olmadığı tespit belirtilmiştir. Bahsedilen bu ankette işletme sahiplerinin %66’sı üretim teknolojilerinin iyi olduğuna inanmaktadırlar. 37

Teknik durum İşletme Sayısı %
Modern 124 24.5
Yeni Sayılır 206 40.6
Biraz eski 192 30.0
Çok eski 10 2.0
Demode 9 1.8
Cevap Yok 6 -
Toplam 506
Tablo 2.5.: Küçük ve Orta Ölçekli İşetmelerin Teknoloji Durumu (SARIASLAN, 1996:52)

Aynı anket değerlendirilmesinde, işletmelerin yalnızca %7.6 sının teknolojik gelişmeleri izleyebildiklerini buna karşılık %92.4 yurtiçi ve yurt dışı fuarlara katılarak, yayınları izleyerek teknolojik gelişmeleri takip ettiklerini belirtmişlerdir. İşletmelerde teknolojik gelişmelere ve yeniliklere paralel olarak ürünlerinde değişiklikler yapılıp yapılmadığı sorulduğu zaman, işletmelerin %73’ünnün ürünlerinde değişiklikler yaptıklarını, %27’si ise bu tür değişikliklere gitmediklerini belirtmiştir.38

Teknoloji gelişmelerin takip edilmemesi özellikle yeni teknolojinin kullanımının zorunlu olduğu sektörlerde küçük ve orta ölçekli işletmelerin rekabet konusunda büyük sıkıntılarla karşılaşmalarına neden olmaktadır.

2.3.5. Pazarlama Sorunları

Bir işletmenin varlığını sürdürebilmesi için ürettiği mal ve hizmetlerin satılması ve bu satışları devamlılığının sağlanması gerekir. Ancak, mevcut şartlarda bu işletmelerin çoğu ürettikleri malları satamamakta, bu nedenle genellikle atıl kapasite ile çalışmaktadır. Bu durum da kıt olan kaynakları israf edilmesine neden olmaktadır.

Pazarlama sorunlarının diğer bir kaynağı ise bu işletmelerin Pazar araştırmalarını gerekli şekilde yapmamalarıdır. Çünkü KOBİ’lerin Pazar araştırması yapma imkanları yok denecek kadar azdır. Bu nedenle, bu işletmeler pazarda oluşan değişmelerden zamanında haberdar olmamakta ve talepteki değişmeler karşısında esnek olmadıklarından hata yapma ihtimalleri artmaktadır.
Türkiye’de küçük ve orta ölçekli işletmelerin pazarlama sorunları incelendiğinde bu işletmelerin pazarlama sorunlarının genel ekonomiden ve işletme bünyesinden kaynaklandığı görülmektedir.

İşletmenin bünyesinden kaynaklanan sorunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir. 39
● İşletme yöneticisinden kaynaklanan sorunlar,
● Pazar araştırmasına gerekli önemin verilmemesi,
● Pazarlama faaliyetlerinin yetersizliği ve bilgi eksikliği,
● Yeni pazarlara girişlerin zor olması
● Pazarlama giderlerinin yüksekliği,
● Küçük ve orta ölçekli işletmeler arasında işbirliğinin yeterli düzeyde olmaması

TOBB’un 507 işletmede yapmış olduğu ankette işletmelerin Pazar dağılımları aşağıdaki gibi tespit edilmiştir.40
PAZARIN TÜRÜ İŞLETME SAYISI %
Mahalli Pazar (1) 39 7.7
Bölgesel Pazar (2) 82 16.2
Ülke Geneli (3) 190 37.5
Dış Pazar (4) 34 6.7
Kombinasyonlar
(2+4)
(3+4)
(7)
(135)
(1.4)
(26.6)
Diğer Kombinasyonlar (20) (3.9)
Toplam 507 100
Tablo 2.6.: Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Pazarları (TÜGİAD,1995)

Yukarıdan sıralanan sorunların çözülebilmesi için KOSGEB gibi bazı meslek kuruluşlarımızın bu konuda bilgileri araştırılmalı,Pazar etütleri yapılmalı, teknik kadro ve organizasyonlar devletçe desteklenmeli, üniversitelerimiz bünyesinde KOBİ’leri destekleyici ortak proje üretilmesi çalışmalarına ağırlık verilmelidir.

2.3.6. Finansman Sorunları

Finansman sorunları küçük ve orta ölçekli işletmelerin en önemli sorunlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu işletmelerin finansman sorunları yatırım döneminde başlamakta ve işletme döneminde devam etmektedir. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman kaynakları sınırlı, kredi temini zor ve kredi faizi bu işletmelerin gücüne oranla çok yüksektir. Bunun yanında daha çok büyük işletmelere hitap eden sermaye piyasalarından yararlanma imkanları da sınırlı kalmaktadır.








3.BÖLÜM
KOBİ’LERİN FİNANSAL ÖZELLİKLERİ, SORUNLARI VE KOBİ FİNANSMANINDA KURUMSALLAŞMA

3.1. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Finansal Özellikleri

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin özelliklerinden birisi işletme varlıklarının kaynağını oluşturan unsurların büyük kısmının öz kaynaklardan oluşuyor olmasıdır. TÜGİAD tarafından 1995 yılında İstanbul Sanayi Odası kayıtlı 245 işletme arasında yapılan bir çalışmada bu işletmelerdeki öz kaynak kullanımı oranları ve işletme sayıları Tablo 3.1’de verilmiştir.
Öz kaynak Kullanım Oranı (%) İşletme sayısı %
30 22 9
31-40 12 5
41-50 15 6
51-70 32 13
71-100 164 67
TOPLAM 245 100









Tablo 3.1.: Öz Kaynak Kullanım Oranları

Tablo da görüldüğü gibi %86’sı %50 ve %50’de fazla kaynak kullanmakta, özellikle bu işletmelerin %67’si %71 ile %100 arasında öz kaynak ile faaliyetlerine devam etmektedirler.

1992 yılında İstanbul Sanayi Odası tarafından 6500 firmada yapılan benzer bir çalışmada ise küçük ve orta ölçekli işletmelerin ile ilgili finansal sonuçlar ise şöyledir.; İSO’nun yaptığı ankete katılan üyelerin, önemli bir bölümünün İstanbul ya da Marmara bölgesi dışındaki bölgelerden gelmiş olmaları, elde edilen sonuçların Türkiye açısından genelleştirilmesine olanak vermektedir. Sonuçlar şunlardır.

● İşletmede kullanılan sermayenin kaynağına bakıldığında; %78.56’sı kişisel çabalar, %7.71 banka kredileri, %5.35’i miras, % 4.65’i gayrimenkul satışı, %2.71’ini altın satışı, % 1.02’sini hisse senedi satışı oluşturmaktadır.
● Öz sermaye dışında kullanılan kaynakların dağılımı incelendiğinde ise işletmelerin %19.37’sinin banka kredisi, %17.35’nin ticari borç, %7.59’unun borç senedi, %2.04’ünün sigorta ve vergi yolu borcuyla dış kaynak sağladığı görülmektedir.
● Ankete katılan işletmelerin %14.1’.i teşviklerden yararlandıklarını, %86’sı ise teşviklerden yararlanmadıklarını belirtmişlerdir.
● Küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından bazı finansal oranları değerlendirilmesinden bu işletmelerin, işletme sermayesi darboğazıyla karşı karşıya oldukları görülmektedir ve bu işletmelerde kaynak yaratılmasında akraba ve arkadaşlardan alınan kaynakların önem kazandığı, banka kredileri kullanımında ise bu işletmelerin çekingenlik gösterdikleri görülmektedir.

İTO’nun 1991 yılında yaptığı bir çalışmada ise küçük ve orta ölçekli işletmelerin %70’inden fazlası kredi almaktadır. TÜGİAD’ın 1995 yılında yaptırdığı çalışmalarda ise bu işletmelerin %65’i hiç kredi kullanmamaktadır. Bu durum daha önce belirtilen yüksek oranda öz kaynak kullanım oranı ile uyum halindedir. Bu duruma iki önemli öğenin sebep olduğu sanılmaktadır. Birincisi kredi maliyetlerinin yüksek olması, ikincisi ise satışların genelde vadeli yapılıyor olmasıdır.

3.2. KOBİ’lerin Finansman Sorunları

KOBİ’lerin özellikle 1970’lerden sona göstermiş olduğu gelişimin yanı sıra, bu işletmelerin büyük kısmının uygulanan genel politikalardan, bir kısmının da kendi yapılardan kaynaklanan pek çok sorunları vardır.

Son yıllarda Türkiye’de ve AB’de yapılan değişlik çalışmalar bu tür işletmelerin sorunlarının önem derecelerine göre aşağıdaki gibi sıralanabileceği ortaya çıkmıştır. 41

a. Finansman Sorunları
b. Personel ve Yönetim Sorunları
c. Diğer Sorunlar (Pazarlama, Hammadde......)

Görüldüğü gibi, finansman, küçük ve orta ölçekli işletmelerin en önemli sorunu olarak
karşımıza çıkmaktadır. Sözgelimi, kuruluş aşamasında yapılan kuruluş masrafları, faaliyet esnasındaki işletme giderleri, personel istihdamında, hammadde ve malzeme tedarikinde, pazarlama ve ihracat esnasında, teknolojik yeniliklerin takibi ve tesisi gibi durumlarda işletmenin karşısına finansman ile ilgili sorunlar çıkmaktadır. İTO tarafından 1991 yılından da yapılan çalışmalarda da işletmelerin %58.9’u finansman konusunda darboğazda olduklarını belirtmişlerdir.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin gelecekte daha rekabetçi bir ortamda varlığını sürdürebilmesi, ileri teknolojileri benimseyebilmesi, geleceğin işletmecilerini hazırlayabilmesi, verimliliklerini arttırabilmesi, yenilik üretebilmesi gibi temel hedef ulaşmasında finansmanın önemli bir rolü vardır. Bu hedefleri yakalamak ise ancak finansmana ait sorunları aşmakla mümkündür. Küçük ve orta ölçekli işletmeler, rekabet yarışında ayakta kalabilmek için; mevcut tesislerini genişletmek ve modernize etmek, eksik makinaları tamamlamak, teknolojik ömürlerini tamamlamış makinaları yenilemek ve ürettikleri mamulün kalitesini düzeltmek amacıyla ek yatırım harcamalarında bulunmak zorundadırlar. Bu zorunluluk ise bu işletmeleri sürekli bir finansman arayışına itmiştir.

Finansman sorunun en önemli KOBİ sorunlarında olmasını diğer nedenleri,
Türkiye’de bankacılık sisteminin daha çok, büyük firmaların yönetiminde olması,
ekonomik istikrarsızlık, devlet teşvik politikası vb. dir.

KOBİ’lerin finansman sorununa yönelik olarak yapılan çalışmaların sonuçlarına göre; Türkiye’nin genel, ekonomik ve sosyal yapısından kaynaklanan sorunları aşağıdaki başlıklar altında sıralamak mümkündür.

3.2.1. Öz sermaye Yetersizliği

Küçük ve orta ölçekli işletmeler kuruluş aşamasında başlangıç sermayelerinin ne olacağı, bunun hangi yöntemle belirleneceği konusunda yeterli bilgiye sahip değildirler. Bu bilgilerin hangi kişi ya da kuruluşlardan sağlanacağı konusunda yetersiz kalmaktadırlar. Özellikle finansman konularında uzman kişi ya da kuruluşlara başvurma konusunda da fazla istekli davranmamaktadırlar. Henüz işin başındayken yatırım aşamasında gerekli bilgi alışverişinin sağlanamaması ve yatırım etütlerinin yeterince yapılamaması, bir takım altyapı eksiklikleri, gerekli devlet desteklerinin elde edilememesi, piyasaya yeni girecek girişimcileri engellemektedir. Nitekim KOSGEB tarafından yapılan bir araştırmaya göre küçük işletmelerin %’unun, orta ölçekli işletmelerin ise %48’inin yatırım etütlerini yaptıkları görülmektedir. Ayrıca, sabit sermaye yatırımı ve işletme sermayesi tutarından oluşan ilk yatırım tutarı yalnızca sabit sermaye yatırım miktarı olarak algılandığı için, işletmenin hemen kuruluşundan sonra işletme sermayesi ortaya çıkmaktadır.

Ayrıca küçük ve orta ölçekli işletmelerin Pazar talepleri ile birlikte teknolojik değişmelere uymak zorunda olmaları, bu işletmelerin öz sermaye ihtiyaçlarını arttırmaktadır. Özellikle bu işletmelerin sermaye piyasasından yararlanma olanaklarının sınırlı olması bu işletmelerin öz sermaye ihtiyaçlarını arttırmaktadır. 42

Küçük ve orta ölçekli işletmelerde, genelde başlangıç sermayesinin önemli kaynağı kişisel tasarruflar olmaktadır. Öz sermaye finansmanında önemli ikici kaynak ise, akraba ve arkadaşlardan sağlanan fonlardır. Nitekim İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) yaptırmış olduğu çalışmada, küçük ve orta ölçekli işletmelerde para darlığı ile karşılaşanlar, sorunu çözümlemede birinci sırada akraba ve arkadaşlardan borç almayı %46.3, ikinci olarak banka kredilerinden yararlanmayı, %30.6’sı, üçüncü sırada iç borçlanmaya %19.2, dördüncü sırada %3.9 ile sermaye artışına gitmeyi tercih etmektedirler. 43

İstanbul Sanayi Odası’nın 1987 yılında imalat sanayi işletmelerinde yaptırdığı ankette ise, küçük ve orta ölçekli işletmelerin öz sermaye artışı, sınırlı boyutlar içinde kalmış olup özellikle öz sermaye artışının küçük işletmelerde yetersiz görülmüştür. Bu işletmelerin genişleyen faaliyetlerinin büyük bölümü borçlanma ile finanse edilmektedir. Bunun sonucunda ise borç-öz sermaye dengesi bozulmakta, varlık finansmanında öz kaynak payı giderek küçülmektedir. Kredi maliyetlerinin artışı ile de küçük işletmelerde önlem olarak yatırım harcamaları azalmaktadır.

Ayrıca bu işletmelerde, işletme sahiplerinin bağımsızlık eğilimlerinin güçlü olması nedeniyle ortak alma yoluyla sermaye arttırımına da pek sıcak bakılmaktadır. Kaynak temininde bir başka yol olan sermaye piyasası imkanları küçük ve orta ölçekli işletmelerin sermaye piyasasına fon sunanlara yeterince güven vermemeleri nedeniyle hemen hemen yoktur. 44
Kuruluş aşamasında yeterli öz kaynaklarla donatılmayan ve aynı zamanda yabancı kaynak bulmada zorlanan küçük ve orta ölçekli işletmelerin, başarı ve kârlılık potansiyelleri çok yüksek olsa dahi kredi kurumları genellikle kurulmuş ve bilançoları sağlam olan işletmeleri tercih etmemektedirler. Bu ise bu işletmelerin daha işin başında yabancı kaynak sıkıntısıyla karşı karşıya bırakmaktadır. Bunun sonucunda bu işletmeler, pazarda ve genel ekonomik koşullardaki gelişmeler karşısında, kaynak sıkıntısı içersine düşmekte, ağır sonuçlara katlanmak zorunda kalmaktadırlar.45

3.2.2 İşletme Sermayesi Yetersizliği

İşletme sermayesi; işletmenin kısa süreli, normal olarak bir hesap döneminde paraya çevrilebilir ekonomik değerlere yaptığı yatırım olarak tanımlanır. 46Küçük ve orta ölçekli işletmelerin faaliyete geçirilmesi için sabit tesislerini tamamlamış olmaları veya sabit tesisle ilgili tüm sorunlarını çözmüş bulunmaları yeterli değildir. İşletmenin faaliyete geçirilmesi için işletme sermayesi ihtiyacının da karşılanması gerekmektedir. Ancak, bu işletmelerde kuruluş aşamasında yatırım tutarı belirlenirken işletme sermayesi ihtiyacı göz ardı edilmektedir. Güçlükle sağlanabilen sağlanan sermayenin büyük kısmı sabit varlıklara yatırılmakta işletmenin yürütülebilmesi için gerekli işletme sermayesi ihmal edilmektedir. Oysa bir yatırımın başarısı, yatırım tutarının optimal bir şekilde belirlenmesi kaça, söz konusu tutarın sabit ve dönen varlıklar arasında dengeli olarak dağıtılmasına da bağlıdır.47

Küçük ve orta ölçekli işletmeler, işletme sermayesi ihtiyaçlarını çoğu kez kendi sınırlı imkanları ile çözemediklerinden, çeşitli kaynaklarda borçlanma yoluna gitmektedirler. Ancak bu firmalar ihtiyaç duydukları kredileri finansal piyasalarda ya hiç ya da yeterli miktarda bulamamaktadırlar. Çünkü öz sermayeleri yeterli olmayan bu işletmelerden ticari bankalar, kredilendirme için büyük oranlarda ipotek ve kefalet biçiminde, teminat istemektedir. Ayrıca bu zor koşulları bazı işletmeler karşılayabilse dahi, sağlanan kaynakların finansman maliyetleri oldukça yüksek olmaktadır. Bu nedenle ticari bankalar, KOBİ’lere kredi vermede imkansız davrandıkları gibi, bu işletmeler de bankalara başvurmaktan sakınmaktadırlar. Bankalar, riskli gördükleri KOBİ’lere ancak ağır teminatlar almak suretiyle, çoğunlukla da gayrimenkul ipoteği yoluyla kredi vermektedirler.


Türkiye’de küçük ve orta ölçekli işletmelerin genellikle kısa vadeli finansman sorunlarının çözümü içim başvurdukları banka sisteminde çeşitli sorunlarla karşılaşmış oldukları görülmüştür. Bu sorunlar ise aşağıdaki gibidir. 48

Küçük
% Orta
% Büyük
% Tüm işletmeler
Yetersiz İşletme Sermayesi 19.7 17.4 18.9 18.9
İşletme Kredisi Teminatında Güçlükler 14.3 12.6 4.4 11.6
Banka Kredilerinin Pahalı Olması 26.5 25.1 37.8 28.6
Piyasada tahsilatta karşılaşılan güçlükler 32.0 36.2 26.7 32.1
Dış Pazarların Durumu 2.7 1.4 1.1 1.8
Resmi Kur. Tahsilatta Karşılaşılan Sorunlar 1.4 2.5 6.7 3.0
Diğer 3.4 4.3 4.4 4.0
Toplam 100 100 100 100
Tablo 3.2: KOBİ’lerde Kısa Vadeli Finansman Sorunlarının Dağılımı (İTO,1991:97)

Tablo 3.2.’den de görüleceği üzere, küçük işletmelerin %19.7’si, orta boy işletmelerin %17.4’ü yetersiz işletme sermayelerinden şikayet etmektedirler. Ayrıca “işletme kredisi teminindeki güçlüklerin” büyük işletmeler karşısında KOBİ’lerde önemli derecede belirgin olduğu, küçük işletmelerin %14.3’ünün, orta ölçekli işletmelerinde %12.6’sının da kredi temininde güçlükle karşılaştığı görülmektedir. Kredi maliyetlerinin yüksekliğinden küçük ve orta ölçekli işletmelerin yaklaşık ¼’ü etkilenmekte ve alacakların tahsilatında karşılaşılan güçlüklerin ise küçük ve orta ölçekli işletmelerde önemli boyutlara ulaştığı gözlenmektedir.

İSO’nun 1992 yılında yaptırdığı bir araştırmada ise, küçük ve orta ölçekli işletmelerin %61’i finansman konusunda darboğazda olduğunu, bu oranın küçük işletmelerde %65.3, orta ölçekli işletmelerde %23.45, orta ölçekli işetmelerde %58.4 olduğunu finans darboğazının nedeni olarak küçük işletmelerde %23.45, orta ölçekli işletmelerde %20.34 payla işletme sermayesi ihtiyacının hızla artışını göstermişlerdir.

Kuruluş aşamasında yeterli işletme sermayesi ile donatılmayan aynı zamanda yabancı kaynak bulmada zorlanan küçük ve orta ölçekli işletmeler, pazarda ve genel ekonomik koşullar karşısında, işletme sermayesinin ağır sonuçlarına katlanmak zorunda kalmakta ve mevcut kapasitelerini arttırma ve modernizasyon için gerekli atılımlarda bulunulması doğrultusunda önemli sorunlarla karşılaşmaktadır.

3.2.3 Kredi Temininde Karşılaşılan Güçlükler

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman konusunda diğer önemli sorunlarından birisi de kredi temini ile ilgili sorundur. Bu işletmeler kredi temininde en çok teminat gösterememe sorunuyla karşılaşmakta ve kısa vadeli finansman ihtiyaçlarını karşılamak için başvurdukları kredi kuruluşunun, kredinin verilebilmesi için istediği ipotek veya kefaleti karşılayamamaktadır. Bankaların sıfır riskle çalışmak istemesi nedeniyle, bazen kredinin iki üç katı kadar teminat talep edilmektedir. Büyük işletmeler aldıklara krediye karşılık teminat olarak varlıklarını gösterirken küçük işletmelerde genelde kişisel mal varlıkları teminat alınmaktadır. İflas halinde ise küçük işletme sahibi tüm mal varlıklarını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu durum küçük işletmeleri kredi ile finansman karşısında ürkek davranmasına neden olmaktadır.49 Bütün bu olanlar kredi için müracaat edenlerde kredi kurumlarına karşı bir güvensizlik oluşturmakta, bu durum banka kredilerinden yeterince yararlanamayan küçük ve orta ölçekli işletmeleri tefecilerden borçlanmaya itebilmektedir. Zaten yeterli olmayan öz sermaye ile çalışan küçük ve orta ölçekli işletmeler böylece borçlanmaktan korkmakta ve işletme faaliyetlerinin geliştirilmesini engellemektedir. Ayrıca bu zor şartları bazı işletmeler karşılasa bile sağlanan kaynakların finansman maliyeti yüksek olmaktadır. Çünkü kredi talep hacimleri küçük ve riskleri fazla olduğu için bankalar kredi işlem maliyeti yüksek olduğu gibi verilen kredinin faizi de yüksek olmaktadır. Diğer yandan bankaların ellerindeki fonların büyük bir kısmı hazine bonosu gibi cazip araçlara gitmekte geri kalan kısım ise büyük iş yapan holding ve şirketlere yönelmektedir. 50

Kredi temin edilmesinde karşılaşılan güçlüklerden bir diğeri ise, küçük ve orta ölçekli işletmelerin genelde finansman ve muhasebe konusunda yeterli bilgiye sahip olmamaları, bir bankada kredi alabilmek için gerekli olan fizibilite etüdü, finansal plan gibi işleri yapmalarını engellemekte, bunları yapabilecek uzmanları istihdam edebilmek ise, kısıtlı bütçeleri sebebi ile pek mümkün olmamaktadır.


Kredi almada karşılaşılan güçlükler karşısında, küçük ve orta ölçekli işletmelerin davranışlarını belirlemeye yönelik İTO tarafından 1991 yılında 1036 işletme üzerinde yapılan anket sonucunda, faiz oranlarının yüksekliği karşısında firmaların %8’i stokları azaltmakta, %5.7’si yatırım projelerini ertelemekte, %4.6’sı personel tasarrufuna gitmekte, %6.4’ü özkaynağını arttırmakta, %74.8’ise diğer kategorisinde değerlendirme yapmıştır. Diğer cevabında resmi olmayan kurumlarda borç para alındığı anlaşılmış bu işletmelerin %75’inin tefecilerden borçlandığı görülmektedir.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin, faaliyetlerinin genişlemesini, teknolojiyi yakın takip edebilmelerini sağlamak amacıyla, kredi temininde karşılaştıkları bu güçlükleri yenmek, ekonominin canlanmasında etkili olacak ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin ekonomide gerekli fonksiyonları yerinde getirmesine yardımcı olacaktır.

3.2.4. Sermaye Piyasasında Fon Elde Etmede Karşılaşılan Güçlükler

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin sermaye piyasasında fon sağlayamamalarının nedenleri şunlar olabilmektedir. 51

● Küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik kurumların azlığı,
● Küçük ve orta ölçekli işletmelerin ekonomik ve idari güçlükleri nedeni ile
var olan kurumların sağladığı kredilerden faydalanmamaları,
● Küçük ve orta ölçekli işletmelerin var olan kredi imkanlarını yeterince değerlendirememeleri.

Bu nedenler de göstermektedir ki, sermaye piyasasını yeterli derinlik ve genişliğe ulaşmadığı ve bu nedenle finansal aracı kurumların ve tasarruf sahiplerinin, küçük ve orta ölçekli işletmelerin sermaye piyasasından kaynak sağlam aracı olan menkul kıymetlere itibar etmemeleri nedeniyle, sermaye piyasasında fon temini hemen hemen imkansızdır.

Halka açılarak serma7ye temin edilmesi, hem hırsız hem de vadesiz kaynak temini imkanını küçük ve orta ölçekli işletmelere tanıyacaktır. Ancak bu işletmelerin bu imkandan yararlanabilmesi için şartların azaltılması gerekmektedir. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin halka açılarak sermaye piyasasında fon sağlam prosedürünü kolaylaştıran kanuni bir düzenleme yoktur.

Türkiye’de ise küçük ve orta ölçekli işletmelerin sermaye piyasasından fon elde etmesi, mevcut Sermaye Piyasası Kanunu çerçevesinde, hemen hemen hiç mümkün olmamaktadır. Çünkü SPK halka açılacak şirketlerde birtakım şartlar aramakta ve bu şartların küçük ve orta ölçekli işletmeler tarafından yerine getirilmesi de pek mümkün değildir. Her ne kadar sabit sermaye yatırım araçları ile ön finansman sağlayan factoring şirketleri bulunuyorsa da küçük ve orta ölçekli işletmelerde bu konulardaki bilgi eksikliği, taleplerinin küçüklüğü ve maliyetlerinin yüksekliği, söz konusu bu şirketlere olan ilgiyi azaltmaktadır.
Para ve sermaye piyasalarının küçük ve orta ölçekli işletmeler aleyhine işleyen bu mekanizmanın sonucu olarak, bu işletmelerin kredilerden aldıkları pay Türkiye’de %4 civarında kalmıştır.Diğer ülkelerde bu pay %42, Japonya’da %50, G.Kore’de %47, Singapur’da %27, Hindistan’da %15 dir. 52

Türkiye’de uzun vadeli kredi teminine ilişkin mevcut mevzuatın olmayışı ve finansal kurumların yetersizliği, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yatırımlarını genişletmesine ve böylece kapasite arttırmasına gitmelerine engel olmaktadır. 53

3.2.5. Finansal Yönetimde Yetersizlik

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin faaliyetleri süresince finansman sorunları ile karşılaşmalarının bir diğer nedeni finans yönetiminin gereği gibi ve bilinçli yapılmamasıdır kaynaklanmaktadır

Bir işletmede finansal konulara ilişkin üç önemli karar vardır. Bunlar, hangi varlıklara ne kadar yatırım yapılacak, bu yatırımlar için gerekli fonlar nereden sağlanacak ve işletmenin kârının nasıl dağıtılacağıdır. 54 Bu üç soruya verilecek cevaplar işletmenin finansal amaçlarına ve nihai olarak işletmenin varlık sebebi olan kâr elde etme amacına ulaşmada hayati öneme sahiptir. İşletmede dönen ve duran varlıklara tahsis edilecek fonların belirlenmesi ve bu fonların hangi kaynaklardan temin edileceği işletme başarısı üzerinde çok etkilidir. Bu sorulara optimum çözümler bulunabilmesi için finansal analiz, finansal planlama, dönen ve duran varlıklar yönetimi ve sermaye maliyeti ile ilgili teknikler geliştirilmiştir. Bunun yanında hem geçmişe yönelik hem de geleceğe ait projelerden kaynaklanan tüm nakit akımlarını tahmini de önemlidir. Ancak yukarıda bahsedilen bu konular üzerinde, firma yöneticilerinin yeteri kadar bilgi sahibi olmamaları, finansmanla ilgili sorunlara yeteri kadar zaman ayıramamaları, alacaklar, stoklar, gelir ve giderlerle ilgili harcamaların gelişi güzel yapılmasına neden olmaktadır. Bu durum, mevcut kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasını engelleyerek işletmenin finansman ihtiyacını artırmaktadır.

Yapılan araştırma sonuçlarına göre; Türkiye’de küçük ve orta ölçekli işletmelerde finansal planlamanın diğer gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi % 30 düzeylerinde gerçekleşmesi gerekirken % 1düzeylerinde gerçekleştiği görülmüştür. 55 İşletme finansmanı hem stratejik, hem de taktik planlar ile ilgilidir. İster küçük olsun ister büyük, işletmedeki tüm kararlar finansla ilgilidir. Dolayısıyla işletmelerin başarısında ya da başarısızlığındı finansal kararların etkisi büyüktür.

KOSGEB tarafından yapılan bir çalışmada küçük ve orta ölçekli işletmelerin finans yönetimine ilişkin sorunları ana hatları ile aşağıdaki gibi tespit edilmiştir. 56

i.Gerek işletme çalışanları gerekse diğer çalışanların finansman konusundaki bilgi yetersizliğinden dolayı, finansal analizlerin yapılamadığı ve işletmenin finansal durumunun net olarak bilinmediği görülmektedir. Ayrıca bu işletmelerde sağlıklı bir muhasebe düzeni yoktur.
ii. Küçük ve orta ölçekli işletmelerde, maliye mevzuatı ile ilgili gelişmelerin devlete karşı yükümlü bulundukları vergilerin, mahalli idarelere karşı olan yükümlüklerin, bağlı oldukları odalara karşı ödenmesi gereken aidatların, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur primlerinin ödenmesi ile ilgili yetersizlikler ve bu ödemelerin gecikmesiyle daha yüksek tutarlara ulaşmakta ve ek mali yükler getirmektedir.

iii. İşletme planları içinde yer almayan ek yükler karşılanamadığında, yabancı kaynaklara ulaşmadaki zorluklar sebebiyle genelde öz kaynaklardan veya akraba ve arkadaşlardan alınan borçlardan yararlanılmaktadır. Ancak uzun dönemde, şirketin öz sermayesi azaldığından, finansal sorunlar azalma yerine artış göstermektedir. Belki bu aşamada kredi mekanizmasına gecikmeli olarak başvurulmakta ancak, beklenen yarar yerine, borç yumağının artması ile birlikte girişimcilerin işi terk etmesine kadar uzanan sağlıksız bir dönem başlamaktadır.

iv. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin, tasarrufların yönlendirilmesinde bilinçsiz davranmaları, ayrı bir sonun oluşturmaktadır. Girişimcilerin elde ettikleri kârları, yatırımlar yerine, ölü yatırımlar olarak nitelendirilen gayrimenkul alımları gibi özel varlıklarını artırmada kullanmaktadırlar. Bu gibi durumlar dolaylı yollarla işletmelerin büyümesini engellemektedir.

Yukarıda sayılan finansman sorunlarının genellikle AB’de de benzer şekilde olduğu söylenebilir. Bu sorunların çözümüne ilişkin AB’nde yapılan çalışmalar, iki noktada toplanmaktadır.57

- Küçük ve orta ölçekli işletmelerin öz kaynaklarının artırılması.
- Küçük ve orta ölçekli işletmelere sağlanan uzun vadeli kredi olanaklarının arttırılması ve
yaygınlaştırılması.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin öz kaynaklarının arttırılması yönünde üçerinde durulan en önemli husus, bu işletmelere sermaye iştirakinin arttırılmasıdır. Bu amaçla, söz konusu bu işletmelere öz sermaye yatırımı yapacak kamu veya yarı-kamu kurumlarının kurulması konusunda AB ülkelerinde çalışmalar mevcuttur.


3.3. KOBİ’lere Sağlanan Finansal Destekler

KOBİ’ lerin finansal sorunlarının üstesinden gelebilmeleri ve büyük işletmelerle kolayca rekabet edebilmeleri için yardım yapılması zorunludur. Bu zorunluluğun sonucu olarak bazı ülkelerde ve kuruluşlarda KOBİ’ leri destekleyici programlar uygulanmıştır. Genelde bu işletmelere sağlanan destekler yardım ve kredi şeklindedir.

3.3.1. Avrupa Birliği’nde KOBİ’ lere Sağlanan Finansal Destekler

Avrupa Birliği , teknolojik gelişimi, Pazar büyüklüğü ve dünya ticareti içindeki payı ile bugün dünyanın en büyük ticari bloğu olarak karşımıza çıkmaktadır. Birlik bir yandan Roma Antlaşması’ da ekonomik ve siyasi bütünleşme doğrultusunda öngörülen mallar, işgücü, hizmetler ve sermayenin serbest dolaşımına dayalı, serbest rekabet sistemi üzerine oturtulmuş, fiziki,teknik ve mali engellerin kaldırıldığı bir iç pazarın etkin bir şekilde işlemesine çalışırken, diğer taraftan küreselleşme süreci içerisinde boyut değiştiren dünya çapındaki rekabet ile mücadele etmek durumundadır. Bu koşullar çerçevesinde, rekabet gücünü koruyabilmek için sanayiin yeniden yapılanması ve ekonomideki yapısal ayarlamalar ön plana çıkmaktadır.

Avrupa Birliğin’ de özellikle 1970’li yıllardan başlamak üzere istihdama, ekonomik ve teknik gelişmeye yaptığı katkılardan dolayı küçük ve orta ölçekli işletmeler giderek artan bir ağırlık kazanmaya başlamış ve bu gelişmeler neticesinde Avrupa Birliği bünyesinde, işletmelere, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelere işbirliği anlaşmaları yapma ve uluslararası birleşmelere gitme konusunda yardımcı olmak üzere bir birim, İşletmeler Arası İşbirliği Merkezi (Business Cooperation Centre-BCC) kurulmuştur.

1980’li yıllarda ise yüksek düzeyde yaşanan işsizlik birliğe üye ülkelerde politika üretenlerdin ilgisinin KOBİ’ ler üzerinde yoğunlaşmasına yol açmıştır. Büyük işletmelerle karşılaştırıldığında KOBİ’ lerin daha fazla iş gücü olanağı sağlaması ve bu iş gücünün 2/3’ sinin onlara ait olması bu tür işletmelerin desteklenmesine yönelik ortak politikalar üretilmesi gereğini doğurmuştur.
Bütün bu gelişmeler neticesinde Avrupa Parlamentosu ile Avrupa Komisyonu 1983 yılını KOBİ’ler yılı olarak benimsemiştir.58 AB’nin 1983 yılını “ KOBİ Yılı” ilan etmesiyle birlikte aynı yıl KOBİ’ lere yönelik AB eylem programlarının kabulüyle somut ve sürekli destek mekanizmaları haline gelen bu yaklaşım, 1980’li yılların sonunda ekonomilerde küreselleşme ve artan rekabet sonucu KOBİ’ lerin ticari ve ekonomik işbirliği alanlarında sıkıntıya düşmeleri ile yoğun özelleştirilmiş programlara ve ciddi bir KOBİ politikasına dönülmüştür.

Ancak KOBİ’ lerle ilgili Birlik eylemleri 1983 yılının bitimi ile sona ermemiştir. 1986 yılının Ağustos ayında Komisyon Konseyi, küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik bir eylem programı sunmuştur. Aynı yılın Kasım ayında Konsey önerilen programı iki konuda odaklanmaktadır. Bunlar işletmeler için uygun bir çerçeve oluşturulması ve küçük işletmelerin esnekliğinin artırılması suretiyle onların gelişmesinin sağlanması ve rekabet edebilirlik düzeylerinin yükseltilmesidir.

AB’ de KOBİ’ lere sağlanan destekler iki başlık altında toplanabilir. Biricisi AB tarafından uygulanan politikalar çerçevesinde sağlanan destekler, ikincisi ise bir politikalarla çelişmeyecek şekilde üşe ülkeler tarafından uygulanan desteklerdir. Uygulanan yardımların öncelikle belirli Birlik kıstasları ile uyumlu olması gerekmektedir.

Bu kıstaslar; uygunluk prensibi ve birlik boyutu kıstasıdır. Uygunluk prensibine göre, verilen ya da verilecek olan yardım ile devlet yardımlarının genel çerçevesinin bağdaşır olması hedeflenmektedir. Talep edilen yardımın hedefine ve amacına “uygun” olduğu ve bu amaca olaşmak için de gerekli bulunduğu gösterilmek durumundadır.59 Birlik boyutu kıstası ise söz konusu yardımın AB’nin gelişimine katkıda bulunması gerekliliğidir. Uygulanan yardımdan, bu yardımdan faydalanan işletme veya sektörleri uygulanabilir bir rekabet sisteminin içine entegre etmesi ve olabildiğince şeffaf ve açık olması gerekmektedir. Ayrıca, rekabet üstünlüğünü kaybetmiş işletmeleri yapay bir şekilde ayakta tutmaya yönelik sübvansiyonlar yasaklanmıştır. Bu sebeple AB’ de bazı organlar diğer işlevlerinin yanında küçük ve orta ölçekli işletmeleri destekleme görevini de yüklenmişlerdir. Mali Destekler; yadım ve kredi şeklindedir.60

Avrupa Birliği’nde KOBİ’ lere Yardım Veren Kuruluşlar: Avrupa Birliği’nde, ekonomik tamlaşma amacına yönelik çeşitli politikaların yanı sıra sosyal politikalar, bölgesel politikalar gibi anlaşma ile çizilen belli politikalar vardır. Küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik özel bir politika anlaşmalarda öngörülmüş değildir. Ancak çeşitli nedenlerle küçük ve orta ölçekli işletmelere çeşitli politikalarda yer verilmiştir.
AB’ de ülke ve Birlik amaçları ile uyum içinde olan kuruluşlar şunlardır:
i. Avrupa Sosyal Fonu (İSF European Social Fund)
ii. Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu (ERDF – European Regiona Development Fund)
iii. Avrupa Tarımsal Yön Verme ve Garanti Fonu (EAGGF – European Aqricultural Guidance and Guarantee Fund)
iv. Entegre Akdeniz Programları (IMP- Integrated Mediterranean Programs)

i. Avrupa Sosyal Fonu (ESF): 1958 yılında kurulmuş olup; amacı nüfus ve meslek hareketini hızlandırmak,işçilerin hareketini hızlandırmak, işçilerin mesleki eğitimlerine ya da yeniden yerleştirilmelerine destek sağlamaktır.
Avrupa Sosyal Fonu mesleki eğitime yönelik olarak iki ayrı çalışma cetveli hazırlamıştır. Buna göre eğitim maliyetlerinin karşılanması şöyle düzenlenmiştir.61 Kamu Sektörünce; ulusal otoriteler % 50, ESF % 50. Özel Sektörce; ulusal otoriteler % 45, ESF % 45, düzenleyen % 10’dur.
Temel olarak ESF’nin küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik faaliyetleri; mesleki eğitim faaliyetleri için yardımlar, sosyal uyum programlarına katılma ve hizmetler ve teknik yadımlar olarak üç ayrı noktada toplanabilmektedir.

ii. Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu (ERDF): 1975 yılında oluşturulan Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu, Birlikte bölgesel kalkınma politikasının en önemli araçlarından biri ve Birliğin diğer etkinliklerinin tamamlayıcısıdır.

Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonunun amacı, Birliğin geri kalmış bölgelerine yapılan ulusal yardımlara katkıda bulunmak ve genel bir bölgesel stratejinin oluşturulmasına destek olmaktır. Bu fonun amaçlarını üç başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar:

● Birlik içindeki geri kalmış bölgelerin kalkındırılması,
● Ulusal, bölgesel ve yerel otoritelerce belirlenen politikaların mali yönden desteklenmesi için ek kaynakların harekete geçirilmesinin sağlanması ve
● Birlik politikalarının uygulanabilmesinde aracı rolü üstlenmektir.

iii. Avrupa Tarımsal Yön Verme ve Garanti Fonu: Fon garanti ve yönlendirme bölümlerinden oluşur Garanti bölümü, fonun toplam bütçesinin %90’ınını kapsar ve Tarımsal piyasaları destekleyen ve bu piyasaların kârlılığını sağlayan bölümdür. Yönlendirme bölümü ise fonun toplam bütçesinin %10’unu kapsar. Bu bölümün amacı ise tarımsal üretim ve ticaretin daha iyiye kavuşturulmasını sağlamaktır. Küçük ve orta ölçekli işletmelere yapılan yardımların fonun bu bölümünden karşılanır.

iv. Entegre Akdeniz Programları: Bu kurum, küçük ve orta ölçekli işletmelerin kurulması aşamasına yardımcı olmayı hedefleyen stratejiler çerçevesinde, Birlik içinde faaliyete geçmiş ya da gelecek küçük sanayi işletmelerine mali ve teknik yardımlar sağlamaktadır.
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelere Kredi veren Kuruluşlar
Avrupa Birliğinde küçük ve orta ölçekli işletmelere kredi sağlayan kurumlar; Avrupa Yatırım Bankası (EIB- The European Investment Bank), Yeni Topluluk Aracı (NCI- The New Community Intrument) ve Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (ECSC- European Coal and Steel Community ) dur.

i. Avrupa Yatırım Bankası: 1958 yılında Roma Anlaşması ile kurulan Avrupa Yatırım Bankası’nın amacı, birliğin sürekli ve dengeli bir şekilde kalkınmasına katkı yapmaktır. Bankanın açtığı kredilerin en önemli bölümlerinden küçük ve orta ölçekli işletmeler yararlanmaktadır.

Avrupa Yatırım Bankası kurulduğundan bu yana kredilerinin 2/3’ünü az gelişmiş bölgelerin kalkınması için yapılacak çalışmalarda kullanmıştır. Avrupa Yatırım Bankası 1988-1996 Yılları arasında yaklaşık 36.500 adet küçük ve orta ölçekli işletmeye 9.7 Milyar ECU civarında (global kredi) kullandırmış olup, bu kredinin %50’den fazlası sanayi ve hizmet yatırımlarına gitmiştir.
ii. Yeni Topluluk Aracı: 4 Ekim 1978’de kurulmuştur.Yeni Topluluk aracı bir kredi ve finansman aracıdır. Bu aracın temel ilgisi 1982 yılında küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerine odaklanmıştır.62 Krediler; enerji ve hammadde tasarrufu sağlamaya ve yenilebilen enerji kaynakları bulmaya yönelik yatırım projelerine düşük faizli kredi ve yardım sağlanması ve küçük işletmelerin yönetim ve satış politikasının, bilgisayar ve dış danışmanlık hizmetleri kullanarak düzeltilmesi, maliyetinin düşürülmesi için yapılan yatırımlara verilmektedir. 63
iii. Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu : 1951 yılında Paris anlaşması ile kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunun amacı üye ülkeler arasında ortak bir pazarın oluşturulmasını sağlayarak, üye ülkelere ekonomik büyüme, çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesine katkıda bulunmaktır.

Birlik sadece teknik ve ekonomik araştırmalar ve işçilerin yeniden eğitilmesi ile ilgili çalışmalara mali yardım sağlayan bir araç olarak görülmemiş, aynı zamanda kömür ve çelik işletmelerine yönelik iki ayrı faaliyeti de beraberinde getirmiştir. 64

Vergi Politikası
Küçük ve Orta Ölçekli işletmeler Türkiye’de olduğu gibi, AB’de de çoğunluğunu ya tek şahıs firması ya da birden fazla şahsın oluşturduğu adi ortaklık firması şeklinde faaliyetlerinin yürütmektedirler. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu özellikleri, bu şirketleri, sermaye şirketi olmanın getirdiği avantajdan mahrum bırakırken, diğer taraftan gelir vergisi ile kurumlar vergisi oranları arasındaki fark, bu şirketlerin oto finansman imkanlarını büyük işletmelere göre sınırlamaktadır. Öyle ki, bugün AB ülkelerinin sekizinde maksimum gelir vergi oranı %50’den fazla iken, kurumlar vergisi bu ülkelerin dokuzunda %30 ile %40 arasında değişmektedir. Bu durum, gelir vergisi mükellefi işletmelerin vergi yükünü kurumlar vergisi mükellefi işletmelere nazaran arttırarak hem haksız rekabete neden olmakta, hem de yeni yatırımlar için gereken fon miktarını azaltmakta veya fon maliyetini arttırmaktadır.



3.3.2.Türkiye’de Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelere Sağlanan Finansal
Destekler

Türkiye’de tarım dışı ekonomik ve sosyal yapının önemli bir bölümü, küçük işletme ekonomisi özellikleri taşımaktadır. Türkiye’de 3.500.000 küçük ve orta ölçekli işletme bulunmaktadır. Toplam işletmeler içinde küçük ve orta ölçekli işletmeler %99.2, toplam istihdam içinde %27.3 paya sahiptirler.65

Türkiye’de küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesine yönelik devlet politikaları ve stratejileri incelendiğinde bu politikaların genelde istikrar politikaları, KİT zamlarında belirlilik kredi sağlanmasında teminat sorununa destek ve riske sermayesi, adil ve bağımsız iş kurmayı özendirici vergi politikaları, kalite güvencesi desteği devlet işletmelerinde küçük işletmelere kota ayrılması, tekelleşmeye karşı önlemler, bilgi, danışmanlık ve eğitim hizmetleri, bağımsız iş kurmanın özendirilmesi ve teşvik edilmesi şeklinde gerçekleşmektedir.66 Ancak genel bir değerlendirme yapıldığında, uygulanan teşvikler geniş tabanlı bir sanayileşmeyi teşvik etmekten ziyade büyük firmalara kaynak kullanımı şeklinde oluşturulmuştur.

Türkiye’de küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi ve geliştirilmesine yönelik faaliyette bulunan finansal kuruluşlar veya kaynaklar aşağıdaki şekilde incelenebilir.

3.3.2.1.Türkiye’de Halk Bankasının Sağladığı Finansal Destekler

Türkiye’de küçük ve orta ölçekli işletmelere finansal destek, genel olarak kamu bankacılık kesiminden sağlanmaktadır. Bu bankalar içersinde ve çoğu orta ölçekli işletmeler olarak nitelendirilen halka açık işçi şirketlerine finansman sağlayan Türkiye Kalkınma Bankası en önemli kuruluşlardır.
Esnaf , sanatkâr, küçük sanayi kesimine kredi sağlayan tek ihtisas bankası durumunda bulunan Türkiye Halk Bankası, 18.06 1992 tarihinde 2284 sayılı kanunla İktisadi Devlet Teşekküllerindeki kanun hükümlerine tabi olmuş ve ana statüsü belirlenmiştir.
Küçük ve orta ölçekli işletmelere mali imkan sağlayan tek ihtisas bankası durumunda olan bankası durumunda olan banka, özellikle planlı dönemle birlikte, 1963 yılından itibaren küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmanında önemli rol oymaya başlamıştır.67
Banka her ne kadar küçük ve orta ölçekli sanayi kuruluşlarını finansal açıdan desteklemekle görevlendirilmiş olsa bile, bugün sürekli olarak uyguladığı kredilerin sayısı 54’e ulaşırken, bunlardan sadece 13 tanesi KOBİ’lere yönelik kredi programı oluşturmuştur.
KOBİ’ler dahil olmak üzere bankanın başlıca faaliyet alanları aşağıdaki gibi olmaktadır.
● Esnaf, sanatkâr, küçük ve orta ölçekli sanayiinin ve diğer sanayi kuruluşlarının bunların kurdukları şirket, kooperatif ve mesleki teşekküllerin işletme ve yatırımlara ihtiyaç duydukları kredileri sağlamak, orta ve uzun vadeli proje kredileri vermek, KOBİ’lerin gelişmesine ve büyük sanayi geçişini teminen danışmanlık hizmeti yapmak, proje ve teknik bilgi akışı ile desteklemek,
● Sektör bankası olarak çalışmak
● Diğer her türlü kredi ve banka işlerini yapmak
● Bankanın faaliyet konularında, kanun, kararname veya sözleşmelerle temin ve tahsis edilen fonları amaçları doğrultusunda kullanmak,
● Esnaf, sanatkâr, küçük ve orta ölçekli sanayiin ve sanayi kuruluşu mallarının pazarlanmasına ve tanıtılmasına yardımcı olmak, makine-tesisatın üretim ve temini amacıyla ortaklıklara katılmak,kurulmuş olanlara iştirak etmek ve bu tip ortaklıkların kurulmasına yardımcı olmak,
● Yurtdışında çalışanların üretime dönük, istihdam yaratıcı yatırımlarını teşvik etmek,
● Sigorta acenteliği yapmak, sigorta şirketlerine ortak olmak,
● Faaliyet alanındaki konularda, eğitim, araştırma ve geliştirme çalışmaları yapmak ve yaptırmak.
Halk Bankası tarafından verilen kredileri; Sanayi kredileri, Fon kredileri, Kooperatif kredileri, Ticari krediler ve Bireysel krediler olmak üzere beş ana gurupta toplamak mümkündür. Bu kredilerin yıllara göre dağılımı aşağıdaki tabloda verilmiştir. 68
(Milyon TL)
İhtisas Krd. 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997
Koop. Krd. 469.415 686.508 1.128.310 1.468.258 7.325.147 27.940.949 72.521.457 140.061.204
Sanayi krd. 762.164 840.309 1.258.379 1.990.677 1.286.707 7.413.586 31.173.629 66.328.459
Fon krd. 1.050.680 1.708.734 2.967.349 4.437.497 6.615.571 11.899.834 22.049.542 72.328.397
Tic. Krd 193.419 -- -- 281.597 10.005.851 39.784.172 42.549.107 104.363.105
TOPLAM 2.476.011 3.469.038 5.469.973 8.815.492 25.233.273 87.038.541 168.293.735 383.081.765
Tablo 3.3: Türkiye Halk Bankasının Kullandırdığı İhtisas Kredileri (HALKBANK, 1997:33)

3.3.2.2. Türkiye Vakıflar Bankası’nın Küçük ve Orta ölçekli işletmelere yönelik kredileri
Küçük ve orta ölçekli işletmeler bu bankanın hedef kitlesi gurubunda ağırlıklı bir yere sahiptir. Küçük ve orta ölçekli işletmelere destek vermek üzere, Türkiye Vakıflar Bankası tarafından, verimliliklerin ve rekabet güçlerinin arttırılması ve GB’ne uyum sağlamaları için teknik yardımları da içeren geniş bir program hazırlanmıştır.
Banka DPT’nin öncülüğünde hazırlanan ve 1996-2000 yılları arasında uygulanan KOBİ Eylem Planı’nda sermayesi bulunmayan proje sahibi girşimcilere borç verilmesi ve sermaye desteği sağlanması amacıyla bir şirket kurulması 5 yılda 12 milyon ECU’luk kaynak harcanarak 60 projenin desteklenmesi hedeflenmiştir. Türkiye Vakıflar Bankası’nın 4 projeye doğrudan 1 projeye ise iştiraki aracılığıyla katılmaktadır. Bu projeler şunlardır.69
● Avrupa Birliği, Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli iletmeleri Ortak Yatırım Projesi”, Türkiye’de küçük ve orta ölçekli işletmelerin rekabet, teknoloji ve yönetim açısından gelişmelerini sağlamak amacıyla AB ülkelerindeki küçük ve orta ölçekli işletmelerle ortak yatırımlara yönelik işbirliğini arttırmak ve işletmeler arası koordinasyonu sağlamak hedefini taşımaktadır.
● “Sektörel Dış Ticaret Şirketi Projesi”, aynı üretim dalındaki küçük ve orta boy işletmelerin güçlerini birleştirmek yoluyla dış pazarlara açılmalarını ve dış ticarette uzmanlaşmalarını sağlamayı amaçlamaktadır.
● Küçük ve orta ölçekli işletmelerin ürünlerinin ihracat projesi, AB ülkelerine ihraç edilebilme özelliğine sahip ancak Pazar bulamaya küçük ve orta boy işletmelerin ürünlerinin ihraç edilmesine yardımcı olmak ve bu işletmelerin dışa açılmasını temin etmek üzere geliştirilmiştir.
● “Küçük ve orta ölçekli işletme Leasing Şirketi Projesi” Vakıf Leasing aracılığı ile küçük ve orta ölçekli işletmeler için leasing imkanı yaratmayı amaçlamaktadır.
3.3.2.3.Türk Eximbank’ın verdiği Krediler
Türk Eximbank’ın kuruluş kararnamesindeki amaçları . İhracatın geliştirilmesi, ihraç edilen mal ve hizmetlerin çeşitlendirilmesi, ihraç mallarına yeni pazarlar kazandırılması, ihracatların uluslar arası ticaret paylarının arttırılması ihracatçılara ve yurtdışında faaliyet gösteren müteahhitler yatırımcılara uluslar arası piyasalarda rekabet gücü ve güvence sağlaması, yurtdışına yapılacak yatırımlar ile ihracat maksadına yönelik yatırım malları üretim ve satışının desteklenerek teşvik edilmesi şeklinde belirtilmiştir. 70
Türk Eximbank’ın çok ortaklı işletmeler sağladığı en önemli finansman olanağı kredidir. Daha sonra “iştirak+kredi “ ve “iştirak gelmektedir. Bankanın ilgili olduğu firmalarla ilişkisinin %60’ı kredi, %29’u iştirak+kredi, %11’i sadece iştirakten kaynaklanmaktadır. Türk Eximbank küçük ve orta ölçekli işletmelere yönetsel ve teknik konularda danışmanlık hizmetleri vermekle birlikte, sermaye piyasasının gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla pay senedi ve tahvil ihraçlarına aracılık etmek ya da çeşitli güvenceler vermek şeklindeki işlevlerini henüz tam olarak yerine getirememiştir.
Türk Eximbank’ın KOBİ’lerin ihracat faaliyetlerinin desteklenmesine yönelik olarak geliştirdiği bir diğer program ise; Dış Ticaret Şirketleri Reeskont Kredi Programı’dır. Programın amacı, KOBİ’lerin ihracata yönlendirilmesi ve bu konudaki önlerindeki engellerin aşılmasıdır. Eximbank’ın KOBİ’lere ihraç desteği toplam kredilerin %23’ünü oluşturmaktadır.
3.3.2.4.Sınai Yatırım ve Kredi Bankası Kredileri
Sınai Yatırım ve Kredi Bankası, sanayi ve turizm sektörünü yakından bildiği özel sektör kalkınma ve yatırım bankasıdır. Banka Türkiye’de mevcut veya yeni kurulacak özel sektör sanayi kuruluşlarına (imalat sanayii ve turizm) orta-uzun süreli yatırım ve işletme kredisi sağlamak amacıyla 1963 yılında kurulmuştur. Bugünkü ortakları T.İş Bankası, Akbank, Vakıflar Bankası, Garanti Bankası ve Türk Dış Ticaret Bankası’dır.
Kuruluşundan 1968 yılına kadar sadece işletme kredisi tahsisi ile ilgilenen banka, bu tarihten itibaren işletme kredisinin yanında yatırım kredisi de kullanmaya başlamıştır.
3.3.2.5.Ziraat Bankası Kredileri
Ziraat bankası ihtisas alanı dışında olması nedeniyle tarımla ilgili olmayan sektörlerde faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelere kaynak ayırmamaktadır. Buna karşılık seracılık, genetik ıslah, irat hayvancılığı, (damızlık yetiştirme, besi süt sığırcılığı) alanlarında faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletme tanımına uyan işletmelere tahsis edilebilen özel kredileri bulunmaktadır. Bunlar; seracılık kredileri, genetik esaslara dayalı ıslah kredileri, tarımsal sanayi kredileri ve diğer özel kredilerdir. Bu krediler yatırım tutarının %50’si şeklinde açılmaktadır. Faiz, yatırım tutarına bağlı olarak değişmekte olup, ortalama %60 civarındadır. Kredinin %100 fazlası için ipotek ve teminat talep edilmektedir.
Yukarıdaki açıklamalardan da görüleceği gibi, KOBİ’lere sağlanan finansal destekler, sadece kamu ağırlıklı ihtisas bankaları olan Türkiye Halk Bankası ve Türkiye ihtisas bankası olarak sınırlı kalmaktadır. Diğer bankalarca sağlanan destekler ise önemsenmeyecek ölçüde yetersizdir. Bu bankalardan aktarılacak fonların, fonların gelişme ve teknolojiye uyum sağlamak zorunda olan küçük ve orta ölçekli işletmelerin ihtiyaçlarını karşılayamayacak düzeyde olduğu açıktır.
3.3.2.6. Enerji Teşviki
Türkiye’de enerjinin, birçok ülkeden daha pahalıya kullandırılması, sanayii rekabet açısından güç durumda bırakmaktadır. Enerji darboğazı içinde bulunan bugünlerde büyük ölçekli işletmelerin kendi enerjisini üretmek suretiyle bu sorunu bir çözüme kavuşturması olasıdır, fakat küçük ve orta ölçekli işletmeler için aynı durumdan söz etmek zordur.
Yukarıda genel soruna karşılık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından hazırlanan 94/4 nolu 16 Ağustos 1994 gün ve 22023 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Enerji Teşviki”inde şu husus yer almıştır. “İhraç edilen nihai mamulü üreten işletmeler, üretim sırasında kullandıkları elektriği, Türkiye Elektrik Kurumu veya bu kurumun belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde görevlendirilen şirketlerden,doğal gaz ve sıvılaştırılmış petrol gazını ilgili kurumlardan Avrupa Birliliği’ne üye ülkelerdeki enerji fiyatları da dikkate alınarak Para kredi kurulunca belirlenecek oranlarda indirimli olarak ve fuel-oil ile ithalatta alınan her türlü fondan (akaryakıt tüketim vergisi ve KDV hariç) muaf olarak alabileceklerdir. “Dolayısıyla küçük ve orta ölçekli işletmeler en azından enerjiyi Avrupa Birliği’ne üye ülkelerdeki fiyatlardan temin edebileceklerdir. Ayrıca kalkınma da öncelikli yörelerde teşvik belgeli olarak gerçekleştirilecek komple yeni yatırımların ilk 5 işletme yılındaki elektrik enerjisi tüketiminin %25’ien kadar olan kısmı Para Kredi Kurulu’nun belirleyeceği esaslar çerçevesinde yine fondan karşılanacaktır. 71

3.3.2.7. Yatırım İndirimi
Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanarak 20 Mart 1996 tarih, 22586 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Gelir vergisi Genel Tebliği’nde özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin yatırımlarının teşvikine yönelik önemli kolaylıklar getirilmiştir. Söz konusu tebliğe göre küçük ve orta ölçekli işletmelerin yaptığı teşvik belgesiz sanayi yatırımlarına en az 6 Milyar, en çok 12 Milyar TL’lık harcamayı öngören yatırım projesini ilgili vergi dairesine ibraz eden yatırımcılar yatırım indiriminden yararlanabilecektir. Zirai yatırımlarda ise bu limit en az 1 Milyar, en çok 2 Milyar olarak belirlenmiştir.
Azami yatırım tutarı 1996 yılı için 12 Milyar ve 1997 yılı için 24 Milyar TL’dir. Teşvik belgesiz olarak yapılacak yatırımlarda; yatırım projesinin vergi dairesine verildiği tarihte yürürlükte olan yatırımlarda devlet yardımları hakkında karar ile yatırım indirimi ile ilgili mevzuatta öngörülmüş yatırım indirimi oranları uygulanmaktadır.
7 Mart 1998 tarih 23279 sayılı Resmi Gazete’de ise küçük ve orta ölçekli işletmelerin yatırımında devlet yardımları hakkındaki kararı yayınlanmıştır. Bu karardan amaç kalkınma planları ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak korunmalarını, teşvik edilmelerini, üretim ile kalite ve standartlarını arttırmalarını, ürün geliştirmeye yönelik taleplerini karşılamalarını, istihdam yaratmalarını temin etmektir. Bu karardan en fazla 150 işçi çalıştıran ve bina hariç kanuni defterlerinde aktifleri toplamı 50 Milyar TL’yi aşmaması gerekmektedir.
KOBİ yatırımlarına uygulanacak destek kredileri : Yatırımları Teşvik Fonundan, Yatırım indirimi, makine ve teçhizat alımında KDV desteği, Vergi,Resim ve harç istisnasıdır.
3.3.2.8. Dünya Bankası Kaynaklı Krediler
Dünya Bankası kaynaklı kredilerin kullanım şekline dönüştürülmesi ile tek para birimi üzerinden borçlanma imkanı da getirilmiştir. Girişimci borçlanacağı döviz cinsini kendi belirlemekte, kredinin onanması, kullandırılması ve tahsisi bu döviz cinsinden gerçekleşmektedir. Dünya Bankası Kredileri, ihracata dönük yatırım projelerinin finansman ihtiyacının karşılanmasında kullandırıldığı gibi, bu işletmelerin işletme sermayesi ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla da kullandırılmaktadır. Yatırım kredileri 3yıl ödemesiz dönem dahil toplam 8 yıl vadeli olarak kullandırılmakta olup, kredi ile yurt dışından ithal olunacak makine ve ekipmanın %100’ü yurt içinden sağlanan tesisat ve malzemenin %50’si finanse edilmekte, yurt içinden temin olunan ekipmanın ithal malı olması halinde bu oran %70’e çıkmaktadır. Yurt dışından alınacak makine ve malın ithali banka tarafından açılan akreditifler ile gerçekleşmekte ancak kredi talebinin Dünya Bankası’na iletildiği tarihten 6 ay öncesine kadar, işletmenin kendi olanaklarıyla ithalini gerçekleştirdiği makine ve ekipmanın da finansmanı krediden sağlanmaktadır.
İşletme kredileri 5 yıl vadeli olup, finansmanın hammadde ve işletme malzemesi olarak yurt dışı ve yurt içinden temin ettiği malzemenin finansmanını sağlamak amacıyla efektif (döviz) olarak kullandırıldığı gibi, bu gibi malzemenin ithali için akreditif açılarak ta kullandırılabilmektedir.
Her iki krediye teminat olarak banka teminat mektubu veya taşınmaz ipoteği talep edilmekte, banka teminat mektubu, kullanılan döviz cinsinden ev krediyi %10 fazlasıyla karşılayacak tutarda alınmakta, ipotek ise yine kullanılan döviz üzerinden krediyi %50 fazlasıyla karşılayacak tutarda tesis edilmektedir.
3.3.2.9. Avrupa Yatırım Bankası
KOBİ’lerin Türkiye’de yeni yapacakları yatırımlarına finansman sağlamak , ekonomik büyümesine katkıda bulunmak ve imalat, tarıma dayalı sanayi, turizm sektörleri ile ilgili alanlarda yapacakları yatırımların finansmanı amaçlanmaktadır.Kredi de yalnızca yatırım kredisi tahsis edilmektedir.72
























SONUÇ

Değişen koşullar, Dünyanın neresinde olursak olalım, bizi birbirimiz daha iyi anlamaya ve işbirliğimiz arttırmaya zorunlu kılmaktadır. Eskiden Dünyayı, ülkeleri çeiştili parçalara bölen fikir ve ideolojiler, artık önemini yitirmeli, küreselleşme daha çok ağırlık kazanmalıdır. Bu bir prosestir. Bu süreçte, uluslar arası ticari ahlâka aykırı hareketlerde bulunarak, Küçük ve Orta Ölçekli İşetmelerin başarma azimlerini kırmak isteyenler olabilir.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansal sorunları ilk aşamada yani yatırım döneminde başlamakta ve işletmeni işleyişi sürecinde devam etmektedir. KOBİ’lerin finansman kaynakları sınırlı, kredi temini zor ve kredi faizleri bu işletmelerin gücüne oranla çok yüksektir. Küçük ve orta Ölçekli işletmenin sorunlarının temelinde finansman sorunları vardır. Türkiye’de finansman sorunlarının kaynağı ise hukuksal düzenlemeler ve mevzuatla ilgilidir.

KOBİ’lerin işişbirliği yapması engelleyen mevzuatın asgariye indirilmesi, hatta tamamen ortadan kaldırılması küçük ve orta ölçekli işletmelerin Türkiye’deki geleceği açısından büyük önem arz etmektedir. Hukuksal düzenlemelerin uluslar arası normlara uydurulması ülkeler arası hukuksal düzenleme farklarının ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu farklılıklar KOBİ’ler için başta finansal sorunlar olmak üzere birçok sorunları da beraberinde getirmektedir. Ülkesel farklılıklar uluslar arası ticaret ve işbirliğini engellemektedir.

Sonuç olarak ekonomiye canlılık ve esneklik kazandıran Türkiye Pazarında %96 gibi bir paya sahip olan Küçük ve orta ölçekli işletmelerin teşvikine daha fazla önem verilmeli, bu konuda girişimlerde bulunmalıdır. Türkiye‘de bu teşvik ve destekler yeteriz kalmakta KOBİ’leri finanse edememektedir. Unutulmamalıdır ki KOBİ’lerin uluslar arası pazarad rekabet edebilmesi, bunun ülkelerarası normlara uygun ve en iyi şekilde teşviki ile mümkün kılınabilir.




TABLOLAR

Tablo 1.1: İngiltere’de Faaliyet Alanlarına Göre İşletme Büyüklükleri 6
Tablo 1.2: Japonya’da Faaliyet Alanlarına Göre İşletme Büyüklükleri 7
Tablo 1.3: Dünya Bankası KOBİ Sınıflanması 8
Tablo1.4: OECD’de İşletme Büyüklükleri 8

Tablo 2.1.: KOBİ’lerin Ülke Ekonomilerindeki Yeri 22
Tablo 2.2.: Yıllara ve Büyüklüklerine Göre İmalat Sanayi İşletmeleri Dağılımı 23
Tablo 2.3.: İmalat Sanayiinde İşletme Büyüklüklerine Göre İşletme ve İşçi Sayısı 23
Tablo 2.4.: İmalat İşletme Büyüklüklerine Göre Yaratılan Katma Değer 24
Tablo 2.5.: Küçük ve Orta Ölçekli İşetmelerin Teknoloji Durumu 29
Tablo 2.6.: Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Pazarları 31

Tablo 3.1.: Öz Kaynak Kullanım Oranları 32
Tablo 3.2: KOBİ’lerde Kısa Vadeli Finansman Sorunlarının Dağılımı 37
Tablo 3.3: Türkiye Halk Bankasının Kullandırdığı İhtisas Kredileri 50

















ŞEKİLLER


Şekil 2.1. İşletme Ölçeği Ekonomik Kalkınma Aşamaları ve İstihdam İlişkisi 21 Şekil 2. 2. İşçi Sayısına Göre İşyeri Büyüklüğü 23



























KAYNAKÇA
AKTAR Ayhan; Kapitalizm Az Gelişmişlik ve Türkiye’de Küçük Sanayi, Alfa Yayınları No:143, İstanbul, 1990.

ALPUGAN Oktay; Küçük İşletmeler Kavramı Kuruluşu ve Yönetimi, KATÜ Yayını No:125, Trabzon,1989.

ALPUGAN Oktay; Türkiye’de Küçük ve Orta ölçekli işletmelerin Finansal Yapısı, Finansal Sorunları, Kosgeb Yayınları, Ankara, 1993.

AYPEK Nevzat; Sermaye Piyasası Aracı Olarak Risk Sermayesi ve Türk Sermaye Piyasasında Uygulanabilirliği, Ankara, 1995.

BAĞRIAÇIK Atilla; Dışa Açılma Sürecinde Küçük ve Orta Boy Firmalar, Dünya Yayınları No:44, Ankara, 1989.

BALAK Sedat; Küçük Sanayiinin Yerleşim Sorunları, “Küçük Sanayicinin Sorunları Semineri”, İTO Yayını No:1988-34, İstanbul, 1988.

BİAR; KOBİ’lerin Yatırım Kararları ve Yatırım Teşvikleri, BİAR Yayınları, Ankara,1992.

BOSTANCI Lütfi; Gümrük Birliği döneminde Yatırımlarda ve İhracatta Uygulanacak Teşvikler ve Devlet Yardımları Semineri, İTO Yayınları, İstanbul, 1996.

CEYLAN Ali; Küçük İşletmelerin Finansal Yönetimi ve Bursa Yöresinde Bir Uygulama, Bursa, 1982.

DİE; Türkiye İstatistik Yıllığı, 1997

ESİN Arif; XXI YY Ekonomilerde Doğru Bir Kalkınma Aracı Küçük ve Orta Boy işetmeler KOBİ-AT Örneği, İktisadi Kalkınma Vakfı Yayınları No:96, Ocak 1991.

GENÇ EKONOMİ; “Küçük ve Orta Boy İşletme Dünyası, Kasım, 1996.

GÜCELİOĞLU Ömer; KOBİ’lerin KOSGEB’den Beklentileri, Tes-Ar Yayınları No:13, Ankara, 1994.

HALKBANK; Mali Göstergeler, Ankara, 1997.

İKV; Avrupa Birliğinde Teşvik Sistemi İlkeler ve Uygulamalar, İKV: 127, İstanbul ,1994.

İTO; 1991 Yılı İstanbul Küçük Sanayi Kapasitesi Kullanım Araştırması, Yayın No:18, 1992.

KARALAR H.; Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerde Koordinasyon Sistemleri ve Araçları ve Türkiye’de Uygulanabilirlik Araştırması, Ankara, 1996.

KESİCİ İlhan; “KOS’ların Batı Ülkelerindeki Yeri Önemi ve BU işletmelerin Uluslar arası Pazardaki Rekabet Şansı”, ASO Dergisi, Sayı 115, Ankara, 1992.

KORUM Uğur; “Sanayi ve Ölçek Ekonomileri”, MPM Verimlilik Dergisi, sayı:1, 1980.

KOSGEB; Türkiye’de Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Finansal Yapısı Finansal Sorunları ve Teşvik Sistemi Çerçevesinde Uygulanabilir Çözüm Önerilerinin Geliştirilmesi, Ankara, 1993.

KOSGEB; Türkiye İmalat Sanayiinde Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Profili,

KOSGEB Yayınları, Ankara, 1997.

KOTAR Erhan ; Küçük İşletmelerin Tanımı, Önemi, Muhasebe Sorunları ve Çözüm Yolları, “İstihdam Yaratıcı Girişimler, Teknoloji Yenilikler ve Bölgesel Gelişme Uluslar arası Seminer”, Ankara,1995.

KULOĞLU Derya; Avrupa Topluluğunda Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Uygulama ve Politikalar, (Yayınlanmamış Master Tezi), Gazi Üniversitesi, Ankara, 1993.

MÜFTÜOĞLU; İşletme İktisadı, Ankara, 1989.

MÜFTÜOĞLU; Küçük İşletmelere Yönelik Devlet Politikaları, Ankara, 1993.

MÜFTÜOĞLU; Türkiye’de Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Ankara, 1996.

MÜFTÜOĞLU; Türkiye‘de Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, EGS Bank Yayınları, No:6, İstanbul, 1997.

MÜFTÜOĞLU; Türkiye’de Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Sorunlar Öneriler, II.Baskı, S. Yayınları Ankara, 1991.

OKTAV M., KAVAS A., vd.....; Orta ve Küçük İşletmelerde İhracata Yönelik Pazarlama Sorunları ve Çözüm Önerileri, TOBB Yayını No:176, Ankara, 1990.

ÖZDEMİR Mahmut; “ Türkiye’de Orta ve Küçük İşletmelerin Sorunları”, TOBB İktisat Dergisi, Sayı 7, Mart, Ankara, 1990.

ÖZDEMİR Muharrem; Finansal Yönetim, Ankara, 1997.

SARIASLAN Halil; Orta ve Küçük İşletmelerin Finansal Sorunları, TOBB Yayınları No:281-25, Ankara, 1994.

SARIASLAN Halil; Türkiye Ekonomisinde Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Ankara, 1996.

SARIASLAN Halil; Yatırım Projelerinin Hazırlanması ve Değerlendirilmesi, Turhan Kitapevi Ankara, 1989.

ŞENGEZER Ermukan; “Türk KOS’u İçin Uygun Büyüklük Tanımı”, ASO Dergisi, Sayı:115, Temmuz-Ağustos, 1991.

TES-AR; Türkiye Halk Bankası Tarafından Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler İle Esnaf ve Sanatkarlara Sunulan Krediler, Ankara, 1993.

TOBB; Ekonomide Küçüklerin Payı Azalıyor, Türkiye İktisat Gazetesi, 1993.

TOBB; Türkiye Ekonomisinde Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Ankara,1996.

TÜGİAD; 2000’li Yıllara Doğru Türkiye’nin Önde gelen Sorunlarına Yaklaşımlar, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, İstanbul, Eylül, 1995, s.60-61.

ULUDAĞ İlhan ; 1997 Yılında Finansal Kesimde Muhtemel Gelişmeler, İKV Yayınları, İstanbul, 1996.

ULUDAĞ İ., SERİN U.; Türkiye’de küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Yapısal ve Finansal Sorunlar ve Çözümler, İTO, İstanbul, 1991.

ÜRER Fatih ; Japonya’da Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelere Yönelik Ekonomik ve Sosyal Politika ve Tedbirlerin Türkiye Bakımından Değerlendirilmesi, DPT No:2085, ANKARA, 1985.

YERCİ Cahit; Maliye Dergisi, Nisan 1991.

YÖNEZER Nurhan; “1993 Başlarında Faizsiz Kredi”, Ekonomist Dergisi, Nisan 1992.

ALbaTRoS
25-01-2007, 18:48
1. KOBİ KAVRAMI VE KAPSAMI
KOBİ’ler, ülkemiz ekonomisinin dinamik birimleri olarak ekonomik ve
Sosyal sisteme olan katkıları nedeniyle, son yıllarda önem kazanmaya başlamışlardır.
Toplumun tüm kümesini kapsayan ve her yerleşim birimine yayılmış olan KOBİ’ler, gerek kendi iç yapıları gerekse de dış çevreden kaynaklanan pek çok sorunla iç içe yaşamaktadırlar.
Ülke ekonomisindeki durgunluk, yüksek enflasyon ve istikrarsızlık ve sık sık başvurulan değişen ekonomik tedbirler, sürprizleri genellikle tahmin edemeyen ve devlet tarafından yeterli danışmanlık hizmeti görülmeyen KOBİ’lerde başarısızlığa ve performans düşüklüğüne yol açabilmektedir. Bir kısmı bu sorunların üstesinden gelemeyerek ekonomik ortamdan çekilmekte, bir kısmı da yaşam mücadelesine devam edebilmektedir. Bununla birlikte, gelişmeleri ve değişmeleri yakından izleyebilen KOBİ’ler pek çok fırsatı değerlendirerek önemli avantajlar elde edip, büyüyüp gelişebilmektedirler.
KOBİ’lerin sorunları ile ilgili olarak yapılan araştırmalarda sürekli benzer sorunların ortaya konulması, bu işletmelerin yeterli ilgiyi görmediklerini göstermektedir. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de KOBİ’lere hak ettikleri değer ve önem verilmeli, başarısızlıklarına sebep veren etmenler iyileştirilebilmeli, özellikle finansal açıdan desteklenip, çeşitli vergi kolaylıkları sağlanabilmelidir.
Her bölgenin öncelikli faaliyet alanları belirlenip, başarılı olma şansları yüksek büyüme trendine girmiş işletmeler ve girişimciler saptanarak desteklenmeli, potansiyel girişimcilerin bulundukları bölgede iş sahibi olmaları sağlanmalıdır.
Girişimcilere altyapı ve danışmanlık hizmeti veren teknoparklar arttırılarak, tüm yurttaki KOBİ’lerin projelerinin hayata geçirilebilmesine destek olunmalıdır. Bu yolda üniversiteler ile iş birliğine gidilerek, faaliyetteki teknoparklar daha işlevsel kılınmalı, faaliyete geçecek olanlar ise hazırlandırılmalıdır.
AB’nin hazırladığı ve 1997-2000 yılları arasında geçerli olacak olan üçüncü çok yıllık programda yer aldığı gibi:
“KOBİ’lerin mali olanakları güçlendirilmeli, tabi oldukları bürokratik yapılanmalar basitleştirilmeli, finansman ortamları iyileştirilmeli, rekabet güçleri arttırılmalı, AR-GE hizmetleri sağlanmalı, eğitsel yardımlar verilmeli ve kısaca KOBİ girişimciliği desteklenmelidir.”
Bu bölümde KOBİ kavramı ve tanımı ile KOBİ tanımının gerekliliği konuları üzerinde durulmuştur.




4. KOBİ’LERİN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI
KOBİ’lerin büyük işletmeler karşısında, özelliklerinden kaynaklanan bir çok avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır.

4.1. KOBİ’lerin Avantajları
Ulusal ekonominin önemli bölümüne KOBİ2lerin sahip olması tarihsel bir rastlantı değildir. Bu durum, ne büyük firmalar tarafından oluşturulan yardımsever politikalar, ne de devletin KOBİ’lere yardım programlarının sonucu oluşmuş bir olgu değildir. KOBİ’ler bir çok durumda büyük firmalardan daha fazla avantajlara sahiptirler. Şimdiki büyük firmaların bir çoğu, dinamik lider tipleriyle iyi yönetilmesi sonucunda önceden birer KOBİ iken artık büyük bir firma haline gelmişleridir ( Szonyi, 1991, s.17).
Küçük bir işletmeye sahip olmak öncelikle büyük işletmelerle rekabet etmede girişimciye iki temel avantaj sağlayabilir. Bunlar; müşteri ve işletme personeli ile daha yakın ilişkiler içerisine ve pazarlama, üretim ve hizmet konularında büyük işletmelere göre daha esnek olabilmektir.
KOBİ girişimcileri, faaliyette bulundukları yerel