PDA

Tüm Versiyonu Göster : ruh çağırmanın hükmü


alemhoca
17-12-2005, 20:17
Ruh Çağırmanın Hükmü

Soru: İslam'a göre ruh çağırmanın hükmü nedir? Ruh göçüne (reenkarnasyona)

inanmanın hükmü nedir? Son zamanlarda bazıları insanları bu fikre davet

etmektedirler bu konuda ne diyorsunuz?

Cevap: Sorunun konusu akaidle ilgili olduğundan üzerinde önemle durulması

gerekmektedir.

Günümüzde bazı mihraklar, İslam akidelerine tamamen ters bazı meseleleri hiçbir

ilmi delile dayandırmadan çeşitli propaganda araçlarıyla yaymaya

çalışmaktadırlar. Ciddi bir İslami eğitimden yoksun olan Müslümanlar da bu

olumsuz propagandalardan ister istemez etkilenmektedirler. Bu tür yanlış

fikirlerden etkilenmemek için Müslümanların uyanık olup İslami ölçülere

dayanmaları gerekmektedir.

Bu kısa girişten sonra iki şıktan oluşan sorumuzun birinci şıkkı olan "ruh

çağırma" meselesi üzerinde duralım. Bazıları ruh çağırmayı ölülerin ruhları ile

ilişki kurup onlardan çeşitli konularda bilgi almak olarak tanımlamaktadır.

Ruhlarla ilişki kurduğunu iddia edenler, özellikle tanınmış velilerin, ilim

adamlarının ve peygamberlerin ruhlarıyla ilişki kurduklarını iddia edip elde

ettikleri bilgileri ölçü olarak kabul etmektedirler.

İslam alimlerinin ruh çağırma (spritizma) ile ilgili tespitleri şöyledir:

1. Üstad Said Nursi (r.aleyh)'in tespiti:

Said Nursi bu mesele hakkında özetle şöyle demektedir: "Bazı şahıslar spritizma

denilen ölülerle konuşma adı altında cinlerle konuştukları halde, bu konuşmayı

büyük evliyalara hatta peygamberlere atfetmektedirler. Eskiden kahinlik denilen

şimdi ise medyumluk olarak adlandırılan bu konuşmalar eğer İslam'a muhalif ise

bu kesinlikle konuşmanın kötü cinlerle yapıldığının ispatıdır."

Üstadın sözlerinden açıkça anlaşıldığına göre ruh çağırma bir çeşit kahinliktir.

Resulullah (s.a.s.) ise Müslümanları kahinlere başvurmaktan men etmiştir. Yine

kahinlikle ilgili olarak Buhari ve Müslim'in ittifakla rivayet ettikleri bir

hadisi şerifte Hz. Aişe Resulullah (s.a.s.)'den şöyle rivayet ediyor: "Birtakım

kimseler Resulullah (s.a.s.)'e kahinler hakkında ne buyurduğunu sordular.

Resulullah (s.a.s.): "Aslı yoktur" buyurdu. Onlar: "Ya Resulullah onlar bize

bazen bir şey söylüyorlar gerçek çıkıyor" dediler. Resulullah (s.a.s.): "O

gerçek söz cinlerin taşıdığı bir sözdür ki, onu görür dostu olan kahinin

kulağına ulaştırır. Kahinler de bu haberi yüz yalan ile karıştırır" cevabını

verdi." (1)

2. Allame Muhammed el-Hamid'in tespiti.

Büyük alim merhum Muhammed el-Hamid bu konuda şöyle demektedir: "Ruh çağırma

iddiası batıldır. Zira sahih bir hadiste (2) Resulullah (s.a.s.) Müminlerin

ruhlarının cennette bulunduğunu kafirlerin ruhlarının ise siccin denilen yerde

hapsedildiğini bildirmiştir. Ruh çağıranlara görünen şeytandan başka bir şey

değildir. Şeytanın askerlerinin çeşitli kandırma yöntemleri vardır. Cahiliye

döneminde şeytan putlara girerek putperestlerle konuşurdu. İslam tarafından

putlar ve putperestler ortadan kaldırıldıktan sonra, şeytanın askerlerinin

insanları kandırmak için başka yöntemlere başvurmaları mümkündür."

3. Said Havva'nın tespiti:

Said Havva ruh çağırma meselesi ile ilgili olarak özetle şöyle demektedir:

"19. ve 20. asırda maddeciliğin hayatın her yönünü kuşatması, insanların maddi

olmayan, gaybla ilgisi olan her şeye yönelmesine neden olmuştur. Bunun sonucu

olarak mahiyeti kesin olarak bilinmemekle beraber ruh çağırma olayı da

insanların yoğun ilgisini çekmiştir.

Eğer insanlar kitap, sünnet ve onlara dayanan içtihatları bilselerdi bu tür

vehimlere ihtiyaçları kalmazdı. Maddi olmayan fizik ötesi durumların mahiyeti

hakkında insanlar ihtilaf etmişlerse de varlıkları kesindir ve bu madde ötesinde

gaybi bir alemin var olduğunun kanıtıdır. Bazıları ruh çağırmayı tamamen inkar

ederken bazıları da onu hak ve batıla ölçü olacak şekilde değerlendirmiştir. Bu

iki bakış açısı da yanlıştır. Hatta peygamberlerin dışında herhangi bir insana

masumiyet isnat etmek, kitap, sünnet ve onlara dayanan içtihadın dışında

herhangi bir şeyi helal, haram kaynağı kabul etmek küfürdür. Hasan Eyüp:

"Allah'ın Peygamberleri Kitapları ve Kıyamet Günü" adlı risalesinde ruh çağırma

esnasında ortaya çıkan durumları cin ve şeytanların etkinlikleri olarak izah

etmiş ve bu durumları insan ruhuna isnad etmenin mümkün olmadığını söylemiştir.

Gönlün kabul edeceği de budur." (3)

4. Said Ramazan el-Buti'nin tespiti:

el-Buti, "Kubra'l-Yakiniyyat" adlı akaidle ilgili önemli kitabında özetle şöyle

söylemektedir: "Adetleri, yalan söyleyip başkalarının akıllarını çelmek olan

kötü insanlar olduğu gibi böyle davranan cinler de mevcuttur. Ruh çağırma

neticesinde seninle konuşan şahsın, azgın bir şeytan olmadığını nereden

bileceksin? Büyüklük ve peygamberlik iddia eden çoğu sapık ve delilerin ortaya

attıkları ahmaklıkların kaynağının bu şeytanlar olduğunu bilmiyor musun? Evet

ruh vardır. Fakat ruhların doğru olmaları zorunlu değildir." (4)

Yukarıda adları geçen İslam alimlerinin tespitlerinde "ruh çağırma" olayı bazen

cinlere bazen de şeytanlara dayandırılmıştır. Bu farklılıkta herhangi bir

çelişki yoktur. Çünkü tercih edilen kavle göre şeytan da cinlerdendir. Hatta

Adem (a.s.) insanların babası olduğu gibi şeytan da cinlerin babasıdır. (5)

Yukarıda geçen bütün bu tespitlerden anlaşılıyor ki ruh çağırma olayı cinlerle

ilişki kurma olarak adlandırılan kehanetten başka bir şey değildir. Ölmüş olan

bir insanın ruhu ile ilişki kurulamaz. Dolayısıyla bu yolla elde edilen bilgiler

de hak, batıl ölçüsü olarak alınamaz. Yukarıdaki sahih hadiste geçtiği gibi

bütün malumatlar bazı doğru bilgiler içerse de bunun bir kaç misli yalan bilgi

ihtiva etmektedir.

Sorunun ikinci şıkkı "ruh göçü (reenkarnasyon)"dür. İslami kaynaklarda buna

"tenasüh" denmiştir. Tenasuh, ruhun bir bedenden diğer bir bedene geçmesidir.

(6) Bu sapık fikir, İslam'dan önce eski Mısırlılarda, Yunanlarda ve bazı

Yahudilerde mevcuttu. İslam tarihinde de Kaderi ve Rafizi'lerin bazı gulat

(aşırı) kısımlarında ortaya çıkmıştır. (7)

Tenasuh fikrinin, başta haşr inancı olmak üzere İslam'ın temel inanç esaslarına

ters düştüğü için İslam'la bağdaşması mümkün değildir. (8) Buna göre bu görüşe

sahip olanların veya onu kabul ederek davet edenlerin Müslüman olamayacakları

açıktır. Allah (c.c.) bizleri ve tüm İslam ümmetini bu tür sapıklıklardan

korusun.

Dipnotlar



1.Müslim (39/35) Kitabu's-Selam, Kehanet babı, Hadis no: 2228

2.Muhammed Hamid, Rudud ala Ebatil, C. 1, Sh. 212, Sayda, 1977

3.Said Havva, el-Esas, Akaid kısmı, C. 2, Sh. 777, Mısır, 1992

4.Said Ramazan el-Buti, Kubra'l-Yakiniyyat, Sh. 283, Daru'l-Fikr, Şam, H. 1402

5.Taberi Tefsiri, Kehf suresi, 50. ayetin tefsiri

6.Seyyid Şerif Curcani, Ta'rifat, Sh. 68. İstanbul, tarihsiz

7.el-Bağdadi, el-Fark beyne'l-Fırak, Sh. 272, Beyrut, 1990

8.el-Bağdadi, el-Fark beyne'l-Fırak, Sh. 232-270; Kubra'l-Yakiniyyat, Sh.

314-316

ilteroctive
24-03-2006, 15:32
Eline saglik tesekkurler...

alemhoca
12-04-2006, 20:05
bi şey değil kardeş.

● ~ мυяaт ~ ●
02-05-2006, 23:38
saol kardeş

ForumTURKA.Net