SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL


PDA

Tüm Versiyonu Göster : Kisilik


ALbaTRoS
11-01-2007, 11:00
KİŞİLİK

Kişiyi başkalarından farklı kılan ve toplumsal ilişkilere içinde gözlemlenebilen örgütlü ruhsal, bedensel işlevsel özellikler bütünü.
Kişiler arasındaki benzerlik ve farklılıkları saptamak, bir dizi benzerlik ya da farklılığın bir kalıp ya da model halinde nasıl örgütlendiğini araştırmak amacıyla değişik kişilik kuramları geliştirilmiştir. Eski Yunan’da, kişinin bedensel ve ruhsal sağlığını suyuk adı verilen 4 beden sıvısı arasındaki dengeye bağlı olduğu ve her kişilik özelliğinin bir suyuktan kaynaklandığı kabul edilirdi. Buna göre kan heyecanlı, kara safra melankolik, sarı safra öfkeli, balgam kayıtsız kişilik özelliklerine yol açıyor ve bu sıvıların vücutta ki oranı ruh durumunu belirliyordu.
Çağdaş kuramlar; Tip, nitelik, durum, özellik ve davranış kuramları gibi başlıklar altında toplana bilen çağdaş kişilik kuramlarında, çoğunlukla tekil özelliklerden yola çıkarak genellemelere gitme eylemi ağır basar.
Tip kuramlarında kişilik beden yapısına göre sınıflandırılır. Alman psikiyatr Ernst Kretschmer’in öncülük ettiği bu kuram, 3 temel beden tipine (somatotip) dayanır. Geniş gövdeli, kısa kol ve bacaklı, şişmanlama eğilimindeki kişilerin oluşturduğu piknik tip, Kretschmer’in klinik gözlemlerine göre manik – depresif psikoza ve siklotimi denen duygusal dalgalanmalara yatkındır. Bunun karşıtı olan astenik tipin özelliği ince uzun gövde, uzun kol ve bacaklar, kilo almama eğilimidir; astenik tipler şizofreniye yatkındır. Geniş omuzlu ve dar kalçalı atletik tipler ise ruh ve akıl hastalıklarına en az yatkın olan kişilerdir. Daha sonra tanımlanan displastik tip, bu 3 tipin hiçbirine tam uymayan karışık beden özellikleri gösterir. Önceleri ilgi gören, hatta popüler bir nitelik kazanan bu sınıflandırma, bedensel özelliklerle kişilik arasında kesin bir bağlantı olmadığı gerekçesiyle giderek terk edilmiştir.
Durum kuramları ya da analitik kuramlar Sigmund Freud’un psikanaliz kuramından türemiştir. Bu kuruma göre kişilik üst benlik, benlik ve ilkel benlik denilen ruhsal katmanlara ayrılır ve bunlar arasında ki etkileşimin sonucu olarak gelişir. Çoğunlukla cinsel içerik taşıyan biyolojik kökenli dürtüler de bu etkileşimde belirleyici bir rol oynar. Kişilik gelişiminin tümüyle bilinç dışı süreçlerle açıkladığı, tarihsel ve toplumsal koşulları göz ardı ettiği gerekçesiyle eleştirilmesine ve çeşitli değişikliklere uğramasına karşın bu yaklaşım, çağımızın en etkili ve popüler kişilik kuramlarındandır.
Carl G. Jung da, Freud’unki kadar kapsamlı bir kişilik kuramı geliştirmemekle birlikte, gene bilinç dışı öğelere ağırlık vermiş ve bu kavramı daha da geliştirerek, kolektif bilinç dışı kuramını ortaya atmıştır. Jung’a göre kolektif bilinç dışı insanın ortak fiziksel ve davranışsal özelliklerini belirler; kişi bilinçli “aklı” ile kendini tanır, ama kolektif bilinç dışı onun tarihi ve bilinçsiz olan yanıdır. Öte yandan kişi, Jung’un persona adını verdiği bir tür maske aracılıyla kişiliğin bilinç dışı öğelerini dışa vurmaksızın toplumda kabul görebilir.
Alfred Adler, Freud ile Jung’un toplumsal etkenleri dışta bırakan kişilik kuramlarına karşı bireysel psikolojinin öncülüğünü yaptı. Kendi kişilik kuramında insanın gücünü ve bilinçli etkinliğini vurgulayarak eksiklik duygusunun giderilmesine yönelik çabaların kişilik gelişimine temel olduğunu öne sürdü. Bu çabalar olumlu yönde geliştiğinde kişiliğin de olumlu nitelikler kazanacağını yoksa saldırgan dürtülerin gelişeceğini savundu. Kendini gerçekleştirme adını verdiği bu sürecin adı topluma uyum sağlama ve kabul görmeydi.
ABD’li psikolok Henry A.Muray, kişiliğin gereksinimler içinde oluştuğunu öne sürdü. Onun hazırladığı gereksinimler listesi, kişiliğin istatistik yöntemleriyle çözümlenmesine yönelik testlerin temelini oluşturdu. Bu testlerin bilinç dışı davranışları ortaya çıkarma amacı taşıması, kişiliğinde bilinç dışı süreçlerinin ürünü olduğu savına yol açmıştır.
ABD’li psikolok Gordon W.Allport kişiliği tümüyle bireysel ve tekil özelliklerden oluşan bir bütün olarak ele aldı. Ona göre insan davranışı değişmeyen, tümüyle öznel ve tekil kişilik özelliklerince belirleniyordu.
ABD’li psikolog William McDougall’ın kişilik özellikleri (trait) kur***** göre ise kişilik, kalıtsal (birincil) ve öğrenilmiş (ikincil) özellikler bütünüdür. Kişilik özelliklerini tek tek ele almaya dayanan bu yaklaşımlar sonucu 1936 larda, faktör analizi denen istatistiksel yöntem ortaya çıktı. Test verilerinin ölçümü sonucunda faklı “faktör” ler, yani iddacı candan, duygusal, vicdanlı gibi kişilik özellikleri belirleniyordu. Faktör analizinin amacı bu tür kişilik özelliklerinin olabildiğince değişmez bir biçimde sınıflandırılması ve bunun kişiliklerin gruplara ayrılmasında ya da psikiyatrik tanıda kullanılmasıydı.
Kişiliğin toplumsal boyutu; Kişilik sorunu tartışmalarının temelini, kişisel ile toplumsal olan arasındaki fark ve ilişkiler oluşturur. Deneyici kuramlar kişiliği öznel, toplumsal olandan bağımsız, değişmez özellikler bütünü biçimde ele alırken, diyalektik kurumlar kişiliği, öznel olanın toplumsal olanla etkileşimi içinde gelişen ve yaşam boyu değişim gösteren bireysel özellikler olarak nitelendirir.
İnsanın amacı, eylemleri ve kimliği, bu tartışmanın bir başka boyutudur. Eğilim, gereksinim, ilgi ve ülküler insanın amacını oluşturur. Belirli bir etkinliğe olan eğilim ve ilgi sonucunda belli gereksinimler ortaya çıkar. Çocuklukta oyunla başlayan ve giderek işe dönüşen etkinliğe yönelik ilginin belirmesinde toplumsal etkenlerin rolü büyüktür. Eylemler ise ilgiye yönelik belirli beceri ve yeteneklerin sonucudur. Ürün verici bir işin doğması gereksinimleri artırır, çeşitlendirir, değiştirir ve böylece yeni ilgi alanları ile ülküler belirir; yetenekler yeniden gelişir ve artar. Dolayısıyla insanın amacı ve eylemin açıklanması da toplumla ve topluma sunulanla geri besleme ilişkisi içinde sürekli değişim gösterir.
İnsanın kimliğini ise mizaç karakter kavramlarıyla birlikte ele almak gerekir. Mizaç kişiliğin dinamik yanını oluşturur. Bir yandan tez canlılık, atılganlık gibi özelliklerle etkinliğin hızını belirlerken, duygusal etki, etkileşimdeki kalıcılık ve güçlülüğü de içerir. Mizacın hareket ve duygu alanında ki bu ikili özelliği, beyin kabuğu ile beyin sapı arasında ki yapısal ilişkinin dengesine bağlıdır. Rus fizyolog İvan Pavlov, beyin kabuğunda oluşan uyarılma ve ketleme süreçlerine göre mizacı güçlülük, dengelilik, hareketlilik çizgisi içinde 4 tipe ayırır.
1- Güçlü, dengeli, hareketli – canlı tip
2- Güçlü, dengeli, hareketsiz – sakin, yavaş tip
3- Güçlü, dengesiz engelsiz tip
4- Zayıf tip

Kişinin dış dünya, toplum, toplumsal değer yargıları ve başka insanlarla ilişkilerinde toplumun kişiye vermiş olduğu değer biçiminde tanımlanabilen karakter, yapısal ve kalıtsal bir nitelik taşımaz, çevre koşullarınca belirlenir. Toplumsal ve kişisel açıdan önemli olan koşul ya da davranışlar arasında ki uyum, karakteri önemli ölçüde etkiler. Ödev ve sorumluluk içinde belirlenen bu etki tutum ve davranışlara yansır; güdülenim süresince giderek alışkanlık biçimine bürünür. Toplumsal ve kişisel davranışlar arasındaki çelişkinin derinleşmesi sonucunda dış dünya ile çatışmalı karakter oluşur.

SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL

ForumTURKA.Net