SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL


PDA

Tüm Versiyonu Göster : Ölçüdeki Tek Referans


ALbaTRoS
08-01-2007, 22:02
Ölçüdeki Tek Referans

“Hakikaten Allah’ın Resulü’nde sizler için,
Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı bekleyenler ve Allah’ı çok zikredenler için en mükemmel bir numûne vardır.”


(Ahzab, 33/21)



Yaşadığımız hâdiseleri anlamak, açıklamak ve yorumlayabilmek için bir kıstasa, doğru ve hassas ölçülere ihtiyacımız vardır. Belirli hassasiyette îmâl edilen terazilerle, belli bir hata payında ölçme yapılabilir. Günlük hayatta kullanılan tartı veya ölçü âletlerinde bu hatalar, standardize edildiğinden kabul edilebilir nispetlerdedir. Bir başka ifadeyle, aldığımız 1,5 metre kumaşın 1,51 metre veya 1,49 metre olması bizim için çok da önemli değildir. Bakkal terazisi ile altını tartmadığımız gibi, hassasiyeti yüksek altın terazisi ile de elma tartmayız. Ancak hayatın değişik sahalarında farklılaşan hata nispetlerini kabul etme hassasiyetimizin alt ve üst sınırları vardır. Meselâ pazardan aldığımız iki kilogram meyvenin, eve geldiğimizde 1,5 kilogram tartıldığını fark edersek satıcıya kızarız.

İyi ölçme yapabilme, üretim, barış ve adalet için vazgeçilmez bir husustur. Doğru ölçme, ürünün kalitesi ve toplumun ahlâkı ile doğrudan bağlantılıdır. Ölçümleri mânâlı ve değerli kılan husus, referans mesabesinde standarda sahip bir cihazla ölçümlerin yapılmasıdır. Bu yüzden referans standart, güvenli ve doğru ölçümler yapabilmek için gereklidir.Yapılan ölçme, referans standarda ne kadar yakın ise, o kadar hassas ve doğru ölçüm yapılmış demektir. Bir ölçme, kalibre edilmiş cihazlarla gerçekleştirilse dahi, bu esnada meydana gelebilecek hataların en aza indirilmesi ve kişiden kişiye değişebilecek neticelerin olmaması gerekir. Bunun için işlemin belirli kurallar dâhilinde gerçekleştirilmesi de önemlidir. Ölçmelerin nasıl ve hangi şartlar dâhilinde yapıldığını/yapılacağını gösteren yazılı standartlar üreten milletler arası ve millî kuruluşlar vardır. Türk Standartları Enstitüsü (TSE) millî bir referans standart merkeziyken; ISO (International Standart Organisation) milletler arası standartlar üreten bir kuruluştur. Günümüzde her sektöre ait standartlar oluşturulmuştur. Sektörlerin kendi sahasında geçerli olan standartları yakalaması, hattâ daha da hassas hâle getirmesi mecburî hâle gelmiştir. Bunun en önemli faydalarından biri, ülke içinde ve dünyada yapılan ölçümlerin, kişiye veya ülkelere bağlı kalmaksızın aynı güvenilirlik ve kalitede gerçekleştirilebilir olmasıdır.

Ölçümler, en alt seviyede (en kaba) ölçüm yapan cihazdan onun kalibre edildiği ve bulunduğu muhitte referans alınan daha yüksek doğruluğa sahip çalışma standardına, oradan daha üst seviyedeki başka bir standarda ve en son bütün ölçümler için referans olan en üst seviyedeki birinci seviye (primer) standarda bir silsile hâlinde bağlanır. Bu bağlama işlemine, ortaya konan ürünlerin ve davranışların ‘izlenebilirlik seviyesi’ adı verilir. Başlangıç standartı, belirli bir sahada, en mükemmel ve en yüksek doğruluktaki referans standarttır. Bir ülke içinde yapılan ölçümler, milletler arası ve millî standartlar referans alınarak gerçekleştirilir ve milletler arası münasebetlerde birinci standarda olan yakınlık seviyesine göre değerlendirme yapılır. Meselâ metrik sistemle gerçekleştirilen uzunluk ölçümlerinin izlenebilirlik seviyeleri, başlangıç standardı referans alınarak gerçekleştirilirse, hem ölçümlerde güvenilirlik problemi yaşanmaz, hem de yapılan ölçüm dünya çapında statü kazanır.

Peki ya insan!
Basit bir ölçümde dahi, birinci standarda göre, en alt seviyedeki standart bir üst seviyedeki standarda benzetilmeye çalışılarak izlenebilirlik sağlanmaya çalışılıyorsa, nasıl olur da en güzel sûrette yaratılan insan, bir referans olmaksızın hayatını tanzim edebilir? İnsaniyetin ölçüsü, yaptığı işler ve davranışlar için benzemeye çalışacağı ve en mükemmel derecede örnek alabileceği birinci standarda ne ölçüde uyup uymadığıdır. İnsanlara önder olarak gönderilen binlerce peygamber, bir alt hassasiyetten daha üst hassasiyete yükselme adına, benzemeye çalışacağımız referanslardır. Müslüman için Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sas), izlenebilirlik zincirinin en üst halkasını teşkil eden birinci standarttır. Peygamber Efendimiz (sas) yemesinden uyumasına, alışverişinden aile hayatına, liderlikten kulluğuna kadar her yönüyle, insanlık için yegane referans standarttır. O (sas), her şeyiyle mükemmeldir ve bizlere önder olarak gönderilmiştir. Bu yüzden tutum ve davranışlarımız noktasından Peygamber Efendimiz’e (sas) benzemeye çalışmak, her Müslüman’ın hayatının gâyesi olmalıdır. Tartıdan çalan pazarcıya durumu fark ettiğimizde sorduğumuz gibi, bu hayatın Gerçek Sahibi, ölçüye uymayanları tartıdan çaldığı için sorguya çekecektir. Referans standarda göre yaşanmamış ölçüsüz bir hayat, kıymetini bulamamış bir hayattır.

Nasıl bir ölçüm cihazının karmaşık yapısı hassas bir referansa göre kalibre edilmedikten sonra bir değer ifade etmiyorsa, insanın da ünvan sahibi, zengin ve akıllı olması, Peygamberimiz’e (sas) benzemeye çalışmadığı müddetçe bir mânâ ifade etmemektedir. Nasıl iyi malzeme kullanılarak yapılmış bir ürün bile, iyi ölçme sistemi kullanılmaksızın ortaya çıkarıldığında, kıymetsiz veya düşük kıymetli oluyorsa, benzer şekilde insanın para, mevki, bilgi, dış görünüş, makam, akıl-zekâ, sağlam vücut gibi birtakım değerlere sahip olması da, örnek referans standardı yoksa, çok fazla kıymet ve mânâ taşımamaktadır. İnsanın Allah karşısındaki değeri, ancak birinci dereceden referans standart olan Peygamber Efendimiz’e (sas) benzemeye çalışmasına ve ölçülü bir hayat yaşamasına bağlıdır.

Âyet ve hadîsler, Müslümanın hayatını tanzim eden referans standartlardır. Müslümanlar olarak bu standartlara uyduğumuz ölçüde iyi birer kul ve toplum için örnek insanlar olabiliriz. Allah (cc), Kur’ân-ı Kerîm’de; “Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve Peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve Peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz...” (Âl-i İmrân, 3/53) şeklinde insana hitap etmektedir. Bu âyet, Risale-i Nurlarda 11. Lem’a 10. Nüktede; “Allah’a (cc.) imanınız varsa, elbette Allah’ı seveceksiniz. Madem Allah’ı seversiniz; Allah’ın sevdiği tarzı yapacaksınız: sevdiği tarz ise: Allah’ın sevdiği zât’a benzemelisiniz. Ona benzemek ise, ona ittibâ etmektir (uymaktır). Ne vakit ona ittibâ etseniz, Allah da sizi sevecek. Zaten siz Allah’ı seversiniz, tâ ki Allah da sizi sevsin.” şeklinde tefsir edilmiştir. İnsanlık için birinci referans standart olan Peygamberimiz’e (sas) benzemek, dünya ve âhiret saadetine kavuşmamıza vesile olacaktır.

SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL

ForumTURKA.Net