green day
26-12-2006, 19:21
"Eve Giden Yol"
Ne çok emek harcanmış, ne çok zahmet çekilmiş bir yapım "Eve Giden Yol"... Filmin geçtiği mekanlardan, I. Dünya Savaşı sahnelerinden, sanat yönetiminden bunu görüp de takdir etmemek mümkün değil. Ancak iş burada bitmiyor:
Filmin senaryosu üzerinde yeterince durulsa ve diyalogların anlaşılabilirliğini sağlayacak kadar yardımcı oyuncularla çalışılsa sonuç başarılı olabilirdi. Oysa "Eve Giden Yol" dramatik yönden anlam veremediğimiz birbirinden kopuk sekanslarla ilerliyor. Çekimde, kurguda her ne olursa olsun izleyiciye baştan sona ve bütün öğeleriyle tutarlı bir bütün sunmak, zaman sırasına göre akan bir öyküde sıçramaları ve çelişkileri gidermek bir filmin olmazsa olmazı.
"Eve Giden Yol" yağ çıkarmak için zeytin ezen işçilerin şiirsel görüntüleriyle açıldığında birden hevesleniyorsunuz. Zeytinyağı presinin bulunduğu köye yapılan eşkıya baskını, I. Dünya Savaşı öncesi Osmanlı'nın otoritesinin zayıflamasının bir sonucu. Film, kaotik ortamda feodal ilişkiler, entrikalar ve bir aşk öyküsüne odaklanıyor. Masalsı bir düğüm var ortada: Kahramanımız Mahmut, Servet Ağa'nın güzel kızına aşık. Ağa bunu hakaret sayıyor. Reşat Ağa'nın eşkıyalık da yapan, ırz düşmanı oğlu Halit, Safiye'ye tutulunca Mahmut'u hileyle savaşa gönderiyorlar. Mahmut'un savaştaki öyküsü araya kahraman Osmanlı-küstah İngiliz karşılığına dayanan hamasi klişeler serpiştirilerek anlatılıyor.
Mahmut'un serüveni sinemanın sık kullandığı Odyssea modeliyle anlatılıyor: Esir düşüyor, İngilizlerden kaçıyor, eski arkadaşlarına rastlıyor, nedendir bilinmez kaçak diye idama mahkum ediliyor, ona kocasıymış gibi davranan bir kadın tarafından kurtarılıyor... Her şey öylesine birbirinden ve bağlamdan kopuk, çok sayıda karakter öyle bir kültür karmaşası içinde ki bunlara anlam verebilmek için çırpınıyor zihnimiz. Askerlerin farklı aksanları yeterince vurgulanmadığı için diyalogları anlamakta da güçlük çekiyoruz.
Masalsı serimi, karmakarışık düğümü ve aceleye getirilmiş çözümüyle, tarihi misyonu somutlaşamadığı için bilgilendirici ya da fikir verici olmayan "Eve Giden Yol" düş kırıklığı yaratıyor.
[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]
Ne çok emek harcanmış, ne çok zahmet çekilmiş bir yapım "Eve Giden Yol"... Filmin geçtiği mekanlardan, I. Dünya Savaşı sahnelerinden, sanat yönetiminden bunu görüp de takdir etmemek mümkün değil. Ancak iş burada bitmiyor:
Filmin senaryosu üzerinde yeterince durulsa ve diyalogların anlaşılabilirliğini sağlayacak kadar yardımcı oyuncularla çalışılsa sonuç başarılı olabilirdi. Oysa "Eve Giden Yol" dramatik yönden anlam veremediğimiz birbirinden kopuk sekanslarla ilerliyor. Çekimde, kurguda her ne olursa olsun izleyiciye baştan sona ve bütün öğeleriyle tutarlı bir bütün sunmak, zaman sırasına göre akan bir öyküde sıçramaları ve çelişkileri gidermek bir filmin olmazsa olmazı.
"Eve Giden Yol" yağ çıkarmak için zeytin ezen işçilerin şiirsel görüntüleriyle açıldığında birden hevesleniyorsunuz. Zeytinyağı presinin bulunduğu köye yapılan eşkıya baskını, I. Dünya Savaşı öncesi Osmanlı'nın otoritesinin zayıflamasının bir sonucu. Film, kaotik ortamda feodal ilişkiler, entrikalar ve bir aşk öyküsüne odaklanıyor. Masalsı bir düğüm var ortada: Kahramanımız Mahmut, Servet Ağa'nın güzel kızına aşık. Ağa bunu hakaret sayıyor. Reşat Ağa'nın eşkıyalık da yapan, ırz düşmanı oğlu Halit, Safiye'ye tutulunca Mahmut'u hileyle savaşa gönderiyorlar. Mahmut'un savaştaki öyküsü araya kahraman Osmanlı-küstah İngiliz karşılığına dayanan hamasi klişeler serpiştirilerek anlatılıyor.
Mahmut'un serüveni sinemanın sık kullandığı Odyssea modeliyle anlatılıyor: Esir düşüyor, İngilizlerden kaçıyor, eski arkadaşlarına rastlıyor, nedendir bilinmez kaçak diye idama mahkum ediliyor, ona kocasıymış gibi davranan bir kadın tarafından kurtarılıyor... Her şey öylesine birbirinden ve bağlamdan kopuk, çok sayıda karakter öyle bir kültür karmaşası içinde ki bunlara anlam verebilmek için çırpınıyor zihnimiz. Askerlerin farklı aksanları yeterince vurgulanmadığı için diyalogları anlamakta da güçlük çekiyoruz.
Masalsı serimi, karmakarışık düğümü ve aceleye getirilmiş çözümüyle, tarihi misyonu somutlaşamadığı için bilgilendirici ya da fikir verici olmayan "Eve Giden Yol" düş kırıklığı yaratıyor.
[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]