green day
26-12-2006, 19:20
Marmara depremini yaşadıktan sonra içimize düşen o korku geçmek bilmiyor. En küçük sarsıntıda bile ortak bir kabus görüyoruz: Yaşadığımız yer başımıza yıkılmış. Sevdiklerimizle birlikte yıkıntı altında kalmışız... Ölmeden mezara girmişiz. Bu imgeyi ustalıkla lehine çeviriyor "Küçük Kıyamet".
Özellikle anneler; 1999'da günlerce evlerinden içeri girmek istemeyen, çocuklarıyla otomobillerde, çadırlarda yatan kadınlar acı çekiyor büyük deprem varsayımından. Dünyaya getirdiklerinin sorumluluğunu duyan kadınların travmasının metafizik öğeler karıştırılmış film versiyonu "Küçük Kıyamet".
Bilge'yi Boğaz sırtlarında, uzaktan köprülerden birini gören bir sitede, kucağında oğlu, yanında küçük kızıyla günbatımını izlerken görüyoruz. Gece ailece yemek yiyorlar. "Küçük Kıyamet" adlı sergisine hazırlanan ablası, ergenlik çağındaki iki çocuğunu Bilge'ye bırakıyor. Ertesi sabah internetten araştırıp tatil için Fethiye'ye yola çıkmayı planlıyorlar.
Deprem Bilge'yi, iki çocuğunu, bakıcıları Filiz'i, kocası Zeki'yi ve yeğenlerini uykuda yakalıyor. Uzun ve şiddetli sarsıntı biter bitmez hazır duran bavullarını kapıp kör karanlıkta yola düşüyorlar. Ama internetten kiralanan villa, önceden belirtilmeyen mezarlık manzarası, sivrisinekleri, akrepleri, başıboş köpekleri ve tuhaf bekçisiyle umdukları yer değil...
Türe aşina sinemaseverler, filmi daha bu noktada çözmüştür. Yaratıcıları da filme 16'ncı yüzyılda meydana gelen büyük İstanbul depreminin halk arasındaki adını vererek bir gizem yaratmaktan çok, korkularımızı depreştirip ilgi çekmeyi amaçlamış besbelli.
Taylan Biraderler ve "Okul"da da birlikte çalıştıkları senarist Doğu Yücel, zaman zaman toplumsal bir histeriye varan bir ortak korku paydasının samimi bir payını vermektense gerilim-korku türüne hakimiyetlerini kanıtlayan bir gövde gösterisi yapmayı tercih etmişler.
Teknik yönden gayet başarılı olan "Küçük Kıyamet" bilinçaltına atılan kaygıların, acıların birer yansımasını gördüğümüz bir kabus sinemasıyla iki dünya arasına sıkışmış ruhların Azrail'le mücadelesinin bol referanslı bir karmasını sunuyor. Bir yanıyla psikolojik bir yanıyla metafizik ölüm kalım savaşını, güncelliği dolayısıyla oldukça ticari olabilecek deprem çerçevesinde estetize ediyor.
[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]
Özellikle anneler; 1999'da günlerce evlerinden içeri girmek istemeyen, çocuklarıyla otomobillerde, çadırlarda yatan kadınlar acı çekiyor büyük deprem varsayımından. Dünyaya getirdiklerinin sorumluluğunu duyan kadınların travmasının metafizik öğeler karıştırılmış film versiyonu "Küçük Kıyamet".
Bilge'yi Boğaz sırtlarında, uzaktan köprülerden birini gören bir sitede, kucağında oğlu, yanında küçük kızıyla günbatımını izlerken görüyoruz. Gece ailece yemek yiyorlar. "Küçük Kıyamet" adlı sergisine hazırlanan ablası, ergenlik çağındaki iki çocuğunu Bilge'ye bırakıyor. Ertesi sabah internetten araştırıp tatil için Fethiye'ye yola çıkmayı planlıyorlar.
Deprem Bilge'yi, iki çocuğunu, bakıcıları Filiz'i, kocası Zeki'yi ve yeğenlerini uykuda yakalıyor. Uzun ve şiddetli sarsıntı biter bitmez hazır duran bavullarını kapıp kör karanlıkta yola düşüyorlar. Ama internetten kiralanan villa, önceden belirtilmeyen mezarlık manzarası, sivrisinekleri, akrepleri, başıboş köpekleri ve tuhaf bekçisiyle umdukları yer değil...
Türe aşina sinemaseverler, filmi daha bu noktada çözmüştür. Yaratıcıları da filme 16'ncı yüzyılda meydana gelen büyük İstanbul depreminin halk arasındaki adını vererek bir gizem yaratmaktan çok, korkularımızı depreştirip ilgi çekmeyi amaçlamış besbelli.
Taylan Biraderler ve "Okul"da da birlikte çalıştıkları senarist Doğu Yücel, zaman zaman toplumsal bir histeriye varan bir ortak korku paydasının samimi bir payını vermektense gerilim-korku türüne hakimiyetlerini kanıtlayan bir gövde gösterisi yapmayı tercih etmişler.
Teknik yönden gayet başarılı olan "Küçük Kıyamet" bilinçaltına atılan kaygıların, acıların birer yansımasını gördüğümüz bir kabus sinemasıyla iki dünya arasına sıkışmış ruhların Azrail'le mücadelesinin bol referanslı bir karmasını sunuyor. Bir yanıyla psikolojik bir yanıyla metafizik ölüm kalım savaşını, güncelliği dolayısıyla oldukça ticari olabilecek deprem çerçevesinde estetize ediyor.
[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]