SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL


PDA

Tüm Versiyonu Göster : Mart ayında erkekler de bir farklı oluyor(muş)


CLick_BreaK
25-12-2006, 18:51
Mart ayında erkekler de bir farklı olur!
[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]
[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.];ta sadece kediler dama çıkmıyor. Erkek vücudunda da tam bu dönemde bir farklılık başlıyor. Zira vücut sıcak sevmeyen spermleri en çok kış ayında üretip, depoluyor. Tabii ki boşa üretmiyor, depo dolunca doğanın çağrısına her sağlıklı erkek kendince bir cevap veriyor!

[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]
14.12.2006

Üremede kadınların en büyük handikapı yaş... Ama doğa eşitsizliği sevmiyor. Erkeklerin de zayıf karnı var, o da testisleri! Üreme organları dışarıda, yani korunması daha zor. Biraz fazla mı sıcakta kaldılar, bir dert. Sperm sayısı düşüyor. Malum bölgeye darbe mi aldılar, baba olmaları riske giriyor... Aslında bunları dünkü yazımızda Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aydın Arıcı ile konuşmuştuk. Ama yarıda kalmıştı. Şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz.

SPERM SAYISI AZSA...
Hocam dün spermler sıcak sevmez demiştiniz...
Evet. Sıcak sperm sayısını azaltır. Bunun kesinlikle etkisi vardır. Hatta sperm sayısı mevsimlere göre iniş çıkış gösterir. Spermler 3 ayda üretilir. Yaz aylarını, yani Haziran, Temmuz, Ağustos gibi sıcak ayları takip eden aylarda tüm erkeklerin sperm sayısında hafif bir azalma olur. Kış aylarını, yani Aralık, Ocak, Şubat’ı takiben de, Mart, Nisan gibi sperm sayısında artış olur. Dikkat ederseniz doğada da, özellikle memeli hayvanlarda üretkenlik bu aylarda olur. Yani soğuk ayları takiben... Çünkü doğadaki sperm sayısı da o aylarda yükselir. Mesela kediler, özellikle Mart ayında çiftleşmek isterler. Dama çıkarlar...

2 ay 10 gün sonra da yavruları olur...
Sanırım... Artık tabii ki insanlar üzerinde mevsimsel değişiklikler o kadar etkili değil. Isıyı kendimiz kontrol edebiliyoruz. Kışın evimizi ısıtıyoruz, yazın soğutuyoruz. Ama buna rağmen yine de sperm sayısında düşüş ya da artışlar görülüyor. Dün de bahsettiğimiz gibi, bazı meslek grupları var ki, onlarda sperm sayısı düşüyor. Mesela uzun yol şoförlerinde. Sürekli oturdukları için... İşte biz o kişilere, eğer böyle bir sorun varsa, mesleklerini değiştirmelerini bile tavsiye edebiliyoruz. Aslında günümüzde bütün bunlar biraz ikincil duruma düştü. 15 yıl önce önemliydi. Şimdi değil. Eğer erkeğin sperm sayısı biraz düşmüşse, biz bu sorunu aşılamayla hemen tedavi edebiliyoruz.

Mevsimsel olarak sperm sayısı ne kadar düşebiliyor?
Yüzde 20 kadar.

Bu büyük bir rakam değil mi hocam?
Eğer erkeğin 100 milyon spermi varsa, 80 milyona düşebilir. Sorun değil. Ama 15 milyon spermi varsa ve 12 milyona düşüyorsa bu önemli olabilir.

Yani o zaman tıbbi yardım gerekebilir...
Tabii. Eğer sperm sayısı ve hareketliliği az miktar düşmüşse, o erkeklerin eşlerinin de tüpleri açıksa, yumurtlamalarında da bir sorun yoksa aşılama tedavisi öneriyoruz. Ama sperm sayısı çok düşükse o zaman mikroenjeksiyon yöntemiyle tüp bebek yapmak gerekiyor.

Tarımsal ilaçlar ve radyasyon kadında kısırlığa yol açıyor
Peki hocam ya kadınlar? Onların da böyle sperm gibi, yumurta sorunları var mı? Üreme organları çarpmayla, vurmayla zarar görür mü?
Kız çocuklarında iyi olan taraf genital organlar korunma altındadır, zaten karnın içindedir. O yüzden de öyle çarpmayla, vurmayla kolay kolay yumurtalıklara, rahme zarar gelmez. Ama onların da dikkat etmesi gereken şeyler var. Özellikle beslenme açısından kimyasal maddelerden uzak durmaları gerekir, yumurtalıkların da böyle bir hassasiyeti var. Radyasyon ışınlarına karşı hassastır, kimyasal maddelere karşı hassastır.

Kimyasal maddelerden kastınız nedir?
Örneğin tarımsal ilaçlar. Tarlalarda böcek veya otların temizlenmesi için kullanılan bir sürü ilaç var. Onlar tehlikeli...

Kimyasal ilaçlar sebze meyvenin çekirdeğine kadar işliyor. O yüzden iyi yıkamak da fayda etmez deniyor. Doğru mu?
Bu bazı ilaçlar için doğru. Öyle kimyasal maddeler var ki, örneğin sivrisinek ilaçları... Faydaları var, sivrisinekleri öldürüyorlar, sıtmayı önlüyorlar. Ama öte yandan içlerindeki kimyasal maddeler bitkiye geçiyor... Bitkiden o bitkiyi yiyen böceklere geçiyor... Sonra o böceği tavuklar yiyor, tavuklara geçiyor... Ardından siz o tavuğu yiyorsunuz, size geçiyor veya balık yiyorsunuz balıktan geçiyor.

MEYVE SEBZEYİ ÇOK İYİ YIKAMAK GEREK
O zaman organik gıdaları mı tercih etmeliyiz?
Evet. Ama yediğiniz meyve ve sebze organik değilse, o zaman da çok iyi yıkamanız gerek. Dediğiniz gibi çoğu zaman çekirdeğin içine kadar işliyor kimyasal madde ama en azından iyi yıkayarak dışarda kalabilecek olan kimyasallardan arındırmış olursunuz. Tabii bir de toplum sağlığı açısından bu kimyevi ilaçlamaların çok kontrollü yapılması ve yapılacaksa da zehir oranı daha az kimyasallar kullanılması gerekiyor. Amerika’ya ilk gittiğimde çok şaşırmıştım. Marketten ilaç alıp sıkıyordum, haşerelerin hiçbiri ölmüyordu. Türkiye’den götürmeye başladım. Bir sıkıyordum, 6 ay evde haşere olmuyordu. Sonra öğrendim ki, Türkiye’de üretilen haşere ilaçlarının içindeki kimyasallar muazzam zehirliymiş. Amerika’da kullanımları da yasaklanmış. Onlar toplum sağlığı için içlerinde daha az zehirli kimyasal madde olanları kullanıyorlar. Tabii etkileri de daha hafif oluyor. Yani ilaç haşerenin kökünü kurutmuyor ama ortalıktan temizliyor.

Bu tür ilaçlar bir kadında üretkenliği ne kadar etkiler?
Burada süreklilik önemli... Bir kez, iki kez maruz kalınmakla bir şey olmaz. Ama uzun yıllar bu gibi maddelerin etkisi altında kalınmışsa, örneğin Çernobil gibi nükleer atıkların olduğu bölgelerde oturuluyorsa, tehlikeli. Radyasyon ve kimyasal artıkların bir veya iki kez önemli bir etkisi olmaz. Ama düşük dozda bile olsa sürekli maruz kalmanın etkisi çok önemlidir.

Sigara içmek menopozu 3 yıl erkene çekiyor
40 yaşındaki bir kadın her an menopoza girebilir değil mi?
Hayır. Bu yaş menopoza girmek için erken. Ama yumurtalığın iki fonksiyonu vardır; biri östrojen hormonu üretmek, diğeri de yumurta üretmek. Klasik olarak östrojen hormonunun üretimi durduğu an menopozdur. Ve bu durum kabaca 50 yaşında gerçekleşir. Birçok faktör bunu kontrol eder; annenin menopoz yaşı, sigara içilip içilmemesi gibi... Eğer sigara içiliyorsa, diyelim ki günde 1 paket, bu aşağı yukarı menopozu 3 yıl erkene çeker. İki paket içiliyorsa 5 yıl erkene çeker. Bunun yanısıra kimyasal maddelere ve radyasyona maruz kalınmışsa da erken menopoz olabilir. Çernobil’de oldu.

Peki stres etkili olur mu?
Bunun ispatı çok zor. Ama bilimsel olarak baktığınızda olabilir mi, evet olabilir. İnsanlara 20 yıl stres çektirip de, çekmemiş olanlarla karşılaştıramıyoruz. Ama bildiğimiz bir şey var; kan stres durumunda belirli organlardan çekilir, belirli organlara gider. Beyne daha çok gider mesela.

Yani hayati organlara?
Evet. Hayati organlara gider, hayati olmayan organlara kan devranı azalır. Dolayısıyla yumurtalık hayati olmayan bir organ. Aslında üreme fonksiyonları vücudumuzun en lüks fonksiyonu. Yani vücudunuz mükemmel çalışacak ki, bir sonraki jenerasyonu üretebilin. Sizin kafanızdaki dertler çoksa ve beyniniz de o dertleri çok algılıyorsa, böyle bir kadında yumurtlama işlemi durur. Birçok erkekte de stresten zaten ereksiyon olmaz. Olsa bile, sperm üretimi düşer.

Soya sütü erkekliği etkiliyor mu?
ABD’de Minnesota Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre, soya sütü ve soyalı gıdalar, erkek çocukların vücudundaki kadınlık hormonu olarak da bilinen östrojen oranını artırıyor. Uzmanlara göre soya sütü ile beslenen erkek çocuklar, günde 5 doğum kontrol hapı almakla eşit östrojen hormununa maruz kalıyor. Soya, bitkilerde bulunan “pitoöstrojen” adlı bir kimyasal madde yönünden çok zengin bir sebze. Bir bebeğin cinsiyeti, anne karnında aldığı östrojen hormununa göre şekilleniyor. Yani östrojen fazla salgılandığında bebek kız, az salgılandığında ise erkek oluyor.

YETİŞKİNLERE ETKİSİ YOK
Bebeklerin gelişimi, doğduklarından sonra da sürdüğü için, soya sütü ile beslenen erkek bebeklerde östrojen fazlalığı ileride cinsel organın küçük olması, hormonal bozukluklar gibi sorunlara neden olabiliyor. Kız bebeklerde ise etkisini, erken yaşta adet görmeyle gösterebiliyor.

Ancak uzmanlar, soya sütü ve soyalı ürünlerin yetişkin erkeklerde aynı etkiyi yaratmadığını da açıkladı. Ayrıca, soya sosları, sütün ve soyalı gıdaların aksine mayalandıkları için aynı sorunlara yol açmıyor.

KAYNAK: Sciensnews

Sünnet AIDS riskini yarıya indiriyor
AMERİKAN Ulusal Sağlık Ensitütüsü (NIH) tarafından yapılan geniş bir araştırmaya göre, sünnet olmanın AIDS’e karşı koruduğu bilimsel olarak da kanıtlandı. AIDS hastalığının yüksek olduğu Kenya ve Uganda’da toplam 5 bin erkek üzerinde yapılan araştırma, sünnet olmanın erkeklerde AIDS’e karşı yüzde 50 oranında koruma sağladığını ortaya koydu. Araştırmalar, bilim adamlarını o kadar tatmin etti ki, NIH araştırmayı belirlenen süreden önce sona erdirerek, erkek katılımcıların hepsini sünnet ettirdi.

AFRİKALILAR İÇİN ŞART
Araştırmanın liderliğini üstlenen Dr. Anthony Fauci, sünnetin artık AIDS’e karşı koruduğunun kanıtlandığını ve Afrika’da AIDS salgınını durdurmak için önemli bir yöntem olduğunu söyledi. Ancak Fauci, sünnet olmanın tek başına bu hastalığa karşı koruma sağlamadığını, diğer korunma yöntemlerinin de kullanılmasının şart olduğunun altını çizdi.

SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL

ForumTURKA.Net