..HıRÇıN..
13-08-2006, 11:01
Her gece ölüyor, her sabah diriliyor muyuz?
İki şey asla ihmal edilmemelidir. Okumak ve düşünmek.
Evet okumayı, düşünmeyi ihmal eden adamın hayatını
doğru yaşaması, yaşadığı olayları doğru yorumlaması zordur.
Hazine üstünde oturup da dilenen yoksul adamdan farksızdır
durumu.Nitekim her gece yatağına yatarken bir bakıma ölür,
her sabah kalkarken de yine bir bakıma dirilir; ama yine de
sorar.Kim gidip de gelmiş öbür alemden? Gidip de
dönen var mı?Halbuki başkalarını bırak, kendisi gidiyor,
hem de her gece.Yine kendisi geliyor, hem de her sabah.
Ama gel gör ki, düşünme olmayınca, kendi yaşadığını
yorumlayıp da ‘benim hayatımda bile vardır her
gece ölmek,her sabah da dirilmek’ diyemiyor,
halini ve hayatını gözden geçiremiyor.Belki de insanın
bu türlü dalgınlığından olacak ki,Efendimiz (sas)
Hazretleri her gece yatağına uzanacağı sırada
bizleri düşündüren duasını şöyle yapıyor.Bismikellahümme
emûtü–ve ehyâ!Beni öldürüp dirilten Allah’ımın ismi ve izniyle
yatıyorum yatağıma.Sabah kalkarken de aynı gerçeği hatırlatan
şu duayı okuyor:–Elhamdülillâhillezî ehyana ba‘de mâ emâtena
ve ileyhinnüşûr.Beni öldürdükten sonra tekrar dirilten.Allah’a hamd
olsun.Bir gün en son ölüm ve dirilişle ona döneceğiz elbette.
Yatarken kalkarken yaptığı bu manidar dualarıyla bizleri ikaz ve
irşat eden Efendimiz (sas), her gece ölmüş sayılıp her sabah
da yeniden dirilmiş olmayı düşünmemizi tavsiye etmiş oluyor.
Ama bu ikaz ve irşadı kim anlar, kim yorumlar! Elbette
okuyan ve düşünen insan.Okuma yoksa, düşünme mevcut
değilse, her gece gidecek,her sabah da gelecek; ama yine de
sormaya devam edecek.Kim gitmiş de gelmiş oradan?
Var mı gidip de dönen?Yaşadığını yorumlamayan
adam şunu da ekliyor sorusuna.Ölen insana kabirde azap
olurmuş,mümkün mü?Bunu soran adam her gece rüyasında
çeşitli azaplar görüyor,işkencelere maruz kalıyor, bazan
da güzellikler seyrederek uyanıyor. Ama yine de soruyor.
Kabir azabı nasıl olur, mümkün mü?Halbuki Rabb’imiz
insana bu dünyada ölmeyi, dirilmeyi,kabirde azap görmeyi,
zihnine yaklaştıracak olaylar yaşatıyor, aklına kapı açıyor;
ama iradesini de elinden almıyor, düşünmesini istiyor.
Buna rağmen düşünmeyen adam hâlâ soruyor.Var mı giden
gelen,azap gören?Gariptir ki bunu söyleyen adam,o gece yine
ölecek,o sabah yine dirilecek, gece yine korkulu rüyalar görecek.
Yine de omuzlarını silkip dudaklarını bükecek.Demek ki sebepsiz
değilmiş Efendimiz (sas)’in ikazı.Tefekkürü saatin–hayrun min ibadeti senetin.
Bir saat tefekkür (düşünmek), bir sene (nafile) ibadetten hayırlıdır
ALINTIDIR..
İki şey asla ihmal edilmemelidir. Okumak ve düşünmek.
Evet okumayı, düşünmeyi ihmal eden adamın hayatını
doğru yaşaması, yaşadığı olayları doğru yorumlaması zordur.
Hazine üstünde oturup da dilenen yoksul adamdan farksızdır
durumu.Nitekim her gece yatağına yatarken bir bakıma ölür,
her sabah kalkarken de yine bir bakıma dirilir; ama yine de
sorar.Kim gidip de gelmiş öbür alemden? Gidip de
dönen var mı?Halbuki başkalarını bırak, kendisi gidiyor,
hem de her gece.Yine kendisi geliyor, hem de her sabah.
Ama gel gör ki, düşünme olmayınca, kendi yaşadığını
yorumlayıp da ‘benim hayatımda bile vardır her
gece ölmek,her sabah da dirilmek’ diyemiyor,
halini ve hayatını gözden geçiremiyor.Belki de insanın
bu türlü dalgınlığından olacak ki,Efendimiz (sas)
Hazretleri her gece yatağına uzanacağı sırada
bizleri düşündüren duasını şöyle yapıyor.Bismikellahümme
emûtü–ve ehyâ!Beni öldürüp dirilten Allah’ımın ismi ve izniyle
yatıyorum yatağıma.Sabah kalkarken de aynı gerçeği hatırlatan
şu duayı okuyor:–Elhamdülillâhillezî ehyana ba‘de mâ emâtena
ve ileyhinnüşûr.Beni öldürdükten sonra tekrar dirilten.Allah’a hamd
olsun.Bir gün en son ölüm ve dirilişle ona döneceğiz elbette.
Yatarken kalkarken yaptığı bu manidar dualarıyla bizleri ikaz ve
irşat eden Efendimiz (sas), her gece ölmüş sayılıp her sabah
da yeniden dirilmiş olmayı düşünmemizi tavsiye etmiş oluyor.
Ama bu ikaz ve irşadı kim anlar, kim yorumlar! Elbette
okuyan ve düşünen insan.Okuma yoksa, düşünme mevcut
değilse, her gece gidecek,her sabah da gelecek; ama yine de
sormaya devam edecek.Kim gitmiş de gelmiş oradan?
Var mı gidip de dönen?Yaşadığını yorumlamayan
adam şunu da ekliyor sorusuna.Ölen insana kabirde azap
olurmuş,mümkün mü?Bunu soran adam her gece rüyasında
çeşitli azaplar görüyor,işkencelere maruz kalıyor, bazan
da güzellikler seyrederek uyanıyor. Ama yine de soruyor.
Kabir azabı nasıl olur, mümkün mü?Halbuki Rabb’imiz
insana bu dünyada ölmeyi, dirilmeyi,kabirde azap görmeyi,
zihnine yaklaştıracak olaylar yaşatıyor, aklına kapı açıyor;
ama iradesini de elinden almıyor, düşünmesini istiyor.
Buna rağmen düşünmeyen adam hâlâ soruyor.Var mı giden
gelen,azap gören?Gariptir ki bunu söyleyen adam,o gece yine
ölecek,o sabah yine dirilecek, gece yine korkulu rüyalar görecek.
Yine de omuzlarını silkip dudaklarını bükecek.Demek ki sebepsiz
değilmiş Efendimiz (sas)’in ikazı.Tefekkürü saatin–hayrun min ibadeti senetin.
Bir saat tefekkür (düşünmek), bir sene (nafile) ibadetten hayırlıdır
ALINTIDIR..