Kanuni45
10-08-2007, 13:01
Malik bin Sa'saa r.a anlatiyor:
Resulullah (s.a.v) söyle buyurdular:
Ben Kâbe-i Muazama'da iki kisinin arasinda uyku ile uyaniklik arasinda yatmakta iken, içi îman ve hikmetle dolu, altindan bir legen getirdiler. Bogazimdan karnima kadar gögsümü yardilar. Zemzem suyu ile yikayip, îman ve hikmetle doldurdular. Katirdan küçük merkepten ise büyük, burak denilen bir hayvan getirdiler. Cibril Aleyhisselâm ile beraber gittik.
Birinci kat semâya gelince:
-Kim o? denildi,
Cibril a.s.:
-Cebrâil, diye cevap verdi.
-Yanindaki kim? denildi.
Cebrâil de:
-Muhammed, dedi.
-Ona, buraya gelme daveti gönderildi mi? denildi.
Cebrâil:
-Evet, dedi.
-Hos geldi, O ne güzel bir misafirdir, denildi.
Bunu takiben Adem aleyhisselâma geldim, selâm verdim,
-Hos geldin, salih peygamber salih ogul! dedi.
Ben:
-Bu kim ey Cibril? diye sordum.
O da:
-Bu, Adem aleyhisselâmdir. Saginda ve solunda gördügün bu kalabaliklar evlâdlarinin ruhlaridir. Sagindakiler cennetlik, solundakiler ise cehennemliklerdir. Bunun için sagina baktigi zaman gülüyor, soluna baktigi zaman agliyor, dedi.
Sonra ikinci semaya geldik.
-Kim o? denildi.
Cebrâil:
-Ben Cebrail, dedi.
-Yanindaki kim? denildi.
Cebrail:
-Muhammed, dedi.
-Ona, buraya gelme daveti gönderildi mi? denildi.
Cebrail:
-Evet, dedi.
-Hos geldi, ne güzel bir misafir geldi! denildi.
Bunu takiben Isa ile Yahya Peygamberlere rastladim. Her ikisi de:
-Hosgeldin kardesimiz hosgeldin ey peygamber! dediler.
Sonra, üçüncü kat semaya geldik.
-Kim o? denildi.
-Cebrail, diye cevap verildi.
-Yanindaki kim? diye soruldu.
-Muhammed, diye cevap verildi.
-Ona buraya gelme daveti gönderildi mi? diye soruldu.
Cebrail:
-Evet, dedi.
-Hos geldi, ne güzel bir misafir geldi, denildi.
Bunu müteakip Yusuf aleyhisselâm'a rastladim. Selâm verdim;
-Hos geldin kardes ve Peygamber, dedi.
Sonra dördüncü semaya geldik.
-Kim o? denildi.
-Cebrail, diye cevap verildi.
-Yanindaki kim? diye soruldu.
-Muhammed, diye cevap verildi.
-Ona, buraya gelme daveti gönderildi mi? diye soruldu.
-Evet, diye cevap verildi.
-Hos geldin, ne güzel misafir geldi! denildi.
Bunun takiben îdris aleyhisselâma rastladim. Selâm verdim.
-Hos geldin, kardes ve Peygamber, dedi.
Sonra besinci kat semaya geldik.
-Kim o? denildi.
-Cebrail, diye cevap verildi.
-Yanindaki kim? diye soruldu.
-Muhammed,'diye cevap verildi.
-Ona, buraya gelme daveti gönderildi mi, denildi.
-Evet, diye cevap verildi.
-Hos geldi, ne güzel bir misafir geldi, denildi.
Bunu müteakip Harun aleyhisselâma rastladik. Kendisine selâm verdim.
-Hosgeldin, kardes ve Peygamber! dedi.
Sonra altinci semaya geldik.
-Kim o? denildi.
-Cibril, diye cevap verildi.
-Yanindaki kim? diye soruldu.
-Muhammed, denildi. .
-Ona buraya gelme daveti gönderildi mi? diye soruldu.
-Evet, denildi.
- Hos geldi, ne güzel bir misafir geldi! denildi.
Bunu takiben Musa aleyhisselâma rastladim ve selâm verdim.
-Hos geldin, kardes ve Peygamber! dedi.
Kendisinden ayrilinca aglamaya basladi.
Hazreti Allah tarafindan kendisine:
-Niye agliyorsun? diye soruldu.
Musa aleyhisselâm:
-Ey Rabbim, benden sonra Peygamber olan bu gencin ümmetinden cennete benim ümmetimden daha çok insanlar girecektir, bunun için agliyorum, dedi.
Sonra yedinci semaya geldik.
-Kim o? denildi.
-Cibril, diye cevap verildi.
-Yanindaki kim? diye soruldu.
-Muhammed, diye cevap verildi.
-Ona, buraya gelme daveti gönderildi mi? Hos geldi, ne güzel misafir geldi! denildi.
Bunu takiben Ibrahim aleyhisselâma rastladim. Selâm verdim.
-Hos geldin ogul ve Peygamber! dedi.
Hemen bana Beytü'l Mâmur gösterildi. Cibril'e sordum. O da:
-Bu, Beytü'l Mâmur'dur. Her gün yetmis bin melek orada namaz kilar ve çikarlar. Çikanlar da bir daha artik oraya dönmezler, dedi.
Bana Sidretü'l Müntehâ agaci da gösterildi. Bir de baktim ki, bu agacin meyveleri meshur Hacer beldesinin büyük destileri, yapraklari da fillerin kulaklari büyüklügünde idi. Altindan dört nehir akiyordu. Bunlarin ikisi bâtin, ikisi zahir idi. Cibril'e bu nehirleri sordum. O da:
-Bâtin, yani içe ait iki nehir cennette, zahir yani disa ait iki nehir de Nil ile Firat'tir, dedi.
Sonra o kadar yüksege çikarildim ki orada mukadderati yazan kalemlerin sesini isitir oldum.
Sonra üzerime elli vakit namaz farz kilindi. Döndüm. Musa aleyhisselâma gelince, bana:
-Ne oldu? diye sordu.
-Üzerime elli vakit namaz farz kilindi, dedim.
Musa aleyhisselâm:
-Ben insanlari senden daha iyi bilirim, Israil Ogullari ile çok ugrastim. Senin ümmetinin bu elli vakit namaza gücü yetmez. Rabbine dön ve bu namazlari azaltmasini niyaz et! dedi.
Döndüm. Niyazda bulundum. Allahü Teâlâ bunlari kirka indirdi. Sonra yine Musa aleyhisselâma geldim. Ayni seyi söyledi. Döndüm. Allahü Teâlâ namazlari otuza indirdi. Yine ayni sey tekrarlandi. Döndüm, Allahü Teâlâ namazlari yirmiye indirdi. Yine ayni sey oldu. Döndüm, Allahü Teâlâ namazlari ona indirdi. Yine Musa aleyhisselâma geldim, ayni seyi söyledi. Döndüm, Allahü Teâlâ namazlari bes vakte indirdi. Yine Musa aleyhisselâma geldim.
-Ne yaptin? dedi.
-Allah namaz vakitlerini bes vakte indirdi, dedim. Musa aleyhisselâm yine gidip, daha da indirmesi için Allah'a niyaz etmemi söyledi ise de ben:
-Hayir, razi oldum, dedim.
Bunun üzerine Allah tarafindan bir nida geldi. Farzim kesinlesmistir. Kullarima gereken kolayligi yaptim. Her iyi amel karsiliginda da on sevab verecegim.
Resulullah (s.a.v) söyle buyurdular:
Ben Kâbe-i Muazama'da iki kisinin arasinda uyku ile uyaniklik arasinda yatmakta iken, içi îman ve hikmetle dolu, altindan bir legen getirdiler. Bogazimdan karnima kadar gögsümü yardilar. Zemzem suyu ile yikayip, îman ve hikmetle doldurdular. Katirdan küçük merkepten ise büyük, burak denilen bir hayvan getirdiler. Cibril Aleyhisselâm ile beraber gittik.
Birinci kat semâya gelince:
-Kim o? denildi,
Cibril a.s.:
-Cebrâil, diye cevap verdi.
-Yanindaki kim? denildi.
Cebrâil de:
-Muhammed, dedi.
-Ona, buraya gelme daveti gönderildi mi? denildi.
Cebrâil:
-Evet, dedi.
-Hos geldi, O ne güzel bir misafirdir, denildi.
Bunu takiben Adem aleyhisselâma geldim, selâm verdim,
-Hos geldin, salih peygamber salih ogul! dedi.
Ben:
-Bu kim ey Cibril? diye sordum.
O da:
-Bu, Adem aleyhisselâmdir. Saginda ve solunda gördügün bu kalabaliklar evlâdlarinin ruhlaridir. Sagindakiler cennetlik, solundakiler ise cehennemliklerdir. Bunun için sagina baktigi zaman gülüyor, soluna baktigi zaman agliyor, dedi.
Sonra ikinci semaya geldik.
-Kim o? denildi.
Cebrâil:
-Ben Cebrail, dedi.
-Yanindaki kim? denildi.
Cebrail:
-Muhammed, dedi.
-Ona, buraya gelme daveti gönderildi mi? denildi.
Cebrail:
-Evet, dedi.
-Hos geldi, ne güzel bir misafir geldi! denildi.
Bunu takiben Isa ile Yahya Peygamberlere rastladim. Her ikisi de:
-Hosgeldin kardesimiz hosgeldin ey peygamber! dediler.
Sonra, üçüncü kat semaya geldik.
-Kim o? denildi.
-Cebrail, diye cevap verildi.
-Yanindaki kim? diye soruldu.
-Muhammed, diye cevap verildi.
-Ona buraya gelme daveti gönderildi mi? diye soruldu.
Cebrail:
-Evet, dedi.
-Hos geldi, ne güzel bir misafir geldi, denildi.
Bunu müteakip Yusuf aleyhisselâm'a rastladim. Selâm verdim;
-Hos geldin kardes ve Peygamber, dedi.
Sonra dördüncü semaya geldik.
-Kim o? denildi.
-Cebrail, diye cevap verildi.
-Yanindaki kim? diye soruldu.
-Muhammed, diye cevap verildi.
-Ona, buraya gelme daveti gönderildi mi? diye soruldu.
-Evet, diye cevap verildi.
-Hos geldin, ne güzel misafir geldi! denildi.
Bunun takiben îdris aleyhisselâma rastladim. Selâm verdim.
-Hos geldin, kardes ve Peygamber, dedi.
Sonra besinci kat semaya geldik.
-Kim o? denildi.
-Cebrail, diye cevap verildi.
-Yanindaki kim? diye soruldu.
-Muhammed,'diye cevap verildi.
-Ona, buraya gelme daveti gönderildi mi, denildi.
-Evet, diye cevap verildi.
-Hos geldi, ne güzel bir misafir geldi, denildi.
Bunu müteakip Harun aleyhisselâma rastladik. Kendisine selâm verdim.
-Hosgeldin, kardes ve Peygamber! dedi.
Sonra altinci semaya geldik.
-Kim o? denildi.
-Cibril, diye cevap verildi.
-Yanindaki kim? diye soruldu.
-Muhammed, denildi. .
-Ona buraya gelme daveti gönderildi mi? diye soruldu.
-Evet, denildi.
- Hos geldi, ne güzel bir misafir geldi! denildi.
Bunu takiben Musa aleyhisselâma rastladim ve selâm verdim.
-Hos geldin, kardes ve Peygamber! dedi.
Kendisinden ayrilinca aglamaya basladi.
Hazreti Allah tarafindan kendisine:
-Niye agliyorsun? diye soruldu.
Musa aleyhisselâm:
-Ey Rabbim, benden sonra Peygamber olan bu gencin ümmetinden cennete benim ümmetimden daha çok insanlar girecektir, bunun için agliyorum, dedi.
Sonra yedinci semaya geldik.
-Kim o? denildi.
-Cibril, diye cevap verildi.
-Yanindaki kim? diye soruldu.
-Muhammed, diye cevap verildi.
-Ona, buraya gelme daveti gönderildi mi? Hos geldi, ne güzel misafir geldi! denildi.
Bunu takiben Ibrahim aleyhisselâma rastladim. Selâm verdim.
-Hos geldin ogul ve Peygamber! dedi.
Hemen bana Beytü'l Mâmur gösterildi. Cibril'e sordum. O da:
-Bu, Beytü'l Mâmur'dur. Her gün yetmis bin melek orada namaz kilar ve çikarlar. Çikanlar da bir daha artik oraya dönmezler, dedi.
Bana Sidretü'l Müntehâ agaci da gösterildi. Bir de baktim ki, bu agacin meyveleri meshur Hacer beldesinin büyük destileri, yapraklari da fillerin kulaklari büyüklügünde idi. Altindan dört nehir akiyordu. Bunlarin ikisi bâtin, ikisi zahir idi. Cibril'e bu nehirleri sordum. O da:
-Bâtin, yani içe ait iki nehir cennette, zahir yani disa ait iki nehir de Nil ile Firat'tir, dedi.
Sonra o kadar yüksege çikarildim ki orada mukadderati yazan kalemlerin sesini isitir oldum.
Sonra üzerime elli vakit namaz farz kilindi. Döndüm. Musa aleyhisselâma gelince, bana:
-Ne oldu? diye sordu.
-Üzerime elli vakit namaz farz kilindi, dedim.
Musa aleyhisselâm:
-Ben insanlari senden daha iyi bilirim, Israil Ogullari ile çok ugrastim. Senin ümmetinin bu elli vakit namaza gücü yetmez. Rabbine dön ve bu namazlari azaltmasini niyaz et! dedi.
Döndüm. Niyazda bulundum. Allahü Teâlâ bunlari kirka indirdi. Sonra yine Musa aleyhisselâma geldim. Ayni seyi söyledi. Döndüm. Allahü Teâlâ namazlari otuza indirdi. Yine ayni sey tekrarlandi. Döndüm, Allahü Teâlâ namazlari yirmiye indirdi. Yine ayni sey oldu. Döndüm, Allahü Teâlâ namazlari ona indirdi. Yine Musa aleyhisselâma geldim, ayni seyi söyledi. Döndüm, Allahü Teâlâ namazlari bes vakte indirdi. Yine Musa aleyhisselâma geldim.
-Ne yaptin? dedi.
-Allah namaz vakitlerini bes vakte indirdi, dedim. Musa aleyhisselâm yine gidip, daha da indirmesi için Allah'a niyaz etmemi söyledi ise de ben:
-Hayir, razi oldum, dedim.
Bunun üzerine Allah tarafindan bir nida geldi. Farzim kesinlesmistir. Kullarima gereken kolayligi yaptim. Her iyi amel karsiliginda da on sevab verecegim.