SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL


PDA

Tüm Versiyonu Göster : İKTİSATA giriş DERS NOTU


mobidek
29-06-2007, 15:33
1. Ekonomi (İktisat):İnsanların ve toplumun ihtiyaçlarını tatmin etmek için, toplam arz ve talep arasındaki dengenin sağlanmasına denir. Ekonomi, var olan ihtiyaçların giderilmesi için mal ve hizmetlerin ortaya konmasına yönelik tüm çabalardan oluşur.

Ekonomi, Para kullanarak veya kullanmayarak, inanalar arasında değiş tokuşa sebep olana faaliyetleri inceleri. İnsanların çeşitli mallar üretmek ve bunları tüketmek üzere toplumun çeşitli üyelerine dağıtmak için kıt ve sınırlı üretim kaynaklarının ne şekilde kullanıldığını inceler.

2. Nedret Kanunu: Kaynaklar sınırsız olsaydı hangi mal ve hizmetlerin, nasıl ve kimin için istihsal edileceği sorun olmayacaktı. Her mal sonsuz miktarda üretile bilseydi veya insana ihtiyaçları tamamen tatmin olsaydı, herhangi bir malın fazla üretilmesi veya emek ve maddenin uygun olmayan bir şekilde bileşimi bir sakınca oluşturmayacaktı. Herkes istediği şeylere , istediği kadar sahip olabilseydi, mal ve gelirlerin fertler ve aileler arasında ne şekilde dağıldı bir problem sayılmayacaktı.

3. İhtiyaç: İnsanları çalışmaya yönelten itici güçtür. Tatmin edilmediği, giderilmediği zaman sahibine hoşnutsuzluk, sıkıntı acı veren bir duygudur.

4. Talep: Herhangi bir anda, bir tüketicinin veya toplam tüketicilerin, belli bir maldan çeşitli fiyatlarda almak isledikleri miktarları gösteren bir çizelgedir. Talep, Fiyatın azalan bir fonksiyonudur.

Toplam Talep: Bireysel taleplerin toplamıdır. Teke tek tükenicilerin ve tüketim birimlerinin aile gibi, talebelerinin toplamından meydana gelir.
Talep eğrisi


Talebin Değişmesi









Grafikle Gösterme Yöntemiyle Talep Tahmini

5. Arz: Bir satıcının veya üreticinin arzı, belirli bi zaman süresi içinde, elinde bulundurduğu malın değişik fiyatları karşısında, piyasada bu maldan satmaya razı olduğu miktardır. Fiyatın artan fonksiyonudur.

Toplam Arz: Bir malın arzına etki yapan unsurların toplamı veya piyasa arzında gözlemlenir. Bireysel arzların toplamıdır.















Arz eğrisi -


6. Mal: Belirli bir ihtiyacı ve isteği doyurma özelliği bulunana ve değişime konu olan, dokunulur ve dokunulmaz niteliklerin oluşturduğu bir bütündür.
Hizmet: Tüketicinin ihtiyacını karşılamak ve tatmin etmek amacıyla üretilen, maddi olmayan, herhangi bir sahiplenmeyle sonuçlanmayan, tüketiciye sunulan faaliyetlerdir.
Serbest Mal: İnsanın yaşamı için hayati önem taşımasına karşın doğada bol miktarlarda bulunduklarından parasal değer taşımayan hava, yağmur, su, güneş ışığı gibi mallara denir.
Ekonomik Mal: İnsan gereksinimlerinin karşılanmasına yarayan ve genellikle parayla ya da başka mal ve hizmetle değişimi yapılan araçlara denir.

7. Ekonomik Faaliyet: Talebin arzuladığı mal ve hizmetlerin ortaya konması, bir yandan da tükenmek bilmeyen yeni ihtiyaçları giderici mal ve hizmetlerin üretilmesi amacıyla o toplum bireylerinin kişisel veya toplu harcadıkları çabadır.

Fayda: Mal ve hizmet üreterek insanların ihtiyaçlarını karşılamaktır.
Mal veya hizmetlerin ihtiyaçları giderme özelliğidir. Kullanma değeri olan birşeye faydalı, kullanma değeri olmayan bir şeye ise faydasız denilmektedir.

8. Değer:
Katma Değer (Added Value) :Bir malın üretiminin tüm aşamalarında satış fiyatından bir önceki aşamada yapılmamış ana tüketim harcamasının çıkarılmasından kalan miktardır.

9. Fiyat: Pazarlama karmasının dört karar değişkeninden biridir. Pazara dayalı ekonomilerde, arz ve talebi karşılaştırır. Mal veya hizmetin para karşılığındaki değeridir.
Fiyat Oluşması :

fiyat


F2 m2


F1 m1

Talep değişmesi miktar
Talep değişmesi talep eğrisinin tümüyle yer değiştirmesini ifade eder.
10. Üretim: Mal ve hizmet yaratmaktır . Beşeri ve maddi faktörlerin mal veya hizmete dönüşümüdür. Zaman, yer, mülkiyet ve toplumsal kaynaklar malın faydalarını artırır.
Yer Faydası: Üretilen mal ve hizmetlerin üretim yerinden tüketim yerine ulaştırma fonksiyonundan kaynaklanır
Zaman Faydası: Üretim ve tüketim zamanları aynı olmayan mal ve hizmetlerin üretim ve tüketim zamanlarını birleştirilmesidir.
Mülkiyet Faydası: Alım satım işlevleri aracılığıyla yaratılmaktadır.
Toplumsal Kaynakların Verimli Kullanılması Faydası: Ekonominin sahip olduğu kıt kaynakların en olumlu alanlarda kullanımını sağlamaktır.

11. Ekonomi Bilimi Açısından Üretim Faktörleri: Emek, doğal kaynaklar ve sermayedir. Daha sonra girişimci ve son olarak da teknoloji ilave edilmiştir.
Emek: işletme sahiplerinin ve işletme çalışanlarını amaca ulaşabilmek için gerek bedensel, gerekse zihinsel çabalarının tümü emek olarak adlandırılır.
Doğal Kaynaklar: arazi, konumluk yer veya bunlara ödenen bedeldir.
Sermaye: işletmen,çalışmalarını sürdürebilesi için gerekli tüm maddesel ve maddesel olmayan varlıkların toplamıdır.

12. İşletme Bilimi Açısından Üretim Faktörleri: İş gücü, işletme araçları ve hammaddelerdir. İyi işleyen, etkili ve verimli bir üretim sürecinin temel özellikleri de uzmanlaşma, çeşitlendirme, standartlaştırma, entegrasyon genişleme ve daralma önemli faktörlerdir.

13. İşletme: Her çeşit ekonomik fayda yaratama çalışmalarının yapıldığı yerdir.Mal veya hizmet üretmek için ve /veya pazarlamak için kurulan kuruluşlardır.

İşleme, amaçlarını gerçekleştirmek ve insan gereksinimlerini Pazar istekleri doğrultusunda karşılama için (ki bu amaçlar kar, topluma hizmet, istihdam sağlamak, global normları sağlamak...) üretim faktörleri ile teknoloji, finansman ve insan kaynaklarının mal ve hizmet üretimine belirli bir yönetim kültürü çerçevesinde yönlendirildiği yapılara ya da örgütlere kuruluşlara denir.

İşletme Yönetimi: Belirli bir amaca ulaşmak için, işletme çalışanların tüm uğraşlarını planlamak, örgütlemek, düzenlemek, yöneltmek, denetlemek ve bu arada insan dışı tüm diğer kaynaklarında en verimli olacak şekilde amaca uygun kullanılmasını sağlama sürecidir.

14. Teşebbüs(Girişim): Başkalarının ihtiyacını sürekli olarak karşılamak üzere, pazarı olan ve pazarda fiyatı oluşan ekonomik mal ve hizmetleri ortaya koymak ve sahibine kar sağlamak amacını güden bir işletmedir.

Bir başka görüşte teşebbüsle işletmeyi birbirinden ayrı iki varlık olarak kabul etmektedir. Bu görüşe göre teşebbüs, işletmeden daha üst düzeyde yer alan ve bir veya birden çok sayıdaki işletmeyi bünyesinde toplayarak, örgütleyen, yöneten finanse eden ve bunlara sahip olan bir kuruluştur.

Bir başka görüşte işletme ve teşebbüsü birbiriden farklı iki varlık olarak görmeyip, aynı kuruluşun değişik işlevlerini üstlenmiş birimleri olarak kabule etmektedir.

Girişim bir işletmeyi kurma düşüncesine sahip olma, bunun için çaba sarf etme ve bir işletmeyi kurmadır. İşletme teknik konuyu, girişim ise yasal ve finansal konuları ifade etmektedir.

15. Girişimci: Belirli işletmecilik faaliyetlerini gerçekleştirmek amacıyla sahip olduğu finansal kaynakları riske eden ve kar amacı güden kişilere denir.
Ekonomik mal ve/veya hizmet üretmek ve/veya pazarlamak için üretim faktörlerini ele geçirip, düzenli bir şekilde bir araya getiren, kar amacı güden ve girişimlerinin sonucu doğabilecek tüm risklere katlanan kişidir.

Bilgiyi temel alarak genel eğilimlere ve kendisine uygun alanı seçerek ve/veya bilgisini girişimciliğe konu ederek, herhangi bir finansman yöntemi kullanıp (öz kaynaklarıyla, tasarrufuyla krediyle, borçla parasız) tüm insanların yararı için mal ve hizmet yaratma üretmek amacıyla işletme açıp ekonomik gereksinimini ekonomik zenginliğin bağımsızlığını, sosyal prestijini, kendini kabul ettirmeyi ve kendisini aşmayı, açtığı işletmesinde sürdüren, sürdürme arzusunda didinmesinde olana kişidir.

Girişimci, öncelikle başkalarının baktığı ama göremediği fırsatları görüp, bunları birer iş fikrine dönüştürülebilmesini sağlayan ve risk alma yatkınlığı olan kişidir.

Girişimci,
§ Mal veya hizmet üretmek ve/veya pazarlamak için ya kendi sahip olduğu, veya başka kaynaklardan sağladığı sermayeyi tehlikeye koyar.
§ İşletmenin amaç veya amaçlarına ulaşması için toplumun ihtiyaç ve isteklerini ve bunlardaki gelişmeleri en iyi biçimde bilir ve sezer.
§ İsterse, işletme yöneticiliği de yapabilir.
§ Yönetim görevini bizzat yürütmek istemiyorsa bunu, bir başkasına devredebilir.

16. Fırsat Girişimciliği: Pazardaki fırsatları görerek ya da potansiyel fırsatları sezinleyerek mevcut olan bir mal veya hizmeti pazara sunmaktır. Bu fırsat mevcut bir mal veya hizmetin pazara yeterince sunulmaması veya pazarda hiç olmamsı yada pazarda ki mevcut işletmelerin istenilen kalitede ki mal veya hizmet pazara sunmamaları nedeniyle ortay çıkar. Bu tür girişimcilik pazardaki fırsatları değerlendirebilecek görüş açısını ve kar edecek biçimdeki kaynakları organize ederek, yönlendirme yeteneği gerektirir.

Yaratıcı Girişimcilik: Yeni bir fikir yada buluşun veya mevcut olan bir mal veya hizmetin, dizayn, fiyat kalite gibi yönlerden iyileştirilerek, kar edecek biçimde pazara sunulmasıdır.

17. Yönetici: Başkaları vasıtasıyla iş gören kişidir.
Yönetici, emrine verilmiş bir grup insanı belirli bir takım amaçlara ulaştırmak için ahenk ve işbirliği içinde çalıştıran kimsedir. Daha net bir tanımla yönetici, bir zaman dilimi içerisinde bir takım amaçlara ulaşmak için insan, para hammadde, malzeme, makine, demir baş v.b üretim amaçlarını bir araya getiren onlar arasında uygun bir bileşim, uyumlaşma ve ahenkleşme sağlayan kimsedir.

Yönetici kendisini işe alan işletme sahibine karşı sorumludur. Ve çalışmaları işletme sahibi tarafından denetlenir.

18. İş: Bir kişinin faaliyetlerin oluşturan görevlerin toplamıdır.
Görev: Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş yada iş görme yetisi. (fonksiyon)
Fonksiyon: Bağımsız değişkenin kat sayıları ile beraber bağımlı değişkenin değerini belirlemesinin kantitatifsel olarak yorumlanmasıdır. Y= f(x) şeklinde ifade edilir. Burada y bağımlı, x bağımsız değişkeni simgeler.
İşlev: Bir nesne veya bir kimsenin gördüğü iş

19. Çalışan(eleman, personel, iş gören,işçi): Bir hizmet anlaşması ile fikri veya bedeni emeğini işverenin emrine arz eden ve işverene ait bir işte ücret karşılığı çalışan insanlardır.
Patron: Bir ticaret ve sanayi kurumunun başı, mal sahibi.
Müşteri: Kendisinin veya bir başkasının ihtiyaçlarını karşılamak için pazara çıkan kişidir.
Tüketici: kendisinin veya ailesinin istek ve ihtiyaçlarını tatmin etmek için satın alma satın alma faaliyetinde bulanan veya potansiyeli olan geçek kişilerdir.
Tüketici Hakları: tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu,aydınlatıcı,eğitici,zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin kavramlardır.

20. Ücret: Üretim faktörlerinde emeğin karşılığıdır. İşveren açısından, iş görene bedensel veya fikirsel olarak yaptığı iş ya da işler karşılığında ödenen bir giderdir.
Ücret, teşebbüsün kar veya zararına bağlı olmayan ve müteşebbis tarafından emek sahibine üretilen malın satışı beklenmeden ödenen miktarı belirlemiş bir gelirdir.

Kar: İşletmenin kazancı ile sermayesi arasındaki ilişkidir. Satış geliri ile maliyet arasındaki farktır. Bir başka deyişle bir işin riskine katlamanın bedelidir.

Faiz: Fon sahibi olan kişiler bunları şimdi tüketmek yerine ileride tüketmeye razı olmak için ve/veya bu çeşit fonları arttırmak yani tasarruf etmek için belirli bir getiridir. Ödünç alınan belirli bir fonun kullanma bedelidir.

Rant: Bir arazi parçası veya her türlü doğal kaynak ve servetler kiraya verilince, bunların sağladığı gelire denir.

21. Sermaye: Üretimde kullanılan ve kendileri de üretilmiş olan mallardır.
İşletmecililik Açısından Sermaye: işletmenin çalışmalarını sürdürebilmesi için gerek duyduğu tüm maddesel ve maddesel olmayan varlıkların toplamıdır.
Muhasebe Açısından Sermaye: Üretimde kullanılan, üretim araçlar ile üretime etken olan iktisadi değerlerdir.
Ekonomi Bilimi Açısında Sermaye: Faiz oranının ödünç verilip alınan paranın arz ve talebine göre oluşmasıdır.

22. Bilim: Evrenin ya da olayları bir kısmını konu edinip deney yolları ile ve gerçekliğe dayanılarak yasalara yükselmeye çalışan bilgidir.

İşletme Bilimi: İşletme yapılarının sürekli, gelişme gösteren, değişken ve değişken olduğu kadar dinamik bir yapıya sahip olmasıdır.

İşletme bilimi, işletme içi ve işletmeler arası olay ve faaliyetlerle ilgili sebep-sonuç ilişkilerini ele alarak bir işletmenin amaçlarına en etkin biçimde nasıl ulaşacağını inceler.

İşletme bilimi, iktisat, matematik, istatistik, hukuk ve davranış bilimleriyle ilgilidir.

23. Sanayii (Endüstri): Büyük işletmelerin makineler kullanarak mekanik ve kimyasal yöntemlerle çeşitli maddelerden üretim yaptıklarını ortaya koymalarıdır. Girdi olarak kullanılan ham maddeleri, yarı mamulleri veya mamulleri çeşitli işlemlerden geçirerek, insanlara belili yararlar sağlayan tüketim mallarına yada endüstriyel mamalar dönüşmesini sağlayan büyük ve küçük ölçekli işletmelere denir.

Sanayii Devrimi: kömürün ve ısı makinasının büyük çapta kullanımı ile genişleyip büyük insan topluluklarını egemenliği altına almasıdır. 1763'de James Watt'ın icat ettiği buhar makinasının teknolojik yeniliğe dönüşmesiyle başlamıştır. Önce buhar daha sonra elektrik enerjisi üretim sürecinin içine girmiştir. Bu dönem ,aynı zamanda fabrika üretiminin ortaya çıkışıyla yoğunlaşan işçi hareketinin dünyaya devrimler yaşattığı bir dönemdir.

24. Teknoloji: “teknoloji; bilimsel yöntemleri kullanarak gerçek hayat problemlerinin çözülmesinde bir köprü oluşturmaktır”

Teknoloji, sermaye malı, proje, teknik özellikler, bilgi ve teknik yardım şeklinde olabileceği gibi (hard technology), yönetim, pazarlama, finansal organizasyon, idari teknikler ve bilgisayar programları şeklinde de (soft technology) olabilir
Teknoloji çeşitleri:
§ Üretim Süreci Teknolojisi (Process Technology)
§ Ürün Teknolojisi (Product Technology)
§ Katı Teknoloji (Hard Technology)
§ Yumuşak Teknoloji (Soft Technology)
§ Sahip olunan Teknoloji (Proprietary Technology)
§ Taklit Teknoloji (Nonproprietary Technology)
§ Yenileme Teknolojisi (Innovation Technology)
§ Üretim Teknolojisi (Production Technology)
§ İnsan Teknolojisi- Malzeme Teknolojisi (Human Technology (Material Technology)
§ Bilgi Teknolojisi (Knowledge Technology)
§ Genel Teknoloji-Sisteme Özgün Tek. (General Technology) (System-Specific Technology)
§ Firmaya Özgün Teknoloji (Company-specific)
§ Yeni Teknoloji (Front-end Technology)
§ Eski Teknoloji (Old Technology)
§ Paket halinde Teknoloji (Bundled Technology)
§ Bağımsız Teknoloji (Unbundled Technology)
§ İçerilmiş Teknoloji (Embodied Technology)
§ İçirilmemiş Teknoloji (Disembodied Technology)
25. Lisans: Lisans genel anlamda Yasal İzin olarak değerlendirilir.
Tescilli bir markanın kullanım hakkı (lisans) tescil edildiği mal veya hizmetlerin bir kısmı veya tamamı lisans yoluyla üçüncü kişilere verilebilir.

Patent: Yeni, tekniğin bilinen durumunu aşan ve sanayiye uygulanabilir olan buluşlara yetkili makamlar tarafından (Türk Patent Enstitüsü) verilen belgeye kısaca Patent diyebiliriz. Patent belgesi ile buluş sahibi, buluşunun başkaları tarafından kullanılmasını engelleme hakkına sahip olmaktadır.

Patent; buluş sahibinin buluş konusu ürünü belirli bir süre üretme, kullanma veya satma hakkıdır. Aynı zamanda, bu hakkı gösteren belgeye de patent denir.

Know-how: bir firma tarafından geliştirilen üretim, satış yönetimi gibi, o firmayı diğerlerinden ayıran teknik. Eğer bir yöntem başkaları tarafından biliniyorsa bu know-how olarak düşünülemez.

26. Küreselleşme : Küreselleşme, dünyadaki ekonomilerin, özellikle ticari ve finansal akımlar aracılığıyla giderek artan biçimde bütünleşmeleridir.

Küreselleşme; tüm konulara ulusal ve uluslar arası boyutların ötesinde en kapsamlı olarak yaklaşmadır. Planlama, uygulama, kontrol eylemlerinin tek ölçüye, en uç ölçüye göre yapılmasına denir.

27. Küresel işletmecilik: teknolojiye, finansmana, insan kaynaklarına, yönetim kültürüne en ekstrem dünya ölçeklerinde yaklaşılmasıdır.

28. İnternet: bir çok bilgisayar sisteminin birbirine bağlı olduğu, dünya çapında yaygın olan ve sürekli büyüyen bir iletişim ağıdır. Aynı zamanda, insanların her geçen gün gittikçe artan "üretilen bilgiyi saklama / paylaşma ve ona kolayca ulaşma" istekleri sonrasında ortaya çıkmış bir teknolojidir. Bu teknoloji yardımıyla pek çok alandaki bilgilere insanlar kolay, ucuz, hızlı ve güvenli bir şekilde erişebilmektedir."Bilgi Ağı" üzerindeki bilgi iletimi ve paylaşımı bazı kurallar dahilinde yapılmaktadır. Bu kurallara kısaca "internet protokolleri", ya da TCP/IP protokoller ailesi denir.

WWW (Word Wide Web): Dünya çapında ağ. Hypertext tabanlı, dağıtılmış Internet bilgi sistemi. Kullanıcılar hypertext dokümanları oluşturabilir, daha önce oluşturulan dokümanları düzenleyebilir, gözden geçirebilir. İstek birimi ve hizmet birimi programlarını ücretsiz olarak temin edebilir İsviçre parçacık araştırma merkezi tarafından yaratılmış olan hipertext tabanlı, dağıtılmış bilgi sistemi. Kullanıcılar hipertext dökümanları yaratabilir, düzeltebilir, yaratılmışları gözden geçirebilir. Kullanıcı (client) ve dağıtıcı (server) programalarını ücretsiz olarak temin etmek mümkündür.

29. Intranet: Intranet, firmadaki personelin ya da müşterilerin, hazırlanan dokümanlara, takvimlere, grup içindeki duyurulara, haberlere ve üye bilgilerine kolayca ulaşabileceği ve onları paylaşabileceği güvenli ve firmaya özel bir alandır. Intranet şifre ile korunur yani Intranete kimin erişip erişemeyeceğinin kontrolü tamamen firmaya aittir.
Intranet Internet'in lokal yani şirket içi dahili olanıdır. Kuruluş ve inşa tarzı olarak bir Internet sayfasından hiçbir farkı olmamasına rağmen Internet sayfalarında genel ağırlık görüntü ve bilgi vermeye yöneliktir. Oysa Intranet'de uygulama yönü ağır basan işlevsel sayfalar çoğunluktadır.
Intranet, sadece belirli bir kuruluş içindeki bilgisayarları, yerel ağları (LAN) ve geniş alan ağlarını (WAN) birbirine bağlayan, çoğunlukla TCP/IP tabanlı bir ağdır. Yani, küçük Internet!, Internet'in daha özel bir hali. Intranet'ler gateway'ler ile diğer networklere bağlanabilir. Temel oluşturulma amaçları, kuruluş bünyesinde bilgileri ve bilgi işlem kapasitesini paylaşmaktır. Intranet'ler, şirket(ler) içi tele-konferans uygulamalarında ve farklı birimlerdeki kişilerin biraraya gelebildiği iş gruplarının oluşturulmasında da kullanılırlar.
Elektronik İşletme: İşletme fonksiyonlarını elektronik faydaları ve sanal ortamı kullanarak karşılayan işletmelere denir.

30. Web Sitesi: Internet'in en çok kullanılan alanı. Elinizde yazı, resim, grafik, hatta müzik, video, animasyon gibi öğelerden oluşan bilgileri uygun bir şekilde bir araya getirip, başkalarıyla paylaşmak, bu malzemeleri dosyalayıp, çoğaltıp, adresini bilmediğiniz kişilere ulaştırmayı belli bir sitede toplamayı sağlar.

31. Elektronik Pazar: Pazar alanı kavramı ticarette yeni bir kavram değil. Binlerce yıldır insanlar birçok satıcının aynı fiziksel ortamda buluştuğu pazar alanlarında ticaret yaptılar. Pazar alanlarının en büyük yararı ticaret yapmaya gelen satıcı ile müşteriyi buluşturmak ve kısa bir zaman dilimi içerisinde pazardaki müşterinin birçok farklı ürüne tek noktadan hızlı ulaşmasını sağlamaktı. Bugün ticaretin amacı değişmeden kalmış ama yapılış biçimi internet teknolojisinin vaad ettikleri ile çok farklı bir şekle bürünmüştür.
Elektronik Ticaret: birçok alıcı ve satıcı firmanın elektronik ortamda biraraya gelip alım satım işlemlerini gerçekleştirdikleri yeni ticaret şeklini ifade etmektedir.

Elektronik Ticaret veya "E-Ticaret" anlam olarak genellikle internet üzerinde mal ve/vaya hizmet satın alma hareketi olarak tanımlanmaktadır.

32. Bilgi: İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek, ve ilkelerin bütününe verilen ad, malumat. Öğrenme araştırma veya gözlem yoluyla elde edilen gerçek.

Bilgi Kuramı: Bilginin temelini bilim alanında uygulanan yöntemleri sınır ve güvenilirlik bakımından inceleyip araştıran felsefe dalı yada epistemoloji.

Bilgi İşlem: Özellikle bilgisayar ve benzeri makinalarla yapılan işlemlerin düzenli biçimde yürütülmesi.

33. Veri: Bir araştırmanın bir tartışmanın ir muhakemenin temeli olan ana öğe, mut veya done. Bilişim de olgu, kavram veya komutların iletişim yorum ve işlem için elverişi biçimli gösterimi.


34. Amaç: Belli bir süre içinde gerçekleştirilmesi veya ulaşılmak istenen sonuçlardır.
Amaçlar, işletmenin erişmeye çalıştığı uzun dönemi genel sonuçlardır.

Hedef: Amaçlara erişmek için gerekli olan kısa dönemli şama durumlarını oluşturur. Daha açık ve ölçülebilirdir.
Hedef, belirlenmiş bulunana stratejik amaçların işletmenin bölümlerine göre ayrıntılı hale getirilmiş son durumudur.

35. İşletmelerin Genel Amaçları:Drucker’a göre çalışılan pazarın belirlenmesi, yenilik, verimlilik, finansal ve fiziksel kaynaklar, karlılık yönetici yetiştirme ve geliştirme, işçi yetiştirme ve geliştirme halka karşı sorumluluk genel amaçların geliştirilebileceği alanlardır. Uzun süreli amaçlardır. İşletmenin ömrü boyunca devam edebilir.
İşletmelerin genel amaçları, uzun dönemde kar sağlamak, topluma hizmet etmek e iletmenin yaşamını sürekli kılmaktır.

36. İşletmelerin Özel Amaçları: sürekli olarak tüketicilere daha iyi ve kaliteli mal veya hizmet sunmak, işletmede çalışan personele iyi ücret ödemek, topluma veya devlete hizmet ve işletmede çalışmayı sürekli kılmaktır.

Ucuza mal edip ucuza satmak, büyümek gelişmek, topluma ve devlete yardımcı olmak hizmet etmek, bir düşünce veya varlığın işlenmesi için olanak sağlamak, ulusal yada uluslarası bir işletme olmak ve uluslararası ilişkileri güçlendirmek.

37. İşletmelerin;
Faaliyet Alanlarına Göre İşletmeler :
§ Üretim işletmeleri
§ Ticari işletmeler
§ Her iki tür faaliyeti birlikte ürüten işletmeler.
Tüketici Türleri :
§ En son, nihai, tüketiciler
§ Ara tüketiciler
Üretilen Mal Ve Hizmetlere Göre İşletmeler :
§ Dayanıklı mallar üreten işletmeler
§ Dayanıksız mallar üreten işletmeler
Üretim Araçlarının Mülkiyeti Biçimlerine Göre İşletmeler :
§ Özel İşletmeler
§ Kamu işletmeleri
§ Karma işletmeler
§ Yabancı sermayeli işletmeler

Büyüklüklerine Göre İşletmeler:
§ Büyük İşletmeler
§ Orta ölçekli İşletmeler
§ Küçük işletmeler

38. İşletme Kurma Aşamaları :
1. İşletme kurma fikri
2. Kuruluş çalışmalarının planlanması
2.1.1. Yatırım
2.1.2. Yatırım projesi
2.1.2.1.1. yatırım yapma fikri
2.1.2.1.2. Proje öncesi çalışmalar
2.1.2.1.3. Ön proje aşaması
2.1.2.1.4. Değerlendirme
2.1.2.1.5. Kesin proje hazırlanması
2.1.2.1.6. Kesin projenin uygulanması
2.1.2.1.7. Deneme üretimi aşaması
2.1.2.1.8. Açılış ve kapanış projesinin sona ermesi
3. Kuruluş araştırmaları
3.1.1. Ekonomik Araştırmalar
3.1.1.1.1. Piyasa etüdü ve talep tahmini
3.1.1.1.2. Kuruluş yeri ve konumluk yer seçim
3.1.1.1.3. Kapasite belirleme
3.1.2. İşletme büyüklüğünün saptanması
3.1.3. Teknik Araştırmalar:
3.1.4. Mali Araştırmalar:

39. Talep Tahmini: Yatırıma konu ürünün talebine ilişkin kestirimde bulunabilmek için ekonomide ki mevcut üretim kapasitesi, satışlar, stokla, ithalat, ve ihracata ilişkin verilerin n son yıllar itibariyle incelenip, pazar koşullarının bilinmesidir.

Talep tahmini, anketlerle, kilit personelin fikriyle, zaman dizinlerinin projeksiyonuyla, model karararak ve istatistiki yöntemleler belirlenir.

40. İşletmelerin Büyüklüğünü Belirleyen Ölçüler: Nicelik belirten ölçütler; personel sayısı, sermaye miktarı, satış miktarı ve tutarı, kullanılan makine ve tezgahlar ile enerjinin sayısı ve miktarı, işletmenin kuruluş alanı, tüketilen hammadde ve yardımcı madde miktarı,

Nitelik belirten ölçütler; işletmenin yönetim biçimi, sermaye koyanların sayısı ve nitelikleri, işletmenin faaliyet alanının bölgesel, ulusal veya uluslar arası olması, işletmenin ait olduğu iş kolu içinde durumu ve diğer iş kollarına göre yeri.

41. Kapasite: Bir işletmenin elindeki üretim faktörlerini en iyi şekilde kullanarak yapabileceği üretim faktörüdür.

Teorik, pratik,fiili, optimum ve çalışma derecesi olmak üzere beş çeşit kapasite vardır.
Teorik Kapasite( Maksimum Kapasite): İşletmenin veya sahip olduğu makine ve teçhizatın , hiç duraksama ve arıza olmadan, uzaman işçiler elinde yapabileceği en yüksek düzedeki üretim miktarıdır.
Pratik Kapasite (Gerçekleştirilebilir Kapasite): Olağan duraklamalar sonucu elde edilebilen ve teorik kapasitenin altında oluşan en yüksek üretim miktarına denir.
Fiili Kapasite (Uygulama Kapasitesi): İşletmenin belirli faaliyet döneminde gerçekleştirdiği üretim miktarına denir.
Çalışma Derecesi ( Kapasite Kullanım Oranı): İşletmenin o dönem elde ettiği fiili kapasitenin pratik kapasiteye bölünmesi sonucu, çalışa derecesi 8apaite kullanım oranı) elde edilir.
Optimum Kapasite (Kıvamlı Kapasite): Birim başına değişmez ve değişir giderler toplamının en az olduğu kapasitedir.

42. Kuruluş Yer Seçiminde Bölge Ve Yer Seçimini Etkileyen Faktörler: Ticari yarışma durumunda belirlenen üretim yöntemleri ve büyüklüğü altında olası öteki kuruluş yerlerine kıyasla en yüksek kazancı ve rantabiliteyi sağlayan yerdir. Ekonomik ve ekonomik olmayan faktörler şeklinde sınıflandırılabilir. Aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

§ Pazara Yakınlık
§ Hammadde, Enerji, İklim Ve Su
§ İşgücü
§ Taşıma
§ Devletin Teşvik Ve Sınırlamaları İşletme Dışı Tasarruflar , Kültüre Sosyal Şartlar

Konuşlandırma Yeri: Toplam maliyeti minimum olan yerin seçilip spesifik olarak, şehrin hangi kısmı, hangi arsa veya arazinin en uygun olduğuna karar verildiği yerdir.

Organize Sanayii Bölgesi: İşletmelerin daha sağlıklı bir araya toplanmasına olanak vermek, toplanmanın doğuracağı bazı sakıncaları da ortadan kaldırarak toplanmanın, su, elektrik, kanalizasyon gibi alt yapı problemlerini ortadan kaldırarak yararları artırabilmek amacıyla bir bölgenin düzenlenerek girişimciye sunulmasıdır.
Elektrik, su, kanalizasyon,haberleşme, banka, postane,, ilk yardım istasyonu, eğitim ve araştırma merkezi gibi kolaylıkları olan ve girişimciye uygun bir konumda işyeri sağlayan yerdir.

Sanayi Sitesi: Organize sanayilerle aynı amaca sahiptir, küçük işletmelere hitap etmektedirler, küçük işletmelere alt yapı kolaylıklarına ilave olarak standart bina (atölye) sağlamaktadır.

Serbest Bölge: Ülkenin siyasi sınırları içinde olmakla beraber, dış ticaret, vergi ve gümrük mevzuatının uygulanması bakımından gümrük hattı dışında sayıldığından ülkede geçerli ticari, mali ve iktisadi alanlara ilişkin yasal düzenlemelerin uygulandığı, yapılan sınai ve ticari faaliyetler için daha geniş muafiyet ve teşviklerin tanındığı ülkenin diğer kısımlarında fiziki olarak ayrılan ve ticari, endüstriyel ve hizmet faaliyetlerinin yapıldığı yerlerdir.

Serbest Bölgeler, ülkenin siyasi sınırları içinde ama gümrük sınırları dışında kalan; özel teşvikler sağlanarak yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırarak ihracat, yatırım ve üretimi geliştirme ve arttırma amacı ile, Bakanlar Kurulu Kararı ve buna bağlı 3218 sayılı Serbest Bölgeler mevzuatı uyarınca kurulmuş bölgelerdir.

43. Anayasamızdaki İşletmeyle İlgili Hükümler :

13/8/1999 – 4446/1 md.) Devletin, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir.

165. madde Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Denetimi Sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı olarak Devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıklarının Türkiye Büyük Millet Meclisince denetlenmesi esasları kanunla düzenlenir.

166. Madde Planlama: Planda milli tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici tedbirler öngörülür; yatırımlarda toplum yararları ve gerekleri gözetilir; kaynakların verimli şekilde kullanılması hedef alınır. Kalkınma girişimleri, bu plana göre gerçekleştirilir.

167. madde II. Piyasaların Denetimi ve Dış Ticaretin Düzenlenmesi Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.
Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla Bakanlar Kuruluna yetki verilebilir.

168. Madde Tabii Servetlerin Ve Kaynakların Aranması Ve İşletilmesi tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabii servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir.

171. Madde Kooperatifçiliğin Geliştirilmesi Devlet, milli ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artırılmasını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.

172. Madde Tüketicilerin Korunması Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.

44. Tek Kişi İşletmesi: İşletmenin tek bir sahibi vardır. Bu kişiye tacir denir. İşletmenin her türlü faaliyetinden sorumludur. Kar bölüşümüne olanak sağlar, örgüt yapısı esnektir. Yetki tek elde toplanmıştı.

45. Kuruluş Yeri Seçiminde Kullanılan Etmenler: Geleneksel ve çağdaş kuruluş yeri seçimi yöntemleri vardır:

Geleneksel kuruluş yeri seçimi:
§ Kuruluş yeri üçgeni
§ Eş maliyet eğrileri yöntemi
Çağdaş kuruluş yeri seçimi:
§ Karşılaştırmalı yöntemler
§ Ulaştırma modeli
§ Doğrusal programlama modeli
§ Dinamik programlama modeli
§ Karma tam sayılı programlama modeli
§ Simülasyon yöntemleridir

46. Adi Ortalık: Şirketlerin özelliklerine sahip olmayan ve özel kanunlarla kurulan işletmelerin dışında kalan ortaklıklardır. Tüzel kişiliği yoktur. Ticaret unvanı olmak zorunda değildir,siciline şirket olarak kayıt olmaz, borçlar kanını hükümlerine tabidir.

47. Kolektif Ortaklık: Ticari bir işletmeyi bir ticaret unvan altında çalıştırmak amacıyla gerçek kişiler arasında kurulan, ortaklıkların her birinin şirket alacaklarına karşı sınırlı sorumlu olmaları alacaklıları karşı sınırsız sorumlu olduğu ortaklılara denir.

48. Adi Komandit Ortaklık: En az iki kişi tarafından kurulur, yazılı ve imzaları noterce imzalanmış bir sözleşmeyle kurulu. Sınırsız bir biçimde tüm malarından sorumlu olan ortaklara komandite, yalnızca koydukları sermayeden sorumlu olanlara ise komanditer ortak denir.

49. Anonim Ortaklık: Beş yada daha fazla gerçek veya tüzel kişi tarafından kurulmuş ve paylara bölünmüş bir temel kapitali, ekonomik amaç ve konusu bulunup, borçlarından ötürü yalnızca şirketin varlığı kadarıyla sorumlu olduğu ortaklıklara denir.
50. Limited Ortaklık: Ekonomik amaç ve konuları için en az iki en çok elli gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulmuş olup, ortaklarının sorumluluğu şirkete getirmeyi taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı ve temel kapitali beli olan ortaklıklara denir.

51. Kooperatif: Tüzel kişiliğe haiz olmak üzer ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarını ve özellikle meslek ve ekonomik gereksinimlerini karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek e kamu tüzel kişileri ile özel iareler, belediyeler , köyle ve dernekler tarafından kurulan esnek sayıda ortaklık ve esnek sermayeli kuruluşlardır.

52. Dernek Ve Vakıf İşletmeleri: Kazanç paylaştırma dışında kurulan kişi ve mal topluluklarıdır. Temel amaçlarına ulaşmak için iktisadi amaçlı işletmeler kurabilirler.

53. Kamu Sektöründeki İşletme Sınıfları :
Genel Yönetim İçinde Faaliyet Gösteren İşletmeler: İdarenin içinde diğer kamu hizmetleri gibi yürütülürler. Bazılarının, ek nitelikte bir ticaret ya da üretim işini sürdürmek için bir bütçede ayrılan sermaye anlamında döner sermayeli oldukları görülür.
Katma Bütçeli Dairelere Bağlı İşletmeler: Bağlı bulundukları daireden döner sermaye olarak faaliyetlerini yürütürler.
Özel Yapılı (Statülü Kuruluşlar): Hizmetin niteliği ve günün koşulları gereği çeşitli düzenlemelerde kurulurlar.
Yerel Yönetim İşletmeleri: yönetim yapısı içinde yerel yönetim kurumları olarak görülen il özel idaresi, belediyeler ve köy idarelerine bağlı olarak kurulan işletmelerdir.
Kamu İktisadi Kuruluşları (KİK) Ve İktisadi Devlet Teşekkülleri(İDT): Kamu İktisadi Kuruluşları (KİK) 1984 yılında çıkarılan 233 sayılı kanun hükmünde kararnameye göre sermayesinin tamamı devlete ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmet üremek ve pazarlamak üzere kurulan kamu hizmeti niteliği ağır basan kuruluşlardır.Sermayesinin tamamı devlete ait iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek için kanunla kurulan kuruluşlara İktisadi Devlet Teşekkülü(İDT) denilmektedir.

54. Çevre: işletmenin kendi dışındaki fakat kendisiyle doğrudan veya dolaylı olarak ilgili faktörleri ifade eder.

İşletme Çevresi :
§ Toplumsal Çevre
§ Ekonomik Çevre
§ Hukuki Çevre
§ Teknolojik
§ Siyasal Çevre olmak üzere 5’e ayrılır.

55. İşletmenin İç Çevre Unsurları :
§ Örgüt Yapısı
§ Fonksiyonel Analiz
§ Beşeri Kabiliyet

56. İşletmenin Dış Çevre Unsurları : İşletmeyi az veya çok dolayı veya doğrudan etkileyen ve kararlarını şekillendiren faktörler dizinine denir. Çevre faktörlerini üç grupta inceleye bilriz.
§ İşletmeyi Doğrudan Doğruya Etkileyen İş Çevresi
§ İşletmeyi Dolaylı Olarak Etkileyen Ulusal Çevre
§ Hem Doğrudan Hem Dolaylı Yoldan Etkileye Küresel Çevre

57. Uluslararası Çevre: hem işletmenin içinde yaşadığı toplumu ve ulusal çevreyi dolaylı olarak etkileyen, hem de rekabet çevresini doğrudan etkileyen bir nitelik taşır.

Çok Uluslu İşleme: İki yada daha fazla ülkede iş yapan işletmelere denir. Birden çok ülkede yatırım yapı, bu ülkelerde pazarın ve kaynakların denetimde etkin olan işletmelerdir.

58. Ulusal İşletmecilik: Fonksiyonlarını işletme sınırları içersinde sürdüren işlemelere denir.
Uluslar Arası İşletmecilik: İki yada daha fazla ülke arasında işletmecilik faaliyetlerini gerçekleştiren kuruluşlardır.
Çok Uluslu İşletmecilik: İki yada daha fazla ülkede iş yapan işletmelere denir. Birden çok ülkede yatırım yapı, bu ülkelerde pazarın ve kaynakların denetimde etkin olan işletmelerdir.

Birden çok ülkede faaliyette bulunan, kendi ülkeleri dışında üretim faaliyetlerini sürdüren şirketlerdir. Çok uluslu şirketler genellikle dünya pazarları için üretim yaparlar ve gelişme stratejilerine bir ülkeye göre değil, dünya çapında yaparlar.

Uluslar Ötesi İşletmecilik: Ulusal sınırlarını şan çok uluslu bir işletme, kendisiyle birlikte teknolojisini, kültürünü, yönetsel uygulamalarını ve iş yaşamının felsefesini de ülkeye taşımasıdır.

59. Uluslar Arası Rekabet: . “Sermayenin fiyatının en ucuz olduğu yerde elde edilmesi ve en yüksek karı getireceği yerde kullanılmasıdır” felsefesiyle ekonomik faaliyetlerini yönlendiren çok uluslu şirketler, zaman zaman ekonomik boyutu aşan siyasi amaçlar gütmüşler, ekonomik açıdan zarar görme pahasına uzun vadeli stratejiler uygulamışlardır. Bir ülke ne kadar büyük, güçlü ve verimli olursa olsun, dünya pazarındaki konumu için başkalarıyla rekabet halindedir. Aslında tek başına hiçbir ülke teknolojide, yönetimde, yenileşmede, tasarımda, rekabet üstünlüğünü uzun süre korumayı bekleyemez; ama uluslarlaşırı bir şirket bütün ülkelerde iş yapar ve bütün ülkelerde kendini rahat hisseder .
Bölgesel Ticari Bloklar (Uluslararası Ticaret Blokları -International Trade Blocks) : Bazı ülkelerin, aralarındaki ticareti engelleyici nitelikteki koşuları kaldırmak, ekonomilerinin ve ticaretlerinin hacimlerini genişletmek, verimliliği artırmak amacıyla aralarında oluşturdukları ticari birliklerdir. Bu birlikler genellikle, ülkeler coğrafi ve tarihi ilişkilerinden kaynaklanmaktadır.

60. İşletme Bilgi Akışı: Bilginin doğru, zamanında, etkin iletilmesini sağlayan sistemdir.

61. Rasyonellik: İktisatçılara göre "rasyonellik" "kâr maksimizasyonu"dur
Rasyonellik:Bir verimlilik ölçütü olarak kullanılan rasyonellik, eldeki üretim faktörleri ve teknikleri ile mümkün olan en yüksek toplam üretimin yapılmasını ifade eder. Bu kavram en az maliyet bileşiminin gerçekleştirilmesini de kapsar. Bir işletmede belirlenmiş bir amaca en az maliyetle ulaşılması “minimizasyon ilkesi”nin gerçekleştirilmesine dayanır. İşte bu ilke işletmecilik biliminde “rasyonelleştirme” diye adlandırılır. Rasyonelliğin sağlanması, standartlaştırma, yalınlaştırma, makineleştirme, usta işçi kullanma, malzemeden, enerji ve zamandan tasarruf sağlayıcı önlemlere bağlıdır. Bu sayılan önlemler, işletmede verimliliğin, prodüktivitenin arttırılması ve bunun sonucu maliyetlerin düşürülmesine neden olur .

Verimlilik: verimlilikten işçiler başka, işverenler başka, hükümet de başka bir anlam çıkarma eğilimi sergilemektedir. İşçiler yönünden “ücret karşılığı olmaksızın daha çok çalışma” biçiminde anlamlandırıldığı için ürküntüyle karşılanan verimlilik işverenler yönünden “karlılıkta bir yükselme”, hükümet yönünden ise “vergilerdeki artış” diye anlaşılabilmektedir. Verimlilik tek bir anlam taşımakta ve kaynakların ürüne dönüşebilirlik düzeyini yansıtmaktadır.

İktisadilik: İktisadi faaliyetin veya çalışma amacının ihtiyaçlarının giderilmesidir.
Karlılık(Profitability) : işletmenin belli bir dönemde sağladığı karın aynı dönem işletmede kullanılan sermayeye oranıdır.Karlılık ayrıca üretim maliyetinin sermayeye bölünmesi şeklinde de formüle edilebilir.
Üretkenlik: Üretken olma durumu.
Etkenlik: etki yapan olma durumu-faktör.
Etkinlik (Effectiveness):, işletme/kurumun amaçlarını gerçekleştirebilmek için kaynaklarını, sinerjik güçlerini değerlendirerek, çevresi ile ilişkilerini de dikkate alıp, kurumun yapısını buna göre biçimlendirmesini ifade etmektedir.
Etkililik: Etkili olma durumu

62. Risk: Zararın veya hasarın ortaya çıkmasının muhtemel olduğu durumdur. Risk temel olarak yatırılan paranın kaybedilme tehlikesidir.
§ Ticari ya da spekülatif riskler
§ Mutlak ya da tesadüfi riskler

Ticari riskler,bir işin karlı olup olmaması,piyasanın beklenen cevabı verip vermemesi, fiyat ve maliyetlerin sonuçlara etkileri gibi; iş adamının kısmen kontrolünde, işin doğası gereği karşımıza çıkan risklerdir. Örneğin, puanlı ve kırmızı renkli kumaş ile yapılacak mayoların önümüzdeki yaz çok satacağını düşünen bir girişimcinin, bu yönde yatırım yapması, bir mutlak risktir. Bu tür riskleri, yatırımcıların kendileri ile o işe kredi ya da teminat veren bankalar taşımaktadır.

Mutlak riskler ise, işin doğal yapısı ve akışına bağlı olmaksızın meydana gelen, işadamının kontrolü dışındaki ani ve beklenmeyen olayların ortaya çıkardığı risklerdir. İnsan hataları ve kasıtları ile doğal afetler ve kazalar bu tür riskler arasındadır.

Risk Nedenleri: spekülatif, doğadan, teknolojiden, insandan, sosyal ve politik nedenlerden olabilir.

63. İşletmelerin Birleşme Nedenleri: iki yada daha fazla işlemenin kaynaklarını birleştirerek yeni bir işletme oluşturduklarında ortaya çıkan işletmelere denir.
Daha fazla kar sağlayabilmek başlıca amaçlarıdır.
64. Yasal Birleşme Türleri :
İşletmelerin Hukuksal Bağımsızlıklarını Etkilemeyen Birleşmeler:
§ Centilmenlik anlaşmaları
§ Konsorsiyumlar
§ Karteller
§ Konsernler
İşletmelerin Hukuksal Bağımsızlıklarını Etkileyen Birleşmeler:
§ Tröstler
§ Oy(Voting) Trösleri
§ Kaynaşma (Füzyon –Merger) Tröstler
§ Holdingler
65. Yasal Olmayan Birleşme :
66. Concern: şirket; teşebbüs, işletme , müessese, iki veya daha fazla işletmenin tasarruf amacıyla , hukuk ve ekonomi yönünden bağımsız kalmak şartıyla mali açıdan tek bir yönetim altında toplanmasıdır. Bu toplanma, hisse senetlerinin el değiştirmesi yoluyla kurulmuş bir ortaklık olur. Diğer ortaklıklardan ayıran en önemli konu budur. Böylece yönetim dolaylı da olsa tek elde toplanmış olmaktadır.
Corner: işletmelerin yönetimini ellerinde bulunduran iş adamlarının sözlü olarak anlaşmaları ile belirli kalitedeki bir veya birkaç malı fazla miktarda depo etmek konusunda kurdukları bir kuruluştur.

Spekülatör (Speculator): Gelecekteki fiyat değişikliklerini tahmin ederek kâr elde etme amacıyla spekülasyon yapan kişilere verilen addır. Spekülatörlerin faaliyetleri özellikle ekonomik ve siyasi bunalım dönemlerinde bu bunalımın niteliğini arttırıcı rol oynayabilir.

Bireyin gelecekle ilgili beklentileri doğrultusunda fiyat ya da döviz kurundaki değişmelerden bir gelir elde etmek amacıyla yapılan
işlemdir.

mobidek
29-06-2007, 15:35
İktisadın Tanımı ve Temel Kavramları
Bir bilim dalı olarak iktisadın tanımını ve ilgi alanını açıklayabilmek
• İktisat, sonsuz olan insan ihtiyaçlarının sınırlı kaynaklarla nasıl karşılanacağını inceleyen bir sosyal bilimdir. İktisat bir sosyal bilim olma yanında, analitik bir yapıya da sahiptir. İnsanların iktisadi davranışları ile malların üretim, tüketim ve dağıtım faaliyetlerini inceler.
İktisatçılar tarafından gerçekleştirilen analizlerde uygulanan yöntemleri açıklayabilmek
• İktisat, bir sosyal bilim olmasına rağmen büyük ölçüde matematiksel yöntemler kullanır. İktisatçı önce bir konuyla ilgili gerçekleri toplar, daha sonra bu topladığı gerçekler yardımıyla teori oluşturur ve nihayet bu teoriler yardımıyla çeşitli sorunların çözümüne yönelik iktisat politikaları geliştirir. İktisatçının çevremizdeki günlük olaylara bakışında kullandığı ilkeleri ve bu konuda düşülen hataları açıklayabilmek
• İktisadi düşünme tarzı rasyonel davranış, karar alma sürecinde fayda ve maliyetleri esas alma ve değişimi inceleyen marjinal analiz kavramlarına dayanır.
• İktisadi düşünme sistematiği içinde diğer şartların sabit kaldığı, korelasyon ve nedensellik ilişkisinin farklı kavramlar olduğu ve nihayet, birey için doğru olanın bütün içinde doğru olacağı sonucunun hatalı olduğu unutulmamalıdır.
Yoğun içeriği nedeniyle iktisadın nasıl bölümlendirilebileceğini açıklayabilmek
• İktisat, makro iktisat ve mikro iktisat, pozitif ve normatif iktisat olmak üzere çeşitli bölümlere ayrılır. Mikro iktisat, iktisadın daha çok firma, üretici ve tüketici gibi bireysel karar birimlerinin davranışlarını inceleyen bölümüdür. Makro iktisat ise iktisadın daha çok enflasyon, ekonomik büyüme ve dış ticaret gibi makro büyüklüklerini inceleyen bölümüdür. Pozitif iktisat, daha çok ne olduğunu anlamaya çalışır. Bu nedenle pozitif iktisat değer yargıları içermez.x Normatif iktisat ise daha çok ne olması gerektiği konuları üzerinde durur ve değer yargıları içerir. Günlük yaşamda farklı anlamlarda kullandığımız kavramlara iktisatçıların verdikleri anlamları açıklayabilmek
• Ekonomik birimler hane halkları, firmalar ve devlet olarak üçe ayrılır.
• İhtiyaç, tatmin edildiği zaman haz, tatmin edilmediği zaman sıkıntı yaratan duygulardır. İhtiyaçlar zorunlu ve zorunlu olmayan ihtiyaçlar olmak üzere ikiye ayrılır. İhtiyaçlar, sonsuz olma özelliğini taşırlar. Ayrıca, ihtiyaçlar şiddet bakımından farklılıklar gösterirler. İhtiyaçlar ve ihtiyaçları tatmine yarayan araçların, ikame edilebilirlik özellikleri vardır.
• İnsanlara fayda veya tatmin sağlayan şeylere mal denilir. Mallar ekonomik ve serbest mallar olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Kıtlık, Tercih ve Fayda
Kıtlık olgusunun neden oldu¤u tercih yapma zorunluluğunu ve bunun ekonomik birimlere yüklediği maliyeti açıklayabilmek
• Bir ekonomide kaynaklar toprak, emek ve sermayeden oluşur. Bu kaynaklar üretim faktörleri (ya da girdiler) olarak adlandırılır.
• İktisadi anlamda, alınan her karar ve yapılan her tercih bir maliyet taşır. Bir tercih yaparken vazgeçmek zorunda kaldığımız en değerli alternatif bu tercihin fırsat maliyetini oluşturur.
• Parasal maliyet fırsat maliyetinin bir parçası olabilir. Kıtlık, tercih ve fırsat maliyeti kavramlarını bir araya getirerek ekonomide etkin üretim düzeyinin nasıl sağlanabileceğini açıklayabilmek
• Mevcut üretim faktörleri ve teknoloji veri iken, belirli bir dönemde ekonominin maksimum düzeyde üretebileceği çeşitli ürün bileşimlerini gösteren sınır eğrisi üretim imkanları eğrisidir. Bu eğri kıtlığın sonuçlarını, ekonomideki tercihleri ve her tercihin fırsat maliyetini göstermektedir.
• Bir malın daha fazla üretilmesi için diğer malın üretiminden vazgeçilmesi gereken miktar her aşamada artar. Bu durum artan fırsat maliyeti olgusunu ifade eder.
• Zaman içerisinde ekonomideki üretim faktörlerinin miktarı ve niteliği değişebilir, üretimde daha üst düzey teknolojiler kullanılabilir. Bu değişiklikler üretim imkanları eğrisinin yer değiştirmesine neden olur. Üretim imkanları eğrisi sağa doğru kaydıkça toplum için daha önce imkansız olan mal bileşimlerinin üretimi imkan dahiline girer. Ne, nasıl, kimin için üretilecektir şeklinde özetlenen iktisadi soruların cevaplanabilmesi için geliştirilen karar mekanizmalarını açıklayabilmek
• “Ne, nasıl, kimin için üretilecektir?” sorunlarının çözümü için benimsenen karar mekanizması ekonomik sistemlerin temelini oluşturur. Bu sorunların çözümü tamamıyla piyasaya bırakılmışsa piyasa ekonomisi, tamamıyla devlet tarafından sağlanıyorsa kumanda ekonomisi, devlet ve piyasa tarafından birlikte sağlanıyorsa karma ekonomix sisteminden söz edilir.
Tüketicilerin rasyonel davranarak en yüksek fayda düzeyini sağlayan tercihleri nasıl yapacaklarını açıklayabilmek
• Ekonomik birimlerin tüketim eyleminden amaçları elde ettikleri toplam faydayı maksimize etmektir. Bir malın ilave miktarları tüketildikçe toplam faydada meydana gelen değişme marjinal fayda olarak tanımlanır. Marjinal fayda her ilave tüketimle birlikte azalır ve belirli bir tüketim düzeyinde sıfıra iner. Marjinal faydanın sıfır olduğu tüketim düzeyinde toplam fayda maksimumdur.
• Bir mal için harcanan bir birim paranın marjinal faydası, bir başka mala harcanan bir birim paranın marjinal faydasına eşit olduğunda tüketici maksimum faydayı elde eder. Bu nedenle tüketilen tüm malların marjinal faydalarının fiyatlarına oranının birbirine eşit olması durumunda tüketici dengeye gelir.
Arz ve Talep
Talep ve talep eğrisi kavramlar› ile talebi belirleyen faktörleri açıklayabilmek.
• Diğer koşullar sabitken, bir maldan satın alınmak istenen miktar, bu malın fiyatı ile ters yönde değişir.
• Bir malın fiyatı ile talep miktarı arasındaki ters yönlü ilişki gelir ve ikame etkileri aracılığı ile açıklanabilir.
• Talep eğrisi talep tablosunun grafik gösterimidir ve çeşitli fiyat düzeylerinde satın alınmak istenen mal miktarını gösterir. Bu nedenle talep eğrisi üzerindeki bir nokta belirli bir fiyattan talebe karşılık gelir. Diğer koşullar sabitken, malın fiyatında meydana gelecek bir değişme aynı talep eğrisi üzerinde aşağıya veya yukarıya hareket edilmesini gerektirir.
• Fiyatın dışında talebi etkileyen ve sabit kabul edilen faktörlerde ortaya çıkacak bir değişme talep eğrisinin bir bütün olarak sağa veya sola kaymasına neden olur.
• İktisatta talep edilen miktardaki değişme ile talepteki değişme kavramlarını ayırt etmek gerekir. Talep miktarındaki değişme malın fiyatındaki değişme nedeniyle ortaya çıkar ve talep eğrisi üzerinde hareketlenmeye neden olur. Talepteki değişme ise talebi etkileyen ve analizde sabit kaldığı kabul edilen faktörlerdeki değişme sonucu ortaya çıkar ve talep eğrisinin bir bütün olarak yer değiştirmesine yol açar.
Arz ve arz eğrisi kavramları ile arzı belirleyen faktörleri açıklayabilmek.
• Diğer koşullar sabitken, bir maldan satılmak istenen miktar bu malın fiyatı ile aynı yönde değişir.
• Bir malın fiyatı ile arz miktarı arasındaki doğru yönlü ilişki üretim imkanları eğrisi ve kar maksimizasyonu amacı kullanılarak açıklanabilir.
• Arz eğrisi arz tablosunun grafik gösterimidir ve çeşitli fiyat düzeylerinde satılmak istenen mal miktarını gösterir. Bu nedenle arz eğrisi üzerindeki bir nokta belirli bir fiyattan arza karşılık gelir. Diğer koşullar sabitken, malın fiyatında meydana gelecek bir değişme aynı arz eğrisi üzerinde aşağıya veya yukarıya hareket edilmesini gerektirir.
• Fiyatın dışında arzı etkileyen ve sabit kaldıkları kabul edilen faktörlerde ortaya çıkacak bir değişme arz eğrisinin bir bütün olarak sağa veya sola kaymasına neden olur.
• İktisatta arz edilen miktardaki değişme ile arzdaki değişme kavramlarını ayırt etmek gerekir. Arz miktarındaki değişme malın fiyatındaki değişme nedeniyle ortaya çıkar ve arz eğrisi üzerinde hareketlenmeye neden olur. Arzdaki değişme ise arzı etkileyen ve analizde sabit kaldıkları kabul edilen faktörlerdeki değişme sonucu ortaya çıkar ve arz eğrisinin bir bütün olarak yer değiştirmesine yola açar.
Piyasa dengesi kavramını ve oluşumunu açıklayabilmek.
• Üretici ve tüketici kararlarının nasıl koordine edileceği sorunu piyasada çözümlenir. Arz ve talebin karşılıklı etkileşimi sonucu piyasa dengesi (denge fiyatı ve miktarı) arz ve talebin eşitlendiği fiyat düzeyinde belirlenir.
• Fiyat denge fiyatının üzerinde kaldığı sürece piyasada bir artık, denge fiyatının altında kaldığı sürece de bir kıtlık sorunu mevcut olacaktır. Piyasa dengesindeki değişiklikleri açıklayabilmek.
• Piyasa denge noktasının değişmesi arz ve talep eğrilerinin birisi veya ikisi birden yer değiştirdiğinde değişecektir.
• Ulaşılan yeni denge noktasına göre denge fiyatı ve denge miktarının ne kadar etkileneceği eğrilerin yer değiştirme miktarına bağlı olarak belirlenecektir.


Esneklik
Talebin fiyat esnekliği kavramını, bu kavramın pratikte kullanımını ve iktisadi yorumunu kavrayabilmek, talebin fiyat esnekliğini belirleyen faktörleri açıklayabilmek
• Talebin fiyat esnekliği, bir malın talep edilen miktarının bu malın fiyatına karşı duyarlılığının ölçüsüdür. Talebin fiyat esnekliği, bir malın talep edilen miktarındaki yüzde değişmenin o malın fiyatındaki yüzde değişmeye oranlanması ile hesaplanır .
• Ekonomistler, talep eğrilerini talebin fiyat esnekliği katsayılarına göre sınıflandırırlar. Bu sınıflandırmada katsayıların mutlak değerleri kullanılmaktadır. Buna göre Ed<1 için inelastik talep yada esnek olmayan talep, Ed= 1 için birim esnek talep, Ed>1 için esnek talep terimleri kullanılır.
• Tüm negatif eğimli doğrusal talep fonksiyonlarında, talep eğrisinin orta noktası birim esnekliği gösterirken, orta noktasının üzeri esnek, bu noktanın altı ise inelastik talebi göstermektedir.
• Fiyat esnekliği kavramının önemli kullanımlarından birisi, bir ürünün fiyatı değiştiği zaman, satıcıların elde edeceği toplam hasılat yada tüketicilerin bu ürün için yapacağı toplam harcamanın ne olacağının tahmin edilmesine olanak tanımasıdır.
• Talebin fiyat esnekliğini etkileyen faktörler arasında ürün için ikame edilebilirliğin derecesi, ürünün tüketici bütçelerindeki önemi, fiyat değişmelerinin geçici ve sürekli olması, malın tatmin ettiği ihtiyacın niteliği (zorunlu ve lüks mal) gibi faktörler yer alırken, esneklik zaman içerisinde de değişim gösterebilmektedir.
Fiyat dışındaki diğer faktörlerde meydana gelecek değişmeler karşısında talebin göstereceği tepkiyi değerlendirebilmek, bu tepkinin pratik kullanımını ve iktisadi yorumunu açıklayabilmek
• Gelir esnekliği, parasal gelirde yüzde bir oranındaki bir değişiklik sonucu talep miktarında meydana gelen yüzde değişmedir. Gelir arttığı zaman talep artıyorsa, gelir esnekliği pozitif bir sayı olarak elde edilecektir. Bu tür mallar normal mal olarak nitelendirilir ve malların çoğunluğu bu tanımlamaya uymaktadır. Ancak bazı mallar vardır ki, gelir arttığı zaman bunların talebinde azalma olur. Bu durumda gelir esnekliği negatiftir. Negatif gelir esnekliği olan mallar düşük mal olarak tanımlanır.
• Çapraz talep esnekliği, bir malın fiyatındaki yüzde değişmenin bir başka malın talep miktarında neden olduğu yüzde değişmeye ilişkin bir ölçüttür ve Aşağıdakilerden hangisi malı miktarındaki yüzde değişmenin B malı fiyatındaki yüzde değişmeye oranı şeklinde hesaplanır. Çapraz talep esnekliği ikame mallar için pozitif, tamamlayıcı mallar için negatif değer alır. Arzın fiyat esnekliği kavramını ve kullanımını açıklayabilmek
• Arz esnekliği üreticilerin fiyat değişimlerine karşı duyarlılıklarını ölçmektedir. Arz esnekliği, bir malın arz edilen miktarındaki yüzde değişimin fiyatındaki yüzde değişmeye oranıdır.
• Arz esnekliği de eğimden farklıdır ve birim içermeyen bir ölçüdür, yani fiyat ve miktarın nasıl ölçüldüğüne bağlı değildir. Arz esnekliği sınıflandırılırken Es<1 için inelastik arz, Es=1 için birim esnek arz, Es>1 için ise esnek arz deyimleri kullanılır.
• Arzın fiyat esnekliğini etkileyen en önemli faktör, firmaların giderlerini üretime ayarlayabilme derecesidir.
Arz-Talep Uygulamaları
Devletin piyasaya müdahale etmek amacıyla kullandığı fiyat kontrolü yöntemlerini ve bu türden müdahalelerin piyasada oluşan fiyat ve işlem hacmi üzerindeki olası etkilerini açıklayabilmek
• Devlet yasa ya da düzenlemelerle (yönetmelik, tebliğ gibi) belirli bir mal ya da hizmetin fiyatını tespit eder veya sınırlama getirirse fiyat kontrollerinden söz edilir. Uygulamada belli başlı fiyat müdahalesi yöntemleri taban ve tavan fiyatı uygulaması, asgari ücret uygulaması, tarımsal destekleme uygulamaları ve kira kontrolleridir.
• Mal ve hizmet arz edenleri korumak amacıyla, devletin bir mal veya hizmete ilişkin minimum fiyatı belirlemesi taban fiyat olarak bilinirken, mal ve hizmet talep edenleri korumak amacıyla bir mala ilişkin maksimum fiyatı belirlemesi tavan fiyat uygulaması olarak adlandırılır.
• Bu bağlamda asgari ücret uygulaması, tarımsal destekleme politikaları, kira kontrolleri gibi politikalar devletin çok sık kullandığı fiyat kontrol politikaları arasında yer alır. Devletin piyasaya müdahale etmek amacıyla kullandığı miktar kontrolü yöntemlerini ve bu türden müdahalelerin piyasada oluşan fiyat ve işlem hacmi üzerindeki olası etkilerini açıklayabilmek
• Devletin kota adı altında arz edilen mal miktarına sınırlama getirmesidir. En çok bilinen kota uygulamaları üretim kotaları ve ithalat kotalarıdır.
• Üretim kotası, arz edilen mal veya hizmet miktarını sınırlayarak, rekabet koşullarında oluşmuş piyasa fiyatını üreticilerin lehine arttırmaya dönük devlet politikasıdır.
• İthalat kotası, belli bir dönem boyunca ithal edilecek ürün miktarı üzerine bir tavan koyulmasıdır. Devletin piyasaya müdahale etmek amacıyla vergileme yetkisinden kaynaklanan gücünü nasıl kullanacağını ve ekonomik birimlerin vergiler karşısında göstereceği tepkinin piyasa dengesinin oluşumuna etkilerini açıklayabilmek
• Belli bir maddi ölçü üzerinden (ağırlık, uzunluk, adet, hacim gibi) alınan vergiler spesifik vergiler olarak tanımlanırken, belirli bir parasal değerin yüzdesi şeklinde hesaplanan vergiler ise ad valorem vergiler olarak isimlendirilir.
• Uygulanacak bir satış vergisinin denge üzerindeki etkisi fiyatın artması ve miktarın azalması şeklindedir. Verginin ne kadarının kimin üzerinde kalacağı-nı belirleyen faktör ise arz ve talep esneklikleridir. Örneğin, arz ve talep esnekliklerinin aynı olduğunu varsayacak olursak, verginin yarısını tüketici yarısını üretici ödeyecektir.
• Vergiyi ödeyen mükellefin bunun bir kısmını veya tamamını fiyat mekanizması aracılığı ile diğer kişilere aktarması vergi yansıması olarak adlandırılır.
Tüketici ve üretici rantı kavramlarını ve piyasa dengesinde meydana gelen değişmelerin refah üzerindeki etkilerini açıklayabilmek
• Bir malın alıcılar açısından toplam değeri ile bu malları üreten üreticilerin toplam maliyetleri arasındaki fark toplam rant olarak bilinirken, tüketicinin bir mal için ödemeye hazır olduğu fiyat ile gerçekte ödediği fiyat arasındaki fark tüketici rantı, üreticinin ürettiği malı satmaya razı olduğu fiyat ile gerçekte satış yaptığı fiyat arasındaki fark üretici rantı olarak adlandırılır.
Üretim ve Maliyetler
Üretim, firma ve üretim faktörleri kavramlarını kullanarak üretim fonksiyonunu açıklayabilmek
• Her firma piyasaya sunacağı mal ve hizmetleri üretebilmek için bir takım maliyetlere katlanmak zorundadır. Firma kârını maksimize etmeye çalıştığı için üretimini en düşük maliyetle gerçekleştirme çabası içerisindedir. Firmanın üretip, piyasaya süreceği ürünün miktarı, firmanın katlandığı maliyetler ile ürünün piyasadaki satış fiyatına göre belirlenir.
• Veri teknoloji çerçevesinde, bir ürünün miktarının arttırılması, girdilerin arttırılmasına bağlıdır. Girdiler ile elde edilen ürünler arasındaki bu bağlılık ilişkisi üretim fonksiyonu ile özetlenmektedir.
• Üretim sürecinde kullanılan girdiler sabit ve değişken olmak üzere iki grupta değerlendirilir. Sabit girdiler, ürün miktarındaki değişme karşısında belirli bir süre için miktarı değişmeyen girdilerdir. Değişken girdiler ise arzu edilen üretim düzeyine göre miktarı değişen girdilerdir.
Kısa ve uzun dönem ayırımını yaparak kısa dönemde firmanın üretim davranışını açıklayabilmek
• Kısa dönem, üretim faktörlerinden sadece bir tanesinin değiştirilmesine olanak tanıyan süredir. Değişken girdi miktarının arttırılmasına bağlı olarak elde edilen çıktıya ise toplam fiziki ürün denir.
• Azalan verim yasası, diğer üretim faktörleri miktarı sabitken, bir üretim faktörünün üretimde kullanılan miktarının arttırılması durumunda, her ilave birimin sağladığı ürün miktarının azaldığını ifade eden ilişkidir.
• Marjinal fiziki ürün, emek miktarındaki bir birimlik değişmenin toplam ürün miktarında meydana getirdiği değişim olarak tanımlanır. Marjinal fiziki ürün, emek veriminin nasıl bir seyir izlediğini gösterir.
• Emeğin ortalama fiziki ürünü emek birimi başına elde edilen ürün miktarıdır. Genelde emek verimliliği ile ortalama fiziki ürün anlatılmak istenmektedir.
Uzun dönemde firmanın üretim olanaklarını tartışarak firmanın karar verme sürecini açıklayabilmek
• Uzun dönemde kullanılan tüm girdiler değiştirilebileceği için azalan verimler yasası işlerliğini yitirir. Üretim ölçeği değiştiğinde, bunun ürün miktarı üzerindeki etkisine bakmak suretiyle ölçeğin verimi belirlenebilir. Ölçeğin verimiyle ilgili üç durumla karşılaşılır. Bunlar; ölçeğin sabit, artan ve azalan verimleridir.
• Bir üretim faktörü için optimal girdi kullanım düzeyi, girdinin marjinal fiziki ürün değerinin girdi fiyatına eşit olduğu seviyedir.
• Veri bir girdi ve üretim düzeyi için, marjinal fiziki ürünü göreceli olarak yüksek olan bir girdiyi ve/veya diğerlerine kıyasla fiyatı düşük olan girdiyi daha fazla kullanmak, maliyeti minimize etmek için gereklidir.
Bu minimizasyonun gerçekleştirilmesi optimal üretim tekniğinin seçimini ifade eder. Firma, maliyetlerini minimize eden faktör bileşimini, her bir girdinin marjinal fiziki ürününü fiyatına oranlamak suretiyle belirleyecektir.
Firmanın üretim sürecinde karşılaştığı maliyetleri açıklayabilmek ve bunların seyrini grafik boyutunda açıklayabilmek
• Ekonomistler, maliyet kavramını muhasebecilerden farklı tanımlamaktadırlar. Muhasebe hesaplarına yansıtılan maliyetler açık maliyetlerdir. Örtük maliyetler gerçekte ödeme yapılmayan, ancak bir alternatiften vazgeçilmesi nedeniyle oluşan maliyetlerdir. İktisatçılar maliyet hesaplamalarına örtük maliyetleri de dahil ederler.
• Ekonomistler açık ve örtük maliyetleri kullanarak kârı ölçerler. Oysa, kârın genel muhasebe standartlarıyla yapılan hesaplamasına örtük maliyetler katılmaz.
Firmanın kısa dönemdeki maliyetlerini tanımlayabilmek ve bunların seyrini grafik boyutunda açıklayabilmek
• Firmanın üretim miktarı ile birlikte değişen değişken maliyetleri ile üretim miktarı ile ilişkisi bulunmayan sabit maliyetlerinin toplamı toplam maliyetleri verir.
•Firmanın maliyet eğrileri fiziki ürün eğrilerinin ters döndürülmüş halidir.
• Marjinal maliyet, firmanın üretimini bir birim değiştirmesi nedeniyle toplam maliyette meydana gelen değişmedir. Firmanın ortalama maliyet eğrileri ve marjinal maliyet eğrisi optimal üretim miktarının belirlenmesinde öneme sahip eğrilerdir.
Firmanın uzun dönemdeki maliyetlerini tanımlayabilmek ve bunların seyrini grafik boyutunda açıklayabilmek
• Maliyetler açısından uzun dönemi kısa dönemden ayıran temel özellik, firmaların herhangi bir sabit maliyetinin olmaması, yani tüm maliyetlerinin değişken olmasıdır.
• Faktör fiyatları ve teknoloji sabitken, uzun dönem ortalama maliyetler, tüm üretim faktörlerinin değişmesi sonucunda her bir üretim düzeyi için minimum ortalama maliyetlerden oluşur.
• Farklı girdi fiyatları veya farklı teknoloji, farklı kısa ve uzun dönem maliyetlerine neden olur. Daha düşük girdi fiyatlarında, belirli bir üretim düzeyi için katlanılan üretim maliyeti düşer ve maliyet eğrisi bütün halinde aşağıya kayar. Tersi durumda katlanılan üretim maliyeti artacağı için maliyet eğrisi yukarı ya doğru yer değiştirir

Tam Rekabet Piyasası
Tam rekabet piyasasını tanıyabilmek, bu piyasanın özelliklerini ve sonuçlarını açıklayabilmek
• Tam rekabet, hiçbir firmanın sattığı ürünün fiyatı üzerinde tek başına kontrol gücünün olmadığı özel bir piyasa yapısıdır. Tam rekabetçi firma fiyat belirleyici değil, fiyat kabullenicidir.
• Tam rekabet piyasasının dört adet varsayımı şunlardır: Piyasada çok sayıda alıcı ve satıcı vardır, mallar homojendir, piyasaya giriş ve çıkışlar serbesttir, alıcı ve satıcılar tam bilgiye sahiptirler.
• Tam rekabet koşullarında faaliyet gösteren bir firma, piyasada oluşan fiyatı esas alarak, bu geçerli piyasa fiyatından istediği kadar mal satabilir. Bu nedenle, tek bir firmanın ürününe olan talep eğrisi, geçerli piyasa fiyatında tam esnektir (sonsuz esnektir) ve eğri yatay eksene paralel bir doğru biçimdedir.
Kısa dönemde firmanın kârını maksimize eden üretim düzeyinin nasıl belirlendiğini farklı yöntemlerle açıklayabilmek
• Tam rekabet piyasasında faaliyette bulunan bir firmanı n marjinal geliri ve ortalama geliri malın piyasadaki satış fiyatına eşittir. Kârını maksimize etmek isteyen firma, toplam geliri ile toplam maliyeti arasındaki farkı en yükseğe çıkarmayı amaçlar.
• Firma, marjinal maliyetin marjinal gelire eşit olduğu üretim düzeyinde ve marjinal maliyetin arttığı üretim düzeyinde kârını maksimum düzeye çıkartır.
• Firmanın kârını maksimize eden çıktıyı üretmesi, firmanın mutlaka ekonomik kâr elde edeceği anl..... gelmez. Eğer satış fiyatı ortalama toplam maliyete eşitse firma ancak normal kârla çalışıyor demektir.
• Piyasada gerçekleşen fiyat, firmanın ortalama değişken maliyetini karşılama konusunda yetersiz kalıyorsa, firma üretimini durdurmalıdır. Bu nedenle, firmanın kısa dönem arz eğrisi, marjinal maliyet eğrisinin ortalama değişken maliyet eğrisinin üzerinde kalan kısmıdır.
Uzun dönemde kâr maksimizasyonu sağlayan üretim düzeyinin nasıl belirlendiğini açıklayabilmek
• Uzun dönem piyasa (endüstri) dengesinde ekonomik kâr söz konusu olmaz ve ürünün fiyatı minimum ortalama maliyet düzeyine kadar iner .
• Firmalar minimum ortalama maliyette üretimde bulundukları için toplumun bütün kaynakları tam olarak kullanılır. Yani tam rekabet piyasasında, uzun dönemde atıl kapasite oluşmaz.
Ek*** Rekabet Piyasaları
Tekel piyasasının tanımını, işleyişini ve tekelci bir firmanın olası davranışlarını, bunların sonuçlarını açıklayabilmek
• Tekel, bir endüstride tek bir firmanın faaliyette bulundu ¤u piyasa biçimidir. Tekel piyasası üç temel varsayıma dayanır. Bu varsayımlar, tek satıcının olması, tek bir satıcının yakın ikamesi olmayan bir malı satması ve başka firmaların piyasaya girişini engelleyen oldukça etkili engellerin olmasıdır.
• Tekelci, marjinal maliyetin marjinal gelire eşit oldu¤u noktada üretim yapıp ve bunu da mümkün olan en yüksek fiyattan satarak kârını maksimize eder. Tekelcinin sattı¤ı ürünün fiyatı marjinal gelirinden büyük oldu¤u için tekelcinin talep eğrisi marjinal gelir eğrisinin üzerinde yer alır ve denge üretim düzeyi için ürünün fiyatı marjinal maliyetinden büyüktür.
• Tekelci firma kısa dönemde olduğu gibi uzun dönemde de, piyasaya girişin engellenmesi nedeniyle ekonomik kâr elde eder. Piyasaya başka firmaların girmesi, yasal, ekonomik ve teknolojik bazı engellerle kısıtlanır.
• Tekelci farklı müşterilerine aynı ürünü farklı fiyatlarda satarak fiyatını farklılaştırabilir. Tekelci fiyat farklılaştırmasını, birinci, ikinci ve üçüncü derece fiyat farklılaştırması şeklinde gerçekleştirir. Tekelci fiyat farklılaştırması yaparak kârını artırır. Tam rekabet piyasasının aksine tekel piyasasında kaynaklar etkin olarak kullanılmaz. Tekelci rekabet piyasasının tanımını, işleyişini ve tekelci rekabet koşullarında faaliyet gösteren bir firmanın olası davranışlarını, bunların sonuçlarını açıklayabilmek
• Tekelci rekabet piyasasının varsayımları, birbirinden bağımsız olarak hareket eden çok sayıda alıcı ve satıcının olması, her firmanın farklılaştırılmış ürün satması ve piyasaya giriş ve çıkışın kolay olmasıdır.
• Tekelci rekabetçi bir firma için de, fiyat marjinal gelirden büyüktür ve marjinal gelir eğrisi, talep eğrisinin altında yer alır. Tekelci rekabetçi firma da, marjinal gelirin marjinal maliyete eşit olduğu noktada üretimde bulunarak kârını maksimize eder. Ancak kısa dönemde elde edilen ekonomik kâr, tekelci rekabet piyasasında piyasaya girişin serbest olması nedeniyle, uzun dönemde yok olur. Tekelci rekabet piyasasında da kaynaklar etkin olarak dağıtılmaz.
Oligopol piyasasını tanımlamak ve oligopol teorilerinin ana hatlarını açıklayabilmek
• Oligopol, birbiri ile rekabet eden az sayıda büyük firmanın, her birinin üretimindeki değişmelerin, piyasa fiyatını etkileyecek durumda olduğu piyasa yapısıdır. Oligopol piyasasında, faaliyette bulunan az sayıda büyük firmanın, karşılıklı olarak birbirleriyle bağımlılık içerisinde oldukları varsayılır.
• Oligopolleri ürün farklılaştırılmasının olup olmamasına bağlı olarak saf ve farklılaştırılmış oligopol şeklinde, firmalar arasındaki bağımlılığın derecesine göre tam veya kısmi oligopol şeklinde sınıflandırmak mümkündür.
Faktör Piyasaları ve Faktör Gelirleri
Faktör piyasalarının işleyişini faktör arzı ve faktör talebi kavramlarını kullanarak açıklayabilmek
• Faktör piyasası üretim faktörlerinin alınıp satıldığı piyasadır. Faktör talebi bir türev taleptir ve üretiminde bu faktörlerin kullanıldı¤ı malın talebiyle doğrudan ilişkilidir. Faktör talebini, talep edilen mal miktarı, faktörlerin verimliliği ve diğer faktör fiyatları etkiler.
• Bir firma marjinal ürün geliri, marjinal faktör maliyetine eşit oluncaya kadar faktör istihdam eder. Marjinal ürün geliri, ek bir faktörün istihdam edilmesi sonucu ortaya çıkan gelir artışıdır. Marjinal faktör maliyeti ise ek bir birim faktör kullanmanın maliyetidir. Marjinal ürün geliri aynı zamanda firmanı n faktör talep eğrisidir.
• Faktör arzı ile ilgili kararlar faktör sahiplerince verilir. Bu nedenle geriye dönük faktör arz eğrisi ortaya çıkabilir. Yani faktör arz eğrisi, düşük faktör fiyatlarında pozitif eğime sahipken, yüksek faktör fiyatlarında negatif eğime sahip olabilir. Faktör gelirlerinin nasıl belirlendiğini ve neden farklılaştığını açıklayabilmek
• Faktör gelirleri ücret, faiz, rant ve kârdan oluşur. Ücretler nominal ve reel ücretler olmak üzere ikiye ayrılır. Nominal ücretler, ücretlerin parasal değerini; reel ücretler ise ücretin satın alma gücünü gösterir. İktisatçılar faizi de nominal ve reel faiz olarak ikiye ayırırlar. Reel faiz beklenen enflasyon oranına göre düzeltilmiş faiz oranı iken, nominal faiz oranı piyasada geçerli olan oranı gösterir. İktisatçılar ekonomik rant kavramını geliştirmişlerdir. Bu kavram kira kavramından farklıdır. Kâr ise bir işletmenin toplam gelirlerinden ücret, faiz ve rant ödendikten sonra kalan artığı temsil eder, kâr girişimcinin üretimi organize etmesi ve belli bir risk üstlenmesinin karşılığını oluşturur.
Kamusal Mallar ve Dışsallıklar
Kamusal mal kavramını ve özelliklerini tanımlayarak kamusal mallarda etkin üretim düzeyinin nasıl belirleneceğini açıklayabilmek
• Toplumun tüm üyelerinin herhangi bir bedel ödemeden tüketebileceği ve bir kişinin tüketiminin bir başkasının tüketimine engel teşkil etmediği mallar kamusal mallardır. Bu mallar toplumda ödeme yapan ya da yapmayan tüm toplum üyelerine fayda sağlar. Ödeme yapmayanlar bu faydayı elde etmekten mahrum bırakılmadığı için kamusal mallarda bedavacılık sorunu ile karşılaşılır.
• Kamusal malların varlığı fiyat sistemi için sorun yaratır ve piyasa başarısızlığına neden olur. Bu yüzden, kamusal malların üretiminde devletin bizzat üretimi üstlenmesi alternatifi ya da piyasaya devlet müdahalesi gündeme gelir.
• Kamusal malların çıktı düzeyi tüm bireysel taleplerin dikey toplamları ile elde edilen marjinal sosyal fayda eğrisi ile marjinal maliyet eğrisinin kesiştiği noktada belirlenir. Bedavacılık sorunu yüzünden kamusal malların üretiminde özel kesim etkin çıktı düzeyinde üretim yapamaz. Dolayısıyla, kamusal mallar devlet tarafından üretilir ve genelde vergilerle finanse edilir.
Dışsallık kavramını ve özelliklerini tanımlayarak dışsallık türlerini içselleştirme yöntemlerini açıklayabilmek
• Bir ekonomik birimin üretim ya da tüketime ilişkin kararı bir başka birimin veya birimlerin fayda ya da maliyetlerini piyasa dışında başka bir yolla etkiliyorsa, dışsallıkların var olduğunu söyleyebiliriz. Rekabetçi piyasalarda çok fazla negatif dışsallık ve çok az da pozitif dışsallık üretilmektedir. Bu durum kaynakların aşırı ya da düşük düzeyde tahsis edilmesine neden olduğu için piyasa başarısızlığının da nedenlerinden biridir.
• Devlet, piyasa başarısızlığını gidermek ve dışsallıkları içselleştirmek için vergi, sübvansiyon, yasal düzenlemeler ve üretimi üstlenme gibi araçları kullanır. Dışsallıkların içselleştirilmesi, marjinal özel fayda ve maliyetlerin marjinal sosyal fayda ve maliyetleri de kapsayacak şekilde belirlenmesi amacıyla üretici ve tüketici kararlarına dönük düzenlemelerdir. Bu tanıma göre, negatif dışsallıklarda marjinal dışsal maliyeti içselleştirmek için bu maliyeti marjinal özel maliyete eklerken, pozitif dışsallıklarda marjinal dışsal faydayı içselleştirmek için bu faydanı n marjinal özel faydaya eklenmesi gerekir. Bir dışsallığın içselleştirilmesi bir malın tüm sosyal maliyeti ve tüm sosyal faydasını yansıttığı için fiyatlarda da bir değişme meydana gelecektir.
• Negatif dışsallıkların olduğu durumda, dışsallığı meydana getiren firma veya kişi için, bu ekonomik faaliyet bir maliyet oluşturmazken, maliyet topluma yüklenmektedir. Bu durumda, devlet üçüncü kişilere yüklenen bu maliyetle orantılı olarak, dışsallığı meydana getiren firma veya kişiden bir düzenleyici vergi alabilir. Düzenleyici vergilerin amacı, bir mal veya hizmetin dışsal maliyetini marjinal özel maliyete eklemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için düzenleyici verginin her birim çıktının marjinal dışsal maliyetine eşit olması gerekir.
• Sübvansiyonlar, pozitif dışsallıklar meydana getiren üretim veya tüketim faaliyetinin marjinal dışsal faydasını içselleştirmek için kullanılır. Amaç, tüketici veya üretici tarafından yapılan ödemeleri azaltmaktır. Sübvansiyonlar düzenleyici vergi temeline dayanan negatif bir vergi olarak da düşünülebilir

SORUYU DOĞRU CEVAPLA BEDAVA 100 KONTÖR'Ü HEMEN AL

ForumTURKA.Net